7. bölüm · Rüyalarda Benim Yerime Geçen
7. Gerçeğin Parçası
Bölüm 7 – Gerçeğin Parçası
Uyandığımdan beri elimden düşürmediğim altın renkli maske parçası avucumun içinde duruyordu.Her birkaç dakikada bir ona bakıyor, gerçekten orada olduğundan emin olmaya çalışıyordum.Parmaklarımla kenarındaki ince işlemeleri takip ettim.Gerçekti.Soğuktu.Ve ağırdı.Bir rüya bu kadar gerçek olamazdı.“Amelya!”Annemin sesi mutfaktan yükseldi.“Kahvaltıya gel!”Maske parçasını aceleyle yastığımın altına sakladım.Tam odadan çıkacakken kapı aniden açıldı.Küçük kardeşim içeri daldı.“Ablaaa!”Yatağa zıpladı.Tam onu durduracakken eli yastığın altına gitti.“Bu ne?”Altın parça güneş ışığında parladı.“Ver onu!”Kardeşim kahkaha atarak odadan fırladı.“Yakala da al!”“Kerem, dur!”Merdivenlerden inerken annem şaşkınlıkla bize baktı.“Ne oluyor size sabah sabah?”“Hiç!”Kardeşim elindeki maskeyi havaya kaldırarak kapıdan dışarı kaçtı.Ben de peşinden koştum.Sokağın sonundaki küçük parka kadar nefes nefese koştuk.Kerem salıncakların önünde durup bana dil çıkardı.“Çok güzelmiş.”“O oyuncak değil!”Tam elinden alacakken maskeyi yanlışlıkla yere düşürdü.Parça çimenlerin arasına yuvarlandı.Eğilip almak için uzandım.O sırada arkamdan kahkahalar yükseldi.“Daha sabah sabah yerde ne arıyorsun?”İçim buz kesti.Başımı kaldırdım.Okuldan tanıdığım çocuklar karşımda duruyordu.Her zamanki gibi alaycı gülümsemeleri yüzlerinden eksik değildi.Aralarında…O da vardı.Okuldaki çocuk.Elleri cebindeydi.Yüzündeki soğuk ifade hiç değişmemişti.Bana sadece birkaç saniye baktı.Sonra gözleri yerdeki altın maske parçasına kaydı.Kaşları hafifçe çatıldı.Sanki onu tanımıştı.Ama bunu belli etmemeye çalışıyordu.Grubun içinden biri maskeyi yerden aldı.“Bu da ne?”Başka biri kahkaha attı.“Herhâlde prenses tacı kırılmış.”Hepsi gülmeye başladı.“Ver onu.”Sesim beklediğimden daha sert çıkmıştı.Çocuk maskeyi elinde çevirdi.Tam yere atacakken…Yanlarında duran o çocuk ilk kez konuştu.“Yeter.”Herkes sustu.Maskeyi elinden aldı.Bana doğru yürüdü.Yüzü hâlâ ifadesizdi.Parçayı avucuma bıraktı.Parmakları bir anlığına elime değdi.Sessizce eğildi.Kimsenin duyamayacağı kadar alçak bir sesle fısıldadı.“Bunu sakla.”Kalbim hızlandı.Şaşkınlıkla yüzüne baktım.Ama doğrulduğunda yine eski hâline dönmüştü.Alaycı bir gülümsemeyle omzuma çarparak yanımdan geçti.“Sana acıdığımı sanma.”Arkadaşları da arkasından yürüdü.Hiçbiri az önce ne söylediğini duymamış gibiydi.Olduğum yerde kalakaldım.Biraz önce…Gerçekten bana yardım mı etmişti?Yoksa bunu da mı hayal etmiştim?Akşam odama çıktığımda maske parçasını masanın üzerine bıraktım.Pencereden süzülen dolunay ışığı parçanın üzerine vurdu.Altın yüzeyde daha önce olmayan ince çizgiler belirmeye başladı.Çizgiler yavaş yavaş birleşti.Ve sonunda tek bir sembole dönüştü.İç içe geçmiş…İki dolunay.Tam o anda odamın kapısı kendi kendine yavaşça aralandı.Koridorda kimse yoktu.Ama kulaklarımda yine aynı melodi çalmaya başlamıştı.
