8. bölüm · Rüyalarda Benim Yerime Geçen
8. Lütfen Uyu
Bölüm 8 – Lütfen Uyu
Hafta sonları çocukluğumdan beri en sevdiğim günlerdi.Çünkü Kerem’le birlikte babamın yanına giderdik.Babamın eski oyuncakçı dükkânı bana hep başka bir dünyanın kapısı gibi gelirdi.İçeri girer girmez ahşabın, eski kitapların ve yeni tamir edilmiş oyuncakların kokusu birbirine karışırdı.“Hoş geldiniz!”Babam tezgâhın arkasından gülümseyerek çıktı.Kerem koşup boynuna sarıldı.“Bu gece burada kalacağız!”Babam saçını karıştırdı.“Elbette kalacaksınız.”Bana döndüğünde gülümsedi.“İyi misin, Amelya?”“İyiyim.”Yalan söylemiştim.Son günlerde yaşadıklarımı ona anlatmak istiyordum.Ama nereden başlayacağımı bilmiyordum.“Baba, rüyalarımdan eşyalar getiriyorum.”Bunu söylesem bana inanır mıydı?Akşam dükkân kapandı.Babam yukarı kattaki küçük dairede bize yemek hazırladı.Kerem her zamanki gibi gün boyu koşuşturmanın yorgunluğuyla daha başını yastığa koyar koymaz uyuyakaldı.Babam ise koltukta otururken elindeki kitabı okumaya çalışıyordu.Bir süre sonra gözleri kapandı.Ev sessizliğe gömüldü.Ben ise yatağımda gözlerimi tavana dikmiş bekliyordum.Uyumayacaktım.Bu gece ne olursa olsun uyumayacaktım.Çünkü artık emindim.Her uyuduğumda biri beni çağırıyordu.Saatin tik takları odanın içinde yankılanıyordu.Bir…İki…Üç…Tam gözlerim ağırlaşmaya başlamıştı ki aşağıdan ince bir melodi yükseldi.Aynı melodi…Oyuncakçıdaki müzik kutularının çaldığı melodi.Yavaşça yataktan kalktım.Kerem derin uykudaydı.Babamın odasından hafif horlama sesleri geliyordu.Sessizce merdivenlerden aşağı indim.Oyuncakçı karanlıktı.Dolunayın ışığı vitrinden süzülüyor, raflardaki oyuncakların üzerine vuruyordu.Kurmalı askerler…Porselen bebekler…Tahta atlar…Hepsi bana bakıyormuş gibi hissediyordum.Melodi devam ediyordu.Dükkânın en arka köşesine doğru yürüdüm.Eski aynanın önüne geldiğimde istemsizce durdum.Yansımama baktım.Bir an her şey normaldi.Sonra…Yansımam kayboldu.Yerinde başka biri duruyordu.Nefesim kesildi.Okuldaki çocuk…Ama bu kez okuldaki gibi değildi.Üzerinde siyah bir takım elbise vardı.Yüzünde sertlik yerine hüzün vardı.Derin kahverengi gözleri sanki günlerdir uyumamış gibiydi.Bana baktı.Yavaşça elini aynaya koydu.Ben de farkında olmadan bir adım yaklaştım.Dudakları kıpırdadı.“Amelya…”Sesini duymuyordum.Ama söylediklerini anlayabiliyordum.“Sana ihtiyacım var.”Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.“Sen… kimsin?”Cevap vermedi.Sadece elini bana doğru uzattı.Avuç içi aynanın içinden dışarı çıkacakmış gibi görünüyordu.Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.İlk kez onu bu kadar çaresiz görüyordum.Sonra fısıldadı.“Lütfen…”Bir an durdu.“Lütfen uyu.”Başımı iki yana salladım.“Hayır.”“Eğer uyursan…”Sözünü tamamlayamadı.Yukarıdan sert bir gürültü duyuldu.Bir şey yere düşmüştü.Ardından babamın sesi yankılandı.“Amelya!”İrkilerek arkamı döndüm.Tekrar aynaya baktığımda…Yalnızca kendi yansımam vardı.Melodi de susmuştu.Tam o sırada arkamdan babamın eli omzuma dokundu.“Burada ne yapıyorsun?”Sesinde hem şaşkınlık hem de endişe vardı.Cevap veremedim.Çünkü aynanın alt köşesinde, buğulu camın üzerine içeriden yazılmış gibi duran dört kelimeyi görmüştüm.“Geç kalmadan uyumalısın.”
