38. bölüm / 41
Emanet İhanetlerBölüm 38
Bölümler 41Şu an: Bölüm 38
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime
- 30 Bölüm 30884 kelime
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime · Okuduğun bölüm
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir adım daha attığında aramızda hiç mesafe kalmamıştı. Omuzlarımda asılı duran ceketi alıp koltuğa fırlattı. Parmaklarıyla önüme düşen saçlarımı geriye ittirirken diğer eli belime gitti. Hareket etmeyip sadece onu izliyordum. Dudaklarını boynuma yaklaştırınca kendimi geri çektim. Az önce sarışın tarafından öpülmüştü ve dudaklarında o kadının ruj izi vardı. Tiksintiyle ruj izine bakarken parmaklarım dudaklarına gitti. Baş parmağımla kalan izleri temizlemeye çalışırken Uygar ellerini benden çekip cebine attı. Çatık kaşlarıyla ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu. Rujun markası iyi olacak ki zar zor çıkıyordu. Daha da bastırıp sildim. Tamamen temizlediğimde gözlerimi kaldırıp Uygar'a baktım. Dudağının kenarı kıvrılmıştı. Ceketinden tutup kendime çektikten sonra dudaklarımızı buluşturdum.
Kapının dışından gelen sesle geri çekildim.
"Uygar Bey, misafirler sizi soruyor."
"Semih'e söyle o ilgilensin." Diye seslendi dışarı doğru. Ceketini bırakıp kırışan yeri elimle düzeltmeye çalıştım. Dışarıdaki adam gidince Uygar çenemi tutup başımı kaldırdı. Yüzüme bakarken başını hafifçe sağ tarafa yatırmış yarım ağız gülümsüyordu. Boynuma eğilip küçük öpücükler bırakmaya başladı.
Kendimi geriye bırakıp gözlerimi kapattım. Uygar elbisemin etek ucundan tutup üst bacağıma kadar sıyırdı. Durduğunda gözlerimi açtım. Pansuman yaparken gördüğü dövmeme bakıyordu. Bakışlarımı tavana çevirdim. Parmaklarını dövmenin üzerinde gezdirdikten sonra öpmeye başladı.
Üzerimdeki örtüyü yavaşça kaldırıp yataktan çıktım. Koltuğun üzerindeki gömleği alıp giydim. Sehpanın üstündeki sigara paketini de alıp, Uygar'ın uyanmamasına özen göstererek balkona çıktım. İkinci sigarayı yaktığımda balkonun kapısı açıldı.
"Üşüteceksin. İçerde içebilirsin."
Ağzındaki dumanı dışarı üflerken Uygar'a döndüm.
"Soğuk değil."
Yanıma gelip elimdeki sigaraya uzandı. Uzunca çekerken gözlerini benden ayırmadı. Dumanını üflemeden önce yüzünü çevirmişti. Bende bir nefes çektim. İkimizde karşıdaki karanlığa bakmaya başladık.
"Sigaranı bitir içeri geçelim."
Konuşmayıp onaylamak için başımı salladım. Yarıya gelen sigaradan bir kez daha çektim. Uygar bu sırada arkama geçip kollarını belime doladı. Sırtımı göğsüne yaslayıp sigaramı dudaklarıma götürdüm.
Yere saçılmış ilaçları toparlayıp yere oturdum. Dört kutu farklı farklı ilaçlar vardı. Sadece birinin uyku hapı olduğunu biliyordum. İlaç kutularını bırakıp etrafa bakınmaya başladım.
Güneş henüz doğmadan Uygar'ın evinden çıkıp buraya geldim. Ev her zamanki gibi düzenliydi. Her şey yerli yerindeydi yalnızca bu ilaçlar dağılmıştı. Yerden kalkıp diğer odaları dolaşmaya başladım. Daha önce girmediğim odanın önüne gelince beklemeden kapının kolunu indirdim. Bu kez kapı açıldı. Yavaşça içeri girdim. İçerisi perdeleri kapalı olduğundan loştu. Odanın her köşesine göz gezdirdim. Oda bomboştu. Pencerenin önüne geçip perdeyi ve pencereyi açtım. Kuytu köşede kalan bir oda üstelik bomboş. Belki de hiç kullanmamıştı. Pencereyi ve perdeyi kapatıp odadan çıkacağım sırada tavandaki parıltı dikkatimi çekti. Başımı kaldırıp tavana baktım. Birlikte çekildiğimiz bir fotoğraf vardı. Etrafında küçük taşlar parlıyordu. Bakışlarımı yerle fotoğraf arasında gitti. Kapıyı kapatıp yere uzandım. İçerisi yine karanlıklıklaşınca fotoğraf daha da parlıyordu. Gözlerimi fotoğraftan ayıramadım.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum odadan çıkıp yatak odasına girdim. Yatağı topluydu. Dolaba ilerleyip kıyafetlerine baktım. Sandalyenin üzerinde duran tişörtü alıp burnuma götürdüm, kokusu hâlâ üzerindeydi. Tişörtü bırakmadan yatağa oturdum. Salondan telefonun sesi gelse de kalkmadım. Israrla çalmaya devam edince uyuşuk uyuşuk kalkıp yürüdüm. Telefon birkaç saniyeliğine susup tekrar çalıyordu.
"Dinliyorum."
"Zümra neredesin sen? Arıyorum arıyorum açmıyorsun."
Uygar'ın sesi sinirli geliyordu.
"Halletmem gereken bir konu var."
"Neredesin?"
"İşim bitince ararım seni."
"Zümra, nerdesin?"
Sesi daha da sertleşmişti umursamayıp telefonu kapatacağım sırada tekrar konuştu.
"Seni bulmam en fazla bir saatimi alır. Yorma beni."
Nefeslenip cevap verdim.
"Ekin'in evindeyim."
Karşılık vermeden telefonu kapattı.
Çok geçmeden kapı çalınca Uygar'ın geldiğini anladım. Kapıyı açıp kenara çekildim. Yüzüme bakmadan içeri girdi. Peşinden yürüdüm. Salonun ortasına geldiğimizde bana doğru döndü.
"Neden?" Kaşlarını olabildiğince çatmıştı. Karşısından çekilip kalktığım yere oturdum. Beni gözleriyle takip ediyordu.
"Vedalaşmam gerekiyor."
Karşımdaki koltuğa geçtiğinde gözlerimi gözlerine diktim.
"Bugünden sonra senin yanında olduğum sürece buraya gelmeyeceğim. Senin yanında Ekin'in adını anmayacağım. Kötü hissetmeni istemiyorum ama bunlar onu unutacağım demek değil. Daha önce de söyledim. Ondan sonrası hep gölgede kalacak."
"Ben de mi?"
"Herkes."
Bir hışımla ayağa kalktı.
"Eğer bunları bilerek tamam dersen, buradan birlikte çıkar gideriz."
Biraz duraksadı sonra konuşmadan evden çıkıp gitti. Çantamdan paketimi çıkarırken sinirle güldüm.
İlaç olayını Savva'ya anlatıp bir araştırmasını istedim. Yarına kadar her şeyi öğreneceğini söyleyip kapatmıştı. Az önce de ablamla konuştuk. Eve ne zaman geleceğimi sorup durdu. İçimden o eve gitmek gelmiyordu. Hatta hiçbir eve gitmek istemiyordum. İçimden bunu geçirince birden aklıma Rusya'daki evim geldi. Belki orası olabilirdi. Tek başıma kalıp hiçbir şeyi düşünmemek yeterince cazipti.
Hava kararınca dedemi arayıp eve gelmeyeceğimi söyledim. Nerdesin sorularını yine geçiştirdim. Kanepeye uzanıp gözlerimi kapattım. Geceyi burada geçireceğim gibi görünüyordu.
Kapının sesiyle gözlerimi açtım. Kapı hâlâ çalarken telefona uzandım.
Saat 03.18
Bu saatte buraya gelebilecek kişinin kim olduğunu kestiremediğim için kapıyı açıp açmamak konusunda kararsız kalınca dışarıdan ses duyuldu.
"Zümra kapıyı aç."
Gelen kişinin Uygar olduğunu anladığımda derin bir nefes aldım. Daha fazla bekletmeden kapıyı açtım. Bu kez içeri girmesine müsade etmeyip, kapının önünde dikildim.
"Neden geldin?"
"Neden mi geldim? Gitmedim ki geleyim."
Sesi hâlâ aksiydi. Nefesimi seslice dışarı verirken kapının önünden çekilip içeri girdim. Uygar da kapıyı hızla kapatıp peşimden geldi.
"Burada mı kalacaksın?"
Sorusunu duymazdan geldim. Az önce yattığım kanepeye tekrar uzanıp sırtımı Uygar'a çevirdim.
Ağzının içinde bir şey söyledi ama anlamadım. Üzerime düşen gölgeden başımda beklediğimi biliyordum. Biraz sonra yere oturup sırtını kanepeye yasladı.
"Tamam. Sen nasıl istersen öyle olsun. Onu hiç unutma ve ben hep onun gölgesinde kalayım. Ne dersen kabul."
Başını sırtıma yaslayıp nefeslendi.
"Umarım birgün güneşi görürüm."
Bölüm etkileşimi
