Emanet İhanetler kitap kapağı

13. bölüm / 41

Emanet İhanetler

13.Bölüm/ Kötü

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: 13.Bölüm/ Kötü

Eve döndüğümde hava kararmıştı. Ben daha arabadan inmeden evin kapısı açıldı ve annem dışarı çıktı. Kollarını göğüsünde bağlayıp arabaya doğru yürüdü. Ben de arabadan indim.

"Bir şey mi oldu anne?"

"Hayır, olmadı. Neredeydin?"

"Ecrinle yarış izlemeye gittik."

"Onu biliyorum. Sonrasında neredeydin?"

"Sorguya mı çekiyorsun beni?"

"Evet."

Kaşlarımı çattım, "N'oluyor anne?"

"Sadece nerede olduğunu söyleyeceksin Zümra, neden uzatıyorsun?"

Arabaya yaslanıp ben de kollarımı göğsümde birleştirdim.

"Ekin'in yanındaydım."

"O kim?"

"Arkadaşım."

"Buraya döneli daha kaç gün oldu, nereden çıktı birden bu arkadaşlar?"

Bir adım daha yaklaşıp tam karşımda durdu.

"Zümra sakın boyundan büyük işlere kalkışma, anladın mı?"

"Buraya dönmemden rahatsız oldun değil mi anne?"

Önce yüzündeki ciddiyetini hiç bozmadı sonra elini kaldırıp yanağımı okşadı. Gözleri artık üzgün bakıyordu.

"Burada seni nasıl koruyacağımızı bilmiyoruz kızım. En güvende olman gereken yer bizim yanımızken seni nasıl koruyacağımızı bilmiyoruz."

Kollarımı serbest bırakıp içime derin bir nefes çektim. Anneme bir adım daha atıp sarıldım.

"Korkmanıza hiç gerek yok anne. Bana bir şey olamaycak."

Sarılmama karşılık verip saçmalarımı okşadı.

"Sadece sana değil, kimseye bir şey olmasın Zümra."

Cevap vermedim.

Yemekten sonra dışarı çıkacaktım ama annemin gözüne daha fazla batmamak için çıkamadım. Savva'yla olan buluşmamız yarına kalmıştı. Sıkıntıyla yatağıma oturup dışarıyı izlemeye başladım. Sessizliği telefonun sesi bozdu. Yine yabancı bir numaraydı hatta önceki numara. Telefonu açıp kulağıma götürdüm ve karşıdan ses gelene kadar konuşmadım.
Tuhaf sessizlik devam ederken telefonu kapatacağım sırada ses geldi.

"Zümra Hanım?"

"Kimsiniz?"

"Ben Uygar."

"Numaramı nereden buldunuz?"

"Zor olmadı."

Görmese de gözlerimi devirdim.

"Peki, anladım. Ne için aramıştınız?"

"Sanırım sizden öğrenmem gerek birkaç şey daha var."

"Hangi konuda?"

"Kaza konusunda."

"Ne öğrenmek istiyorsunuz?"

"Ben böyle önemli şeyleri telefonda konuşmam, lütfen uygun bir zamanda görüşelim."

"Tamam ben size haber veririm."

"Bekliyor olacağım, iyi geceler."

"Size de iyi geceler."

Telefonu kapatıp pencerenin önüne geçtim. Havanın serin olmasına aldırmadan pencereyi açtım. Gözüm bahçenin en ucundaki ceviz ağacına kayınca kendi kendime gülümsedim.

~~~

"ABİ YARDIM ET!"

Avazım çıktığı kadar bağırdığım hâlde abim hâlâ gelmemişti.

"ABİİİ"

Abimden ümidi kesip çıktığım ağaçtan aşağı baktım. Çok yükseğe çıkmıştım. Aşağı doğru bir adım atacağım sırada birisi ağacı sallamaya başladı. Korkuyla sallayan kişiye baktım. Abimin boylarında benden birkaç yaş büyük esmer bir çocuktu.

"Napıyorsun be sen? Düşecektim aptal!"

Çocuk arsızca sırıtıp, "Düş diye yaptım zaten."

"Def ol git evimizden salak çocuk."

Çocuk gözlerini kısıp yüzüme baktı.

"Sen burada mı yaşıyorsun?"

"Evet. N'olmuş?"

"Kızım baştan söylesene bende ağaca dalan çocuklardan sandım seni."

"Sorsaydın söylerdim."

Çocuk kollarını açtıktan sonra "Atla" dedi.

Başımı salladım, "Hayır, korkuyorum."

"Ben buradayım korkma düşürmem seni."

"İstemiyorum, git abimi çağır."

"Abini annen çağırdı, gelemez."

Gözlerim dolmaya başlayınca tekrar abime bağırdım.

"ABİ N'OLUR GEL."

"Bak tamam ağlama. Abini bekleyelim o gelince indirir seni."

"Ne zaman gelir?"

"Hemen gelir biraz daha bekleyelim. Hem abin gelene kadar biz de tanışırız."

Tek elimle ağacı tutarken diğer elimle gözlerimi sildim.

"Tamam tanışalım. Benim adım Zümra."

"Merhaba Zümra. İsmin ne güzelmiş anlamı ne biliyor musun?"

Başımı salladım yine.

"Yok ben bilmiyorum ama abim biliyordur. Gelince ona soralım."

Çocuk gülümseyip, "Tamam abin gelsin soralım."

Kollarım uyuşmaya başlayınca ağacın bir dalına iki koluma sarılmaya çalıştım.

"Senin adın ne?"

Konuşurken bastığım dal kırılınca düşmeye başladım. Korkuyla bağırken gözlerimi sımsıkı kapattım. Düşmüştüm ama yere değil. Gözlerimi açtığımda az önceki çocuğun kollarındaydım. Ben şaşkınlıkla çocuğa bakarken o gülümsedi.

"Ben Uygar."

~~~

Ürpertiyle pencerenin önünden geri çekildim.

"Uygar mı?"

Kendi kendime konuştum.

Nasıl bu zamana kadar aklıma gelmemişti ki. Bir yerden tanıdık geliyordu ama bir türlü hatırlayamıyordum. Abimin çocukluk arkadaşıydı. Bu semtten taşınana kadar hep bize gelirdi. Abim en sevdiğim arkadaşım derdi onun için.

Pencereyi kapatıp yatağa uzandım. Gözlerim yavaş yavaş kapanırken telefonun bildirim sesiyle tekrar açıldı. Mesaj Savva'dandı.

"Bir şey oldu. Kötü."

🪄

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

100okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.