Emanet İhanetler kitap kapağı

35. bölüm / 41

Emanet İhanetler

Bölüm 35

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: Bölüm 35

"Çünkü Fıratla ilişkisi vardı." Uygar'ın sesiyle ben de dâhil herkes ona döndü.

"Bununla ne alakası var?" Babamın öfkesi sesine yansıyordu.

"Fırat'ı vurup uçurumdan atan Miraçtı. Zümra, Miraç'ı bu yüzden vurdu."

Herkes birbirine şaşkınlıkla bakıyordu.

"Kızım bu doğru mu?"

Babam bana sormuştu ama Uygar yine araya girdi.

"O gün Fıratla buluşmak için anlaşmıştık. Ben gittiğimde Miraç'ta oradaydı. Sonra ne olduysa birden oldu. Önce Fırat'ı karnından vurdu sonra da uçurumdan attı."

Uygar anlattıkça o anı tekrar yaşadım. Onu ben vurmuştum.

"Bunların yalan olmadığını nereden bileyim? Belki ölmüş oğluma iftira atıyorsunuz!"

Miraç'ın babası bir hışımla ayağa kalkmıştı. Bir bana bir Uygar'a bakıyordu.

"Yalan söylüyorsunuz!" Diye yineledi.

Benim söyleyecek bir şeyim yoktu. Yutkunurken Uygar'a döndüm.

"Fırat'ın karnından vurulduğunu kimseye söylememiştik." Fırat'ın amcasının konuşmasıyla etraf sanki buz kesmişti.

"Katilini bulmak için kolaylık sağlasın diye."

Bu kez tüm bakışlar Miraç'ın babasına döndü. Yüzünü yere eğip yavaşça kalktığı sandalyeye oturunca rahat bir nefes aldım. Gözlerim Uygar'a kaydığında onun da bana baktığını fark ettim. O yine rahat görünüyordu.

Diğerleri gittiğinde; dedem, babam, Uygar ve ben kalmıştık. Masanın kararıyla bu konu açılmamak üzere kapanmıştı. Devam etmesi hâlinde ilk saldıran taraf kim olursa olsun, masadakiler diğer tarafın yanında olacak. Yeterince korkutucu bir tehditti. Şimdilik kimse bunu göze alamazdı.

"Yine de bu iş sana düşmezdi Zümra. Ailesine söyleyip kenara çekilmeliydin."

Babamın sert bakışlarına aldırmadım.

"Ben de onun ailesiydim."

Babam sinirle kalkıp evin içine doğru ilerlerken. Dedem ve Uygar bana bakıyordu. Dedemin şüpheli bakışlarına karşı Uygar'da anlamlandıramadığım bir bakış vardı. Burada gerçekleri bilen tek kişi oydu. Belki de içinden, 'Hem ailesiyim diyor hem de öldürüyor.' diyordur. Duygularım karmakarışık, ben hâlâ Ekin'i ailem gibi görüyorum.

"Zümra."

"Efendim dedecim?"

Uzanıp elimi sıkıca tuttu.

"Kızım sen iyi misin?"

İçime çektiğim nefes ilerlemeyi bırakmış gibi hissettim. Arkamdan esen rüzgâr bir anda durmuştu. Kulaklarımda uzaklardan gelen bir uğultu vardı. Gözlerimi dedeme çevirdim. Kendimi sıkmaya çalışsam da çenem titremeye başlamıştı bile. Dudaklarımdan bir hıçkırık kaçtığında kendimi bıraktım. Gözyaşlarım önce sessizce süzülse de bir süre sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Dedem tuttuğu elimi sıvazlarken gözlerini diğer tarafa çevirmişti. Önüme koyulan bez peçeteyi alıp gözlerimi silsem de ağlamaya devam ettim. Uygar'ın kalkıp gittiğini göz ucuyla gördüm. Gitme, diyecek gibi olsam da diyemedim. Sadece arkasından bakabildim.

"Çık odana dinlen. Çok yoruldun."

Başımı sallayıp ayağa kalktım.

Yatağa uzanıp olabildiğince küçüldüm. Kafamın için bomboş gibiydi. Hiçbir düşünce yoktu zihnimde. Uyuşuk hissediyordum. Gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım.

~3 Yıl Önce~

"Nasıl yani?"

"Ne nasıl Zümra?"

"Sen şimdi beni mi aradın, hem de üç yıl?"

Arkasına yaslanırken gurur dolu bir bakış attı.

"Otuz yıl olsa da arardım."

Büyük bir kahkaha atıp ayağa kalktım.

"Seni bazen hiç anlamıyorum. Dalga mı geçiyorsun, ciddi misin?"

"Şu an ciddiyim."

"Neden peki?"

Konuşacağı sırada tekrar ben konuştum.

"Abim için değil mi?"

"Hayır, o farklı bir mevzu."

Gözlerim kocaman açılırken kalktığım yere oturdum.

"Evet dinliyorum. Niye aradın beni?"

"Önce abin içindi sonra kendim için olduğunu fark ettim."

Ellerimi göğsümde bağlayıp geriye yaslanırken, Ekin oturduğu yerde öne doğru gelmişti.

"Seni görmeyi seviyorum. Bir kez bile olsa seni tekrar görmek istedim. Bu yüzden aradım."

"Beni görünce ne oluyor ki?"

Gözlerini gözlerimden ayırmasa da sanki bana bakmıyordu.

"Unutturmuyorsun."

"Neyi?"

Söylediklerinden anlam çıkarmaya çalışsam da işe yarar bir şey anlamadım.

"Ekin hiçbir şey anlamıyorum."

"Senin yanında olunca hayatımın ilerisini hiç düşünmüyorum, o an ne yaşanıyorsa onu yaşıyorum."

"Ben öyle değilim. Her an, aklımın bir köşesinde sonraki adımımı düşünüyorum."

"Zümra.. acaba buradan hiç gitmesek. Burada yaşasak ama normal bir şekilde. İkimiz, aile gibi."

Şaka yapmıyor ya da dalga geçmiyordu. Son derece heyecanlı ve istekli gibiydi. Bir anlığına bunu gerçekten düşündüm. Burada kalıp aile gibi yaşamak.

"Sanırım güzel olurdu ama şu an bunu istemiyorum. İleride yapalım bu dediğini."

Yüzü düşünce kalkıp yanına oturdum.

"Sen az önce dolaylı yoldan evlenme teklifi ettin, farkındasın değil mi?"

Biraz daha yaklaşıp omzuna yaslandım.

"Kabul edeceğini bilsem doğrudan ederim."

Uzanıp yanağını öptüm.

"Kabul edeceğim söz ama şimdi değil."

"Ya ilerde vazgeçersen?"

Şımarıkça geri çekildim.

"E o ihtimal de var tabii."

Çatık kaşlarla bana döndü.

"Bu ne demek şimdi?"

"Neden olmasın?"

"Zümra."

Uyarı dolu sesini duymazdan geldim.

"Başkasını seversem ne yaparsın?"

Yüzüme bakmıyordu. Yüzünü görmek için eğildim. Kaşları hâlâ çatıktı. Birden beni kendine çekince burun buruna geldik. Onun sinirli bakışlarına karşı benim yüzümde alaycı bir ifade vardı. Gözleri dudaklarıma kayınca gülümseyip olabildiğince yaklaştım. Dudaklarımız birbirine değiyordu ama ikimizde hareket etmiyorduk. Kendimi geri çekeceğim sırada Ekin dudaklarını hareket ettirmişti.

Ekin'in dizinde yatıyordum. Saçlarımla oynaması uykumu getiriyordu. Gözlerimi kapatıp gülümsedim.

"Neye gülüyorsun?"

"Seni seviyorum." dedim gözlerimi açmadan.

"Sen beni bırakmadan ben seni bırakmam." Diye devam ettim.

Birden gözlerimi açtım.

"Ya sen beni bırakırsan?"

"Bırakmam." Sesi kendinden emin çıkmıştı.

"Hem bırakırsam sen beni vurursun." Gülerek konuşmuştu.

"Doğru." deyip onu desteklerken ben de gülüyordum. Tekrardan gözlerimi kapattım. Uyumadan önce hissettiğim son şey saçlarıma bırakılan öpücüklerdi.

-Şimdiki Zaman-

Gözlerimi açtığımda hava daha kararmamıştı. Yataktan kalkıp pencerenin önüne geçtim. Bahçenin dışında bekleyen arabayı gördüğümde kaşlarım havalandı. Uygar'ın arabasıydı. Hâlâ buradaydı. Aşağı inip evden çıkacağım sırada annemin seslenmesiyle durdum.

"Nereye?"

"Anne, hava almak istedim."

"Birlikte çıkalım."

Annemin peşinden ağır ağır ilerlemeye başladım. Arka bahçeye gidiyorduk.

"Baban bana olanları anlattı."

Görmese de başımı salladım.

"İki hafta sonra ablanın düğünü var. Düğünden sonra gidersin."

Ben yürümeyi bırakınca annem geriye doğru, bana döndü.

"Nereye gideceğim?"

"İster geldiğin yere ister başka bir yer, sen seç."

Sinirle yüzüne bakıyordum.

"Neden?"

"Dönmen bile hataydı. Sen geldin ve ortalık karıştı."

"Tek sorun ben miyim anne?"

"Senin iyiliğin için."

"Hayır, sizin iyiliğiniz için. Değil mi?"

Yüzündeki sert ifadesi bir anlığına bile yumuşamıyordu.

"Herkesi düşünmek zorundayım."

"Bu beni düşünmüş hâlin mi?"

"Sana geldiğin andan itibaren uslu dur dedim. Beni dinledin mi? Hayır. Üstelik gidip aile dostumuzun oğlunu öldürdün!"

Sinirle birkaç adım attım, karşı karşıya gelmiştik.

"O p*ç ölmeyi hak etti. Bir daha sakın onu bana karşı savunma."

"Şu hâline bak! Saldıracak yer arıyorsun."

Yüzünü buruşturup arkasını döndü. O yürürken ben olduğum yerde kalakaldım.

Babam ne kadar ısrar etse de eve gitmedim. Annem konuşmamızdan sonra yüzüme bakmamıştı. Dedemle salonda oturuyorduk. O radyosundan çalan türkülere kahvesini içerek eşlik ediyordu. Ben de aklımdan annemin söylediklerini geçiriyordum.

"Pek düşüncelisin."

Gözlerimi yerdeki halıdan çekip dedeme döndüm.

"Dede, ben yanlış mı yaptım?"

Elindeki fincanı sehpaya bırakıp bana döndü.

"Nereden çıktı şimdi bu?"

"Öyle davranıyorlar."

"Kimse senin içindeki acıyı bilmiyor da ondan."

"Peki şimdi ne olacak?"

"Herkes her şeye alışacak."

Herkes, her şeye alışacak.

"Ben bahçeye çıkıyorum."

Dedem tamam derken ben çoktan kalkmıştım.

Serin hava ilk çıktığımda üşütse de sonra alıştım. Bahçenin arkasına ilerlerken dış kapı açılınca arkaya döndüm. Uygar gelmişti. Tekrar önüme dönüp yürüdüm.

"Nasılsın?"

Sigaramı yakarken Uygar'a döndüm.

"Kötü."

"Başka bir şey mi oldu?"

Birkaç adım ilerdeki masaya yürüdüm. Sandalyeye otururken Uygar da bana eşlik etti.

"En son burada dört kişi oturmuştuk."

"Bir şey mi oldu?" Tekrardan sordu.

"Hayır olmadı."

Annemin dediğini yapacaktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

103okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.