Emanet İhanetler kitap kapağı

28. bölüm / 41

Emanet İhanetler

28.Bölüm

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: 28.Bölüm

"Neden buradayız?"

Konuşuyorduk ama birbirimize bakmıyorduk.

"Hesabı kapatacağız." Dedim.

Ağzından bir kıkırtı çıktı.

"Kapatalım."

Üzerimde büyük bir kırgınlık vardı. Yorgun hissediyordum. İçimde göğsümü yırtıp dışarı çıkamak isteyen bir şeyler vardı sanki.

"Ekin seni çok seviyorum." Dedim çaresizce. Gözlerim yine dolmaya başlamıştı. Başımı çevirdiğimde göz göze geldik. Uzun uzun gözlerime baktıktan sonra derin bir nefes çekip önüne döndü.

"Biliyorsun değil mi?"

"Biliyorum." Sesi net çıkmıştı.

"Neden peki?"

Cevap vermemişti. Sorumu tekrarladım.

"Neden ihanet ettin bana?" Sesim cılız çıkmıştı.

Bakışlarını yavaşça bana çevirdi. İçimden sadece, "Öyle bir şey yok" demesini geçiriyordum. Bakışlarında hiçbir anlam yoktu. Bomboş bakıyordu.

"İhtiyacın olan neydi? Daha çok para mı? Söyleseydin her şeyi sana bırakırdım. Ne istersen onu yapardım."

Karşısına geçip konuşmaya devam ettim.

"Niye yaptın? Ekin seni çok seviyorum, şimdi ne yapacağım ben?"

Gözümden düşen birkaç damlayı hızla sildim. Ekin gözlerini benden çekince ben de arkamı döndüm. Sinirden çok üzgün hissediyordum.

"Buradan gideceğim." Dedim sessizce.

"Ne?"

Tekrar Ekin'e döndüm.

"Gideceğim ve bir daha birbirimizi görmeyeceğiz."

"Hayır, gidemezsin. Aileni yalnız bırakmazsın sen, yıllardır planladığın bir intikam var."

Başımı iki yana salladım, "Vazgeçtim."

Kaşları çatılırken bir adım atıp yaklaştı.

"Biz yıllardır bugünleri bekliyoruz. Ne demek vazgeçtim?"

"Seni kaybetmek hesapta yoktu."

Sinirle nefeslendi.

"Saçma sapan davranıyorsun. Buraya neden geldiğini unutmuşsun. Hatırlatmamı ister misin?"

"Seni dinlemeyeceğim." Arabaya gitmek için hareketlenmiştim ki Ekin'in konuşmasıyla durdum.

"Abini öldürdüler senin! Hem de bir hiç uğruna. Katilleri hâlâ ellerini kollarını sallayarak geziyor ortalıkta."

Sinirle dönüp üzerine yürüdüm.

"Kes sesini!"

"Yalan mı? Yıllardır intikam diyip tutturdun, şimdi n'oldu? Abin hâlâ yattığı yerde rahat değil."

Ne yaptığımı bilmeden elimi kaldırıp Ekin'e sert bir tokat attım. Tokatın şiddetiyle yüzü yana savrulmuştu.

"Bunlar doğrular ve evet ben de sana ihanet ettim. Daha çok para daha çok güç istedim. Yıllarca seni kandırdım."

Elim belimdeki silaha giderken Ekin konuşmaya devam ediyordu.

"O kadar aptaldın ki benden hiç şüphelenmedin."

Silahı Ekin'e doğrulttuğumda yüzünde dalga geçer gibi bir gülümseme oluştu.

"Sen bana asla zarar veremezsin Zümra."

Boş arazide birden yankılanan sesle geriye doğru sendeledim. Ekin'in eli yavaşça karnına giderken bende onun hareketlerini izliyordum. Gömleğinin rengi hızla değişmişti. Yüzünde yine gülümseme vardı ama önceki gibi değildi. Çok içten gülümsüyordu. Her zamanki gibiydi. Yanına gideceğim sırada elini uzattı.

"Git buradan."

"Seni hastaneye götüreceğim."

"Git buradan."

Onu dinlemeyip yanına gidip kolunun altına girmeye çalıştım. Diğer eliyle beni kendinden uzaklaştırdı.

"Kan kaybediyorsun, hastaneye gitmemiz lazım."

Yine yanına yaklaşacağım sırada bir adım geriye attı.

"Ekin lütfen, özür dilerim. Hadi gidelim."

Yüzünden acı çektiğini anlıyordum. Bir adım daha geriye attığınde korkuyla bir adım ilerledim. Bir adım daha geriledi.

"Ne yapıyorsun? Düşeceksin!"

Bir adım daha attı. Yüzünde küçük bir gülümseme vardı. Bir adım daha attı. Olduğum yerde donakaldım. Ekin gidiyordu ama ben hareket edemiyordum.

"Yapma." Sesim sessizdi, yalvarır gibiydi.

"Ben de seni seviyorum Zümra. Hep daha çok sevdim."

Gülümsemesi büyürken kendini geriye doğru bıraktı.

-2 Yıl Önce-

Gözümü saatten çekip kapıya döndüm. Çok geç olmuştu artık kimse gelmez diye geçirdim içimden. Kimse dediğim, Ekin. Eğer bir aksilik çıkmazsa bu hafta içinde yanına geleceğim, demişti ve bugün hafta içinin son günüydü. Arayıp gelecek misin diye de sormadım. Oturduğum yerden kalkıp odama çıktım. Kendimi yatağıma bıraktığım gibi de uyumuşum.

Yüzümde hissettiğim sıcaklıkla gözlerimi açmaya çalıştım. Yarım yamalak açabilmiştim.

"Uyumaya devam et."

Ekin'in yorgun sesiyle gülümsedim.

"Ne zaman geldin?"

"Az önce."

"Seni çok bekledim ama dayanamayıp uyudum."

Saçlarıma uzun bir öpücük bırakıp geri çekildi.

"Bir daha seni bekletmeyeceğim."

"Geç gelsen de beklerim."

-

~Şimdiki Zaman~

"Kaç gün daha böyle yatacak?"

"Bunu bilemeyiz."

"Uyanacak ama değil mi?"

"Vücudunda bir hasar yok."

"Niye uyanmıyor o zaman?"

"İstemiyor."

"Nasıl istemiyor? Kendi isteğiyle mi uyanmıyor?"

"Öyle görünüyor."

Ayırt edebildiğim tek ses Uygarınkiydi. Uzaklaşan adım sesleriyle zihnimin yine kapadığını hissediyordum.

Koşuyordum, olabildiğince hızlı. Ekinle aramızda sadece birkaç adım kalmıştı ama yine yetişememiştim. Onlarca kez aynı rüyayı görmüştüm. Hiçbirinde Ekin'e yetişemiyordum. Ekin'e düştüğü yerden bakarken sadece ağlıyordum.

"Zümra, uyan artık." Omuzlarımdan sarsılmamla gözlerimi açtım. Beynim ne olduğunu algılayamıyordu. Gözlerime bakan gözlerin kime ait olduğunu bile.

"Kendine gel."

"Ekin öldü." Diyebildim güçlükle.

"Onu öldürdüm."

Zihnim tekrar kapandı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

103okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.