12. bölüm / 41
Emanet İhanetler12. Bölüm/ Güvenmek
Bölümler 41Şu an: 12. Bölüm/ Güvenmek
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime
- 30 Bölüm 30884 kelime
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve gelir gelmez odama çıktım. Gün umduğum gibi gitmemişti. Telefonu elime alıp rehberime bakmaya başladım. Ekinle konuşmam gerekiyordu, Milan ve Savvayla buluşup bilgi almam gerekiyordu. Telefonu elimde tutarken birden çalmaya başladı. Ekranda kayıtlı olmayan bir numara yazıyordu. Telefonu açıp kulağıma götürdüm.
"Alo."
Karşı taraftan ses gelmeyince tekrar konuştum, "Konuşmayacaksan kapatıyorum." Cümlemin bitmesiyle telefon yüzüme kapandı. Şaşkınlıkla telefona bakarken yine çalmaya başladı. Bu kez arayan Ekin'di.
"Efendim?"
"Zümra, nasılsın?"
"İyi sen?"
"Bulaşalım diyecektim."
"Olur. Evden çıkınca haber ederim."
"Tamam, görüşürüz."
Telefonu yatağın üzerine atıp koltuğa oturdum. Sanki her şeyi uzaktan idare etmek daha kolaydı. Olayların içinde değilde üzerindeydim şimdi kafam karışıyordu. Kendi düşüncelerimle boğuşurken alt kattan gelen müzik sesiyle dikkatim dağıldı. Bu tanıdık müzikle kalbim hızlanmış gözlerim dolmuştu. Başımı arkaya yaslayıp gözlerimi kapattım.
~
"Abi tamam anlıyorum güzel şarkı ama yeter artık ya, beynimin içinde aynı sözler yankılanıp duruyor."
"Gaye yavrum hem odama geliyorsun hem rahatsız oluyorsun. Bu bana biraz mantıksız geldi."
"Odandan çıkmıyorsun ki yüzünü görelim!"
Abimle ablamın atışmasını odamdan dinliyordum. Abim yine bir türküye kafayı taktığı için tüm gün onu dinliyordu.
"Annee, Gaye'ye söyle odamdan çıksın. Beni dinlemiyor."
Annemden cevap gelmedi çünkü bahçede çiçeklerini suluyordu. Koşuşturma sesiyle kalkıp odadan çıktım. Ablam önde abim arkada bana doğru koşuyordu.
"Gaye ver şu telefonu"
"Yoo"
Ablam arkama geçince aralarında kalmıştım. Etrafımda birkaç tur döndükten sonra ablam hızla telefonu elime sıkıştırıp aşağıya doğru koştu. O kadar hızlı hareket etmişti ki abim telefonu bana verdiğini bile görmemişti. Arkalarından gitmek yerine odama döndüm. Telefondaki müzik en kısık seste çalmaya devam ediyordu sesi açıp dinlemeye başladım.
[Baharım beklerim güllerim bitsin]
[Yarimi beklerim ocağım tütsün]
~
Gözlerimin içi de yüreğim gibi yanıyordu.
[Baharım sensin güllerim bitsin]
[Ocağım tütsün tütsün oy]
Sanki her şey susmuştu, dünyada sadece türküyü söyleyen kadının sesi duyuluyordu. Sonra uzaklardan çok derinlerden abimin türküye eşlik eden sesi. Müziğin bitmesiyle gözlerimi açtım. Hissettiğim şey saf acıydı.
Oturduğum yerden kalkıp pencereyi açtım. Derin derin nefes alırken artık beklemeye gerek kalmadığını iyice anladım. Oturduğum yerden kalkıp hızla evden çıkıp arabaya bindim diğer yandan da Savva'yı aradım.
"Zümra?"
"Akşama buluşmamız lazım."
"Bir şey mi oldu?"
"Hayır, buluşunca konuşuruz."
"Tamam."
Telefonu kapatıp Ekin'in yanına gitmek için arabayı sürdüm.
Yaklaşık kırk dakika sonra Ekin'in yanına gelebilmiştim. Dairesinin önüne gelip kapıyı çalacağım sırada kapı açılmıştı. Bir şey demeden kenara çekilince ben de konuşmadan içeri girdim. Koltuğa oturup onun da gelip oturmasını bekledim. Elleri cebinde içeri girerken, "Nasılsın?" dedi.
"Daha iyi günlerim olmuştu." Kaşlarını çatıp geriye yaslandı, "Daha iyi hissetmen için ne yapabilirim?"
Çantamdan sigara paketini çıkarırken, ağzımdan dalgayla karışık bir kıkırtı çıktı.
"Mesela neden Kurucuların bölgelerinde senin sözün geçiyor söyleyebilirsin ve ne zamandan beri böyle?" Sigaramı yakıp dumanını dışarı verirken gözlerimi Ekin'in gözlerine diktim.
"Uzun zaman olmadı, orası artık benim ve ailemin kontrolü altında.
"Benim neden haberim yok?" Ne kadar dikkat etmeye çalışsam da sesim sert çıkmıştı.
"Buraya geldiğinde söyleyecektim."
Ağır ağır kafamı sallayıp sigaradan bir nefes daha çektim.
"Peki, bundan sonra ben de herhangi bir gelişme ya da değişiklik olursa keyfim ne zaman isterse o zaman söylerim."
"Zümra biraz abartmıyor musun?"
"Hayır." Dedim sakince.
"Söylecektim zaten, bu kadar büyütülecek bir şey yok ortada."
Bitmeyen sigaramı parmaklarımla söndürüp Ekin'e döndüm.
"Dalga mı geçiyorsun lan sen benimle? Ne demek büyütülecek bir şey yok. Hem arkamdan iş çevireceksin hem de utanmadan kendini savunacaksın."
"Zümra arkandan iş çevirmedim ben senin."
"Bana bak Ekin eğer sana olan zaafımı kullanıyorsan seni ortadan kaldırırım!"
Sinirle söylediğim sözlere karşılık olarak önce kaşlarını çattı sonra gülümsedi. Yanıma gelip oturdu, birden beni kendine çekip sarıldı.
"Özür dilerim, haklısın."
Sinirim geçmese de sarılmasına karşılık verdim.
"Bir daha böyle bir şey olmasını istemiyorum Ekin."
"Olmayacak merak etme."
Sakinleşmek için bir şey söylemeden biraz bekledim.
"Kurucular nasıl bu kadar güçlendi? Eskiye göre iyi olduklarını biliyordum ama artık o hurdacı hâllerinden eser kalmamış."
Ekin'den karşılık gelmeyince yüzüne bakmak için başımı kaldırdım. "Ekin sana söylüyorum."
Gözlerimin içine bakarken, "Uygar sayesinde." dedi
Başımı indirip göğsüne yaslandım.
"Abisi Ahmet hâlâ bizim işlerle uğraşıyor ama Uygar'ın yolu farklı."
"Nasıl farklı?"
"Toz işine girdi."
"Burada mı satıyor?"
"Burası güzergâh. Malların güvenliğinden sorumlu gerçi şu son yılda satmaya da başladı diyorlar. Ben buna ihtimal vermiyorum."
"Neden?"
"Ahmet buna izin vermez."
"Masaya tekrar oturma ihtimalleri var mı?"
"Olmaz diyemem."
"Başımıza bela olurlar mı?"
Sıkıntıyla nefesini verdi, "Masa için güç, bizim için işler daha da zorlaşacak demek."
"Bir süre buralarda hiçbir şeye bulaşmayalım."
Ağır ağır kafasını sallarken, "Nasıl diyorsan öyle olsun."
Bir süre ikimizde konuşmadık. Kollarının arasında iyice mayışırken sersemliğim gitsin diye ayağa kalkmaya çalıştım.
"Biraz daha böyle duralım."
Bir şey söylemeden eski hâlimi aldım.
Aklımdaki bazı sorular hâlâ cevapsızdı ama sinirim geçmişti. Ekin'in üzerimde sakinleştirici etkisi vardı. Bu hep böyleydi.
~~3 Yıl Önce~~
İçimdeki sıkıntıyla elimdeki kitabı bırakıp dışarı izlemeye başladım. Karın yağışı durmuştu. Etraf bembeyazdı. Evde kimse yoktu. Babamın tedbir amaçlı başıma diktiği iki adamı yine dışarıda bekliyordu. Mutfak çalışanı abla ise bugün izinliydi. Gerçi evde olunca da pek konuşmuyordu. Sıkıntıyla nefesimi verdim. Telefonu alıp babamı aradım. Telefon elinde olacak ki hemen açmıştı.
"Zümra, bir şey mi oldu kızım?"
Alelacele konuşmuştu. Hâlâ korkuyordu.
"Hayır baba. Bir sıkıntı yok."
Nefesini seslice dışarı verdi.
"Bir şey oldu sandım kızım."
"Yok, dedim ya hiçbir sıkıntı yok."
"İyi iyi olmasın da zaten."
"Baba ben annemi aradım da ulaşamadım. Yani bir şey olduğundan değil. Nasıllar diye."
Yalan söyledim sadece babamın sesini duymak istemiştim ama bunu belli etmek istemedim.
"Allah Allah duymamıştır belki. Herkes iyi şükür. Burada da bir sıkıntı yok. Sen nasılsın kızım?"
Babamın sorusuyla gözlerim dolmuştu. İyi değildim. Evimi çok özlemiştim.
"Ben de iyiyim."
Sesim boğuk çıkmıştı. Boğazımdaki yumru gitsin diye yutkundum.
Bir süre ikimizden de ses çıkmadı.
"Neyse ben kapatayım baba. Selam söyle annemlere"
"Söylerim kızım, iyi bak kendine"
Babamın güçsüz sesini duyunca daha da üzgün hissettim.
"Siz de."
Telefonu kapatıp önümdeki masaya bıraktım. Gözyaşlarım akmaya başlamıştı. Buna baş ağrım da eşlik edince oturduğum yere uzanıp gözlerimi kapattım.
Aradan ne kadar süre geçti bilmiyorum ama uyandığımda etraf karanık olmuştu. Gözlerimi ovuştururken telefonuma uzandım. Aralıksız beş saat uyumuşum. Kendi kendime şaşırmıştım. Alışık olduğum şeyse yine kimsenin aramamış olmasıydı.
Karnımın gurultusuyla birlikte kalkıp mutfağa gittim yemekler zaten hazırdı. Isıtmayla uğraşmadan tabaklayıp masaya geçtim.
Evde hiç ses olmamasından rahatsız olduğum için kalkıp televizyonu açtım sonra tekrar yemeğe döndüm. Aldığım lokmalar sanki ağzımda çoğalıyordu. Tekrar gözlerim dolarken telefon çalmıştı. Annemdir diye tahmin etmiştim ama arayan Ekin'di.
Daha fazla bekletmeden tefonu açıp kulağıma götürdüm. Karşıdan ses gelene kadar da konuşmadım. Arama Ekin'in telefonundan gelse de kimin arayacağını bilemezdim sonuçta.
"Zümra."
Sesi uzaktan geliyordu.
"Efendim."
"Nasılsın?"
"İyiyim, sen nasılsın?"
"Şimdi daha iyiyim."
Söylediğine gülümsedim.
"Sesin neden uzaktan geliyor."
Bir hışırtıdan sonra tekrar konuştu.
"Şimdi iyi mi?"
"Evet daha iyi."
"Yok böyle olmadı."
Sanki başkasıyla konuşuyordu.
"Ne olmadı?"
"Bir dakika Zümra."
Benim cevap vermemi beklemeden telefonu kapattı. Şaşkınlıkla elimdeki telefona bakarken tekrar aradı. Bu kez görüntülü arıyordu. Yine bekletmeden açtım.
Ekin'in gülen yüzünü görünce bende güldüm.
"Bak şimdi oldu."
-Şimdiki Zaman-
Başımı kaldırıp Ekin'in yüzüne baktım. Gözlerini kapatmıştı ve gülümsüyordu. Dayanamayıp dudağına bir öpücük kondurdum. Kaşlarını çatıp yavaş yavaş gözlerini açtı. Onu öptüğüm nadir anlardandı.
"Bu ne içindi?"
"Seni sevdiğim için."
🪄
Bölüm etkileşimi
