29. bölüm / 41
Emanet İhanetler29.Bölüm
Bölümler 41Şu an: 29.Bölüm
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 Bölüm 30884 kelime
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Zümra, uyan artık." Omuzlarımdan sarsılmamla gözlerimi açtım. Beynim ne olduğunu algılayamıyordu. Gözlerime bakan gözlerin kime ait olduğunu bile.
"Kendine gel."
"Ekin öldü." Diyebildim güçlükle.
"Onu öldürdüm."
Zihnim tekrar kapandı.
Uzaklardan gelen ses, beni kendime getiriyor gibiydi. Kimin ne anlattığını bilmiyorum ama duyduğum ses zihnimi uyandırıyordu. Elimin üzerinde hissettiğim ufak bir dokunuşla gözlerimi araladım. Savva yanıma çekilmiş sandalyede otururken hâlâ bir şeyler anlatıyordu. Uyandığımı görmemiş gibiydi, yüzündeki yaralar tam olarak iyileşmemiş olsa da daha iyi görünüyordu.
"Uyanmışsın.." sesim belli belirsiz çıkmıştı. Gözlerini bana çevirip heyecanla ayağa kalktıktan sonra karnını tutarak geri oturdu.
"Sen de uyandın."
Başımı sallayıp tekrar gözlerimi kapattım. Başım çatlak üzereydi sanki.
"Hey, tekrar uyumak yok. Bu kadarı yeter."
Gözlerim kapalı olsa da bakışları hissediyordum.
"İyisin değil mi?"
Gözlerimden düşen yaşlar rahatsız ederek boynuma doğru aktı.
"Hayır." Diyebildim güçlükle.
"Ben ve Milan senin yanındayız. Ne olursa olsun."
"Onu öldürdüm."
Savvadan ses gelmeyince yavaşça gözlerimi açtım. Yere bakıyordu.
"Savva, Ekin öldü."
"Olması gereken buydu Zümra."
"Hiçbir şey istediğim gibi olmadı. Buraya bunun için gelmemiştim."
"Hayatın planı daha başkaymış demek ki."
"Daha fazla burada kalmak istemiyorum. Rusya'ya döneceğim."
"Bu şimdilik mümkün değil."
"Nedenmiş?"
"Sana anlatmam gereken şeyler var."
Yatakta oturur pozisyonuna gelirken gerilmiştim.
"Anlat."
Savva rahatsızca geri yaslandı.
"Bundan iki yıl önce Fırat beni acil olarak buraya çağırdı, senin bundan haberin yoktu.."
~2 Yıl Önce~
(Ekin'in ağzından)
Telefonu kapatıp yola koyuldum. Yaptığımız küçük hatanın bedeli bu denli büyük olmamalıydı. İçimde büyüyen sıkıntıyla yola devam ettim.
Buluşma yerine geldiğimde sarı kafanın beni beklediğini gördüm. Ceketimi çıkarıp arka koltuğa bıraktıktan sonra yanına doğru ilerledim.
"Kimsenin haberi yok değil mi geldiğinden?"
Bana doğru bir bakış attıktan sonra önüne döndü.
"Söyleyeceğin şeye göre değişecek. Ben Zümra'ya çalışıyorum, sana değil."
Karşısına geçip ellerimi cebime attım.
"Ha Zümra ha ben, ne fark eder ki?"
Her zamanki ters bakışlarına yarım ağız sırıtarak karşılık verdim. Bu adamın Zümra'nın etrafında olmasından hoşlanmasam da güvenilir olduğunu biliyordum.
"Söyle ne söyleyeceksen?"
"Galiba ifşa olacağız."
Ters bakışları yerini bir anlığına şaşkınlığa bıraktı.
"Ne demek bu?"
"Masadan birisi dün beni tehdit etmeye çalıştı."
"Şimdi n'olacak?"
"Ben olduğum sürece kimse Zümra'yı öğrenmeyecek. Bunu ben halledeceğim."
"Beni neden çağırdın?"
"Bugünden sonra başıma ne gelir bilmiyorum, söylediklerimi yapmak zorundasın. Zümra'yı korumak için."
~Şimdiki Zaman~
"Anlamıyorum.." Anlasam da anlamıyor gibiydim.
"Masanın çalınan mallarını Ekin kendine aldı."
"Yani Ekin bize ihanet etmedi mi?"
"Hayır."
"Sen bana bir sürü belge getirdin! Ne demek hayır?"
Anlam veremediğim bir duygu hissediyordum. Kızgınlık, pişmanlık, üzüntü hepsi birbirine girmişti.
"Savva, ben Ekin'i vurdum. Gözümün önünde uçurumdan düştü."
"Bunu yapmak zorundaydın çünkü o bunu istemişti."
"Ne saçmalıyorsun sen?"
"Miraç, Fırat'ı tehdit eden oymuş. Fırat seni korumak için o günlerde yanına gelemedi."
"Beni korumak için mi?"
"Evet."
"Savva, şu an hiçbir şeyi anlayamıyorum."
"Kardeşini Miraç'ın elinden kurtardığımız gün, Fırat bana haber gönderdi. Miraç ve adamlarına saldırmamızı istemişti. Böylece Miraç ve ailesinin masadan atılması kolaylaşacaktı, öyle de olmuş."
İçimdeki sıkıntı gün yüzüne çıkıyordu. Yataktan kalkıp odanın ortasında yürümeye başladım. Kafam çatlayacak gibiydi. Adımlarımı durdurup Savva'ya döndüm.
"Ben onu öldürdüm.. Ekin'i ben öldürdüm."
Donakaldım. Sanki beynim bunu yeni yeni idrak ediyordu.
"Ben ne yapacağım şimdi? Ekin gitti."
Dizlerimin bağı çözülmüş gibi hissettiğimden yere yığıldım. Kapının açılma sesini duysam da başımı kaldıramadım.
"Zümra uyanmışsın."
Uygar'ın heyecanla karışık heyecanlı sesiyle gözlerimi ona çevirdim. Yüzüm ifadem nasıldı bilmiyorum ama Uygar'ın kaşları anında çatılmıştı. Hızla yanıma gelip eğildi.
"Hadi kalk."
"Onu öldürdüm." Sonrası yine karanlıktı.
Ara ara uyansam da gözlerimi açmıyordum. Gün hâlâ bitmemişti, her şey hâlâ gerçekti. Her uyanışımda rüya olması için dualar etsem de.
"Aç artık gözlerini."
Gözlerimi ağır ağır açtım.
"Uyumam hiçbir şeyi değiştirmeyecek."
Sinirle Uygar'a döndüm. Bir şey diyemedim, doğru söylüyordu. Gözyaşlarım akmaya başlamıştı bile.
"Ekin'i bana geri getirebilir misin?"
Uygar gözlerimin içine bakıyordu. Eğer bunu yapabilecek bir gücü olsaydı yapardı, biliyordum. Sanırım aklımı kaçırıyor gibiydim.
"Ona sadece sen Ekin diyorsun.."
Gözyaşlarım akarken gülümsedim.
-5 Yıl Önce-
"Zümra Hanım, Fırat Bey geldi."
Elimdeki bardağı masaya bırakıp girişe döndüm.
"Hoş geldiniz Fırat Bey."
"Hoş buldum, nasılsın?"
Koltuğa ilerlerken, "İyi." diye geçiştirdim.
"Yolculuk nasıldı?"
"Güzeldi."
Başımı sallayıp telefonuma uzandım.
"Savva birazdan burada olur."
Kanepeye uzanırken yüzünü buruşturdu.
"Hiç umrumda değil."
Göz devirip konuşacağım sırada yardımcı abla içeri salona gelmişti.
"Yemeğe kadar bir isteğiniz var mı?"
"Bana yine aynısından." Deyip bardağı işaret ettim. Beyefendiden ses çıkmayınca yine ben konuştum.
"Ekin Bey'e bir bardak su getirseniz yeterli."
Yardımcı abla salondan çıkarken gözüm Ekin'e kaydı. Gözlerindeki saçma ışıltıyla bana bakıyordu.
"N'oldu?"
"Bundan sonra bana hep Ekin diyebilirsin."
"Ne fark ediyor? Ha Ekin demişim ha Fırat."
Gözlerimin içine içine baktıktan sonra belli belirsiz tekrar gülümsedi.
"Annem gibi söyledin, çok hoşuma gitti."
Annesinin öldüğünü biliyordum. Gözlerimi tekrar telefona çevirirken sadece "tamam" diyebildim.
~Şimdiki Zaman~
"Çünkü çok hoşuna gidiyordu."
Bölüm etkileşimi
