30. bölüm / 41
Emanet İhanetlerBölüm 30
Bölümler 41Şu an: Bölüm 30
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime
- 30 Bölüm 30884 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Koltuğun üzerindeki ceketi alıp sessizce evden çıktım.
Saat 4.38
Başım çatlayacak gibiydi. Büyük ihtimalle açlıktan, en son ne zaman doğru düzgün yemek yediğimi bile hatırlamıyorum. Bahçeden çıkarken kapıdaki birkaç adamla göz göze geldik, hemen Uygar'a haber vereceklerini biliyordum. Arabayı hızla sürüp uzaklaştım.
Dün akşam annem birkaç kez arasa da açmadım. Uzun süren ayrılıktan sonra bağlarımızın bu kadar zayıfladığını yeni yeni kabul edebiliyordum. Açıkçası pek umrumda değildi şimdilik.
Arabamın camını indirip dışarıyı dinlemeye koyuldum. Rüzgâr hafif hafif esiyordu, uzaklardan kuşların sesi geliyordu. Günün en karanlık vakti geçmişti ve hava yavaşça aydınlanıyordu. Yolda da yalnız ben vardım.
Saat 6.50
Gözümü bir anlığına bile ayırmadan kapıyı gözetlemeye devam ederken telefon çalmaya başladı. Uygar arıyordu.
"Dinliyorum."
"Zümra neredesin?"
"Gidiyorum buradan."
"Nereye?"
"Kimsenin bilmesine gerek yok."
Telefonu kapattım. Bir yere gittiğim yoktu sadece artık kimseye bir şey anlatmak istemiyordum.
Saat 7.26
Demir kapı açıldığında arabayı çalıştırdım. Arayı açmadan takibe başladım. Önce bir restorana oradan da şirkete geçtik. Vaktim boldu, yine bekledim.
Gelen tüm aramaları görmezden geldim. En son Savva'nın peş peşe aramalarına dayanamayıp açtım.
"Neredesin?"
"Biraz yalnız kalmak istiyorum."
"Ben de yanına geleyim, sesimi çıkarmam merak etme."
"Savva ben iyiyim ve biraz yalnız kalırsam daha iyi olacağım. Beni merak etme."
Dakikalar saatler derken akşam olmuştu. Miraç'ın şirketten çıktığını görünce tekrar peşine takıldım. İki araba peş peşe gidiyorduk, hızımı artırıp arabayı önlerine kırdım. Ani frenle durdular. Ceketimi alıp arabadan indim, Miraç hâlâ arabasındayken iki adam da arabadan inmişlerdi. Ben ceketi üzerime geçirirken Miraçta arabadan inmişti. Birkaç adım atıp yaklaştım.
"Konuşalım."
O da bana doğru gelince aramızda çok mesafe kalmamıştı.
"Ne konuşacağız?"
"Korkma canını yakmayacağım."
Söylediğime kahkaha attı.
"Konuşalım bakalım."
Arkasındaki adamlara baktığımı görünce geriye dönüp eliyle işaret verdi. Evine çok yakın değildik ama uzakta değildik. Başta eve gidelim dese de kabul etmedim. Arabamı kenara çektikten sonra inip yanına gittim. Yolun kenarında yürümeye başladık. Gözüm ormanlık alana kayınca Miraç'a döndüm.
"Burasının içini biliyor musun? Yani burada yürüsek kaybolmayız değil mi?"
"Kaybolmayız." Deyip ormanlığa girdi.
Konuşmadan yürüyorduk. Geldiğimiz yolu ezberlemeye çalışıyordum. Miraç'a güvenecek hâlim yoktu.
"Söyle artık ne söyleyeceksen."
Durup Miraç'a döndüm.
"Gitmeye karar verdim."
Kaşlarını çattı, "Ee?"
"Bana abimi kimin öldürttüğü söyleyecektin?"
"Sen beni aptal mı sanıyorsun?" Dalga geçer gibi gülüyordu.
"Biz bir anlaşma yaptık ama sen o anlaşmaya uymadın."
"Başka bir şey iste."
Gülmesi bitince dik dik suratıma bakmaya başladı.
"Hayatımı mahvettiniz. Hem sen hem Fırat. Zamanı geldiğinde ikinizi de öldüreceğim."
"Söyleyecek misin?"
Ellerini cebine atarken yüzünde bir gülümseme oluştu.
"Kim bilebilirdi ki Uygar'ın öldürüleceği arabada Tarık'ın da olduğunu.. Zavallı Tarık, bir hiç uğruna öldü. Hem de.."
Tepkilerimi ölçmek için bakışlarını yüzümden ayırmıyordu.
"Hem de masadakilerin kararıyla. Ölümünün masadaki bir ailenin elinden olacağını kim bilebilirdi ki, değil mi?"
"Hangisi?"
"Acaba hangisi? Var mı bir tahminin?"
"Uzatma da söyle."
"Vazgeçtim söylemeyeceğim." Arkasını dönüp gidecekken kolundan tuttum.
"Masanın mallarını yıllarca biz çaldık."
Gözleri kocaman açılmıştı.
"Nasıl siz çalıyordunuz, siz kim?"
"Önce sen benim soruma cevap vereceksin?"
Hâlâ hayretle bakıyordu.
"Nereden bileceğim yalan söylemediğini?"
"Kanıtlarım, hiç zor değil. Sen benim cevabımı ver artık."
Kalbimin hızı yine artmıştı. Belli etmemeye çalışıyordum ama bayılacak gibiydim.
"Fırat'ın ailesi, onlar yaptılar."
Kulağımda hissetiğim uğultu, başımın dönmesi, boğazımdaki kuruluk, kalbimin hızı.. vücudumun tepkileri alıştıklarımdan değildi ve sanırım ellerim de titriyordu.
"Yalan söylüyorsun."
Sanki Miraç'a değilde havaya konuşmuştum.
"Niye yalan söyleyeyim ki?"
Ne hissedeceğimi bilemiyordum.
"Sıra sende kim kim çaldınız malları?"
"Kim kim mi?"
Ekinle. Bunun artık bir önemi var mıydı ki?
"Yalan mı söyledin lan bana!"
"Hayır. Kimle çaldık biliyor musun?"
Elimi yavaş yavaş belime götürdüm. Silahı çıkarıp doğrultuğumda Miraç'ın kaşları havalanmıştı.
"Ekinle."
Konuşmasına müsade etmeden ateş ettim. Alnın ortasından kan süzülmeye başlamıştı.
"Canını yakmayacağımı söylemiştim."
Adamlarının silah sesini duydukları gibi buraya geleceklerini biliyordum.
Ne kadar hızlı koşsam da yolu kaybetmiştim. Soluklanmak için durduğumda bacağımdaki acıyla çığlık attım birkaç saniye geçmeden de aynı acıyı omzumda hissettim.
Olabildiğince hızlı konuşuyordum, yakalanırsam ölecektim. Bilemiyorum belki de vaktim dolmuştur ama göz göre göre ölmek istemiyordum. Omzumdan ve bacağımdan akan kanlar yerlere damlıyor ve bir nevi kendi kendimi ele veriyordum. Havanın karanlık olması işime gelmişti, en azından şimdilik. Arkamdan gelen adım sesleri biraz olsun uzaklaşınca daha hızlanmaya çalıştım. Ayaklarımda artık güç kalmadığından bir anda yere kapaklanınca güçlükle ayağa kalktım. Eğer arabama kadar gidebilirsem biraz olsun kurtulma şansım olacaktı. Tahminime göre bu hızla gidersem iki dakikaya kalmadan arabama ulaşabilirdim.
Son bir gayretle adımı attığımda arabanın yanına gelmiştim. Hemen çalıştırıp hızla sürmeye başladım. Tüm hareketlerimi aceleyle yapıyordum. Çok fazla kan kaybettiğimi yeni yeni fark ediyordum. Nefes alışlarım artık zorlaşıyordu. Gözlerim kararır gibi olduğunda arabayı yavaşlattım. Biraz olsun kendimi toparlarım umuduyla bekleyecektim ama arkamda gördüğüm araba bu umudumu alıp götürmüştü. Tekrar hızlanırken şu anda gitmek istediğim tek bir yer vardı.
Sonunda geldiğimde arabadan inip yine koşmaya başladım. Ayaklarım yolu ezbere gidiyordu. Adımlarım yavaşlayıp durunca yere çöktüm. Kanlı ellerimi toprağa uzatıp gülümsedim, "Abi, ben geldim. Sanırım.." nefesim tıkanınca durup yutkundum. "Sanırım artık acı çekmeyeceğim."
Zihnim bomboştu. Aklımdan hiçbir düşünce geçmiyordu. Biraz yorgun hissediyordum o kadar. Sanki huzurlu gibiydim. Öleceğim içindi galiba. Bu kadar iyi hissettireceğini bilseydim, hiç ertelemezdim. Nefes almam daha da zorlaştığında elimi boğazıma götürdüm. Parmaklarımın ucuna değen soğuklukla gözlerim ışıldadı. Kolye.
Titreyen ellerimle telefonu cebinden çıkardım. Savva, sadece öleceksen ara demişti. Ve evet ölüyordum.
Eğer Tanrı beni seviyorsa son bir şansım daha olmalıydı. Rehberdeki son numaranın üzerine dokundum.
" 3 aranıyor..."
Zaman durmuş gibiydi. Yakınlardan gelen koşuşturma seslerine bakılacak olursa gelmişlerdi ve yakalanacaktım.
Telefon açıldığında nefes nefeseydim. Konuşacak gücüm kalmamış gibiydi. Birkaç kez yutkunup, "Abimin yanındayım." diyebildim sadece. Sonra telefon kapandı ardından da gözlerim.
Bölüm etkileşimi
