Emanet İhanetler kitap kapağı

8. bölüm / 41

Emanet İhanetler

8. Bölüm/ Kurucu

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: 8. Bölüm/ Kurucu

Evin kapısını açtığım gibi annemle göz göze geldik. Kendimi toparlayıp gülümseyerek yanına gittim.

"Geç kalmadım değil mi?"

"Yok yok. Daha kızlar da inmediler odalarından."

"Ben gidip çağırayım o zaman."

Arkamı dönüp merdivenleri çıkarken annemin sesiyle geri döndüm.

"Nereye gitmiştin?"

"Bir arkadaşımla buluştum."

"Tanıyor muyum?"

"Önemli biri değil anne."

Annemin karışılık vermesine izin vermeden merdivenleri çıktım.

"Ecrin yemeğe in hadi."

Ecrin yatağından kalkıp aşağıya inmeye başladı. Yanımdan geçerken de yanağımdan öpmüştü. Gaye'nin odasının önüne gelince biraz duraksayıp kapısını çaldım. İçeriden ses gelmeyince odaya girdim. Koltukta oturmuş hafif öne doğru eğilmişti ve yeri izliyordu. İçinde bir ya da iki yudumluk su olan bardağını iki elinin arasında tutuyordu. Kafasını kaldırmadan öylece durdu. Bende gidip yatağına oturdum şimdi karşı karşıyaydık. Bir süre sessizce kaldıktan sonra konuşmaya ben başladım.

"Ne zamana kadar böyle olacağız?"

Gözlerini gözlerime dikip ters ters baktı, yine.

"Gaye hesabını vermeyeceğim hiçbir şey yapmadım."

Gülümsedi ama aşağılar gibi.

"Babamın kazasının olduğu gün, kaza olmasaydı o gün yine buraya dönecek miydin?"

"Nereden çıktı şimdi bu?"

"Soruma cevap ver."

Dilim damağım kurumuştu. Dilimle dudaklarımı ıslattım.

"Hayır dönmeyecektim."

"Söylesene Zümra o zaman nasıl oldu da uçak biletini kazayı öğrenmeden önce alabildin?"

Sinirle gözlerimi açıp kapattım. Sesli bir nefes alıp oturduğum yerde dikleştim.

"Açık açık sor ne istiyorsan."

Elindeki bardağı ağzına dikip içindekini bitirince geriye yaslandı.

"Aptal..APTAL! Ne yaptığını farkında mısın sen, babama bunu nasıl yaparsın? Ya daha kötüsü olsaydı ya ölseydi. Tutturdun bir intikam diye! Yaptığın şeyler abimi geri getirecek mi?"

Sessizce dinledim.

"Eğer bir daha babama böyle bir şey yapmaya, yaptırmaya kalkışırsan karşında duvar olurum Zümra. Geldiğin yere bir daha hiç dönmemek üzere gönderirim seni. Anladın mı?"

Gözlerim yanmaya başlayınca gözlerimi gözlerinden çektim. Başımı sallayıp ayaklandım. Elimi kapının koluna atıp durdum ve arkamı dönmeden konuştum.

"Söylediklerini sinirli olmana veriyorum. Bir daha ki sefere sende karşında bir duvar bulacaksın."

Odadan çıktıktan sonra aşağıya inip evden çıktım. Arabama binip hızla evden ayrıldım. Nereye gittiğimi bilmeden arabayı sürmeye devam ettim.

~5 Yıl Önce ~

Havanın soğukluğuna aldırmadan oturmaya devam ediyordum. Sigaramdan bir nefes daha çekerken gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Başımı geriye eğip gökyüzüne baktım. Ağlamam şiddetlenince elimdeki sigarayı yere fırlatıp gözlerimi silmeye başladım. Ben sildikçe onlar çoğalıyordu. Biraz sakinleşince içeriye girip kanepeye uzandım. Örtüyü de başıma kadar çekip uyumaya çalıştım.

"Hayır hayır teşekkür ederim, henüz acıkmadım."

Uzaklaşan ayak sesleriyle konuşma da bitmişti. Gözlerim zaten açık değildi. Umursamadan uyumaya devam ettim.

"Tam olarak ne zaman uyudu, biliyor musunuz acaba?"

Sesler daha da uzaktan geliyordu. Gözlerimi açmaya çalışıp esnerken gözüm karşımdaki karartıya ilişti.

Ekin gelmişti.

"Sen..rüya değil miydi o sesler?"

"Uyandırdım mı? Kusura bakma."

Yattığım yerden kalkıp oturdum, hâlâ şaşkınlıkla Ekin'e bakıyordum.

"Neden geldin?"

Kaşlarını çatınca tekrar konuştum.

"Yanlış anlama yani haber vermedin ya gelmeden önce. Şaşırdım o yüzden."

Karşı kanepeye oturup öne doğru eğildi.

"Bugün seni yalnız bırakmak istemedim."

Gözlerim dolarken bakışlarımı Ekin'den çekip bahçeye döndüm. Gözlerinin bende olduğunu hissediyordum. Yerinden kalkıp birkaç adımda yanıma gelip oturdu. Kollarını bana sarınca bende başımı göğsüne yasladım. Gözlerimden yaşlar akmaya başlayınca daha sıkı sarıldı.

"İstediğin her zaman yanında olacağım Zümra."

Ne kadar süre öyle kaldık bilmiyorum. Geri çekilip ayağa kalktım. Ekin hâlâ oturuyordu, tişörtü gözyaşımdan dolayı ıslanmıştı. Parmaklarımla tişörtünü gösterirken "Kusura bakma" dedim. Tişörtüne bakıp yüzünü buruşturdu.

"Amma sulugöz çıktın, şuna bak hep salya sümük yaptın üzerimi."

"Ne değerli tişörtün varmış."

Ayağa kalkıp masaya doğru gitti.

"Zümra çok acıktım hemen gel otur."

"Beklemene gerek yoktu, kendi evin gibi davran diyeceğim de zaten öyle davranıyorsun." dedim yanına doğru giderken.

"Alıştırma yapmış oluyorum işte."

"Neye?"

"Boş ver, gel otur."

Yemekleri yerken konuşmamıştık.

Karşı karşıya oturmuştuk yine. Ekin telefonuyla ilgilenirken ben de onu izliyordum. Yaklaşık bir yıldır yanıma gidip geliyordu. Her ne kadar sebebini sorsam da öylece geçiştiriyordu. Telefonuna gelen bilidirim sesiyle kaşları çatılırken her hareketini izliyordum. Karşı tarafa bir şeyler yazıp bakışlarını bana çevirdi.

"Bir şey mi söyleceksin?"

Başımı hayır anlamında salladım ama dayanamayıp konuştum.

"Kötü bir haber mi aldın az önce?"

"İşle alakalı çok önemli bir şey değil" dedi gözleri hâlâ telefonundayken. Söylediği şeye güldüm. Bakışlarım donuklaşırken "Hangi iş?" dedim. Sesim sert çıkmıştı. Ekin başını kaldırıp bana baktı, şaşırmıştı.

"Yeni silahlar gelecek, güvenliği sağlama alıyoruz. Her zamanki işler işte önemli bir şey değil yani."

Gülümseyip başımı salladım.

"Anladım."

Değişen duygu hâllerime şaşırıyordu.

"Ekin düşünüyorum da acaba abimin ölmesini de önemli değil diye mi geçiştirdiniz?"

Çenesini sıkmış, kaşlarını da olabildiğince çatmıştı.

"Gerçi ucu size dokunmayan acıları neden umursayasınız ki, değil mi?"

Sessizce beni dinlemesi sinirimi yeterince bozmuyormuş gibi şimdi bir de bakışları değişmişti. Üzgün? Acıma?

"Bu iğrenç düzeninizin hâlâ devam ediyor olması canımı öyle sıkıyor ki. Hepinize yaşadığımız acıları tattırma isteğim içimden taşacak hâle geliyor."

Nefesimi verip bakışlarımı yere indirdim.

"Ailen de bu düzenin bir parçası ve sen de iğrenç bulduğun düzenin bir parçası olmak için çabalıyorsun Zümra."

Başımı yukarı aşağı doğru salladım.

"Ve sen benim iğrendiğimi bile bile bana yardım ediyorsun, söylesene gerçekten bu olaylardan tek çıkarın çaldıklarımızın yarısını almak mı? Ne bu; açgözlülük mü, güç manyaklığı mı?"

"Abini önemsiyordum."

"Yeterli bir neden değil?"

"Seni önemsiyorum."

Yorgun gözlerle Ekin'e bakıyordum. İstediğim cevap böyle bir şey değildi ki. Daha somut daha duygusuzcaydı. Ekin'e inanıyordum güveniyordum ama eksik şeyler vardı ve ben bu eksiklikleri buradan bulamıyordum. Gözlerimi kapatıp açtım.

"Ben bugünü biraz kötü geçirdim. Sadece sinirimi atacak birileri arıyorum o kadar. Dediklerimi önemseme lütfen."

Oturduğum yerden kalkıp odama doğru yürümeye başladım.

"Biraz uzanacağım." Dedim geriye bakmadan.

Odama girip telefonu elime aldım ve Savva'yı aradım.
-

"Zümra?"

"Savva biliyorum uygun olmayan vakitte aradım ama bir konu var."

"Nedir?"

"Birini araştırmanız gerekiyor. Ucununda benim olduğumun kesinlikle öğrenilmemesi lazım."

"Ondan şüphen olmasın. Kim?"

"Ekin Fırat Candaş."

Karşı taraftan bir süre ses gelmedi.

"Yanına gelen adamı mı?

"Evet."

"Bir sorun mu var?"

"Bulursanız olacak."

"Varsa bulacağız, kapatıyorum şimdi."
-

Cevap vermemi beklemeden kapattı. Telefonu yatağın üzerine atıp pencerenin önüne geçtim. Evimi özlemiştim. Geri dönmek şu an en çok istediğim şeydi. Uzak kalmak duygularımı altüst etmişti. Bir gün iyi hissetmesem üç gün berbat hissediyordum.
Pencereden geriye çekilip yatağa oturacakken masanın üzerindeki kağıtlara ilişti gözüm. Masada oturanların aile bireylerinin isimleri, yaşları, işleri, çocuklarının okudukları okullar, yemek yedikleri yerler, alış veriş yerleri..
Merak ettiğim ne varsa hepsi buradaydı. Kağıtlara sinirle bakarken masadan ittim tüm kağıtları. Kağıtlar ve içlerindeki fotoğrafların yere saçılırken yatağımın kenarına oturdum. Ellerimi iki yanımdan yatağa bastırırken başımı geriye atıp tavanı izlemeye başladım. Tavana bulutlu çıkartmalar yapıştırmıştım. Her baktığımda gökyüzüne bakıyormuşum gibi hissettiriyordu. Kendi kendime gülümserken bakışlarımı tavandan çektim. Gözlerimi yerdeki fotoğraflarda gezdirirken tüm ilgimi ayağımın dibindeki fotoğrafa verdim. Mavi tişört ve siyah pantolonlu çocuk sanki fotoğrafının çekildiğini anlamış gibi sinirle karşıya bakıyordu. Fotoğraftaki kişi tanıdık geliyordu ama hatırlayamamıştım. Fotoğrafı tersine çevirip baktım.

"Uygar Kurucu."

...

🪄

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

104okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.