21. bölüm / 41
Emanet İhanetler21.Bölüm/Yeni Adımlar
Bölümler 41Şu an: 21.Bölüm/Yeni Adımlar
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime
- 30 Bölüm 30884 kelime
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ekin'in öfkesi gözlerinden fışkırıyor gibiydi. Belimden tutup beni sıkıca sarmaladı.
"Sana hiç kimse dokunamaz. O piçi öldüreceğim!"
Ekin beni evin önüne bıraktıktan sonra gitmişti. Her ne kadar öfkeli hâli beni endişelendirse de zihnimin derinlerinden bir ses sürekli bırak birbirlerini yesinler diyordu. Dedem akşama kadar dışarıda olduğu için yine yalnızdım, evin çalışanları da vardı ama yalnızdım işte. Bahçeye çıkıp biraz etrafta dolaştıktan sonra bir ağacın dibine oturdum. Belki iki saat belki üç.. sadece oturup yeri izledim. Her şey karmakarışık bir duruma evrilirken içimden bir kez daha buralardan çıkıp gitmek geçti. Belki de hiç dönmemeliydim. Sıkıntıyla ofladım. Artık bunu düşünmek için çok geçti. Duyduğum araba sesiyle yerden kalkıp ön tarafa yürüdüm. Dedem arabadan inmişti ve yanındaki adamla konuşuyordu. Dikkatle bakınca adamın Uygar'ın abisi Ahmet Bey olduğunu fark ettim. Dedem gülerek yoluna devam ederken peş peşe eve girmişlerdi. İş konuşacaklarını düşündüğümden yanlarına gitmekten vazgeçip tekrar bahçenin arka tarafına döndüm. Bu kez yere değil sandalyeye oturdum. Masanın üzerindeki paketten sigara çıkarıp ağzıma götürdüm. Yaklaşan adım sesleriyle arkamı dönünce Uygarla göz göze geldik. Önüme dönerken, "Dedemler içeride." dedim. Karşımdaki sandalyeye oturdu. Masadaki paketten bir tane alıp çakmağa uzandı. Hareketlerini göz ucuyla izliyordum.
"Sen neden içeride değilsin?"
Bir bakış attıktan sonra önüme döndüm, cevap vermedim. Sigaradan bir nefes çekip önümü izlemeye devam ettim.
"Yaptığın şeyler çok tehlikeli, fark edilmeni geçtim senden en ufak bir şüphe duysalar ipini çekerler."
Bitmeye gelen sigaramdan bir nefes daha çektim.
"Biliyorum."
Uygar bitmeyen sigarasını söndürüp tamamen bana döndü.
"Yol yakınken bu kararından dön o zaman."
Ben de sigaramı söndürüp Uygar'a döndüm.
"Yol yakınken mi?"
Gülümsedim, yol yakın mıydı gerçekten? Ben yolun sonuna geldiğimi hissediyorum.
"Bir sürekliliğine daha git buralardan, senin için en iyisi bu."
Gözlerinin içine bakıyordum.
"Çok az kaldı."
"Neye?"
Sandalyeden kalkıp dedemlerin yanına gitmek için yürümeye başladım. İçeri girdiğimde yemek masası tamamen hazırdı. Uygarla peş peşe girince hep birlikte yemeğe oturduk.
"Bahçede miydin yine?"
Dedemin sorusuna karşı evet anlamında başımı salladım.
"Arka bahçeyi sırf Zümra için genişlettirdim." Dedemin gülerek söylediği cümleyle Ahmet Bey de gülümseyerek bana döndü.
"Deden en çok seni seviyor galiba."
"Bana da öyle geliyor." Dedim gülerek.
Dedemin keyifle gülmeye devam etmesiyle, Ahmet Bey "Öyle öyle." diye söylendi. Umduğumun aksine yemekte işten hiç bahsedilmedi. Gündelik konulardan oluşan keyifli bir yemekti. Uygar ara sıra konuşuyordu. Yakında yarışlar başlayacakmış onun hazırlıklarıyla uğraşıyorlarmış. Yemekten sonra kahvelerimizi içmek için beklerken dedemin en yakın adamlarından biri içeri girip dedemin karşısına dikildi.
"Dayı bir sıkıntı çıkmış."
Dedemin yüz ifadesi birden ciddileşince merakla adamın söyleyeceği şeyi bekledim.
"Söyle." Dedemin sesi bıkkın çıkmıştı.
"Fırat Bey, Miraç Bey'in mekanını basmış."
Dedemle Ahmet Bey birbirine şaşkınlıkla bakarken benim de kaşlarım havalandı. Bu kadar erken olmasını beklemiyordum.
"Kimseye bir şey olmuş mu?"
"Miraç Bey'i yoğun bakıma almışlar."
Dedem aniden ayaklanınca Ahmet Bey de ayağa kalktı.
"Arabayı hazırlayın."
Dedem bana dönüp, "Ben bir yanlarına uğrayayım." Deyince başımı salladım. Ahmet Bey, "Ben de geleyim." deyince ikisi birden evden çıkmıştı. Önüme koyulan kahveye uzanırken Uygar'ın bana baktığını gördüm.
"Bir şey mi diyeceksin?"
"Bunlar düne kadar iyi değiller miydi, n'olmuş birden?"
Kahveden bir yudum aldım.
"İllaki bir şey olmuştur."
Şüpheyle bakan gözlerine aldırmadan kahvemi içmeye devam ettim.
"Yakında yarışlar başlayacak, kardeşinle birlikte gelmek istersen."
"Ecrin'e söylerim. Kaçırmaz zaten."
Uygar sonrasında hiç konuşmadı. Ben de konuşmadım. Aklım Ekindeydi. Uygar evden ayrılınca hemen odama çıkıp Ekin'i arasam da telefona cevap vermemişti. Başının kalabalık olduğunu tahmin etmek zor değildi. Başına büyük bir bela açmıştı, tam da istediğim gibi. Aradan birkaç dakika geçmişti ki telefonum çaldı. Ekin arıyordu.
"Zümra aramışsın?"
"Seni merak ettim."
"İyiyim."
Sesindeki sakinliğe şaşırmıştım.
"Seni görmek istiyorum."
"Geliyorum." deyip telefonu kapattı. Tek bir lafımla Miraç'a saldırması yine tek bir lafımla ayağıma kadar gelmesi.. Bu adam nasıl benim arkamdan iş çeviriyor olabilirdi ki? Hâlâ beni kandırıyor mu? Eğer öyleyse ben yine seve seve ona inanırdım. Aklımla kalbim arasındaki savaşın galibi kim olacak bilmiyorum ama sonunda üzüleceğim kesindi.
Yarım saat olmadan kapının önüne gelmişti. Aşağı inip arabasına binince yüzüme bakmadan arabayı ileri doğru sürdü. Evden uzaklaşıp ıssız bir yerde durmuştuk.
"Dedeme haber gelince çıkıp gitti."
Başını tamam der gibi salladı. Yüzüme bakmıyordu.
"Sana bir şey olmadı değil mi?"
"Hayır."
Yine yüzüme bakmayınca çenesinden tutup kendime çevirdim. Kaşında küçük bir yara vardı. Parmaklarım yaranın üzerinde gezinirken Ekin beni izliyordu. Kemerimi çözüp yaranın olduğu yeri öptüm.
"Acıyor mu?"
"Geçti."
Yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
"Şimdi n'olacak?"
Ekin elinin tersiyle yanağımı okşarken sessizce, "Halledeceğim." dedi sadece. Geri çekileceğim sırada bırakmayıp beni daha da kendine çekti. Parmakları dudaklarımın üzerinde geziniyordu.
"Bir süre bir araya gelmeyelim."
"Hayır." Dedim gözlerine bakarken.
"Senin için diyorum."
"Yine kabul etmiyorum."
Dudağının kenarıyla gülümsedi. Yaklaşıp alnımdan öperken, "Sen nasıl istiyorsan öyle olsun."
Beni tekrar evin önüne getirdiğinde bir süre arabadan inmeyip bekledim. Konuşmuyorduk ama biraz daha Ekin'in yanında kalmak istedim. İneceğim sırada durup Ekin'e döndüm.
"Sana bir şey olmayacak değil mi?"
"Olmayacak."
"Peki masadakiler bu duruma ne diyecek?"
"Hiçbir şey."
"Nasıl?"
"Hadi git uyu artık, geç oldu."
Arabadan inip tekrar döndüm.
"Aradığımda muhakkak aç."
"Tamam."
Yorgun olduğu belliydi. Kim bilir aklında da neler dönüyordu. Böyle olması içime sinmese de böyle olmalıydı. Bahçeyi geçip içeri gireceğim sırada gözüm sandalyedeki karartıya ilişti. Daha da yaklaşınca Uygar'ı gördüm.
"Sen gitmemiş miydin?"
"Geri dönmem gerekti." Ayağa kalkıp karşıma geçti.
"Neden?"
"Neredeydin?"
Alayla gülümsedim. İçeri girmek için hareketlendiğimde kolumdan tuttu.
"Soru sordum."
"Sana hesap mı vereceğim?"
"Sadece basit bir soru."
Kollarımı göğsümde bağladım.
"Erkek arkadaşımla birlikteydim."
Her ne kadar yüz ifadesini düz tutmaya çalışsada pek başarılı olamadı.
"Fıratla sen?"
Sorarcasına yüzüme bakıyordu.
"Evet, Ekinle ben."
Başını ağır ağır yukarı aşağı salladı.
"Kavganın sebebi sen misin?"
"Hayır, tamamen Miraç'ın aptallığıydı."
"Fırat'a bunun bedelini ödetecekler biliyorsun değil mi?"
İçime bir nefes çekip gözlerimi etrafa gezindirdim.
"Kimseye silah zoruyla bir şey yaptırtmadım."
"Ne yapmaya çalışıyorsun Zümra?"
Cevap vermeyip arkamı döndüm. İçeri gireceğim sırada Uygar'ın konuşmasıyla adımlarım durdu.
"Teklifini kabul ediyorum. Birlikte çalışalım."
Bölüm etkileşimi
