9. bölüm / 41
Emanet İhanetler9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye
Bölümler 41Şu an: 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime
- 30 Bölüm 30884 kelime
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-Şimdiki Zaman-
Ekin'in yaşadığı binanın önündeki banka oturmuş bekliyordum. Sinirimin biraz olsun yatışması için sigaramı yaktım. Yavaş yavaş içerken binaya girip çıkanlara bakıyordum. Ekin'in arabasını görünce tüm dikkatimi o tarafa verdim. Bir süre arabada bekleyip indi. Ben de yerimden kalkıp yanına doğru yürümeye başladım. Arabadan başka bir adam daha inince hızlıca geri dönüp ters yöne doğru yürüdüm. Anlaşılan bugünü tek başıma atlatacaktım.
Gelen aramalara bakmadan telefonu sessize aldım. Endişelendiklerinin farkındaydım aklıma annem gelince, Milanla birlikte kalacağımı yazıp gönderdim. Hava iyice kararırken öylece arabada oturuyordum. Sonrası için ne yapmam gerektiğini, Gaye'ye nasıl açıklamam gerektiğini ve annemin bundan haberi olursa neler olacağını düşündüm. Sıkıntıyla nefesimi verip başımı direksiyona yasladım. Kimsenin öğrenmemesi gerekiyordu. Bu ihtimal hep vardı ama gerçekleşmemeliydi. Başım ağırmaya başlayınca sigara paketine uzandım. Bitmişti, yine sıkıntıyla nefes verip market aramaya başladım.
Paketimi ve aldığım yiyecekleri kasadan geçirip marketten çıktım. Sonrasında yaşadığım şokla olduğum yerde kalakaldım. Arabam yoktu, koskoca araba ortadan kaybolmuştu. Kendime gelmeye çalışırken bu arada da etrafta dönüp duruyordum. Bir anda hangi semtte olduğumu hatırladım.
"Hay! Allah kahretsin ya!"
Telefonumu çıkarıp Ekin'i aradım. Telefon çalıp çalıp sustu. Kendi kendime sinirle gülmeye başlayınca marketin merdivenine oturup sigara paketini açtım. Dumanı içime çekerken gözlerim dolmaya başlamıştı. Yavaş yavaş içtiğim sigara bitince tekrar telefonumu çıkarıp aklıma gelen kişiyi aradım.
İkinci çalışında karşıdaki telefon açıldı.
"Zümra?"
Sesi hem meraklı hem şaşkın geliyordu.
"Gaye buraya gelmen lazım."
"Bir şey mi oldu, nerdesin?"
Sesi şimdi endişeliydi.
"Arabamı çalmışlar, sokakta kaldım."
Arkadan gelen seslere göre dışarı çıkmıştı.
"Tamam ben hemen geliyorum. Konum at ve güvenli bir yere geç. Olabildiğince kalabalık olsun."
"Marketin önünde bekliyorum zaten."
"Tamam, korkmuyorsun değil mi? İstersen telefonu kapatmayalım."
Konuşmasına gülümseyip, "Korkumuyorum merak etme." dedim.
Telefonu kapattıktan sonra üzerimde hissettiğim rahatsız edici bakışlarla gözlerimi yan tarafa çevirdim. Anlaşılan gece kuşları ava çıkmıştı. Hatta belki arabamı çalan bunlardı. Bakışlarımı önüme çevirip Gaye'nin gelmesini bekledim. Yan tarafından gelen seslerle tekrar o tarafa döndüm. Geliyorlardı. Korku bedenimi sarmaya başlamıştı, iyice yakınlaşan seslerle birlikte ben de ayağa kalktım. Gölgeleri önüme düşmüştü ki gelen âni fren sesiyle bakışlarımı karşıya çevirdim. Gaye gelmişti. İçim rahatlayınca yanıma gelen adamlara döndüm.
"Lan ortalık çocukları ne diye etrafta can alacakmışsınız gibi dolanıyorsunuz?"
Gaye arabadan inmiş hızlıca yanıma gelmişti. Beni baştan aşağa inceledikten sonra yanımdaki adamlara döndü.
"Arabasını çalıp, şu an rahatsız ettiğiniz kişi kardeşim oluyor ve eminim Fırat bunu duyunca hiç hoş karşılamayacaktır."
Kaşlarımı çatıp önce Gaye'ye sonra adamlara döndüm. Adamlar arabayı geri getireceklerini ve özürlerini ardı ardına tekrar ederken ben hâlâ donmuş vaziyetteydim.
İyi de burası masadan kaldırılan ailelerden birinin bölgesiydi. Nasıl oluyor da Ekin'in ve ailesinin sorumluluğuna girmişti. Benim bundan neden haberim yoktu?
Adamların yanımızdan ayrılmasıyla Gaye'ye döndüm. Yine endişeliydi karşında sapasağlam durmama rağmen.
"İyi misin, bir şey olmadı değil mi?"
Sorgulayan gözlerle bana bakarken belli belirsiz gülümsedim ve Gaye'ye sıkıca sarıldım.
Aradan geçen sessiz yolculuğumuz evimizin bahçesine gelince bitti. Arabadan inip Gaye'yi bekledim.
"Gaye biraz konuşalım mı?"
Sesim yalvarır gibi çıkmıştı. Eğer konuşmak istemezse gerçekten de yalvaracaktım. Ablam sığındım limanlardan biriydi, kaybetmek istemiyordum.
Başını tamam der gibi sallayıp bahçedeki sandalyelere yürüdü arkasından da ben yürüyordum.
Karşı karşıya oturup konuşmadan bekledik. Bakışlarımı yerden kaldırıp Gaye'ye baktım, sandalyenin üzerindeki örtüye üzerine almıştı. Soğuğu hiç sevmezdi zaten. Beni izliyordu.
Ne söylemem gerektiğini bilmeden aklıma ne geliyorsa dilime döktüm.
"Babama yaptığım şeyin beni aşağılık yaptığını biliyorum ama o an umrumda değildi. Hoş şimdi de değil."
Kaşlarını çattı. Pişmanlık göstermemi bekliyordu keşke gösterebilseydim.
"Abime ne kadar düşkün olduğumu biliyorsun ya da biliyordun, her neyse işte."
Gözlerim dolmaya başlayınca sinirim de gün yüzüne çıkıyordu.
"O kadar boktan bir sebepten öldü ki. Hiçbir şey yapmadan geri çekilmek istemedim. Ne babam gibi ne de senin gibi olmak istedim."
Gaye'nin de gözleri dolmuştu. Gözlerini benden çekip yan tarafa bakmaya başladı. Çenesi titriyordu.
"Babamın davranışları umursamaz geliyordu. Biliyorum değildi biliyorum bunu yapanların yanına bırakmamıştır."
Nefes alıp başımı gökyüzüne kaldırdım.
"Ama yetersizdi işte. Abim çok daha fazlasını hak ediyordu. Ediyordu değil mi abla?"
Yine göz gözeydik. İkimizinde gözyaşları askıda duruyor gibiydi.
"Bıraktı Zümra, babam bunu yapanların yanına bıraktı."
Gözlerim şaşkınlıkla açılırken yutkunmaya çalıştım.
"Ne?"
"Bizim için."
Sesindeki hayal kırıklığı elle tutulabilir cinstendi.
Başımı geriye yaslayıp gözlerimi kapattım. Gözlerimdeki yaşlar akmaya başlamıştı.
"Bizim için." diye tekrar ettim.
"Zümra, abimi sadece sen sevmiyordun. Ne yapmaya çalıştığını anladım, neden gittiğini de. Ama sadece sen acı çekmedin. Sen buradan uzaklaştın beni bizi bırakıp gidebildin. Biz buradıydık, geride bırakıp kaçtığın durumun tam ortasında. Senin yaptığını yapmak en kolayıydı. Farkında değilsin bunu. Düşününce iyi ki de gitmişsin diyorum. Sanki burada kalsaydın delirirmişsin gibime geliyor."
Konuşmadım sadece dinledim.
"Geriye dönüp bakınca sana sonuna kadar hak verdiğimi bil ama bundan sonra ailemizi yaptığın şeylerin dışında tut. Birbirimizden başka kimsemiz yok Zümra."
Yıllarca yaşadıklarımıza sadece kendi açımdan baktım. Şimdi Gaye konuştukça içimde kocaman bir boşluk oluşmuştu. Geride bıraktıklarımı hiç düşünmedim ki.
"Özür dilerim."
Sesim kısık çıkmıştı.
"Biz öyle bir olay yaşayınca diğerleri kaldığı yerden devam etsinler istemedim. Hep bunun için çabaladım. O zamanlar babam da diğerlerindendi benim için. Ama merak etme artık başka bir şey olamayacak babama."
Gaye anlamaz gözlerle bana bakıyordu.
"Diğerlerine ne yaptın Zümra?"
Cevap vermedim.
Gaye oturduğu yerden kalkıp eve doğru döndü. Bende kalktım. İçim hâlâ rahat değildi.
"Abla.."
Sesim ağlamaklı çıkmıştı. Adımını durdurup tekrar bana döndü. Kızarmış gözleriyle bana bakıyordu. Yanıma gelip sıkıca sarıldı. Sarılışına anında karşılık verirken gözlerim yine bulanık görmeye başladı.
~
Sabah erkenden kalkıp kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa indim. Kahvaltılıkları masaya dizerken çay da hazırdı. Merdivenlerden ses gelince kapıya döndüm, annem gelmişti.
"Günaydın kızım."
"Günaydın anne."
"Arkadaşında kalacaktın?"
Yanıma gelip bana yardım ederken gözleri üzerimdeydi.
"Vazgeçtim, gece geldim. Uyumuştunuz."
Masa tamamen hazırlanmışken anneme döndüm.
"Diğerlerini uyandırmaya gidiyorum."
Annem başını sallayınca tekrar yukarı çıktım.
Ecrin'in odasına girip perdeleri açmak için pencereye ilerledim. Perdeleri ve camı açtıktan sonra yatağın kenarına oturdum.
"Ecrin hadi kalk, kahvaltı hazır."
Gözlerini açıp tekrar kapattı. Kolunu dürttüm. "Hadi kalk." Gözlerini açmadan esnedikçe esnedi. Saçı başı dağılmıştı yüzünün yarısı saçlarından görünmüyordu. Gözlerini açıp gülümsedi.
"Ne güzel bir gün böyle."
Bu hâline şaşırmıştım. En güzel günüme bile uyansam böyle olamazdım. Sinirli ve memnuniyetsiz kalkardım hep. Bakışlarını pencereye çevirip havaya baktı.
"Şu havanın güzelliğine bak abla."
Abartıyla gözlerimi devirdim.
"Abartma Ecrin" deyip yatağından kalkmak için hareklendiğimde Ecrin kolumu tuttu.
"Bugün benimle vakit geçirmek ister misin?"
Gülümseyip tek kaşımı kaldırdım.
"Uygunsuz teklif mi yapıyorsun şu an?"
Ecrin kahkaha atıp yatağında doğruldu.
"Abla ne diyorsun ya!"
"Tamam tamam, ne yapacağız onu söyle."
"Yarış var bugün, izlemeye gidelim."
Ecrin'in araba yarışlarına büyük bir ilgisi ve merakı vardı. Bu ilginin başlangıcını bilmiyorum, birkaç kez nereden esti diye sorduğumda hızı sevdiğini söylemişti. Gittiği tüm yarışları anlatırdı. Onun kadar ilgili değildim ama heyecanla bir şeyler anlatmasını seviyordum.
"Gideriz tabii ama şimdi kahvaltı zamanı. Hadi kalk."
Yanağımdan makas alıp hızlıca odasından çıktı. Ben de odadan çıkıp Gaye'nin odasına gittim. Odaya girdiğimde Gaye aynanın karşında makyajını yapıyordu. Gözlerimi bana çevirip tekrar aynaya döndü.
"Günaydın yavrum"
Gaye'nin samimi sesiyle enerjim artarken genişçe gülümsedim.
"Günaydın"
Elindeki iki ruju gösterip "Hangisi?" diye sorunca yanına yaklaştım. Kırmızıyı gösterdim. Kırmızıyı değil de diğerini çantasına atınca kaşlarımı çattım.
"Bilirsin zevklerimiz birbirini hiç tutmuyor."
Gülerek söylediği şeye bende güldüm. Kırmızı rujunu bana uzattı.
"Al sana almıştım zaten. Yine şaşırtmadın beni."
Yüzündeki buruk gülümsemesine bakınca ikimizin de aklına aynı şeyin geldiğini anlamıştım.
-"Biliyordum gerçekten biliyordum. Mesela hiç benim tarzım değil, o yüzden aldım zaten bunu. Dedim ben beğenmediysem Zümra kesin beğenir."-
Gaye ayağa kalkıp karşıma geçti. Birden sarılmasıyla afallasamda hemen karşılık verdim.
"Seni çok özledim Zümra."
Ayrılınca derin bir nefes alıp gözlerindeki yaşları geri göndermeye çalıştı. Elini kaldırıp yanağıma koydu.
"Yapacaklarının arkasında duracağım. Kimse sana hesap soramayacak."
Gaye'ye sarıldım, içime sığmayan mutlulukla.
🪄
Bölüm etkileşimi
