Emanet İhanetler kitap kapağı

27. bölüm / 41

Emanet İhanetler

Bölüm 27

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: Bölüm 27

Gözlerimi açıp başımı Uygar'a çevirdim.

"Biliyor musun Ekin'i öldüreceğim."

Aniden frene bastığında öne doğru savruldum. Önüme düşen saçlarımı düzeltip tekrar Uygar'a döndüm.

"Ne güzel gidiyorduk, neden durdun?"

"Ne demek öldüreceğim?"

"Öldürmek kaç anlama geliyor?"

"Fazla ileri gidiyorsun."

Bakışlarımı dışarı çevirdim.

"Onu hâlâ çok seviyorum.."

Acıyla karışık gülümsedim.

"Ama kinim daha kuvvetli."

"Sen ne yaptığını farkında değilsin."

Bıkkınlıkla konuşmuştu. Arabayı hızlandırdığında önüme döndüm.

~~

Olabildiğince hızlı konuşuyordum, yakalanırsam ölecektim. Bilemiyorum belki de vaktim dolmuştur ama göz göre göre ölmek istemiyordum. Omzumdan ve bacağımdan akan kanlar yerlere damlıyor ve bir nevi kendi kendimi ele veriyordum. Havanın karanlık olması işime gelmişti, en azından şimdilik. Arkamdan gelen adım sesleri biraz olsun uzaklaşınca daha hızlanmaya çalıştım. Ayaklarımda artık güç kalmadığından bir anda yere kapaklanınca güçlükle ayağa kalktım. Eğer arabama kadar gidebilirsem biraz olsun kurtulma şansım olacaktı. Tahminime göre bu hızla gidersem iki dakikaya kalmadan arabama ulaşabilirdim.

Son bir gayretle adımı attığımda arabanın yanına gelmiştim. Hemen çalıştırıp hızla sürmeye başladım. Tüm hareketlerimi aceleyle yapıyordum. Çok fazla kan kaybettiğimi yeni yeni fark ediyordum. Nefes alışlarım artık zorlaşıyordu. Gözlerim kararır gibi olduğunda arabayı yavaşlattım. Biraz olsun kendimi toparlarım umuduyla bekleyecektim ama arkamda gördüğüm arabalar bu umudumu alıp götürmüştü. Tekrar hızlanırken şu anda gitmek istediğim tek bir yer vardı.

Sonunda geldiğimde arabadan inip yine koşmaya başladım. Ayaklarım yolu ezbere gidiyordu. Adımlarım yavaşlayıp durunca yere çöktüm. Kanlı ellerimi toprağa uzatıp gülümsedim, "Abi, ben geldim. Sanırım.." nefesim tıkanınca durup yutkundum. "Sanırım artık acı çekmeyeceğim."

Zihnim bomboştu. Aklımdan hiçbir düşünce geçmiyordu. Biraz yorgun hissediyordum o kadar. Sanki huzurlu gibiydim. Öleceğim içindi galiba. Bu kadar iyi hissettireceğini bilseydim, hiç ertelemezdim. Nefes almam daha da zorlaştığında elimi boğazıma götürdüm. Parmaklarımın ucuna değen soğuklukla gözlerim ışıldadı. Kolye.

Titreyen ellerimle telefonu cebinden çıkardım. Savva, sadece öleceksen ara demişti. Ve evet ölüyordum.
Eğer Tanrı beni seviyorsa son bir şansım daha olmalıydı. Rehberdeki son numaranın üzerine dokundum.

" 3 aranıyor..."

Zaman durmuş gibiydi. Yakınlardan gelen koşuşturma seslerine bakılacak olursa gelmişlerdi ve yakalanacaktım.

Telefon açıldığında nefes nefeseydim. Konuşacak gücüm kalmamış gibiydi. Birkaç kez yutkunup, "Abimin yanındayım." diyebildim sadece. Sonra telefon kapandı ardından da gözlerim.

-3 Gün Önce-

Elimdeki fotoğrafa bakarken burukça gülümsedim. Aradan çok uzun zaman geçti, diye geçirdim içimden. Parmaklarım fotoğrafın üzerinde gezinirken gözlerim fotoğraftaki Uygar'a kaydı. Sürekli abime baktığımdan Uygar'ı gözüm hiç görmemişti. Gülerken gözleri kısılmıştı. Gözleri çizgi gibi durması bir anda komik gelmişti. İkisi de o kadar içten gülerek bakmıştı ki kameraya. Yüzümdeki gülümseme büyüyünce, başımı kaldırıp Uygar'a çevirince göz göze geldik.

"Sizi bu kadar eğlendiren neydi?" Fotoğrafı çevirip gösterdim.

Uygar gülümsemeyince dikkatle yüzünü incelemeye başladım. Onu ilk kez mi gülerken görüyordum ya da önceden hiç mi fark etmemiştim. Gözleri yine kısılmıştı.

"O gün halı saha maçımız vardı. Çok iddialı bir takımdık, takımda biz vardık sonuçta.."

Dinlerken ben de gülümsemeye başladım.

"Ee?"

"Yenildik. Hem de 8-0."

"Buna mı bu kadar güldünüz?"

"Tarık çok ciddiye alırdı bu maçları, önce sinirden gülmeye başladı ben de gülünce ortaya bu fotoğraf çıktı."

Yüzündeki gülümseme küçülürken gözleri uzaklara dalmıştı. Uzun bir sessizlikten sonra bakışlarını bana çevirdi.

"Abin, sadece hayatını yaşamanı ve mutlu olmanı isterdi. Gittiğin yol doğru yol değil."

Elimdeki çevçeveyi önümdeki masaya yavaşça bıraktım.

"Ben de abimin yaşamasını isterdim. Doğru yolda gitmek gibi bir gayretim de yok."

"Ben de sadece hayatını yaşamını istiyorum."

Zorla gülümserken bakışlarımı Uygardan çektim.

"Belki ilerde."

Uygar'ın yanından ayrılıp hastaneye geçtim. Milan dinlenmek için otele gitmişti. Savva'nın durumunda bir değişiklik yoktu. Ne iyi ne kötü. Odasına girip sandalyeye oturdum. Solgun görünüyordu. Arkaya yaslanıp gözlerimi kapattım. Yalnız hissediyordum. Ve aklım karışıktı. Aslında ne yapacağım nasıl yol olacağım çok belliydi ama sanki birisinin çıkıp 'hadi' demesini bekliyor gibiydim. Gözlerimi açıp sehpadaki telefonuma uzandım.

"Zümra Hanım?"

"Yaptığımız tüm planları öne çekiyoruz. Yarınki toplantıya kadar hazır olun."

"Anlaşıldı."

Gözlerim Savva'ya kayınca tekrar konuştum.

"Savva için başka bir hastane ayarlayın, kimse nerede olduğunu bilmeyecek."

Hastaneden ayrılırken kapının önünde bekleyen adamları uyarıp, birkaç kişinin daha gelmesini istemiştim. Aileme bir şey olmayacağı belliydi. Şimdi çevremdekileri korumam gerekiyordu. Gerçi yanımda kimse kalmamıştı ama.

Ekin'in evine geldiğimde ortalıkta kimse yoktu. Ağır adımlarla tüm odaları dolaştım. Buraya geldiğimden beri hiç görmediğim odalar vardı. Sonunda köşedeki odanın önüne geldiğimde elim kapının koluna gitse de açmak istemedim. İçimdeki huzursuzlukla odanın önünden ayrılacağım sırada vazgeçip kapıyı açmaya yeltendiğim de Ekin'in sesini duyunca tekrar geri çekildim.

"Duşta mısın?"

Salona doğru yürürken konuştum.

"Hayır."

Arkasını dönünce karşı karşıya geldik. Yüzünde büyük bir gülümsemeyle gelip sarıldı.

"Neredeydin?"

Sorusuna gözlerimi devirdim, nerede olduğumu elbette biliyordu. Sabahtan beri takip ediliyordum.

"Gayet iyi biliyorsun."

Kollarını benden ayırıp bir adım çekildi. Artık yüzünde gülümseme yoktu.

"Neden hâlâ o adamla görüşüyorsun?"

"Ne zamandan beri birbirimize bunların hesabını soruyoruz?"

Sinirlendiğini anlıyordum yine de geri adım atmadım.

"Zümra lütfen birbirimizi kırmayalım."

Gözlerimin içine içine bakıyordu. Sanki gerçekten acı çeker gibi. Başımı tamam anlamında salladım. Tekrardan sarılınca ben de kollarımı beline doladım. Saçlarıma bir öpücük bırakıp geri çekildi.

"Yarın toplantı var."

"Biliyorum." derken oturmak için yanından ayrıldım.

"Miraç ve ailesi masadan kovulacak."

Bunu da biliyordum.

"Miraç'ın yerini bulabildin mi?"

Gelip yanıma oturup kolunu omzuma attığında bende başımı yasladım.

"Henüz değil. Yarın ne yapacaksın?"

Başımı kaldırıp Ekin'in yüzüne baktım. Ona baktığımı fark ettiğinde o da bana döndü. Gülümseyip dudaklarına uzandım.
Geri çekilidiğimde ikimiz de birbirimize gülerek bakıyorduk.
"Yarın birlikte vakit geçirelim."

Elini yanağımda gezdirirken, "Nasıl istersen." dedi.

"Bildiğiniz üzere birtakım tatsız hadiseler yaşandı. Bu hiç beklenmeyen olaylar karşısında sessiz ve tepkisiz kalamayacağımız gibi tedbirsiz de kalamayız. Önceliğimiz her zaman ailelerimiz oldu eğer ailelerimizi koruyamıyorsak işimizi de koruyamayız. Bugünkü bu acil toplantının amacı, masamızın üyesi olan ortağımızla iş birlikteliğini sonlandırmak. Daha fazla gerginlik çıkmaması adına aramızda değiller. Bugünden sonra da olmayacaklar. Bu talihsiz olay bize ders niteliğinde olmuştur."

Ben yine yıllar sonra babamın arkasındaki sandalyede otururken konuşulan mevzu ailemdi. Etrafa bakmaya başlayınca pek değişmediğini fark ettim. O ihtişamlı kasvet hâlâ aynıydı.
Sabah ablamı arayıp toplantıya 'ben gideceğim' dediğimde itiraz etmemişti. Babama söyleme gereğinde bulunmadım, o da şaşırmadı. Demek ki o da bunu bekliyordu. Üzerimde hissettiğim bakışlarla gözlerimi karşıya çevirdim. Ekin gözlerini çekmeden bakıyordu. Buraya geleceğimi söylememiştim. Ben de gözlerimi çekmeden bakmaya devam ettim.

"Eğer bu konuyu hallettiysek diğer konumuz masanın yeni başkanının kim olacağı. Daha fazla uzatmadan bunu da kararlaştıralım. Başkanlığa aday olmak isteyenler kimler?"

Ekinle olan bakışmamızı bu konuşma böldü. Sadece iki kişi el kaldırmıştı. Birisi dayım diğeri Ekin'in amcasıydı.

"Başka kimse yoksa oylamaya başlayalım."

"Eğer müsade ederseniz bir şey söylemek istiyorum." Diye konuya girdim. Geldiğimden beri sık sık üzerimde hissettiğim bakışların tamamı bana dönmüştü. Burada olduğuma pek gönülleri yoktu.

"Dinliyoruz."

"Masanın gücünün bizi ve ailemizi korumaya yetmediği aşikar. Oturduğumuzdan beri konuşup duruyorsunuz ama bu bizim başımıza gelen ilk olay değil."

Gözlerimi üzerlerinde gezdirirken, "Bunu hepiniz biliyorsunuz." diye devam ettim. Bazıları huzursuzca yerinde homurdanırken babamın bakışları yerdeydi.

"Bu başkanlığı ailemize olan borcunuz olarak görüyorum."

Kısa süreli sessizlikten sonra dayım konuşunca herkes ona dönmüştü.

"Adaylıktan çekiliyoruz."

Şimdi sadece Ekin'in ailesi kalmıştı. Amcası çatık kaşlarıyla masadakilere bakıyordu.

"Bu masanın başkanlığını yıllardır bizim ailemiz yapıyor ve ben bunu devam ettirmek istiyorum." Amcasının bana karşı sertçe konuşmasıyla Ekin de kaşlarını çatmıştı.

"Kızım haklı."

Babamın sert ve itiraz istemeyen sesiyle yine herkes birbirine bakmaya başladı.
Odadaki gerginlik elle tutulacak gibiydi.

"Başka itiraz eden var mı?" Babamın ortaya sorduğu soruya cevap gelmemişti. Kimse itiraz etmemişti ve artık masanın yeni başkanı bizdik.

Toplantı bittiği gibi çıkıp arabaya atladım. Ekin de arkamdan geliyordu. Arabayı ormanlık düz alanda durdurduğumda inip Ekin'in yanıma gelmesini bekledim. Ceketini çıkarmıştı, beyaz gömleği rüzgârla birlikte hareketlenirken elleri cebinde ağır ağır yürüyerek yanıma geliyordu. Parmaklarımın ucundaki sigaradan bir nefes çekip onu izlemeye devam ettim. İlk karşılaştığımız günkü gibiydi sanki. Yanıma gelip benim gibi arabaya yaslandı.

"Söyleseydin birlikte gelirdik."

İkimizde önümüzdeki uçuruma bakıyorduk.

"Söylemek istemedim."

Sigaramı tekrar dudaklarıma götürürken elimde alıp kendi dudaklarına götürdü.

"Neden buradayız?"

Konuşuyorduk ama birbirimize bakmıyorduk.

"Hesabı kapatacağız." Dedim.

Ağzından bir kıkırtı çıktı.

"Kapatalım."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

101okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.