4. bölüm / 41
Emanet İhanetler4. Bölüm/ Eve Dönmek
Bölümler 41Şu an: 4. Bölüm/ Eve Dönmek
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime
- 30 Bölüm 30884 kelime
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kafamda sonunu gördüğüm durumların gidişat yolları bazen beklediğimin dışında gerçekleşebiliyor. Bu gibi durumlarda bana en az hasar verecek olan yolu seçmeye çalışırım. Şimdi seçtiğim yolda öyle olduğunu umduğum yol.
Çantamı hazırlayıp son olarak abimin hediye ettiği, abimle olan fotoğrafımızı da aldıktan sonra aşağı indim. Herkes salonda oturmuş beni bekliyordu. Annemle babam ayaktaydı ablamla Ecrin de oturuyorlardı.
"Hazırım ben."
Kimse yerinden kımıldamamıştı.
"Çıkıyorum o zaman."
Kapıya doğru yürüyüp bahçeye çıktım. Arkamdan ayak sesleri geliyordu.
"Abla."
Ecrin'in üzgün sesi bozuk olan moralimi daha kötü hâle getirdi.
"Abla gitmesen?"
"Gitmem gerekiyor."
"Gerekmiyor abla. Babam dedi ki bir daha böyle bir şey yaşanmayacağına söz verirsen burada kalabilirmişsin."
"Öyle bir söz vermeyeceğim ama."
"Abla lütfen, benim için."
Gözleri yine dolmuştu. Aramızdaki boşluğu kapatıp sarıldım. O da sıkıca bana sarılmıştı. Babamla ablam da evden çıkmıştı. Ablam gelip ikimize de sarıldı. Hâlâ bana kızgındı. Şu an içinde bulunduğumuz durumun tamamen benim hatam olduğunu söylemişti birkaç kez. Ona hata gibi geliyordu, bana değil.
"Hâlâ vazgeçebilirsin Zümra."
Karşılık vermedim. Ayrılıp babama doğru baktım. O da üzgündü. Beni korumaya çalışıyordu. Buradan uzaklaştırarak hem beni koruyacak hem de masadakilere güvende olduklarını gösterecekti.
"Annem beni uğurlamaya gelmeyecek mi?"
Ablama doğru sormuştum. Sıkıntıyla nefes verdi.
"Mutfağa yemek yapmaya gitti."
"Yemek yapmayı mı?" dedim gülerek.
"Tamam gidiyorum ben, iyi bakın kendinize."
Arabaya doğru yürümeye başlayınca babam da hareketlendi. Havaalanına birlikte gidecektik.
Yol boyunca ikimizde sessizdik. Şimdi ayrılacaktık.
"Neden böyle bir şey yaptığını anlıyorum ama yapmamalıydın. Şu düştüğümüz hâle bak! Ailemizi ne hâle getirdin?"
"Ben mi getirdim bu hâle?"
İkimizde sinirle birbirimize bakıyorduk.
"Baba biz senin yüzünden bu hâldeyiz kabul et artık! Sen bizi paramparça ettin. Abimi sen aldın elimizden. Koruyamadın onu. Şimdi de beni koruyabileceğini sanıyorsun!"
Artık ağlıyordum. Üzüntüden mi sinirden mi bilmiyorum.
"Kimse sana dokunmayacak! Sakın geri dönmeyi aklından geçirme. Ben ne zaman istersem o zaman döneceksin."
Arkamı dönüp yürüyeceğim sırada babam kolumu tutup sıkıca sarıldı. Bende ona aynı şekilde karşılık verdim.
"Özür dilerim kızım ama seni de kaybedemem."
~~~Şimdiki Zaman~~~
Havaalanından çıkıp beni bekleyen arabalara doğru yürürken yanımda beş yıldır benimle birlikte olan Milan ve Rusya'ya ilk gittiğim andan beri yanımda olan Savva vardı. Hem arkadaştık hem de birbirimiz için çalışıyorduk. Yıllar sonra ülkeme dönerken onlarda beni yalnız bırakmak istemediler. Biraz da geldiğim yerin nabzını ölçmek istiyorlardı.
Geldiğimizi gören babamın adamları gelip elimizdekileri aldılar. İçlerinden biri öne çıkıp elini uzattı.
"Hoş geldiniz, Ben Kenan. Telefonda konuşmuştuk."
"Hoş bulduk. Evet hatırladım."
"Babanız şu an evde. Daha iyi durumda. Sizin için endişelendiğinden biraz kalabalık geldik. Yoksa önemli bir durum yok. Birkaç araba da yolun yarısında bize eşlik etmeye başlayacak. Bilginiz olsun."
Kenan Bey'in söylediklerini dinlerken etrafa bakmaya başladım. Evet kalabalık gelmişlerdi. Başımı sallayıp arabaya bindim. Yanıma Milan karşıma Savva oturdu. Kenan Bey de öne, sürücü koltuğunun yanına oturmuştu.
"Türkiye güzel ülke, öyle değil mi Savva?"
Milan bozuk türkçesiyle konuşurken dışarı bakıyordu. Savva da dışarı dönüp, "Öyle." dedi.
İlk gelişleri değildi. Benim için çok kez gelmişlerdi buraya. Milan her geldiğinde güzelliğinden etkileniyordu burasının.
Telefon elimde titreyince ekrana baktım. Mesaj gelmişti.
-"Hoş geldin. En çokta bana."-
Mesaja gülerek bakıyordum.
-"Hoş bulacağım. En çokta seni görünce."-
Telefonun ekranını kapatıp başımı geriye yasladım. Gergindim. Yıllardır hayalini kurduğum geri dönüşü yaşıyordum ama hissetmek istediğim duyguları hissetmiyordum.
Sessizce geçirdiğim yolculuğum arabanın durmasıyla bitti. Arabadan inip evimize bakmaya başladım. Hiçbir şey değişmemişti. Bıraktığım gibiydi, sekiz yıl önce gibiydi.
Evin kapısı açılınca dönüp kapıya baktım. Ecrin heyecanla bana bakıyordu. Sanki burada olduğuma inanmıyor gibiydi. Bana doğru yürürken ben hâlâ yerimden kımıldamıyordum. Ben buradan ayrılırken on dört yaşındaydı. Şimdi yirmi iki. Sürekli konuşmuştuk, 3-4 ayda bir yanıma geliyordu. Onun dışında ayrı büyüdük. Yanıma gelip sarıldığında, gözümün önüne buradan ilk ayrıldığım zaman geldi. Yine sımsıkı sarılmıştı. Bende ona sımsıkı sarıldım.
"Seni çok özledim abla."
"Bende seni çok özledim. Sandığımdan bile çok özlemişim hatta. Şimdi fark ettim."
Sarılmamız bitince eve doğru yürürken Milan ve Savva'ya bakmak için geriye baktım. Arkamızdan geliyorlardı. İçeri girince bütün anılar gözümde canlandı. Konuşmalarımız, gülmelerimiz, kavgalarımız... Salona doğru giderken mutfaktan gelen kokuları da çok özlediğimi fark ettim.
Salonda sadece babam vardı. Kanepeye uzanmıştı. Ayağı ve boynu alçıya alınmıştı. Göz göze geldiğimizde yürümeyi bırakmıştım. Onu ayağa kalkamayacak durumda görmek garip hissettirmişti.
"Hadi abla sarılsana babama."
Sanki birinin bunu demesini bekliyormuşum gibi yürümeye başladım. Babama sarıldım, benim içten olmayan sarılışıma karşı sımsıkı sarılmıştı.
"Hoş geldin kızım."
"Hoş buldum baba. Nasılsın?"
"İyiyim iyiyim."
"Emin misin pek iyi görünmüyorsun?"
"Birkaç kırık çatlak var o kadar. Baban eski toprak kolay kolay bir şey olmaz, merak etme."
Belli belirsiz başımı salladım.
"Yolculuk nasıl geçti?"
"Bir sıkıntı çıkmadı."
"İyi iyi" dedi sessizce.
"Kim yaptı bunu?" Diye sordum normal olmasını umduğum sesimle.
"Kazaydı kızım."
"Abiminki de kazaydı baba." dedim tutamadığım sinirle.
Salonun balkonunun kapısı açılınca sustum.
"ZÜMRA! Hoş geldin."
"Gaye bağırma Allah aşkına."
"Çok konuşma gel de sarılalım."
Beni kendine çekip sarılmıştı. Davranışları hâlâ aynıydı en azından öyle görünüyordu.
"Özledim seni."
"Bende seni özledim."
"Abla arkadaşlarınla tanıştırsana bizi."
Ecrin'in sesiyle Milanla Savva'ya döndüm. Milan gülerek bize bakarken Savva yine ciddiydi.
"Milan ve Savva. Bir süre burada benimle kalacaklar."
Ecrin Milan'a elini uzatırken ablam kulağıma eğilip, "Kızın ismi hangisi, erkeğin ismi hangisi?" diye sorunca gülümsemiştim.
"Suratsız olan Savva." dedim yarım ağız gülerken.
"Bu çocuk gerçekten ruslara benziyor yani bilmeyip dışarıdan görsem rus mu bu derdim."
Gaye'nin dediğine gülümserken babama döndüm.
Babamın gözleri Savvadaydı. Savva'ın gözleri de babamda.
İkisini de kendi hâline bırakıp mutfağa yürüdüm. Annem mutfakta değildi. Bu kez üst kata çıkıp odama yürüdüm. Odamın kapısı açıktı. Annem yatağımın kenarına oturmuş açık pencereden dışarıya bakıyordu. Ayak seslerimi duyunca bana döndü sonra da ayağa kalktı.
"Evine hoş geldin kızım." deyip sarıldı. En çok annemi özlemiştim. Geriye dönüp kendimi durduracak olsaydım sebebi annemi çok özlemem olurdu.
"Hadi gel sevdiğin bütün yemekleri yaptım."
"Kendini çok yormasaydın anne."
"Yormadım yormadım merak etme."
Annemle aramıza hiç soğukluk girmedi. Rusya'ya gittikten iki hafta sonra yanıma gelmişti. O da babam gibi bunun benim iyiliğim için olduğunu söylemişti. Her gün konuşuyorduk. Çok sık olmasa da yanıma geliyordu.
"Dedem gelecek mi?"
"Durur mu hiç?"
"Çok özledim onu."
"O da seni çok özledi. Sana olan düşkünlüğünü biliyorsun."
"Bilmez miyim, biliyorum tabii."
Annemle konuşurken aklıma dedemden yardım istediğim gün geldi.
-"Daha çok küçüksün."
"Beklerim."
"Uzun sürebilir."
"Ne kadar gerekirse!"
"Ne istiyorsun?"
"Sadece bir kez o masaya oturmak istiyorum."
"Bunun sana ne faydası olacak kızım?"
"Dede burada olduğum sürece annemle babamın gözleri hep üzerimde olacak. Yaptığım ya da yapacağım her şeyden haberleri olacak. Gitmem gerekiyor. Eğer babama burada kalmamın tehlikeli olduğunu gösterebilirsem beni gönderir."-
Dedemi zorla ikna etmiştim. Eminim bu kadar uzak kalacağımı bilseydi yardım etmezdi.
"Hadi yemekler soğuyacak."
Annemin koluna girip yanağını öptükten sonra yemeğe indik.
~~~
Dedemin de gelmesiyle önce uzunca hasret giderdik sonra yemeğe geçtik. Yüzüme bakıp bakıp büyümüşsün diyordu. Gözleri sık sık dövmelerime gitsede hâlâ bir şey dememişti. Şimdi de bahçede karşılıklı oturmuş çaylarımızı içiyorduk.
Ayağını ayak üstüne atıp geriye iyice yaslandı.
"Neden döndün?"
"Neden mi döndüm? İçerde sürekli çok özlediğini söylüyordun."
"Sen benim torunumsun tabii özleyeceğim." dedi ciddiyetle. Onun bu hâline güldüm.
"Ne kastettiğimi iyi biliyorsun."
Kendimden emin şekilde gülüp, bende onun gibi geriye yaslandım.
"Her şey istediğim gibi şekilde ilerliyor dede, hiç endişen olmasın."
"Kanın hâlâ deli akıyor ha!"
İkimizde gülümsemiştik. Birbirimize baktıkça yüzlerimiz ciddileşmeye başladı. Ne soracağını biliyordum. Belki dedem de cevabı biliyordu. Sıkıntısına son verip konuştum.
"Evet, ben yaptım."
Şaşırmadı, biliyordu.
"Dönmek için mi?"
"Evet."
"Ya daha ciddi bir şey olsaydı?"
"Olmayacaktı."
Dedem başını hafifçe salladı.
"Gidişini de gelişini de kendin belirledin."
"Dede biliyorsun öyle olması gerekiyordu."
Karşılık vermedi. Biraz sessiz kaldıktan sonra ayağa kalktı.
"Hadi içeri gel. Biraz daha durup gideyim ben de."
Dedemin yanına gidip koluna girdim. Yavaş yavaş yürürken bileğimindeki küçük yılan dövmesine dokundu.
"Kalıcı mı bu?"
Gülerek başımı salladım.
"Çizdirmişsin kolunu hep."
"Kötü mü olmuş?"
"Değiştirmiş seni. Sadece görünüşün değişmiş gerçi. Sen hâlâ eski sensin."
Dedem de annemler de zamanla öfkemin geçeceğini düşünmüşlerdi. Doğru eskisi gibi hissetmiyordum. Ama geçmedi. Daha sakin daha aklı başında düşünüp hataya yer bırakmamak en ince detayları bile düşündüm. Dedem planlarımı şimdi hayata geçireceğimi sanıyor. Neler yaptığımı henüz öğrenmedi. Ben istediklerimi yapmaya başlayalı beş yıl oldu.
~~~5 Yıl Önce~~~
Telefonun başında sıkıntıyla beklerken sonunda Ecrin'den mesaj gelmişti. Mesajdaki numaraya bakarken nefesimi dışarı verdim. Koltuğa yaslanıp gülmeye başladım. Kendimi toparlayıp Ecrin'i aradım.
"Abla?"
"Ecrin aferin kızım sana. Bana nasıl bir iyilik yaptığını tahmin bile edemezsin."
"Çok zor oldu abla. Gaye ablam telefonunu bir türlü elinden bırakmadı. Allah'tan o isimde başka biri yoktu."
"Ecrin çok sağ ol. Hakkını nasıl öderim bilmiyorum."
"Ne hakkı abla. Eğer buradan bir şey lazım olursa söylemen yeter."
Gülüp tamam dedim. Sanki o benim ablamış gibi davranıyordu.
Konuşmamız bitince telefonu elimden bırakmayıp Ecrin'in gönderdiği numaraya bastım. Kalp atışlarım hızlanırken karşı taraf telefonu açmıştı.
"Alo."
Heyecanı bastırmaya çalışırken cevap verdim.
"Alo."
İçimden kendime küfür ettim sesimi ben bile zor duydum. Hemen kendimi toparlayıp tekrar konuştum.
"Merhaba ben Zümra."
"Hangi Zümra?"
"Kaç tane Zümra tanıyorsun?"
Karşı taraf sessizleşince belki de hiç aramamalıydım diye düşünmeye başladım.
"Neyse ben kapat-"
"Neden aramak için üç yıl bekledin, neden bu kadar geç aradın beni?"
"Sana şimdi ihtiyacım var."
"Nerdesin?"
~~~
Bölüm etkileşimi
