10. bölüm / 41
Emanet İhanetler10. Bölüm/ Hangi Taraf
Bölümler 41Şu an: 10. Bölüm/ Hangi Taraf
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime
- 30 Bölüm 30884 kelime
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arabada Ecrin'i beklerken çalan telefonumu elimi aldım. Ekin arıyordu.
"Efendim"
"Zümra aramışsın duymadım sonra dönecektim ama çok geç olmuştu."
Ekin'in aceleyle yaptığı açıklamayla nefesimi seslice dışarı verdim.
"İyi misin sen, bir şey mi oldu?"
"Dün arabam çalındı. Sizin adamlarınızmış, bir saate kalmadan evimin önünde olsun."
Karşı taraftan ses soluk gelmeyince telefonu kulağımdan uzaklaştırıp ekrana baktım. Kapatmamıştı.
"Nerede çalındı?"
"Eskiden Kurucu'ların, şimdi sizin elinizde olan yerde. Gerçi bunun açıklayıcı olacağını sanmıyorum. Kim bilir kaç yere çöktünüz."
"Zümra!"
Sesi sertti.
"Ne var?"
Sesim en az onunki kadar sertti.
"Yüz yüze konuşalım."
Sesi eski hâline dönerken bende sakinleşmeye çalıştım.
"Bugün işim var. Yarın konuşalım ne konuşacaksak."
Karşıdan nefes alma sesi geldi. Kendini tutuyordu yine.
"Tamam."
Bir şey demeden telefonu kapattım. Benden sakladığı şeyler olduğunu biliyordum ama iş konusunda en çok güvendiğim kişiydi. Nasıl olur da uğruna abimin öldüğü, o ne olduğu belirsiz mahalleler Ekin'in sorumluluğunda olurdu. Ekin bunu niye bana söylemedi? Aklıma her türlü senaryolar gelirken direksiyonu iyice sıktım. Bilmediğim daha neler vardı?
Ecrinle mağazaların birinden çıkıp diğerine girerken ikimizde hâlimizden şikayetçi değildik. Ecrin'in bu son diye girdiği mağazadaydık şimdi de. Akşamki yarış için çok heyecanlıydı ve sürekli kıyafet deniyordu. Denediği kıyafetleri görünce nasıl bir ortam olacağını sordum. Çünkü oldukça şık şeyleri deniyordu. "Aklındaki yerlerle uyuşmadığına eminim, yoldan geçen herkesin girebileceği bir yer değil. Sokak tarzı yarışlar değil bunlar" dedi. Elindeki siyah mini elbiseyi üzerine tutup aynanın karşısına geçti. Onu da kolunun üzerine atıp bakmaya devam etti. Bende kendime göre bir şeyler bakarken Ecrin'in sesiyle ona döndüm.
"Abla bu sana çok yakışır, denesene hemen."
Elinde tuttuğu siyah deri tulumla hızlıca yanıma geliyordu. Beğenmiştim.
İkimizde aldıklarımızı denedikten sonra alacaklarımızı almıştık ve alışverişimiz bitmişti.
Eve gelip birkaç saat oyalandıktan sonra hazırlanmaya başladık. Ecrin dizinin hemen üzerinde biten siyah elbiseyi giymişti altına da spor ayakkabı. Omzunun üzerinde biten saçlarına hafif dalgalar vermişti. Tam yaşına uygun giyinmişti. Makyajının bir tık fazla olduğunu düşünsem de bir şey söylemedim. Ben de aldığımız tulumla önceden aldığım yine deri olan siyah eteğim arasında kalmıştım. Sonra eteği alıp giydim üzerine sade siyah tişört. Ecrin saçlarımı önce kendininki gibi yapmak istese de sonrasında düzleştirmişti. Odamdan çıkacağım sırada masamdaki kırmızı ruju gördüm. Sabah Gaye'nin verdiği rujdu. Elime alıp aynanın karşısına geçtim tekrar. Sürdüğüm ruj beklediğimden daha canlı çıkınca arada kalsam da silmeyip odadan çıktım. Evden çıkmadan önce anneme ve babama göründüm. Ecrinden dolayı alışmışlardı bu yarışlara. Gaye'yi de çağırmıştık ama Tolgayla buluşacağını söyleyip bizden önce çıkmıştı evden.
Bahçeye çıktığımda arabam olması gerektiği yerdeydi. Ben kendi arabama doğru yürürken Ecrin'in sesiyle geri döndüm.
"Abla çok güzel olmuşsun!"
Saçlarımı geriye atıp yanına yürüdüm.
"Her zamanki hâlim Ecrin, neye şaşırdın bu kadar"
Abartıyla kurduğum cümleden sonra kendi etrafımda döndüm.
"Doğru diyorsun."
"Sen benden daha güzel olmuşsun." dedim elimle onu döndürürken.
"Her zamanki hâlim abla, neye şaşırdın bu kadar."
Sesini benimki gibi çıkarmaya çalışarak konuşmuştu.
İkimizde gülerken Ecrin'i kendime çekip kolumun altına aldım. Ama beklediğim gibi olmadı çünkü boyu benle aynıydı belki daha uzun.
"Hangi arabayla gidelim?"
Kendi arabama bakarken Ecrin yüzümü kendine çevirdi.
"Hayır abla, bunu bana bırak."
Yanımdan hızla uzaklaşıp garaja ilerledi. Arabama yaslanıp Ecrin'i beklemeye başladım. Duyduğum motor sesiyle yan dönerken gördüğüm arabayla gözlerim açıldı. Siyah spor arabaya hayranlıkla bakarken Ecrin önümde durdu. Benden tarafta olan camı açıp gözünü kırptı.
"Ecrin bu ne böyle, canavar gibi duruyor."
Ecrin gülerken "Zaten öyle" dedi.
Arabaya binip içini de hayranlıkla izlerken Ecrin sürmeye başlamıştı.
Şehrin dışına yakın bir yere geldiğimizde Ecrin kulakları tırmalayan sesle arabayı durdurdu. Yanında benim olduğunu unutmuş gibiydi.
"Bunu görmezden geliyorum, bir daha olmayacak Ecrin."
Gözlerini kapatıp açtıktan sonra başını sallayıp "Tamam" dedi.
Ortamda arabanın oluşturduğu sesle birkaç göz bize dönmüştü. Görmezden gelerek arabadan indik. Ecrin'in söylediği gibiydi. Gelenlerin giyimleri şık, arabaları oldukça pahalıydı. Etrafta takım elbiseli adamlar geziyordu.
"Politikacıların korumaları muhtemelen."
Ecrin yanıma gelmiş benim baktığım kişilere bakıyordu.
"O kadar iyi mi bu yarışlar?"
"Çok iyi. Önceden gizli yapılıyormuş ama birden yasallaştı. Araya adam koymuşlar, gerçi şu gelenlere bakınca kimleri koydukları belli de."
Konuşurken gözlerini resmi plakalı araçlara çevirmişti.
"Ecrin bu yarışları kim düzenliyor?" Diye sordum. Aklımdan onlarca kişi geçmişti ama hiçbirinden emin olamamıştım.
"Kurucu'lar."
Kaşlarım havalanırken Ecrin'e döndüm.
"Kurucu'lar bu kadar güçlendi mi?"
Benim bildiğim ara mahallelerde her türlü pisliği yapan insanlardı bunlar. Ne ara politikacılarla bile iş tutacak hâle gelmişlerdi.
"Herkes şaşırıyor duyunca. Kollarının uzanmadıkları yer yok diyorlar."
Yine düşüncelere dalacağım sırada Ecrin'in sırtımdan ittirmesiyle yürümeye başladık. Giriş için büyük kapıya yaklaştığımızda Ecrin çantasından siyah bir kart çıkardı.
"O ne?"
"Giriş kartımız."
Elimi uzatınca kartı verdi. Simsiyah bir karttı. Sağ üst köşesinde basit çizimlerle yapılmış gümüş renkli kral tacı vardı. Kartın ortasında yine gümüş renkli harflarle "Ecrin AYDIN" yazıyordu. Kartın arkasında da büyük harflerle "KURUCU" yazıyordu.
"Herkese vermiyorlar tabii bu kartı?"
Sorarcasına Ecrin'e baktım. Kartı da tekrar ona uzattım.
"Aidatını verenlere veriyorlar. Benim param buna yettiği için gümüş aldım."
"Paraya göre mi kart veriyorlar?"
"Normal, gümüş ve altın kartlar var. Tabii bir de sadece aile bireylerinin kullandığı elmas kartlar. Elindeki kartlar yarışları nereden izleyeceğini belirliyor. Altı ayda bir kartlarımız yenileniyor. Babam yarışlara gelmeme bile razı değilken altın kartı alamazdım. Bununla gidip geliyorum."
Dudağını büzüp kartını gösterdi.
"Altın kartlar ne kadar ki?"
"En son 10 bin dolardı, aidatı da dörtte biriymiş. Şimdi ne kadar oldu bilmiyorum."
"Bir de dolar hesabından, vay be."
"Aslında Uygar Abi bana altın kart vermişti ama babam kızar diye kabul edemedim."
Adımlarımı yavaşlatıp Ecrin'e baktım.
"Uygarla ne zaman tanıştınız?"
"Buraya geldiğim ilk gün yanıma gelmişti. Abimle arkadaşlarmış. İstediğin zaman gelip gidebilirsin dedi. Benden para almıyorladı da anneme söyleyince kimseye borcun olmasın dedi. Ben de Uygar abi kabul etse de etmese de parasını vermeye başladım."
"Anladım, iyi biri galiba bu Uygar abi."
"Ben seviyorum."
Kapıya gelince Ecrin kartını uzattı. Görevli kadın kartı elindeki cihaza okuttuktan sonra bana döndü.
"Benimle birlikte" dedi Ecrin, kadının konuşmasına izin vermeden.
Kadın başını sallayıp kartı tekrar Ecrin'e uzattıktan sonra çekmeceden başka bir kart çıkarttı.
"İsminizi ve soyisimizi söyler misiniz?"
"Zümra Aydın"
Karta ismimi yazdıktan sonra bana uzattı. Kapıdan içeri girerken elimdeki karta baktım. Gümüş renkle misafir kartı yazıyordu altında da ismim.
İçinde bulunduğumuz devasa alana bakarken kendi etrafımda döndüm.
"Ecrin burası mükemmel bir yer."
"Değil mi ya! Her geldiğimde kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyor."
Heyecanla konuşmuştu, o da benim gibi hayranlıkla izliyordu etrafı. Sanki ilk kez gelmiş gibi.
Oturma alanına geldiğimizde her yer dolmuş birkaç koltuk boş kalmıştı. Üye olan herkesin koltuğu belliydi. Ecrin yanaklarını şişirip tuttuğu tüm nefesi dışarı verince ona döndüm.
"N'oldu?"
"Ya illaki boş koltuklar oluyordu. Birlikte izleriz diye düşünmüştüm ama bu taraf hep dolmuş."
"E madem hepsi dolu neden bu kartı bana verdiler?" dedim elimdeki kartı göstererek.
"O misafir kartı yani misafir tarafında oturabilirsin onunla."
Eliyle daha uzak olan koltukları göstermişti.
"Ne var bunda niye canını sıkıyorsun? Sen otur yerine bende kendi yerime gideyim."
"Ama ben hiç böyle hayal etmemiştim ki, hem sen çok uzakta kalıyorsun."
"Bir şey olmaz Ecrin, hadi geç yerine sen."
Hâlâ ayakta beklerken yanağından öpüp yerine ittirdim. Sürekli arkasına dönüp bana bakmasına gülümseyerek karşılık verdim. Bugün için heyecanlıydı ve ben bu heyecanın sönmesine izin vermek istemedim.
Elimdeki karta baktıktan sonra oturmam gereken yere baktım. Dudağımın kenarı kıvrılırken elimdeki kartı buruşturup çantama attım. Gitmem gereken yolun tersine doğru yürüyüp en öndeki koltuklara kadar gittim. Hoşuma giden yere -ki burası en ortadaki koltuklardan biriydi- oturdum. Ayağımı diğer ayağımın üzerine atıp Ecrin'in oturduğu tarafa döndüm. Çatık kaşlarıyla bana bakıyordu. Göz kırpıp gülümseyince yüzü normal hâline döndü.
Yanımdaki diğer koltuklar dolarken her gelen beni baştan aşağı süzüyordu. Dik oturuşumu bozmadan karşıya bakıyordum. Yarışın başlayacağına dair yapılan anonstan sonra sadece yanımdaki koltuk boş kalmıştı. Seslerin çoğu kesilirken herkes dikkatle pistteki arabalara yönelmişti. Bende öyleydim yanımdaki koltuğa birisi oturana kadar.
Sakindim. Yavaşça yan tarafa döndüm. Gördüğüm yüz iki gündür uykularımı kaçıran kişinin yüzüydü. Ayak ayak üstüne atmıştı. Koltuğun benden tarafta olmayan kısmına yaklaşmış ve kolunu yaslamıştı. Üç parmağı parmağı şakaklarındayken serçe ve yüzük parmağı dudaklarının üzerindeydi. Tek kaşı havadaydı.
Ben dikkatle ona bakarken birden kaşlarını çatıp başını birkaç santim yana çevirdi.
"Sen?"
"Ben?"
"Burada ne işin var?"
Kaşlarımı çatıp gözlerine baktım. Bu sırada yarış başlamıştı.
"Konuşacağız."
Önüme dönüp arabalara bakmaya başladım. Rüzgâr gibi geçiyorlardı. Yanımdaki adamın bana baktığını farkındaydım ama umursamamaya çalıştım.
Sonunda "Asıl hedef" le bir aradaydık.
🪄
Bölüm etkileşimi
