Emanet İhanetler kitap kapağı

22. bölüm / 41

Emanet İhanetler

22.Bölüm

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: 22.Bölüm

Cevap vermeyip arkamı döndüm. İçeri gireceğim sırada Uygar'ın konuşmasıyla adımlarım durdu.

"Teklifini kabul ediyorum. Birlikte çalışalım."

Döndüğümde göz göze geldik.

"Neden fikrini değiştirdin?"

"Nedeni bende kalsın."

Tekrar arkamı dönmeden önce, "Yarın buluşalım." deyip içeri girdim.

Uygar fikrini neden değiştirdiği pek umrumda değildi. Önemli olan benden taraf olmasıydı. Bundan sonraki süreç daha da hızlanacaktı ve hemen sonuca ulaşacaktım.

Uykuya dalacağım sırada telefonun sesiyle irkildim. Ecrin arıyordu.

"Ecrin?"

"Abla nasılsın?"

"İyiyim, bir şey mi oldu?"

"Hayır seni merak ettim. Annemden gizli aradım."

"Anladım. İyiyim ben, merak etme."

"Abla annem çok kızgın, seninle konuşmamızı istemiyor."

Konuşamadım.

"Ama ben seni arayacağım gizli gizli. Annemin siniri birkaç güne geçer."

"Ecrin şimdi kapatmam lazım, kendine iyi bak."

Cevap vermesini beklemeden telefonu kapattım. Gözlerimi kapatırken sadece yorgun hissediyordum.

Aşağıdan gelen seslerle gözümü açtım. Bir kargaşa olduğu belliydi. Sakince yatağımdan kalkıp sesleri dinledim. Dedem öfkeyle söyleniyordu. Aşağı inmek için hazırlanmaya başladım.

"Böyle iş olur mu? Fırat'a söyle bugün yanıma uğrasın."

Yavaş adımlarla aşağı indim. Dedem odanın ortasında dikilmiş bekliyordu.

"Günaydın." Cılız sesimle konuştum. Dedem bir hışımla dönmüştü, beni görünce çatık kaşları normal hâline gelirken bakışları da hemen yumuşadı.

"Günaydın kızım."

"Bir sorun mu var?" dedim yemek masasına doğru yürürken. Masaya oturduğumda dedem de geliyordu.

"Olmaz olur mu?"

Kahvaltılıkları tabağıma alırken, "Halledersiniz."

"Fırat iyice elden yoldan çıktı. Artık söz de dinlemiyor."

Önümdeki çaya uzanırken dedeme döndüm.

"Bakın icabına o zaman."

Dedemin bakışları birkaç saniyeliğine gözlerime kaydıktan sonra bakışlarını benden çekti.

"Masanın adamı o, öyle ha deyince bakılmaz icabına."

"Ne yapacaksınız peki?"

"Orta yolu bulacağız bir şekilde. Neden kavga ettikleri de belli değil ki."

Karşılık vermeden yemeğime devam ettim.

Dedemin yabancı misafirleri gelince de evden çıktım. Uzun süren yolculuktan sonra karşımdaki tanıdık mekana bakarken oflayıp yürümeye başladım. Birkaç güvenlik görevlisiyle Uygar'ın yanına doğru yürürken birden durdurulmuştum. Sanırım misafiri vardı. Bahçeye doğru ilerleyip sandalyeye oturdum. Bu sırada güvenlik görevlileri de yanımdan ayrılmıştı. Bahçe kapısının açılma sesiyle arkaya döndüm. İçeriden manken gibi bir kız çıkmıştı. Uzun sarı saçlarını savura savura yürürken göz göze geldik. İkimizde birbirimizi süzüyorduk. Aramızdaki bu bakışmayı kızın arkasından çıkan Uygar bozmuştu.

"Sen gidebilirsin." Kız Uygar'ın sesiyle bakışlarını benden çekip yürümeye devam etti. Uygar da bu sırada benim yanıma gelmişti.

"Erkencisin yine."

Omuz silktim.

"Bir şey içer misin?"

"Su."

Uygar ayağı kalkarken bana da eliyle kalkmam için işaret verdi.

"İçeri geçelim."

Ben de peşinden kalkıp yürüdüm.

Geniş koltuğa oturup arkaya yaslandım. Yüksek tavanı izliyordum. Uygar yanımda dikilince gözlerimi ona çevirdim. Elindeki bardağı uzatıyordu. Bardağı elime alırken oturuşumu düzelttim. Bardaktan bir yudum su içtikten sonra Uygar'a döndüm.

"Miraçtan haber var mı?"

"İyimiş, yarına çıkar dediler."

"Bu hafta masanın toplantısı var, bir kişi hariç herkes toplantıya katılacak. Herkes bir aradayken masanın silah depolarını imha edeceğiz."

Uygar çatık kaşlarıyla bakıyordu.

"Silah depolarını mı, kaç tanesini?"

"Hepsini."

"Bildiğim kadarıyla depoların yerlerini varisler bile bilmiyor."

Tekrar arkaya yaslanıp gözlerimi tavana diktim.

"Ayrıca Miraç yarın çıkacaksa hastaneden toplantı gününe kadar toparlar ve toplantıya katılır."

Gözlerimi yorgunlukla kapattım.

"Katılamayacak kişi Miraç değil ki."

-

Önümüzden hızla geçen araçları izliyordum. Rüzgâr gibi esiyorlardı resmen. Ecrin'in bu yarışları neden bu kadar çok sevdiğini anlıyordum. Arkamdan gelen sesle döndüm. Ecrin hızlı hızlı yürüyerek yanıma geliyordu. Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Yanıma gelince kollarını sıkıca belime doladı.

"Abla seni burada görmeyi beklemiyordum."

Ben de sıkıca sarıldım.

"Merak ettim geldim ama bugün yarış yokmuş galiba."

Ecrin benden ayrılırken heyecanla konuşmaya başladı.

"Evet bugün sadece tanıtım gösterileri var, güç gösterisi gibi bir şey. Yarışlar önümüzdeki hafta başlayacak."

"Öyle miymiş?"

"Öyle. Birlikte izleyelim mi?"

Yavaşça başımı salladım, "Olur."

Kafeye doğru yürürken Ecrin'in ayağı burkulunca birlikte tatlı yeme planımız başladan rafa kalkmıştı. Ayakkabısını çıkarıp bileğini kontrol ederken tırnaklarındaki pembe ojeleri görünce gülümsedim. Üzerine basmamasına özen göstererek yürümesine yardım edip müsait bir yere oturtunca Uygar'ı aradım. Burası o kadar geniş çaplı bir yerse illaki sağlık ekipleri de vardır.

"Dinliyorum."

"Kardeşim ayağını burktu. Burada sağlıkçı var mı?"

Konuşmamızdan beş dakika sonra gelmişlerdi. Hemşire Ecrin'in bileğini sararken Uygar da benim yanımdaydı.

"Ecrin sizin yarışları izlemeyi çok seviyor."

"Biliyorum, hiçbirini kaçırmıyor."

"Giriş kartlarınız varmış. En iyisi hangisiyse ondan ayarlayın bir tane, ben öderim."

"İstediği zaman istediği yerden izleyebilir."

"Parasıyla." dedim Uygar'a dönerken. Elleri cebinde bana bakıyordu.

"Lüzumu yok."

Göz devirip önüme döndüm. Ecrin kalkmaya çalışırken yanına doğru ilerleyip yardım ettim.

"Taksi çağırdım, hemen eve git dinlen."

"Arabam burada mı kalacak?"

"Ben göndertirim." Uygar arkamdan konuşmuştu.

Ecrin'i taksiye bindirdikten sonra bende arabama doğru yürüdüm. Sabah Ekin'i aramıştım ama açmamıştı. Bir kez daha aradım yine açmadı. Dedemin evinde görürüm ümidiyle yola çıkacağım sırada arabamın camı tıklatıldı.

"Nereye gidiyorsun?"

"Ne yapacaksın?"

"Dedenin yanına gidiyorsan birlikte gidelim."

"Evet oraya gidiyorum."

Uygar başını salladıktan sonra yürümeye başladı. Arabasını almaya gidiyordu. Peş peşe yola çıktık. En az kırk dakikalık yolumuz vardı. Yolu yarıladığımızda telefonum çalmaya başladı. Bilinmeyen numara arıyordu.
"Alo?"

"Sana sakın arkamdan iş çevirme demiştim."

Miraç'ın sesiyle yüzüm buruşurken arabayı yolun kenarında durdurdum. Uygar da durmuştu.

"Ne saçmalıyorsun sen yine?"

Uygar arabasından inip yanıma doğru yürümeye başladı.

"Gerçekten beni aptal mı sanıyorsun?"

"Lafı uzatma ne söyleyeceksen söyle." Diye söylendim.

Uygar gelip arabanın kapısı açtığı sırada Miraçta konuşmuştu.

"Kardeşin elimde."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

102okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.