Emanet İhanetler kitap kapağı

31. bölüm / 41

Emanet İhanetler

Bölüm 31

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: Bölüm 31

" 3 aranıyor..."

Zaman durmuş gibiydi. Yakınlardan gelen koşuşturma seslerine bakılacak olursa gelmişlerdi ve yakalanacaktım.

Telefon açıldığında nefes nefeseydim. Konuşacak gücüm kalmamış gibiydi. Birkaç kez yutkunup, "Abimin yanındayım." diyebildim sadece. Sonra telefon kapandı ardından da gözlerim.

Gözlerimi açmaya çalışırken bedenimde hissettiğim acıyla inledim. Derin derin nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Boğazımdaki kuruluğun geçmesi adına birkaç kez öksürdüm, vücudum sarsılınca yine acıyla inledim.

"Kendini zorlama."

Duyduğum ses uğultuyudu. Son bir gayretle gözlerimi açtım. Uygar karşımda dikiliyordu.

"Yine sen." Dedim sessizce.

"Yine ben."

"Beni nasıl buldun?"

"Bunları düşünme, dinlenmen gerek."

"Su içmek istiyorum."

Odadan çıkıp iki dakika sonra geri gelmişti. Elindeki şişeyi masaya bırakıp bardakla yanıma geldi. Bardağı bana uzattığında kalkmaya çalıştım ama beceremedim. Uygar destek olduğunca biraz kalkabilmiştim. Nefes alışlarım yine derinleşince suyu da Uygar içirmişti.
Tekrar uzanıp gözlerimi kapattım.

"Gideceğini söylemiştin?"

"Gideceğim." Dedim gözlerimi açmadan.

"Bir isteğin olduğunda seslen."

Gözlerimi açıp Uygar'a döndüm.

"Bir şey soracağım.."

Uygar ellerini cebine atıp devam etmem için bekledi.

"Ekin..."

Cümlemi bitiremedim. Uygar gözlerini benden çekti.

"Cenaze töreni dündü."

Dudaklarım titremeye başlarken gözlerim de dolmaya başladı. Ağlamamak için kendimi zorlasam da başaramadım.

"Gerçekten gitti mi yani?"

"Gitti."

Uygar odadan çıktığında gözyaşlarım sessizce süzülmeye devam etti.

Uyandığımda Uygar'ı yanımdaki koltukta uyurken gördüm. Ne zaman geldiğini duymamıştım. Şu an uyurken bile sinirli görünüyordu. Uygar'ı izlemeyi bırakıp kalmak için hareketlendim. Omzuma ve bacağıma aynı anda acı girmişti. Dişlerimi sıkıp sessizce kalkmaya çalıştım.

"Hayırdır?"

Geriye döndüğümde Uygarla göz göze geldik. Kollarını göğsünde bağlamış başını da yana eğmişti.

"Yine mi gidiyorsun?"

"Yatmak istemiyorum."

Başını hafifçe sallayıp ayağa kalktı.

"Tamam." Yanıma gelip beni kucağına aldı.

"Kendim yürürüm."

Odadan çıkıyorduk.

"Bacak etin parçalanmış, doktor bir süre yürüyemez dedi."

Karşılık vermedim.

"Kaç kilosun sen? Gerçi yemek yediğin mi var ki."

Başımı Uygar'ın göğsüne yasladım.

~4 Yıl Önce~

Elimdeki yastığı Ekin'e fırlattım. Bunu beklemediği için tutamamıştı. Ben kahkahalarla gülerken o gözünü tutuyordu. Yüzünü buruşturduğunda gülmeyi bırakıp yanına doğru ilerledim.

"Gözüne mi geldi?"

Başını salladı.

Gözüne bakmak için eğildim.

"Özür dilerim, bilmeden oldu. Elini çekte bir bakayım."

Israrla elini çekmiyordu. Elini tutup zorla çektim.

"Aptal yalandan mı yapıyordun?"

Bu kez kahkaha atan oydu.

"Özür dilerim, bilmeden oldu." Diyerek beni taklit etti. Kafasına bir tane yapıştıracağım sırada elimi tutup beni omzuna attı.

"Napıyorsun be indir beni!"

"Kızım sen kaç kilosun böyle, omzum çöktü resmen."

O dalgasını geçerken ben inmek için çırpınıyordum.

Koridorda aynanın önünden geçerken duraksadım. Kendimi baştan aşağı süzmeye başladım. Fazla kilom yok gibiydi sanki.

"Napıyorsun orada?"

"Sana ne."

"Fazlan yok merak etme, ben şakasına söyledim onu."

Aynanın önünden çekildim.

"Seni ciddiye almadım zaten."

Yanından havalı bir şekilde geçtim.

"Çok güzelsin, her hâlin ayrı güzel. Bu söylediğimi ciddiye al."

-Şimdiki Zaman-

"Ne yemek istersin?"

"Ekmek."

Uygar başını buzdolabından çıkarıp bana döndü.

"Ekmek mi?"

Başımı salladım.

"Yanında?"

"Su."

Nefesini dışarı verirken tekrar dolaba döndü ve kahvaltılıkları çıkarmaya başladı.

Elimdeki ekmekten bir parça bölmeye çalıştım. Vurulan kolumu hareket ettireliyordum. Uygar zorlandığımı görünce elimdeki ekmeği alıp böldü.

"Baban seni arıyor."

"Neden?"

"Herkes Miraç'ı öldürdüğünü biliyor."

Omuz silktim.

"Neden yaptın?"

"Canım istedi."

"Seni bulurlarsa ne olur biliyor musun?"

Başımı salladım, "Bilmiyorum, ne olur?"

"Miraç'ın babası da senin canını alacak."

Uygar'ın gözlerinin içine baktım.

"İyileşene kadar beni korusan olmaz mı?"

Gözlerini çekip önündeki bardağa uzandı.

"Karnını iyice doyur sonra da ilaçlarını iç."

"Tamam."

Bir şeyler yemek iyi gelmişti. İlaçlar da ağrılarımı dindirdi. Uygar karşımda oturuyordu. Gözü sürekli telefonundaydı.

"Uygar."

"Evet."

"Ekin'in ailesi benim yaptığımı biliyor mu?"

Telefonu yan tarafa bırakırken ofladı.

"Ailesiyle arası iyi değildi diye biliyorum."

"Biliyorum."

"Annesi öleli uzun zaman oldu, babası da en son hapisteydi. Gerçi şimdi düşününce fark ettim, çıkmıştır yakın zamanda. Dedesiyle arası iyidi ama son birkaç yılda onunla da bozuşmuşlar diye duymuştum."

"Yani kimse bu olayın peşine düşmeyecek mi?"

"Fırat'ın içinde olduğu işler de karanlık işlerdi, bunu kimin yaptığını bulmaları çok uzun sürer. Belki bulamazlar bile. Kim bunu senin yaptığını tahmin edebilir ki?"

Cümlelerinin canımı ne kadar yaktığından haberi yoktu. Bilemiyorum belki de bunu umursamıyordu bile.

"Sen onu bu kadar çok seviyorken nasıl yapabildin?"

Sorusu zihnimde sürekli yankılanıyordu.

Sahi ben bunu nasıl yapabildim?

"Kendisi istemiş." Kelimeler birden ağzımdan döküldü. Bakışlarımı Uygar'ın gözlerine çevirdim.

"Bunu kendisi istemiş. Sanırım ben ona kendi içinde verdiği savaşların hiçbirinde yardımcı olamadım. Eğer bana her şeyi en baştan anlatsaydı, halledebilirdik."

"Ölmeyi kendisi mi istedi yani?"

"Abimin intikamını almamı istedi."

Birkaç saniye tepki veremedi sonrasında kaşlarını çattı.

"Tarık'ı onlar mı öldürmüş?"

"Masadakiler seni öldürmek için Ekin'in ailesini görevlendirmiş. Kimse o arabada abimin de olabileceğini düşünememiş."

"Bunu yapanın sizin ortaklarınız olduğunu biliyordum ama hangi ailenin yaptığı saklanıyordu."

"Artık bir önemi kalmadı."

Göz kapaklarım ağırlaşmaya başlayınca başımı yana tarafa yasladım.

"Yenilmedim ama kazanamadım da. İçimde kocaman bir acı kaldı, nasıl baş edeceğim bilmiyorum."

"Şimdi bunları düşünme. Bir an önce iyileşmen lazım."

Gayriihtiyari gülümsedim, "Zihnimin her köşesi bununla dolu."

"Yıllardır bu intikam için çabalamıyor musun sen?"

Sesi öfkeli çıkmıştı.

"Ucunda onu kaybetmek olmamalıydı."

Gözlerimi kapattım, uyuyacak gibiydim.

Uyandığımda yataktaydım. Dışarıdan Uygar'ın sesi geliyordu. Konuşma sesleri kesilince odanın kapısı açıldı.

"Ne zaman uyandın?"

"Az önce. Bir şey mi oldu?"

"Miraç'ın babası kapının önünde, seni almaya gelmiş."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

105okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.