2. bölüm / 41
Emanet İhanetler2. Bölüm/ İlk Tohum
Bölümler 41Şu an: 2. Bölüm/ İlk Tohum
- 1 1. Bölüm/ Geri Dönüş1.448 kelime
- 2 2. Bölüm/ İlk Tohum1.248 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm/ Masaya Düşen Kıvılcım1.888 kelime
- 4 4. Bölüm/ Eve Dönmek1.460 kelime
- 5 5. Bölüm/ Geçmişten Biri1.039 kelime
- 6 6. Bölüm/ Yeni Planlar1.318 kelime
- 7 7. Bölüm/ Asıl Hedef659 kelime
- 8 8. Bölüm/ Kurucu1.068 kelime
- 9 9. Bölüm/ Güvenli liman: Gaye1.224 kelime
- 10 10. Bölüm/ Hangi Taraf1.326 kelime
- 11 11. Bölüm/ Eski Dost854 kelime
- 12 12. Bölüm/ Güvenmek1.142 kelime
- 13 13.Bölüm/ Kötü590 kelime
- 14 14. Bölüm/ İlk Kurşun1.430 kelime
- 15 15. Bölüm/ Karmakarışık1.393 kelime
- 16 16. Bölüm/ Tekrar Tekrar Tanışmalar1.275 kelime
- 17 17.Bölüm899 kelime
- 18 18.Bölüm/ Darbe857 kelime
- 19 19.Bölüm/ Savva1.029 kelime
- 20 20.Bölüm/ Bilinmez Yalanlar1.273 kelime
- 21 21.Bölüm/Yeni Adımlar939 kelime
- 22 22.Bölüm816 kelime
- 23 23.Bölüm/ Rüzgârlı Havalar895 kelime
- 24 Bölüm 24/ Kayıp786 kelime
- 25 Bölüm 251.437 kelime
- 26 Bölüm 26698 kelime
- 27 Bölüm 271.251 kelime
- 28 28.Bölüm647 kelime
- 29 29.Bölüm753 kelime
- 30 Bölüm 30884 kelime
- 31 Bölüm 31810 kelime
- 32 Bölüm 321.337 kelime
- 33 Bölüm 331.014 kelime
- 34 Bölüm 341.098 kelime
- 35 Bölüm 351.088 kelime
- 36 Bölüm 361.365 kelime
- 37 Bölüm 371.376 kelime
- 38 Bölüm 38840 kelime
- 39 Bölüm 39734 kelime
- 40 -Bölüm 40-1.435 kelime
- 41 Yazardan;144 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Anne iki saattir telefonun çalıyor! Nerdesin?"
"Duymadım. Bak bakalım kim aramış?"
"Babam aramış ve yine arıyor."
"Aç, bekletme adamı."
Annem bahçede tek başına otururken bende yanına doğru yürümeye başladım. Bu sırada da telefonu açmıştım.
"Canan!"
"Baba benim Zümra."
Babamın endişeli sesi kalbimi hızlandırırken içimi korku kaplamıştı.
"Annen nerede?"
"Telefonu götürüyorum şu an. Baba sen iyi misin?"
"Telefonu annene ver kızım."
"Tamam."
Benim sesimde en az onunki kadar çaresiz çıkmıştı.
Telefonu anneme vermemden birkaç saniye sonra annemin gözleri dolunca hemen arkamı dönüp odama yürüdüm.
Odadaki koltuğa oturup beklemeye başladım.
Hiç duymak istemeyeceğim kelimeleri gelip birinin söylemesini beklemeye başladım.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama kapının çalmasıyla kendime geldim. Aşağıdan bir anda annemin çığlığı yükseldi. Annemin ağlama sesiyle bende ağlamaya başladım. Artık kimsenin gelip bir şey söylemesine gerek kalmamıştı.
~~~
"Bunun daha kalitelisi yok muydu?"
"En iyisi buymuş Zümra Hanım."
Yeni hedef tahtamı incelerken yanımdaki adam gitmişti. Uzaklığımı ayarlayıp yayımı gerdikten sonra oku fırlattım. İkinciyi hazırlarken ablamın seslenmesiyle kafamı arkaya çevirdim.
"Zümra!"
"Efendim Gaye."
"Babamın arkadaşları geldi. Gelip selam verecekmişsin."
"İşim var, gelemem."
Tekrar hedef tahtasına dönüp atışa hazırlanırken Gaye tekrar bağırdı.
"Zümra!"
Yayı indirmeden öylece tam arkaya dönüp Gaye'yi nişan aldım. Gözleri korkuyla açılırken geriye doğru bir adım attı.
"İyice kafayı sıyırdın sen!"
Yayı biraz daha gererken Gaye'nin yanına babam ve birkaç kez uzaktan gördüğüm ama tanımadığım adam geldi. Babam hafifçe gülümseyip beni işaret ederek adama bir şeyler söylemişti. O da gülümseyip kafasını sallamıştı.
"Hadi indir şunu da gel."
Ablamı duymazdan gelerek tekrar hedef tahtama dönüp atışımı yaptım. Hedefi 8' den vurmuştum.
Salona girdiğimde herkes yerini almıştı. Babam, az önce gördüğüm adam ve babamın en yakın arkadaşı Yener Abi sohbet ediyorlardı. Ablam da yine tanımadığım bizim yaşlarımızda bir çocukla konuşuyordu.
Babamın yanına gidip oturduğu koltuğa yaslandım.
"Sonunda gelebildin. Ayıp ettin misafirlerimize."
"İşim vardı baba."
"Neyse geldiğine de şükür."
"Tanıştırmayacak mısın bizi baba?"
Tanımadığım adamı işaret ederek konuşmuştum.
"Bu Ümit Bey, bizim masadan. Bu da oğlu Miraç."
Masa kelimesini duyunca yine tüylerim ürpermişti.
"Merhaba, hoş geldiniz. Ben de Zümra."
"Hoş bulduk. Nasılsın kızım?"
"Teşekkür ederim. Siz nasılsınız?"
"Sağ ol bende iyiyim."
Adam karşılık olarak gülümserken gözüm oğluna ilişti. Dikkatle bizi dinliyordu. Gözlerimi gözlerine dikip bakmaya başladım. Çocuk önce kaşlarını çattı sonra da gözlerini çekti. Ben hâlâ bakarken babamın uyarı dolu öksürüğü ile gözlerimi çektim. Babam tekrar arkadaşlarına dönüp konuşmaya başlayınca yaslandığım yerden ayrılıp bahçeye çıktım.
Bahar ayındaydık. Ağaçlar çiçek açmış ortalık rengarenk olmuştu. Gözlerimi gökyüzüne dikip bulutlara bakmaya başladım. Her baktığımda abime bakıyor gibi hissediyorum.
Aradan üç ay geçti. Geriye dönüp baktığımda ne yaşadığımızı anlamadığım üç ay. Abim o gece trafik kazası geçirdi. Ambulans oraya vardığında abim çoktan ölmüş. Kazada birilerinin kastı var mı bilmiyorum. Babam bize bu konu hakkında bir şey söylemedi. Annem yeni yeni toparlanıyor. Ablam, ben ve Ecrin de kendi kabuklarımıza çekildik. Biz de yeni yeni toparlanıyoruz.
"Bak yine burada. Ne zaman kalabalık ortamda biraz dursa hemen kendini buraya atıyor."
Ablam misafir çocuğuyla konuşurken yanıma geliyordu arkasından da o.
"İçerden kovuldunuz mu?"
Ablam karşımdaki sandalyeye otururken Miraç'ta yanına oturmuştu.
"Evet, aynı dediğin gibi oldu."
"İş mi konuşacaklarmış yine."
"Evet öyle dedi babam."
"Bu masa işlerinin eve kadar girmesi canımı sıkmaya başladı."
Ablam bana hak verircesine başını sallarken yanındaki çocuğa döndüm.
"Siz masada varis misiniz?"
Cevap olarak başını sallamıştı.
"Abimi tanıyorsunuz o zaman?"
"Yakın arkadaşımdı."
Ablam yan dönmüş Miraç'ı dinliyordu. O an aklıma başka bir soru takıldı.
"Gaye sen Miraç Bey'le tanışıyor musun önceden."
"Abim tanıştırmıştı."
"Anladım."
Oturduğumuz zamanın geri kalanını ablamla Miraç'ın sohbetlerine dahil olmamaya çalışarak geçirdim. Soru sorarlarsa cevap veriyordum.
~~~~
-Doğan, Ümit ve Yener'in konuşması-
"İki gün sonra toplantı var. Artık kendine bir varis seçmelisin Doğan. Kızlarının ikiside aklı başında kişiler. Kendi ailenden seçmen en doğrusu olacaktır."
Doğan dikkatle Ümit'i dinlerken aklına yine oğlu gelmişti. Birlikte ilk kez toplantıya gitmeleri, Tarık'ın aklı başında efendi tavırları... Belki de oğlumu bu işlere hiç bulaştırmamalıydım diye düşündü. Fakat bu düşüncesinin artık bir önemi yoktu. Derin bir nefes alıp Ümit'e döndü.
"Kızlarımı bu işlere bulaştırmak istemiyorum."
"Bak Doğan acını anlıyoruz ama masaya tamamen güvendiğin birini varis olarak oturtabilirsin. Kızlarından çok kime güveniyorsun?"
Doğan sıkıntıyla yerinden kalktı.
"En çok kızlarıma güveniyorum ama bir çocuğumu daha kaybetmeyi göze almak istemiyorum."
"Tarık sadece senin değil masanın da kaybı. Bunun hesabını vakti geldiğinde soracağız. Ortalığın biraz yatışmasını beklemek zorundayız. Şimdi yapacağımız bir hamle tüm dikkatleri senin üzerine çeker."
"Belki de o gün söylenenleri kabul etmeseydim oğlum bugün hayatta olacaktı. Eğer Tarık'ı dinleseydim bugün kızlarımı bu işlerin içine bu kadar sokmak zorunda olmayacaktım."
"Böyle konuşmanın kimseye faydası yok Doğan."
Bu kez konuşan Yener'di. Doğan'ın can yoldaşı, kara gün dostu. Tarık'ı kendi oğlu gibi severdi. Şimdi yüreği Doğan gibi yanıyordu.
Doğan pencerenin önüne geçip bahçede oturan kızına baktı. Zümra yine ortalıkta yoktu. Gaye'de Miraçla sohbet ediyordu.
Gaye... Bu işleri yürütebilir miydi, üstesinden gelebilir miydi? Çalışkan bir kızdı. Tuttuğunu koparırdı ama onu birden böyle bir işe sokmak bocalamasına sebep olabilirdi.
Ya Zümra.. Abisinden sonra içine kapandı. Ne yapacağı belli değil. Bu dengesiz hâli sıkıntı çıkarırsa..
"Gaye ile Zümra'nın arasında kaç yaş var?"
Ümit'in sorusunu Yener cevaplamıştı.
"Bir."
"Hangi kızını seçersen seç bir fark olacağını sanmıyorum. Dediğim gibi ikisinin de aklı başında görünüyor."
Ümit'in konuşmasını telefonunun çalması böldü. Telefonunu alıp bahçeye doğru yürümesiyle Yenerle Doğan yalnız kalmıştı. Doğan hâlâ dışarı bakarken Yener de yanına geldi. İkisi de sessizce Gaye'yi izliyordu. Bu sırada Zümra'da ortaya çıkmıştı. Yavaş yavaş yürüyüp ablasının tam karşısına oturdu. Ters bakışları yine Miraç'ın üzerindeydi.
"Eğer kızlarımdan birini seçeceksem bu Gaye olmalı değil mi? Belki başlarda bocalar ama zamanla toparlar."
Doğan sözlerini bitirip Yener'e döndü. Yener hâlâ kızları izliyordu.
"Zümra neden değil?"
"Belli bir nedeni yok."
Yener kaşlarını çatıp Doğan'a döndü.
"Zümra'nın neye dönüştüğünü farkında değilsin değil mi?"
Doğan'da kaşlarını çatmıştı.
"Neye dönüşüyormuş?"
Yener tekrar dışarıya dönüp Zümra'ya bakmaya başladı. Onun dönmesiyle Doğan'da Zümra'ya bakmaya başladı.
"Zümra, Canan'ın gençliğine benziyor Doğan. Annesi gibi kurnaz belki daha fazla. Belli etmemeye çalışıyor ama içinde kocaman bir öfke biriktiriyor. Aklında geri dönülmez planlar olmasından korkuyorum açıkçası."
"Ne demeye çalışıyorsun Yener?"
"Abisinin intikamını almayı sana bile bırakmayacak belki..."
Doğan, Yener'i dinlerken Zümra'nın başını kaldırmasıyla göz göze gelmişlerdi. Zümra babasına birkaç saniye duygusuzca baktı. Sonra belli belirsiz gülümsedi.
"Masa için doğru kişi Zümra mı yani?"
"Doğruluğunu bilmiyorum. Sadece Zümra'ya dikkat et diyorum."
~~~
Sakin olmaya çalışarak aşağıya indim. İçimde yere göğe sığdıramadığım bir acı vardı. Ortalığı birbirine katmak, her yeri ateşe vermek istiyordum.
Duymuştum. Babamın arkadaşlarıyla ne konuştuğunu duymuştum. Abim sıradan bir kazada ölmemişti.
Abimi öldürmüşlerdi. İçten içe bunu biliyordum, biliyorduk ama duyunca beynimde şimşekler çakmıştı. Sadece birileri değil. O masada oturanların hepsi öldürmüştü abimi.
Nefesimi düzene sokup mutfağa girdim. Babamla annem yemek için bizi bekliyorlardı. Annemin yüzüne bakılırsa babam varis konusunu anneme açmıştı. Bende yerime geçip oturdum. Ablam ve Ecrin'in gelmesiyle yemeğe başlamıştık.
~~~
"Kızlar yemeğinizi bitirince salona gelin. Sizinle bir şey konuşacağım."
Ablamla birbirimize bakarken kalbim yine hızlanmaya başlamıştı. Biraz sonra ikimizde kalkıp salona gittik. Bizim peşimizden de annem gelmişti. Ablamla yanyana oturup babamın konuşmasını bekledik.
"Masaya varis götürmem gerekiyor."
Direkt konuya girmesine şaşırmıştım. Belki yumuşatarak söyler diye düşünmüştüm.
"Uzunca düşündüm, annenizle de konuştuk. Masaya oturması gereken kişinin Gaye olmasına karar verdik."
Ablamın yüzünde bir değişiklik olmayınca şaşırmadığını anlamıştım. O da bunu bekliyordu. Bana dönüp samimiyetle gülümseyince abim aklıma geldi.
"Zümra senden daha ilgili bu işlere Gaye. Sıranı kaptırma bak sakın"
Ablamla böyle bir konuda karşı karşıya gelmek istemiyordum ama abimin hayatımdan bu şekilde koparılıp almasını da sindiremezdim.
"Ben odama çıkabilir miyim baba?"
"Neden seni seçmediğimi sormayacak mısın Zümra?"
Babam beklentiyle bana bakarken ayağa kalktım
"Sormayacağım çünkü umrumda değil."
Kapıya doğru yürüdüm.
Senin bu konudaki fikrinin artık bir önemi yok baba. Ortada bizi feda edeceğin bir masa olmayacak. Çünkü ben o masayı paramparça edeceğim, er ya da geç.
Bölüm etkileşimi
