8. bölüm / 59
ÜVEY DEĞİLİZ8. Bölüm
Bölümler 59Şu an: 8. Bölüm
- 1 1. Bölüm929 kelime
- 2 2. Bölüm719 kelime
- 3 3. Bölüm974 kelime
- 4 4. Bölüm671 kelime
- 5 5. Bölüm538 kelime
- 6 6. Bölüm436 kelime
- 7 7. Bölüm821 kelime
- 8 8. Bölüm575 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm941 kelime
- 10 10. Bölüm527 kelime
- 11 11. Bölüm1.336 kelime
- 12 12. Bölüm601 kelime
- 13 13. Bölüm1.029 kelime
- 14 14. Bölüm489 kelime
- 15 15. Bölüm1.167 kelime
- 16 16. Bölüm348 kelime
- 17 17. Bölüm1.042 kelime
- 18 18. Bölüm539 kelime
- 19 19. Bölüm844 kelime
- 20 20. Bölüm827 kelime
- 21 21. Bölüm852 kelime
- 22 22. Bölüm713 kelime
- 23 23. Bölüm1.292 kelime
- 24 24. Bölüm1.311 kelime
- 25 25. Bölüm950 kelime
- 26 26. Bölüm1.070 kelime
- 27 27. Bölüm592 kelime
- 28 28. Bölüm1.409 kelime
- 29 29. Bölüm1.228 kelime
- 30 30. Bölüm882 kelime
- 31 31. Bölüm782 kelime
- 32 32. Bölüm737 kelime
- 33 33. Bölüm541 kelime
- 34 34. Bölüm705 kelime
- 35 35. Bölüm832 kelime
- 36 36. Bölüm727 kelime
- 37 37. Bölüm894 kelime
- 38 38. Bölüm706 kelime
- 39 39. Bölüm821 kelime
- 40 40. Bölüm747 kelime
- 41 41. Bölüm835 kelime
- 42 42. Bölüm1.424 kelime
- 43 43. Bölüm690 kelime
- 44 44. Bölüm940 kelime
- 45 45. Bölüm901 kelime
- 46 46. Bölüm1.026 kelime
- 47 47. Bölüm851 kelime
- 48 48. Bölüm1.084 kelime
- 49 49. Bölüm681 kelime
- 50 50. Bölüm1.467 kelime
- 51 51. Bölüm875 kelime
- 52 52. Bölüm968 kelime
- 53 53. Bölüm1.063 kelime
- 54 54. Bölüm1.139 kelime
- 55 55. Bölüm919 kelime
- 56 56. Bölüm1.103 kelime
- 57 57. Bölüm822 kelime
- 58 58. Bölüm1.752 kelime
- 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
AYNI BÖLÜM BATUHAN'IN AĞZINDAN
Eve geldiğimde saat geç olmuştu.
Kapıyı açar açmaz saç kurutma makinesinin sesi geldi.
Banyo.
Yasemin.
Gözlerimi devirdim. Zaten içeride olduğunu anlamak zor değildi.
Kapıyı bir kere tıkladım.
Ses yok.
Duydu aslında… ama umursamadı.
İkinci kez çalmakla uğraşmadım. Direkt kapıyı açıp girdim.
Karşımdaydı.
Saçlarını kurutuyordu. Islak saçları omuzlarına yapışmıştı, aynaya bakıyordu.
Bir an durdum.
Sonra sesim çıktı.
“Oha lan içeri böyle girilir mi?”
Tepkisi gecikmedi tabii.
“Dolu de sende, suç senin.”
Sinirlendi.
Beklediğim gibi.
“Bak seni gebertirim ha zaten yorgunluktan ölüyorum.”
Yorgun ha…
Gözüm istemsizce kaydı üzerine.
Sahneden yeni gelmiş hâli daha üstündeydi.
“O vasat dansın yüzünden mi yorgunluktan ölüyorsun?”
Bilerek söyledim.
“Madem vasattı niye sonuna kadar izledin?”
Yakalandım sandı.
Gülümsedim.
“Eğlenmeye gelmiştim. İzlemeyip de ne yapacaktım? Ayrıca gösteri bitene kadar telefonla uğraştım.”
Yalan.
Baştan sona izledim.
“Aynen aynen, bütün gösteriyi baştan sona izledin, gördüm.”
Tabii gördün.
“Demek ki sen de beni izledin bitene kadar.”
Bir anda sustu.
Yüzündeki ifade değişti.
Cevap veremedi.
İçimden güldüm.
Hiçbir şey demeden çıktı.
Ben de peşinden çıktım.
Salona indiğimizde Kemal ve annem hâlâ oturuyordu. Yasemin direkt onların yanına geçti.
Heyecanlı heyecanlı anlatmaya başladı.
“Varya görmeniz gerekiyordu, bütün salon bizi alkışladı…”
Konuşmasını yarıda kestim.
“Vasatın altıydı, izlemeye bile değmez.”
Bir anda bana döndü.
“Sende mi ordaydın?” dedi annem.
Koltuğa oturdum, rahat rahat cevap verdim.
“Evet Kerem’le gittik. Tesadüfen.”
Tesadüf falan değildi.
Ama söylemem.
“Bilseydim bu kadar vasat bir performans olduğunu hiç gitmezdim.”
Yüzü düştü bir an.
Ama hemen toparladı.
“Kaliteli bir dans görmediğin için sana öyle gelmiştir.”
Gülümsedim.
“Aynen ufaklık. Gerçekten berbattı. Sen ve grubun tam rezil oldunuz.”
Gözlerinden ateş çıkıyordu.
Kemal araya girmese devam ederdik.
Ama o kalktı.
Yukarı çıkmaya başladı.
Ben de arkasından seslendim.
“Banyoyu meşgul etme, daha işim bitmedi orada.”
Döndü.
O inatçı bakışı attı.
“Kal sen, iki saat işim var banyoda.”
Koşarak gitti.
Kapıyı kilitledi.
Gülümsedim.
Kapıya sertçe vurdum.
“Çık şuradan, işin yok biliyorum. İnadına yapıyorsun.”
“Ya işim var istersem sabaha kadar kalırım.”
“Çık yoksa kapıyı kırarım.”
Kırmam ama korksun biraz.
“Tamam, kapının önünden çık o zaman çıkarım.”
Bir adım geri çekildim.
“Çıktım, hadi.”
Kapıyı açtığı gibi kaçtı.
Arkasından seslendim.
“Ne o korkuyor musun benden?”
“Ne korkucam be senden.”
Döndü.
Karşıma dikildi.
İşte bu.
“O küçücük aklınla benimle oyun oynama bence.”
“Bence sen benimle oynama. Benim zekâma yetişemezsin.”
Kaşımı kaldırdım.
“Öyle mi?”
Arkamı dönüp duşa doğru yürüdüm.
Ama susmadı.
Arkamdan konuşmaya devam ediyordu.
Bir an durdum.
Elimi şofbene attım.
Sonra suyu açıp direkt ona tuttum.
Çığlık attı.
Baştan aşağı ıslandı.
Kahkaha attım.
Tutamadım.
“Manyak mısın sen gerizekâlı!”
“Al bak nasıl düştün tuzağıma.”
İtti beni.
Sonra peşimden koşmaya başladı.
Ben de kaçtım.
Bilerek aşağı indim.
Salona.
Kemal ve annem şaşkın şaşkın bakıyordu.
O ise eline ne geçerse fırlatıyordu.
Ama tutturamıyordu.
Daha çok sinirleniyordu.
Ben de daha çok gülüyordum.
En sonunda sürahiyi kaptı.
Üzerime döktü.
Umurumda mı?
Değil.
Onun hâli benden beterdi zaten.
En sonunda yukarı kaçtım.
O da peşimden geldi.
Odaya girer girmez yatağa attım kendimi.
Gülmekten konuşamıyordum.
Yastıkla saldırdı.
Ciddiydi.
Ama ben hâlâ gülüyordum.
Aşağıdan annemin sesi gelince durduk.
O çıktı.
“Sen görürsün.”
Kapıyı çarptı.
Sessizlik oldu.
Gülüşüm yavaş yavaş kesildi.
Tavana baktım.
Aklıma yine sahne geldi.
Nasıl dans ediyordu…
Sinir bozucu derecede iyiydi.
“Vasat” dedim ya…
Kendi kendime güldüm.
Hiç de değildi.
Sabah kapıda yine karşılaştık.
Bilerek çarptım.
Ayakkabılarını düşürdü.
“Ya sen ne yapmaya çalışıyorsun kör müsün be?”
“Çekilsen sen de.”
Yine tartışma.
Yine aynı.
Ama fark ettim.
Onunla uğraşmak…
Günün en iyi kısmıydı.
“Çok fazla vaktimi çalıyorsun.”
Deyip çıktım.
Kapıdan çıkarken bir an dönüp baktım.
Hâlâ bana bakıyordu.
Fark etmeden gülümsedim.
Bölüm etkileşimi
