35. bölüm / 59
ÜVEY DEĞİLİZ34. Bölüm
Bölümler 59Şu an: 34. Bölüm
- 1 1. Bölüm929 kelime
- 2 2. Bölüm719 kelime
- 3 3. Bölüm974 kelime
- 4 4. Bölüm671 kelime
- 5 5. Bölüm538 kelime
- 6 6. Bölüm436 kelime
- 7 7. Bölüm821 kelime
- 8 8. Bölüm575 kelime
- 9 9. Bölüm941 kelime
- 10 10. Bölüm527 kelime
- 11 11. Bölüm1.336 kelime
- 12 12. Bölüm601 kelime
- 13 13. Bölüm1.029 kelime
- 14 14. Bölüm489 kelime
- 15 15. Bölüm1.167 kelime
- 16 16. Bölüm348 kelime
- 17 17. Bölüm1.042 kelime
- 18 18. Bölüm539 kelime
- 19 19. Bölüm844 kelime
- 20 20. Bölüm827 kelime
- 21 21. Bölüm852 kelime
- 22 22. Bölüm713 kelime
- 23 23. Bölüm1.292 kelime
- 24 24. Bölüm1.311 kelime
- 25 25. Bölüm950 kelime
- 26 26. Bölüm1.070 kelime
- 27 27. Bölüm592 kelime
- 28 28. Bölüm1.409 kelime
- 29 29. Bölüm1.228 kelime
- 30 30. Bölüm882 kelime
- 31 31. Bölüm782 kelime
- 32 32. Bölüm737 kelime
- 33 33. Bölüm541 kelime
- 34 34. Bölüm705 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 35. Bölüm832 kelime
- 36 36. Bölüm727 kelime
- 37 37. Bölüm894 kelime
- 38 38. Bölüm706 kelime
- 39 39. Bölüm821 kelime
- 40 40. Bölüm747 kelime
- 41 41. Bölüm835 kelime
- 42 42. Bölüm1.424 kelime
- 43 43. Bölüm690 kelime
- 44 44. Bölüm940 kelime
- 45 45. Bölüm901 kelime
- 46 46. Bölüm1.026 kelime
- 47 47. Bölüm851 kelime
- 48 48. Bölüm1.084 kelime
- 49 49. Bölüm681 kelime
- 50 50. Bölüm1.467 kelime
- 51 51. Bölüm875 kelime
- 52 52. Bölüm968 kelime
- 53 53. Bölüm1.063 kelime
- 54 54. Bölüm1.139 kelime
- 55 55. Bölüm919 kelime
- 56 56. Bölüm1.103 kelime
- 57 57. Bölüm822 kelime
- 58 58. Bölüm1.752 kelime
- 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah okula beni yine Batuhan bıraktı. Zaten her sabah beni okula o bırakıyordu.
"Her sabah bunu yapmak zorunda değilsin."
"Severek yapıyorum. Hem seni birkaç dakika daha fazla görüyorum."
Gülümsedim.
Okulun arka tarafında arabayı durdurdu. Sonra arabadan inip benim tarafıma geldi ve yanıma oturdu.
"Ya dur, biri görecek."
"Camlar filmli, kimse görmez."
Bana doğru yaklaşıp yüzümü ellerinin arasına aldı. Dudaklarıma kısa ama özlem dolu bir öpücük kondurdu. Sonra boynuma doğru eğildi.
Kalbim deli gibi atmaya başlamıştı.
"Batuhan..."
"Ne?"
"Gitsem iyi olacak."
Gülümsedi.
"Sen de benim kadar gitmek istemiyorsun."
İstemeden güldüm.
"Akşama kadar seni göremeyeceğim."
"Biliyorum."
Bir süre daha birbirimize sarılı kaldık. Sonunda ondan ayrılıp arabadan indim.
Koşarak okula girdim.
Akşama kadar nasıl dayanacağımı gerçekten bilmiyordum. Daha şimdiden onu özlemiştim.
Sınıfa girdiğimde Defne çoktan gelmiş, telefonuna gömülmüştü.
"Günaydın."
Bana bakmadı bile.
"Hey, kime diyorum?"
"A sen mi geldin?"
"Evet. Çoktan kiminle konuşuyorsun sen?"
"Çağtayla."
Dedi sırıtarak.
"Ooo, ne ara işleri bu kadar ilerlettiniz?"
"Ya şu an sadece bana dans konusunda yardımcı oluyor ama merak etme, bacın onu halleder."
"Halleder tabii."
Bir anda bana dikkatlice baktı.
"Batuhan da seni hak etmiş. Bakıyorum şu dudaklarının haline."
"Çok belli ediyor mu?"
"Al, gloss sür. Üstüne de çok sırıtmasın."
Gülerek çantamdan glossumu çıkardım.
"Sen önce şu Çağtay meselesini hallet."
"Merak etme, onun işi bende."
Bu gün dersler bitmek bilmedi. Defne de sürekli dans provasına gidip gitmeyeceğimi sorup durdu.
Bugün prova yoktu.
Zaten Defne'nin aklı tamamen Çağtaydaydı. Dans bahanesiyle onunla yakınlaşmanın bir yolunu bulurdu ne de olsa.
Okul çıkışı eve gittim.
Babamlar yarın dönüyorlarmış.
Of ya...
Biz şimdi Batuhan'la birbirimize doğru düzgün yakın olamayacaktık. Çünkü en ufak şeyden bile şüphelenebilirlerdi.
Kapıdan girdiğimde Batuhan'ın ayakkabılarını gördüğüm anda yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.
Evdeydi.
Sevinçle içeri girdim ama salonda yoktu. Muhtemelen üst kattaydı.
Hemen odasının önüne gittim ve kapısını hafifçe tıklattım.
İçeriden ses gelmeyince kapıyı açıp içeri süzüldüm.
Yatağına uzanmıştı. Üzerinde gri eşofmanı ve siyah tişörtü vardı. Gözleri kapalıydı.
Uyuyor sandım.
Yavaşça yanına sokuldum ve üzerine eğilip yanağından öptüm.
Gözlerini açtı.
Beni görünce gülümsedi ve kollarını belime doladı.
"Hoş geldin bebeğim."
"Seni çok özledim."
"Ben de seni."
Başımı göğsüne yasladım.
"Yarından sonra evde doğru düzgün yakın olamayacağız."
"Maalesef."
"Bugünü çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor."
Bana bakıp hafifçe gülümsedi.
"O zaman bu günü unutamayacağın bir gün yapalım."
---
Saatler sonra yan yana uzanmıştık.
Ona sarılmış, başımı göğsüne koymuştum.
Ne kadar zaman geçtiğini bile bilmiyordum.
Tek bildiğim, onun yanında olduğum her saniyenin bana yetmediğiydi.
Gecenin ilerleyen saatlerinde boğazım kuruduğu için uyandım.
Batuhan'ın yerde duran tişörtünü üzerime geçirip sessizce odadan çıktım.
Ev tamamen sessizdi.
Merdivenlerden yavaşça indim ve mutfağa gittim.
Bir bardak su doldurup içerken arkamda bir hareket hissettim.
Korkmadım.
Kim olduğunu zaten biliyordum.
Kolları belime dolandı.
Gülümseyerek ona döndüm ve kollarımı boynuna sardım.
"Uyandırdım mı?"
"Sen olmayınca uyuyamadım."
Başımı göğsüne yasladım.
Bir süre öylece birbirimize sarıldık.
Sonra içimde günlerdir büyüyen korkuyu ona anlattım.
"Babam ve Füsun öğrendiğinde ne olacak?"
Bir süre sustu.
"Tahminimce kıyamet kopacak."
"Özellikle babam..."
"Muhtemelen."
"Bizi asla onaylamazlar."
"Biliyorum."
Başımı kaldırıp ona baktım.
"O zaman ne yapacağız?"
Batuhan'ın yüzündeki ifade değişti.
"Bir şeyler düşündüm."
"Ne gibi?"
"Yurt dışına gitmek gibi."
Şaşkınlıkla baktım.
"Almanya ya da Kıbrıs olabilir. Yeni bir hayat kurabiliriz."
"Hayatımız boyunca bizden nefret edecekler."
"Muhtemelen."
"Annen senin için çok değerli. Onu bırakamazsın."
Derin bir nefes aldı.
"Sen de çok değerlisin. Sensiz bir hayat düşünemiyorum bile."
Gülümsedim.
"O yüzden köşe bucak senden kaçarken ısrarla peşimdeydin."
"Denedim."
"Neyi?"
"Senden uzak durmayı."
Gözlerimin içine baktı.
"Gerçekten çok denedim. Ama yapamadım."
"Ne kadar romantik konuşuyorsun sen böyle?"
"Egoist Batuhan'a bak sen."
"Sen beni öyle bilmeye devam et."
Gülerek ona sarıldım.
Bir süre mutfakta birbirimize sarılıp gelecek hakkında konuştuk.
Belki de ilk defa gerçekten geleceğimizi düşünüyorduk.
Ve bu düşünce hem beni korkutuyor hem de garip bir şekilde mutlu ediyordu.
---
Sabah olduğunda ilk hissettiğim şey Batuhan'ın yanımda olmayışıydı.
Hemen onu aradım.
Bir süre sonra mutfaktan çıktı.
"Sakın bir daha beni böyle yalnız bırakma."
"Sen bu işi sevdin bakıyorum."
"Bu işi değil..."
Yanına gidip ona sarıldım.
"Seni sevdim."
Gülümsedi ve alnımdan öptü.
"Akşama evde olurlar."
"Evet, maalesef."
"O zamana kadar vaktimiz var."
Elimi tuttu.
"Gel."
Peşinden gittim.
O günün geri kalanını birlikte geçirdik.
Sürekli konuşuyor, gülüyor, birbirimize sarılıyor ve yarından sonra her şeyin nasıl değişeceğini düşünüyorduk.
Çünkü ikimiz de biliyorduk.
Bugün belki son özgür günümüzdü.
Ve yarından sonra birbirimize aynı evin içinde bile yabancıymışız gibi davranmak zorunda kalacaktık.
Bölüm etkileşimi
