59. bölüm / 59
ÜVEY DEĞİLİZ56. Bölüm
Bölümler 59Şu an: 56. Bölüm
- 1 1. Bölüm929 kelime
- 2 2. Bölüm719 kelime
- 3 3. Bölüm974 kelime
- 4 4. Bölüm671 kelime
- 5 5. Bölüm538 kelime
- 6 6. Bölüm436 kelime
- 7 7. Bölüm821 kelime
- 8 8. Bölüm575 kelime
- 9 9. Bölüm941 kelime
- 10 10. Bölüm527 kelime
- 11 11. Bölüm1.336 kelime
- 12 12. Bölüm601 kelime
- 13 13. Bölüm1.029 kelime
- 14 14. Bölüm489 kelime
- 15 15. Bölüm1.167 kelime
- 16 16. Bölüm348 kelime
- 17 17. Bölüm1.042 kelime
- 18 18. Bölüm539 kelime
- 19 19. Bölüm844 kelime
- 20 20. Bölüm827 kelime
- 21 21. Bölüm852 kelime
- 22 22. Bölüm713 kelime
- 23 23. Bölüm1.292 kelime
- 24 24. Bölüm1.311 kelime
- 25 25. Bölüm950 kelime
- 26 26. Bölüm1.070 kelime
- 27 27. Bölüm592 kelime
- 28 28. Bölüm1.409 kelime
- 29 29. Bölüm1.228 kelime
- 30 30. Bölüm882 kelime
- 31 31. Bölüm782 kelime
- 32 32. Bölüm737 kelime
- 33 33. Bölüm541 kelime
- 34 34. Bölüm705 kelime
- 35 35. Bölüm832 kelime
- 36 36. Bölüm727 kelime
- 37 37. Bölüm894 kelime
- 38 38. Bölüm706 kelime
- 39 39. Bölüm821 kelime
- 40 40. Bölüm747 kelime
- 41 41. Bölüm835 kelime
- 42 42. Bölüm1.424 kelime
- 43 43. Bölüm690 kelime
- 44 44. Bölüm940 kelime
- 45 45. Bölüm901 kelime
- 46 46. Bölüm1.026 kelime
- 47 47. Bölüm851 kelime
- 48 48. Bölüm1.084 kelime
- 49 49. Bölüm681 kelime
- 50 50. Bölüm1.467 kelime
- 51 51. Bölüm875 kelime
- 52 52. Bölüm968 kelime
- 53 53. Bölüm1.063 kelime
- 54 54. Bölüm1.139 kelime
- 55 55. Bölüm919 kelime
- 56 56. Bölüm1.103 kelime · Okuduğun bölüm
- 57 57. Bölüm822 kelime
- 58 58. Bölüm1.752 kelime
- 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kursta çalışmaya başlayalı yaklaşık iki hafta olmuştu. Beklediğimden çok daha yoğun geçiyordu günlerim. Özellikle küçük çocuklarla ilgilenmek bana inanılmaz iyi geliyordu. Uzun zamandır ilk defa kendimi gerçekten bir işe yarıyormuş gibi hissediyordum.
Deniz’le de gayet iyi anlaşmıştık. Açıkçası Batuhan’ın düşündüğü gibi rahatsız edici biri değildi. Fazla samimiydi evet ama herkese öyle davranıyordu.
En azından ben öyle sanıyordum.
O gün ders çıkışında öğrencilerin aileleri çocuklarını almaya gelmişti. Ben de sınıfı toparlıyordum ki Deniz elinde iki kahveyle içeri girdi.
“Bugün aşırı yoruldun fark ettim.”
“Biraz öyle oldu.”
“Kendine çok yükleniyorsun Yasemin.”
Kahveyi uzatırken gözlerimin içine uzun uzun baktı. Normalde kötü anlam çıkarmazdım ama nedense o an kısa süreliğine gerildim.
“Teşekkür ederim.”
“Bu arada cuma akşamı birkaç öğrenci velisiyle yemek organizasyonu yapacağım. Sen de gelir misin?”
“Batuhan’la konuşmam lazım.”
“Her şeyi eşine mi sorarsın?”
Kaşlarım hafif çatıldı.
“Hayır ama sonuçta evliyim.”
“Bilmiyorum… Bana biraz fazla sahiplenici biri gibi geliyor.”
Tam cevap verecektim ki telefonum çalmaya başladı.
Arayan Batuhan’dı.
Telefon ekranında Batuhan’ın adı yazınca istemsizce gülümsedim.
“Bir saniye.”
Telefonu açıp kulağıma götürdüm.
“Efendim hayatım?”
“Neredesin bebeğim? Çıkmadın mı hâlâ?”
“Yeni toparlıyorum kursu birazdan çıkarım.”
Tam o sırada Deniz yanıma yaklaşıp elindeki dosyaları masaya bıraktı.
“Yasemin şu öğrenci listelerine de bakar mısın?”
Batuhan’ın sesi bir anda değişti.
“Yanındaki Deniz mi?”
Kısa süreliğine duraksadım.
“Evet ama—”
“Telefonu hoparlöre al.”
“Batuhan saçmalama ne gerek var?”
“Al dedim Yasemin.”
Derin nefes verip telefonu hoparlöre aldım.
“Merhaba Batuhan bey.”
Deniz’in aşırı rahat sesi beni bile germişti.
“Merhaba.”
Batuhan’ın kısa cevabından sinirlendiği çok belliydi.
“Yasemin bugün biraz fazla yoruldu da ona yardımcı oluyordum.”
“Sağ olun gerek yok ben eşime yardımcı olurum.”
Ortam bir anda buz kesmişti.
Ben panikleyip araya girdim.
“Tamam ben zaten çıkıyorum şimdi.”
“Ben seni almaya geliyorum.” dedi Batuhan.
“Gerek yok hayatım arabam var.”
“Ben geliyorum Yasemin.”
Telefon kapanınca birkaç saniye sessizlik oldu.
Deniz hafif gülümseyerek bana baktı.
“Eşin beni pek sevmedi galiba.”
“Batuhan biraz kıskançtır.”
“Sadece biraz mı?”
Bu sefer ses tonunda farklı bir imâ vardı.
Çantamı alırken rahatsız hissetmeye başlamıştım.
“Ben çıkayım artık geç oldu.”
“İstersen bırakabilirim.”
“Yok gerek yok.”
Kursun önüne çıktığım anda siyah arabanın sert şekilde önümde durmasıyla irkildim.
Batuhan arabadan indiğinde yüzü aşırı gergindi.
Ve gözleri direkt arkamda duran Deniz’e kaydı.
Batuhan’ın bakışları birkaç saniye boyunca direkt Deniz’in üzerindeydi. Ortam o kadar gerilmişti ki nefes alsam ses çıkacakmış gibi hissediyordum.
Deniz ise hiçbir şey yokmuş gibi gayet rahat şekilde gülümsedi.
“Sanırım sonunda tanışmış olduk.”
Batuhan kısa ve soğuk bir şekilde başını salladı.
“Evet.”
Birbirlerine yaklaşınca aralarındaki boy farkı bile ortamı daha baskılı yapıyordu. Batuhan’ın çenesi sıkılmıştı sinirlendiği her hâlinden belliydi.
Hemen araya girdim.
“Tam çıkıyordum zaten hadi gidelim hayatım.”
Batuhan gözlerini hâlâ Deniz’den ayırmadan konuştu.
“Demek bütün gün buradaydınız.”
Deniz ellerini cebine koyup sakin bir sesle cevap verdi.
“Sonuçta birlikte çalışıyoruz.”
“Öyle mi?”
Ses tonu resmen buz gibiydi.
Ben artık kavga çıkmadan gitmek istiyordum.
“Batuhan abartıyorsun hadi.”
Deniz kaşlarını hafif kaldırdı.
“Abartmıyor aslında.”
İkimiz de şaşkınca ona baktık.
“Sevdiği kadını kıskanması normal.”
Batuhan ilk defa hafifçe sırıtıp başını eğdi ama bu sinirli bir gülümsemeydi.
“En azından bunu anlayabiliyorsunuz.”
Deniz’in bakışları kısa süreliğine bana kaydı.
“Anlaşılmayacak gibi değil.”
İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk oluşmaya başlamıştı. Deniz’in konuşma şekli fazla imalıydı.
Batuhan yanıma gelip belime kolunu sardı. Bu hareketi normalde çok severdim ama şu an resmen sahiplenme gösterisi gibiydi.
“Hadi aşkım geç oldu.”
Tam arabaya binecektim ki Deniz tekrar seslendi.
“Yasemin yarın biraz erken gelir misin? Yeni kayıtlarla ilgilenmemiz lazım.”
“Tabii gelirim.”
Batuhan’ın kolu belimde hafifçe sertleşti.
“Kaçta?”
Soruyu Deniz’e değil bana sormuştu.
“Bilmiyorum bir saat erken falan herhalde.”
“Ben bırakırım seni.”
“Hayatım gerek yok—”
“Bırakırım dedim.”
Deniz bu gerilimi izliyormuş gibi sessizce gülümsüyordu.
“İyi akşamlar o zaman.”
Arabaya bindiğimiz andan itibaren Batuhan tek kelime konuşmadı. Camdan dışarıyı izliyordu ama direksiyonu tutan elleri o kadar sertti ki parmak eklemleri beyazlamıştı.
En sonunda dayanamadım.
“Bir şey söylemeyecek misin?”
“Ne söylememi istiyorsun?”
“Bu kadar gerilmene gerek yok.”
“Ben mi gereksiz geriliyorum?”
“Evet biraz öyle.”
Bir anda bana döndü.
“O adamın sana nasıl baktığını görmüyor musun Yasemin?”
“Saçmalıyorsun sadece kibar davranıyor.”
“Ben erkeğim.” dedi sertçe. “Bir erkeğin bakışını çok iyi anlarım.”
İçimde hafif bir öfke yükselmeye başlamıştı.
“Ben de çocuk değilim Batuhan neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayabilirim.”
“Ben sana güvenmiyorum demiyorum zaten ona güvenmiyorum.”
“Ortada güvenilmeyecek bir şey yok!”
Sesimi yükseltmemle beraber arabada kısa süreliğine sessizlik oluştu.
Batuhan derin nefes verip başını koltuğa yasladı.
“Tek korkum seni kaybetmek Yasemin.”
Ses tonu bir anda yumuşamıştı.
Sinirim o an biraz olsun dağıldı çünkü gözlerinin içindeki korkuyu gerçekten görebiliyordum.
Yavaşça elini tuttum.
“Beni kaybetmeyeceksin.”
Dedim onu sakinleştirmek istercesine daha fazla bu konuyu uzatmadan kapattım ve onun da bir daha bu konu ile ilgili konuşmasını istemiyorum üzerinde duracak bir konu değil çünkü.
Eve gider gitmez Defne aradı beni hafta sonu için annemi ve beni alışverişe çağırıyor daha mercimek tanesi kadar olan bebeği için kıyafet bakmak istiyor cinsiyeti bile belli olmadan kıyafet almanın gereksiz olduğunu söyledim fakat beni dinlemedi.
Ona geleceğimi söyleyip hafta sonu ece'yi batuhan'a bırakmayı düşündüğümü söyledim Batuhan seve seve kabul etti bunu zaten çağatay'la biraz kafa dağıtacağız dedi ece'yi de yanında götürürse sıkıntı olmaz herhalde.
Aynı anda omuzlarıma binen yük artık beni gerçekten yoruyordu bir yandan kurs bir yandan batuhan'ın kıskançlık krizleri bir yandan da Ece her birine yetişmek artık işkence gibi gelmişti bana.
Ertesi sabah Deniz'in dediği gibi erkenden gelmek zorunda kaldım çünkü bugün yeni gelecek bir öğrenci kafilesi vardı.
Öğrenci kafilesi gelmeden sınıfı hazırlamaya başladık Deniz de bana yardımcı oluyordu ben kendisinden uzak durmaya çalışıyordum çünkü Batuhan böyle istemişti.
"Batuhan ın kusuruna bakma fazlasıyla kıskanç biri"
"Onu anlıyabiliyorum mükemmel bir kadınsın sana sahip olan her erkek kıskançlık duyar"
Bu her ne kadar övgü dolu bir iltifat olsa da ben bunu iltifat olarak algılamadım Deniz zannettiğim kadar masum değil.
"Keşke Helin de senin gibi olabilseydi"
Bunu duyunca elimdeki işi bırakıp ona yöneldim Helin kimdi ve beni neden onun benim gibi olmasını istiyordu?
'Helin kim?"
"Nişanlım daha doğrusu eski nişanlı"
"Anladım neden ayrıldınız peki çok özel değilse tabii?"
"Helin her zaman mükemmeliyetçi bir kadın oldu etrafındakilerin de öyle olmasını istedi. Başta dans hocası olmamı küçümsedi elle tutulabilir bir meslek sahibi olmalısın dedi ama ben ona o kadar aşıktım ki nasıl biri olduğunu göremedim bile. İkimizin arasında sınıfsal fark ilişkimiz batırdı çok geçmeden ayrıldık ama bence iyi oldu toksik bir ilişkiden çıkınca kendimi buldum resmen şu an şehirin en iyi dans kurslarından birine sahibim"
"Gerçekten üzücü. Senin gözünle dünyaya bakamıyorsa zaten ondan ayrılman iyi olmuş"
"Evet ve böyle düşündüğün için gerçekten batuhan'ı bazen kıskanıyorum mükemmel bir insansın"
Bu iltifat beni rahatsız etmeye yetmişti bile daha fazla bu konu hakkında konuşmak istemedim öğrenci kayıtlarını bahane edip yanından ayrıldım.
(Kitap yazanlar yazmak isteyenler kitap yazmaya başlamak isteyenler ve nasıl yazacağını nasıl başlayacağını bilemeyenler kapak tasarımı hakkında bilgi almak isteyenler dm den yazabilir seve seve yardımcı olurum😊😊)
Bölüm etkileşimi
