ÜVEY DEĞİLİZ kitap kapağı

22. bölüm / 59

ÜVEY DEĞİLİZ

22. Bölüm

Vaveyla Yazarı: ✨ valeriya ✨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 59Şu an: 22. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm929 kelime
  2. 2 2. Bölüm719 kelime
  3. 3 3. Bölüm974 kelime
  4. 4 4. Bölüm671 kelime
  5. 5 5. Bölüm538 kelime
  6. 6 6. Bölüm436 kelime
  7. 7 7. Bölüm821 kelime
  8. 8 8. Bölüm575 kelime
  9. 9 9. Bölüm941 kelime
  10. 10 10. Bölüm527 kelime
  11. 11 11. Bölüm1.336 kelime
  12. 12 12. Bölüm601 kelime
  13. 13 13. Bölüm1.029 kelime
  14. 14 14. Bölüm489 kelime
  15. 15 15. Bölüm1.167 kelime
  16. 16 16. Bölüm348 kelime
  17. 17 17. Bölüm1.042 kelime
  18. 18 18. Bölüm539 kelime
  19. 19 19. Bölüm844 kelime
  20. 20 20. Bölüm827 kelime
  21. 21 21. Bölüm852 kelime
  22. 22 22. Bölüm713 kelime · Okuduğun bölüm
  23. 23 23. Bölüm1.292 kelime
  24. 24 24. Bölüm1.311 kelime
  25. 25 25. Bölüm950 kelime
  26. 26 26. Bölüm1.070 kelime
  27. 27 27. Bölüm592 kelime
  28. 28 28. Bölüm1.409 kelime
  29. 29 29. Bölüm1.228 kelime
  30. 30 30. Bölüm882 kelime
  31. 31 31. Bölüm782 kelime
  32. 32 32. Bölüm737 kelime
  33. 33 33. Bölüm541 kelime
  34. 34 34. Bölüm705 kelime
  35. 35 35. Bölüm832 kelime
  36. 36 36. Bölüm727 kelime
  37. 37 37. Bölüm894 kelime
  38. 38 38. Bölüm706 kelime
  39. 39 39. Bölüm821 kelime
  40. 40 40. Bölüm747 kelime
  41. 41 41. Bölüm835 kelime
  42. 42 42. Bölüm1.424 kelime
  43. 43 43. Bölüm690 kelime
  44. 44 44. Bölüm940 kelime
  45. 45 45. Bölüm901 kelime
  46. 46 46. Bölüm1.026 kelime
  47. 47 47. Bölüm851 kelime
  48. 48 48. Bölüm1.084 kelime
  49. 49 49. Bölüm681 kelime
  50. 50 50. Bölüm1.467 kelime
  51. 51 51. Bölüm875 kelime
  52. 52 52. Bölüm968 kelime
  53. 53 53. Bölüm1.063 kelime
  54. 54 54. Bölüm1.139 kelime
  55. 55 55. Bölüm919 kelime
  56. 56 56. Bölüm1.103 kelime
  57. 57 57. Bölüm822 kelime
  58. 58 58. Bölüm1.752 kelime
  59. 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime

BATUHAN’IN AĞZINDAN…

Bunu yapmamam gerekiyordu.

Mantıklı olan buydu.

Ama ben hiçbir zaman mantıklı olanı yapan biri olmadım.

Kapının önünde durduğum an, içimde garip bir huzursuzluk vardı. Elim kapı koluna gitmeden önce bir an duraksadım.

Bu okul.

Onun olduğu yer.

Yasemin’in.

Derin bir nefes aldım.

Kendime son bir kez söyledim:

“Sadece birkaç ders. Sadece iş.”

Yalan.

Bunun işle hiçbir ilgisi yoktu.

Kapıyı açtım.

İçeri adım attığım an gözlerim otomatik olarak kalabalığın içinde onu aradı. İstemeden. Refleks gibi.

Ve buldum.

Her zaman olduğu gibi.

Sınıfın ortasında duruyordu. Saçları omuzlarına dökülmüş, yüzünde o dalgın ifade…

Ama bir şey farklıydı.

Gözleri.

Boştu.

O an içimde bir şey sıkıştı.

Bu ifadeyi daha önce görmemiştim onda.

Benim yüzümden mi?

…yoksa başka biri mi?

“Günaydın arkadaşlar”

Sesim her zamanki gibi kontrollü çıktı. Soğuk. Mesafeli.

Ama içimdeki hiçbir şey o kadar düzenli değildi.

“Ben Batuhan. Bir süreliğine derslerinize ben giricem”

Gözlerim sınıfın üzerinde dolaştı. Ama aslında hiçbirini görmüyordum.

Sadece onu.

Ve sonra…

Göz göze geldik.

Dondu.

Ben de.

O an zaman gerçekten durdu.

Kaç saniye sürdü bilmiyorum ama gözlerini benden kaçırana kadar bakmayı bırakamadım.

İçimdeki o his…

Adını koyamadığım, koymak istemediğim o şey…

Biraz daha büyüdü.

Dersi başlattım.

Rutin şeyler. Isınma, koşu, komutlar…

Ama dikkatimi toparlayamıyordum.

Çünkü nereye gitse gözüm onu buluyordu.

Nasıl koştuğunu.

Nasıl nefes aldığını.

Nasıl kendini zorladığını.

Ve… nasıl dalgın olduğunu.

Bir şey vardı.

Onu rahatsız eden bir şey.

Ve bu düşünce beni gereğinden fazla huzursuz etti.

“Biraz hızlanın”

Dedim.

Sesim sertti ama içimdeki sebep bambaşkaydı.

Onu izliyordum.

Adımlarında bir dengesizlik vardı.

Dikkati dağınıktı.

Ve ben…

Bunun kötü biteceğini hissettim.

Ama geç kaldım.

Ayağı kaydı.

Yere düştüğü an içimde bir şey koptu.

Gerçekten.

Koptu.

“Yasemin!”

Adını bu kadar yüksek sesle söylediğimi hatırlamıyorum.

Koşuyordum.

Nasıl bu kadar hızlı yanına gittim bilmiyorum. Sanki aramızdaki mesafe yok olmuştu.

Yanına diz çöktüğümde yüzünü gördüm.

Acı içindeydi.

Ve o an… nefesim kesildi.

“İyi misin?”

Saçma bir soruydu.

İyi değildi.

Gözleri bunu söylüyordu.

“İyiyim…”

Yalan.

“İyi değilsin”

Dedim net bir şekilde.

Elimi dizine götürdüm ama dokunurken bile dikkat ettim.

Ona zarar vermekten… gereğinden fazla korkuyordum.

“Canın çok yandı mı?”

Başını salladı.

Ama o an fark ettim.

Bu sadece fiziksel değildi.

Gözlerinde başka bir şey vardı.

Kırılmış bir şey.

Yavaşça kalkmasına yardım etmek için elimi uzattım.

Bir an durdu.

Sonra tuttu.

Eli…

Soğuktu.

Ve bu beni rahatsız etti.

Onu kaldırdım ama dengesi yoktu. Sendelediği an refleksle kolunu tuttum.

Ve…

Onu kendime çektim.

Fazla yakındı.

Ama bırakmadım.

“Dikkat et”

Sesim bu sefer daha yumuşaktı.

Kontrolüm gidiyordu.

Ve bu hiç hoşuma gitmiyordu.

Onu kenara götürdüm. Oturttum. Önünde çömeldim.

Dizine baktım.

Şişmişti.

Ama ben başka bir şeye odaklanmıştım.

Gözlerine.

“Bu sadece düşmekten değil”

Dedim.

Sessizce.

Çünkü biliyordum.

Bir şey vardı.

Ve o an…

Gözünden bir damla yaş düştü.

İçimde bir şey sertleşti.

Kim?

Kim yaptı bunu?

Kim onu bu hale getirdi?

Ve neden bu kadar… umursuyordum?

“Sus biraz”

Dedim.

Ama aslında söylemek istediğim şey şuydu:

“Konuşma… çünkü kırıldığını görmek beni kontrolsüz yapıyor.”

Kendimi zor tuttum.

Gerçekten zor.

Ders bittikten sonra herkes dağıldı.

Ama ben dağılamadım.

Gözüm sürekli onu arıyordu.

Sınıfa çıktığını gördüm.

Bir süre yerimde durdum.

Sonra başımı eğip hafifçe güldüm.

Kendime.

Ne yapıyorum ben?

Bir liseye gelip beden hocası olmuşum.

Sebep?

Yasemin.

Sadece ona yakın olmak için.

Onu görmek için.

Onu… kontrol edebilmek için belki de.

Bu düşünce beni rahatsız etmeliydi.

Ama etmedi.

Çünkü gerçek buydu.

Benim hayatım zaten hiçbir zaman düzgün olmadı.

Disiplin.

Kontrol.

Mükemmeliyet.

Herkes beni böyle tanır.

Ama kimse şunu bilmez:

Ben bir şeyi kafama koyarsam…

O şeyden vazgeçmem.

Asla.

Ve Yasemin…

Benim vazgeçemediğim tek şey olmaya başlıyordu.

Sınıfın önünden geçerken sesler duydum.

Kızlar konuşuyordu.

“Yeni beden hocasını gördün mü ya…”

“Taş gibi adam…”

“Yunan tanrısı gibi…”

Umursamadım.

Gerçekten.

Ama bir şeyi merak ettim.

O ne düşünüyor?

Kapının önünde bir an durdum.

İçeri bakmadım.

Ama onu hissettim.

Ve kendime şunu sordum:

“Ben onun için neyim?”

Cevabı bilmiyordum.

Ama öğrenmek istiyordum.

Ve öğrenecektim.

Sonra onu gördüm.

Sınıfta oturuyordu.

Bacağında buz.

Yanında Defne.

Ve…

Efe.

Gözlerim direkt ona kaydı.

Efe.

Onun yanında ne işi vardı?

Konuşuyorlardı.

Yakın.

Fazla yakın.

İçimde tanıdık bir his yükseldi.

Rahatsız edici.

Sert.

Kıskançlık.

Çenem kasıldı.

Bakışlarımı kaçırmadım.

İzledim.

Her hareketini.

Ve o an şunu anladım:

Ben buraya sadece onu görmek için gelmemiştim.

Onu…

Kaybetmemek için gelmiştim.

Ama daha başından kaybediyor gibi hissediyordum.

Ve bu…

Hiç hoşuma gitmedi.

İçimden geçen tek cümle şuydu:

“Sana kimse bu kadar yaklaşamaz Yasemin…”

“Ben varken… asla.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.395okunma 45beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.