4. bölüm / 59
ÜVEY DEĞİLİZ4. Bölüm
Bölümler 59Şu an: 4. Bölüm
- 1 1. Bölüm929 kelime
- 2 2. Bölüm719 kelime
- 3 3. Bölüm974 kelime
- 4 4. Bölüm671 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm538 kelime
- 6 6. Bölüm436 kelime
- 7 7. Bölüm821 kelime
- 8 8. Bölüm575 kelime
- 9 9. Bölüm941 kelime
- 10 10. Bölüm527 kelime
- 11 11. Bölüm1.336 kelime
- 12 12. Bölüm601 kelime
- 13 13. Bölüm1.029 kelime
- 14 14. Bölüm489 kelime
- 15 15. Bölüm1.167 kelime
- 16 16. Bölüm348 kelime
- 17 17. Bölüm1.042 kelime
- 18 18. Bölüm539 kelime
- 19 19. Bölüm844 kelime
- 20 20. Bölüm827 kelime
- 21 21. Bölüm852 kelime
- 22 22. Bölüm713 kelime
- 23 23. Bölüm1.292 kelime
- 24 24. Bölüm1.311 kelime
- 25 25. Bölüm950 kelime
- 26 26. Bölüm1.070 kelime
- 27 27. Bölüm592 kelime
- 28 28. Bölüm1.409 kelime
- 29 29. Bölüm1.228 kelime
- 30 30. Bölüm882 kelime
- 31 31. Bölüm782 kelime
- 32 32. Bölüm737 kelime
- 33 33. Bölüm541 kelime
- 34 34. Bölüm705 kelime
- 35 35. Bölüm832 kelime
- 36 36. Bölüm727 kelime
- 37 37. Bölüm894 kelime
- 38 38. Bölüm706 kelime
- 39 39. Bölüm821 kelime
- 40 40. Bölüm747 kelime
- 41 41. Bölüm835 kelime
- 42 42. Bölüm1.424 kelime
- 43 43. Bölüm690 kelime
- 44 44. Bölüm940 kelime
- 45 45. Bölüm901 kelime
- 46 46. Bölüm1.026 kelime
- 47 47. Bölüm851 kelime
- 48 48. Bölüm1.084 kelime
- 49 49. Bölüm681 kelime
- 50 50. Bölüm1.467 kelime
- 51 51. Bölüm875 kelime
- 52 52. Bölüm968 kelime
- 53 53. Bölüm1.063 kelime
- 54 54. Bölüm1.139 kelime
- 55 55. Bölüm919 kelime
- 56 56. Bölüm1.103 kelime
- 57 57. Bölüm822 kelime
- 58 58. Bölüm1.752 kelime
- 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
AYNI BÖLÜM BATUHAN IN AĞZINDAN
Hafta sonları normalde güzeldi.
Sessizlik olurdu.
Kafa dinlenirdi.
Ama bu evde… pek mümkün değildi.
Kahvaltıdan sonra salona geçmiştim. Annemle kemal yine bir şeyleri tartışıyordu. Ne hakkında olduğunu pek umursamıyordum zaten.
Tek istediğim şey biraz kafamı dağıtmaktı.
O yüzden koltuğa yayıldım, telefonu elime aldım.
Videoyu açtım.
Sesini de kısmadım.
Bilerek.
Çünkü…
Salonda bir kişi daha vardı.
Yasemin.
Köşedeki koltuğa kurulmuş, kitabına gömülmüştü. Sanki dünyada başka kimse yokmuş gibi.
O hâlini görür görmez içimde garip bir dürtü oluştu.
Rahatsız etme isteği.
Sebebini bilmiyordum.
Ama hoşuma gidiyordu.
İlk başta bir şey demedi.
Sayfaları çevirdi.
Sonra tekrar çevirdi.
Ama gözlerinin aynı yerde kaldığını fark etmemek imkânsızdı.
Gülmemek için dudaklarımı bastırdım.
Dayanamadı tabii.
“Batuhan,” dedi.
Sakin.
Ama o sakinliğin altında sinir vardı.
Bakmadım.
Duymamış gibi yaptım.
“Batuhan.”
Bu sefer göz ucuyla baktım.
“Ne var?”
“Elindeki şeyin sesi bütün evi inletiyor. Biraz kıs.”
Omzumu silktim.
“Rahatsız oluyorsan başka odaya geç.”
Kaşlarının çatıldığını gördüm.
Sinirlendi.
Güzel.
“Ben senden önce buradaydım.”
“Eee? Ev ortak.”
Cevap verirken gözlerimi tekrar telefona indirdim ama aslında onu izliyordum.
Her hareketini.
“Gerçekten mi? Ortak olan tek şey gürültün şu an.”
Bu sefer başımı kaldırdım.
Göz göze geldik.
İşte o an…
Daha da yapmak istedim.
“Abartıyorsun,” dedim.
“Hayır abartmıyorum. Kıs şu sesi.”
Bana bakmaya devam etti.
Bekledi.
Ben de bekledim.
Sonra…
Bilerek.
Sesi biraz daha açtım.
Yüzündeki ifade bir anlığına dondu.
Sonra patladı.
“Ciddi misin sen ya?”
İçimden güldüm.
“Ne var? Daha net duyuluyor şimdi.”
Elindeki kitabı sıktığını gördüm.
Gerçekten sinirlenmişti.
Ama durmak istemedim.
“Kapatsana şunu,” dedi dişlerinin arasından.
Cevap vermedim.
Onun yerine elimi uzattım.
Ve kitabı aldım.
Bir anda.
Şaşırdı.
Bu kısmı seviyordum.
“Bakayım ne okuyorsun.”
Sayfaları çevirmeye başladım.
Romantik bir şeydi büyük ihtimalle.
Tam ona göre.
“Romantik mi? Tam sana göre.”
Ayağa kalktı.
Hızlı.
“Batuhan ver şunu!”
Geri çekildim.
Bilerek.
“Boyun yetmiyor galiba.”
Daha da sinirlendi.
Yaklaştı.
Üzerime.
“Batuhan sinirimi bozma!”
“Zaten bozuyorum.”
Ve sonra…
Bir anda üstüme atladı.
Hiç düşünmeden.
Bir saniyeliğine gerçekten şaşırdım.
Dengeyi kaybettik, koltuğa doğru düştük.
Gülmemek elde değildi.
“Delirdin mi sen?”
Ama o ciddiydi.
Gerçekten kitabı almaya çalışıyordu.
Kolumu çekti.
İtti.
Ben de ittirdim.
Çocuk gibiydik.
Ama değildik.
Çünkü…
Bir anda çok yakındı.
Fazla yakın.
Saçları yüzüme değecek kadar.
Nefesi hissedilecek kadar.
O an…
Bir şey oldu.
Garip bir şey.
Ama geri çekilmedim.
Onun durduğunu fark ettim.
Bir anlığına.
Gözleri değişti.
“Ne oldu?” dedim, sesimi alçaltarak. “Vaz mı geçtin?”
Tekrar hamle yaptı.
Ama o ilk an gibi değildi.
Sonra—
“YETER!”
Annemin sesiyle ikimiz de irkildik.
Lan.
Zamanlama.
Yasemin üstümdeydi.
Hâlâ kitabı tutuyordum.
İkimiz de donduk kaldık.
Sonra o hızla geri çekildi.
Ben de doğruldum.
Ama gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
Kemal sert sert bakıyordu.
“Bu ne hal?”
Cevap vermedim.
Annem konuştu.
“İkiniz de odanıza çıkıyorsunuz.”
Cezaya bak.
Ama ses etmedim.
Çünkü hâlâ aklım az önceki sahnedeydi.
O an.
O mesafe.
Ya da… mesafesizlik.
Merdivenlere yönelirken bir an göz göze geldik.
Hâlâ sinirliydi.
Ama sadece o değildi.
Bunu ben de görüyordum.
Odama çıktım.
Aradan çok geçmeden sesi geldi.
“Senin yüzünden ceza aldık!”
Kapıya doğru yürüdüm.
“Benim yüzümden mi? Üzerime atlayan kimdi?”
Tartışma devam etti.
Ama ben yarısını bile dinlemiyordum.
Sadece onu izliyordum.
Sinirlenmesini.
Kaşlarını çatmasını.
Gözlerinin dolmasını değil ama… parlamasını.
Kapıyı çarpıp gittiğinde bir süre öylece kaldım.
Sonra istemsizce güldüm.
Telefonu elime aldım.
Numarasını çevirdim.
Açar açmaz bağırdı:
“Ne var!”
Kahkaha attım.
Tutamadım kendimi.
Sırf o sesi duymak için aramıştım zaten.
Sinirli hâlini.
Ama bir anda kapattı.
Gülmem daha da arttı.
Birkaç saniye sonra kapı açıldı.
Odaya daldı.
Sinirden kuduruyordu.
“Senin derdin ne manyak mısın sen?”
Cevap veremedim.
Gülüyordum.
Gerçekten.
Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim.
Kırlenti fırlattı.
Refleksle tuttum ama elimden kaydı.
Yere düştü.
Bir şey demedim.
Sadece baktım.
Çıkıp gitti.
Kapı kapandı.
Oda tekrar sessizleşti.
Ama içimdeki şey…
Sessiz değildi.
Tavana baktım.
Derin bir nefes aldım.
Kendi kendime mırıldandım:
“Bu kız…”
Duraksadım.
Kaşlarımı çattım.
“…sinir bozucu.”
Ama içimdeki o hafif gülümseme…
Gitmedi.
Sabah evden çıkarken gördüm yüzünde hâlâ o sinirli ifade vardı olduğum tarafa bakmadı bile.
Okul ünüforması yakışmıştı güzel bir fiziği vardı ince beli belirgin vücut hatları ile gerçekten çekici bir kızdı.
Ona bu gözle baktığım için kendime kızdım bana hiç yakışmıyor.
Bölüm etkileşimi
