ÜVEY DEĞİLİZ kitap kapağı

4. bölüm / 59

ÜVEY DEĞİLİZ

4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: ✨ valeriya ✨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 59Şu an: 4. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm929 kelime
  2. 2 2. Bölüm719 kelime
  3. 3 3. Bölüm974 kelime
  4. 4 4. Bölüm671 kelime · Okuduğun bölüm
  5. 5 5. Bölüm538 kelime
  6. 6 6. Bölüm436 kelime
  7. 7 7. Bölüm821 kelime
  8. 8 8. Bölüm575 kelime
  9. 9 9. Bölüm941 kelime
  10. 10 10. Bölüm527 kelime
  11. 11 11. Bölüm1.336 kelime
  12. 12 12. Bölüm601 kelime
  13. 13 13. Bölüm1.029 kelime
  14. 14 14. Bölüm489 kelime
  15. 15 15. Bölüm1.167 kelime
  16. 16 16. Bölüm348 kelime
  17. 17 17. Bölüm1.042 kelime
  18. 18 18. Bölüm539 kelime
  19. 19 19. Bölüm844 kelime
  20. 20 20. Bölüm827 kelime
  21. 21 21. Bölüm852 kelime
  22. 22 22. Bölüm713 kelime
  23. 23 23. Bölüm1.292 kelime
  24. 24 24. Bölüm1.311 kelime
  25. 25 25. Bölüm950 kelime
  26. 26 26. Bölüm1.070 kelime
  27. 27 27. Bölüm592 kelime
  28. 28 28. Bölüm1.409 kelime
  29. 29 29. Bölüm1.228 kelime
  30. 30 30. Bölüm882 kelime
  31. 31 31. Bölüm782 kelime
  32. 32 32. Bölüm737 kelime
  33. 33 33. Bölüm541 kelime
  34. 34 34. Bölüm705 kelime
  35. 35 35. Bölüm832 kelime
  36. 36 36. Bölüm727 kelime
  37. 37 37. Bölüm894 kelime
  38. 38 38. Bölüm706 kelime
  39. 39 39. Bölüm821 kelime
  40. 40 40. Bölüm747 kelime
  41. 41 41. Bölüm835 kelime
  42. 42 42. Bölüm1.424 kelime
  43. 43 43. Bölüm690 kelime
  44. 44 44. Bölüm940 kelime
  45. 45 45. Bölüm901 kelime
  46. 46 46. Bölüm1.026 kelime
  47. 47 47. Bölüm851 kelime
  48. 48 48. Bölüm1.084 kelime
  49. 49 49. Bölüm681 kelime
  50. 50 50. Bölüm1.467 kelime
  51. 51 51. Bölüm875 kelime
  52. 52 52. Bölüm968 kelime
  53. 53 53. Bölüm1.063 kelime
  54. 54 54. Bölüm1.139 kelime
  55. 55 55. Bölüm919 kelime
  56. 56 56. Bölüm1.103 kelime
  57. 57 57. Bölüm822 kelime
  58. 58 58. Bölüm1.752 kelime
  59. 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime

AYNI BÖLÜM BATUHAN IN AĞZINDAN

Hafta sonları normalde güzeldi.

Sessizlik olurdu.

Kafa dinlenirdi.

Ama bu evde… pek mümkün değildi.

Kahvaltıdan sonra salona geçmiştim. Annemle kemal yine bir şeyleri tartışıyordu. Ne hakkında olduğunu pek umursamıyordum zaten.

Tek istediğim şey biraz kafamı dağıtmaktı.

O yüzden koltuğa yayıldım, telefonu elime aldım.

Videoyu açtım.

Sesini de kısmadım.

Bilerek.

Çünkü…

Salonda bir kişi daha vardı.

Yasemin.

Köşedeki koltuğa kurulmuş, kitabına gömülmüştü. Sanki dünyada başka kimse yokmuş gibi.

O hâlini görür görmez içimde garip bir dürtü oluştu.

Rahatsız etme isteği.

Sebebini bilmiyordum.

Ama hoşuma gidiyordu.

İlk başta bir şey demedi.

Sayfaları çevirdi.

Sonra tekrar çevirdi.

Ama gözlerinin aynı yerde kaldığını fark etmemek imkânsızdı.

Gülmemek için dudaklarımı bastırdım.

Dayanamadı tabii.

“Batuhan,” dedi.

Sakin.

Ama o sakinliğin altında sinir vardı.

Bakmadım.

Duymamış gibi yaptım.

“Batuhan.”

Bu sefer göz ucuyla baktım.

“Ne var?”

“Elindeki şeyin sesi bütün evi inletiyor. Biraz kıs.”

Omzumu silktim.

“Rahatsız oluyorsan başka odaya geç.”

Kaşlarının çatıldığını gördüm.

Sinirlendi.

Güzel.

“Ben senden önce buradaydım.”

“Eee? Ev ortak.”

Cevap verirken gözlerimi tekrar telefona indirdim ama aslında onu izliyordum.

Her hareketini.

“Gerçekten mi? Ortak olan tek şey gürültün şu an.”

Bu sefer başımı kaldırdım.

Göz göze geldik.

İşte o an…

Daha da yapmak istedim.

“Abartıyorsun,” dedim.

“Hayır abartmıyorum. Kıs şu sesi.”

Bana bakmaya devam etti.

Bekledi.

Ben de bekledim.

Sonra…

Bilerek.

Sesi biraz daha açtım.

Yüzündeki ifade bir anlığına dondu.

Sonra patladı.

“Ciddi misin sen ya?”

İçimden güldüm.

“Ne var? Daha net duyuluyor şimdi.”

Elindeki kitabı sıktığını gördüm.

Gerçekten sinirlenmişti.

Ama durmak istemedim.

“Kapatsana şunu,” dedi dişlerinin arasından.

Cevap vermedim.

Onun yerine elimi uzattım.

Ve kitabı aldım.

Bir anda.

Şaşırdı.

Bu kısmı seviyordum.

“Bakayım ne okuyorsun.”

Sayfaları çevirmeye başladım.

Romantik bir şeydi büyük ihtimalle.

Tam ona göre.

“Romantik mi? Tam sana göre.”

Ayağa kalktı.

Hızlı.

“Batuhan ver şunu!”

Geri çekildim.

Bilerek.

“Boyun yetmiyor galiba.”

Daha da sinirlendi.

Yaklaştı.

Üzerime.

“Batuhan sinirimi bozma!”

“Zaten bozuyorum.”

Ve sonra…

Bir anda üstüme atladı.

Hiç düşünmeden.

Bir saniyeliğine gerçekten şaşırdım.

Dengeyi kaybettik, koltuğa doğru düştük.

Gülmemek elde değildi.

“Delirdin mi sen?”

Ama o ciddiydi.

Gerçekten kitabı almaya çalışıyordu.

Kolumu çekti.

İtti.

Ben de ittirdim.

Çocuk gibiydik.

Ama değildik.

Çünkü…

Bir anda çok yakındı.

Fazla yakın.

Saçları yüzüme değecek kadar.

Nefesi hissedilecek kadar.

O an…

Bir şey oldu.

Garip bir şey.

Ama geri çekilmedim.

Onun durduğunu fark ettim.

Bir anlığına.

Gözleri değişti.

“Ne oldu?” dedim, sesimi alçaltarak. “Vaz mı geçtin?”

Tekrar hamle yaptı.

Ama o ilk an gibi değildi.

Sonra—

“YETER!”

Annemin sesiyle ikimiz de irkildik.

Lan.

Zamanlama.

Yasemin üstümdeydi.

Hâlâ kitabı tutuyordum.

İkimiz de donduk kaldık.

Sonra o hızla geri çekildi.

Ben de doğruldum.

Ama gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

Kemal sert sert bakıyordu.

“Bu ne hal?”

Cevap vermedim.

Annem konuştu.

“İkiniz de odanıza çıkıyorsunuz.”

Cezaya bak.

Ama ses etmedim.

Çünkü hâlâ aklım az önceki sahnedeydi.

O an.

O mesafe.

Ya da… mesafesizlik.

Merdivenlere yönelirken bir an göz göze geldik.

Hâlâ sinirliydi.

Ama sadece o değildi.

Bunu ben de görüyordum.

Odama çıktım.

Aradan çok geçmeden sesi geldi.

“Senin yüzünden ceza aldık!”

Kapıya doğru yürüdüm.

“Benim yüzümden mi? Üzerime atlayan kimdi?”

Tartışma devam etti.

Ama ben yarısını bile dinlemiyordum.

Sadece onu izliyordum.

Sinirlenmesini.

Kaşlarını çatmasını.

Gözlerinin dolmasını değil ama… parlamasını.

Kapıyı çarpıp gittiğinde bir süre öylece kaldım.

Sonra istemsizce güldüm.

Telefonu elime aldım.

Numarasını çevirdim.

Açar açmaz bağırdı:

“Ne var!”

Kahkaha attım.

Tutamadım kendimi.

Sırf o sesi duymak için aramıştım zaten.

Sinirli hâlini.

Ama bir anda kapattı.

Gülmem daha da arttı.

Birkaç saniye sonra kapı açıldı.

Odaya daldı.

Sinirden kuduruyordu.

“Senin derdin ne manyak mısın sen?”

Cevap veremedim.

Gülüyordum.

Gerçekten.

Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim.

Kırlenti fırlattı.

Refleksle tuttum ama elimden kaydı.

Yere düştü.

Bir şey demedim.

Sadece baktım.

Çıkıp gitti.

Kapı kapandı.

Oda tekrar sessizleşti.

Ama içimdeki şey…

Sessiz değildi.

Tavana baktım.

Derin bir nefes aldım.

Kendi kendime mırıldandım:

“Bu kız…”

Duraksadım.

Kaşlarımı çattım.

“…sinir bozucu.”

Ama içimdeki o hafif gülümseme…

Gitmedi.

Sabah evden çıkarken gördüm yüzünde hâlâ o sinirli ifade vardı olduğum tarafa bakmadı bile.

Okul ünüforması yakışmıştı güzel bir fiziği vardı ince beli belirgin vücut hatları ile gerçekten çekici bir kızdı.

Ona bu gözle baktığım için kendime kızdım bana hiç yakışmıyor.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.542okunma 61beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.