27. bölüm / 59
ÜVEY DEĞİLİZ27. Bölüm
Bölümler 59Şu an: 27. Bölüm
- 1 1. Bölüm929 kelime
- 2 2. Bölüm719 kelime
- 3 3. Bölüm974 kelime
- 4 4. Bölüm671 kelime
- 5 5. Bölüm538 kelime
- 6 6. Bölüm436 kelime
- 7 7. Bölüm821 kelime
- 8 8. Bölüm575 kelime
- 9 9. Bölüm941 kelime
- 10 10. Bölüm527 kelime
- 11 11. Bölüm1.336 kelime
- 12 12. Bölüm601 kelime
- 13 13. Bölüm1.029 kelime
- 14 14. Bölüm489 kelime
- 15 15. Bölüm1.167 kelime
- 16 16. Bölüm348 kelime
- 17 17. Bölüm1.042 kelime
- 18 18. Bölüm539 kelime
- 19 19. Bölüm844 kelime
- 20 20. Bölüm827 kelime
- 21 21. Bölüm852 kelime
- 22 22. Bölüm713 kelime
- 23 23. Bölüm1.292 kelime
- 24 24. Bölüm1.311 kelime
- 25 25. Bölüm950 kelime
- 26 26. Bölüm1.070 kelime
- 27 27. Bölüm592 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 28. Bölüm1.409 kelime
- 29 29. Bölüm1.228 kelime
- 30 30. Bölüm882 kelime
- 31 31. Bölüm782 kelime
- 32 32. Bölüm737 kelime
- 33 33. Bölüm541 kelime
- 34 34. Bölüm705 kelime
- 35 35. Bölüm832 kelime
- 36 36. Bölüm727 kelime
- 37 37. Bölüm894 kelime
- 38 38. Bölüm706 kelime
- 39 39. Bölüm821 kelime
- 40 40. Bölüm747 kelime
- 41 41. Bölüm835 kelime
- 42 42. Bölüm1.424 kelime
- 43 43. Bölüm690 kelime
- 44 44. Bölüm940 kelime
- 45 45. Bölüm901 kelime
- 46 46. Bölüm1.026 kelime
- 47 47. Bölüm851 kelime
- 48 48. Bölüm1.084 kelime
- 49 49. Bölüm681 kelime
- 50 50. Bölüm1.467 kelime
- 51 51. Bölüm875 kelime
- 52 52. Bölüm968 kelime
- 53 53. Bölüm1.063 kelime
- 54 54. Bölüm1.139 kelime
- 55 55. Bölüm919 kelime
- 56 56. Bölüm1.103 kelime
- 57 57. Bölüm822 kelime
- 58 58. Bölüm1.752 kelime
- 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BATUHAN’IN AĞZINDAN…
Günlerdir aynı evin içinde yaşıyoruz ama sanki kilometrelerce uzağım ondan.
Aynı koridordan geçiyoruz, aynı masaya oturuyoruz, aynı havayı soluyoruz… ama o yok. Daha doğrusu var ama bana yok.
Benden kaçıyor.
İlk başta önemsemedim. “Geçer” dedim. “Kendi kendine gelir” dedim. Ama gelmedi.
Her sabah erkenden çıkıyor… ben uyanmadan.
Gece kapısını kilitliyor… ben yaklaşamayayım diye.
Evde olduğu zamanlarda bile ya babasının yanında ya annemin.
Benden kaçmak için hayatını yeniden düzenledi resmen.
Ve bu… beni yavaş yavaş delirtmeye başladı.
Çünkü ben kaçamıyorum.
Onun kokusundan kaçamıyorum.
Merdivenden inerken saçlarının omzuna düşüşünü görmekten kaçamıyorum.
Gözlerimi her kapattığımda aklıma gelen o anlardan kaçamıyorum.
Ve en kötüsü…
Onun da benden kaçarken zorlandığını biliyorum.
Çünkü göz göze geldiğimiz o nadir anlarda… o bakışı görüyorum.
Boş değil.
Hiçbir zaman boş olmadı.
Ama kabul etmiyor.
Kendine de etmiyor bana da etmiyor.
Okulda bugün yine kaçtı.
Adını söyledim, duymamazlıktan geldi.
Arkasından baktım sadece… koşarak uzaklaştı benden.
İçimde bir şey koptu o an.
Artık sabrım kalmamıştı.
Bu iş böyle devam edemezdi.
Ya konuşacaktık…
ya da ben tamamen kaybedecektim onu.
Ve ben… kaybetmeyi hiç beceremem.
Günler geçti.
Ben aşağıya inmediğimde onun rahatladığını fark ettim.
Bu bile canımı sıktı.
Benden bu kadar mı kaçmak istiyordu?
Tam vazgeçmeye çalışıyordum ki… o gün…
Onu bodruma inerken gördüm.
Tek başınaydı.
İşte o an…
Artık kaçacak yeri kalmamalı dedim.
Sessizce arkasından indim.
Kapıyı kapattım.
Kilidin sesi duyulduğunda döndü bana.
Gözlerindeki o panik…
Kaçmak istedi.
Ama bu sefer izin vermedim.
Kolundan tuttum, duvara yasladım.
Kalbim öyle hızlı atıyordu ki… sesini duyacak sandım.
“Bak sakın bağırma” dedim ama aslında bağırmasını değil… konuşmasını istiyordum.
Günlerdir içimde biriken her şey boğazıma düğümlenmişti.
“Günlerdir benden kaçıyorsun…”
Sesim bile bana yabancı geliyordu.
Sinirliydim.
Kırgındım.
Ama en çok… onu deli gibi özlemiştim.
“Yanlış” dedi yine.
Hep aynı kelime.
Yanlış.
Sanki bir kelimeyle bütün hisleri silebilirmiş gibi.
“Seni istiyorum” dedim.
İlk defa bu kadar net.
İlk defa bu kadar filtresiz.
“Seni seviyorum.”
Bu cümleyi kurarken bile içimdeki o sertlik bir anlığına yumuşadı.
Ama o…
Hâlâ kaçıyordu.
Kelimenin arkasına saklanıyordu.
“Yanlış.”
O an anladım.
Sorun yanlış olması değildi.
Sorun… onun korkmasıydı.
“Kalbin kırılmasından korkuyorsun” dedim.
Sustu.
İşte o sessizlik…
Bütün cevaplardan daha gerçekti.
“Evet korkuyorum” dediğinde…
İçimdeki öfke bir anda yerini başka bir şeye bıraktı.
Yumuşak bir şeye.
Onu korumak isteyen bir şeye.
Ama aynı zamanda…
Onu kendime çekmek isteyen bir şeye.
Elleri titriyordu.
Gözleri kaçıyordu.
Ama gitmiyordu.
İşte o an anladım.
Kaçmak istese giderdi.
Ama kalıyordu.
Benimle kalıyordu.
Yavaşça yaklaştım.
Öyle hızlı değil… öyle sert değil…
Sanki en ufak yanlışta kırılacakmış gibi.
“Sen istemediğin sürece sana dokunmam” dedim.
Bu doğruydu.
Gerçekten istemeseydi… bir adım bile atmazdım.
Ama o…
“Yapma” dedi.
Ama sesi…
Beni durduracak kadar güçlü değildi.
Ve ben…
O sesi duydum.
Sözlerinden değil… içinden gelen sesi.
Dudaklarına dokunduğum an…
Bütün o günler, bütün o kaçışlar, bütün o bastırılmış duygular…
Hepsi bir anda üzerime çöktü.
Bu bir öpücük değildi sadece.
Bu… günlerdir kendimi tuttuğum her şeydi.
İlk başta yavaştım.
Kontrollü.
Ama o da karşılık verdiğinde…
İşte o an kontrolüm kaydı.
Ellerim onu bırakmak istemedi.
Sanki bırakırsam yine kaçacakmış gibi.
Sanki bu an biterse bir daha asla olmayacakmış gibi.
Gözlerimi açtığımda…
O da gitmemişti.
Hâlâ oradaydı.
Hâlâ bana bakıyordu.
Ve ilk defa…
Kaçmıyordu.
“Gördün mü…” dedim fısıldayarak
“Korkacak bir şey yok.”
Ama aslında korkulacak şey bendim.
Çünkü ben…
Ondan vazgeçebilecek biri değildim.
“Çünkü senden başkasını istemiyorum.”
Bu cümleyi kurduğum an…
Artık geri dönüş olmadığını biliyordum.
Ve o an…
Onu tekrar öptüğümde…
Artık durmak gibi bir niyetim yoktu.
Ama hâlâ bir sınır vardı.
Hâlâ onun “dur” demesine bağlıydım.
Çünkü ne kadar istersem isteyeyim…
Onu kaybetmekten daha kötü hiçbir şey yoktu.
Ve ben…
Onu zaten fazlasıyla kaybetmenin eşiğine gelmiştim.
Bölüm etkileşimi
