32. bölüm / 59
ÜVEY DEĞİLİZ32. Bölüm
Bölümler 59Şu an: 32. Bölüm
- 1 1. Bölüm929 kelime
- 2 2. Bölüm719 kelime
- 3 3. Bölüm974 kelime
- 4 4. Bölüm671 kelime
- 5 5. Bölüm538 kelime
- 6 6. Bölüm436 kelime
- 7 7. Bölüm821 kelime
- 8 8. Bölüm575 kelime
- 9 9. Bölüm941 kelime
- 10 10. Bölüm527 kelime
- 11 11. Bölüm1.336 kelime
- 12 12. Bölüm601 kelime
- 13 13. Bölüm1.029 kelime
- 14 14. Bölüm489 kelime
- 15 15. Bölüm1.167 kelime
- 16 16. Bölüm348 kelime
- 17 17. Bölüm1.042 kelime
- 18 18. Bölüm539 kelime
- 19 19. Bölüm844 kelime
- 20 20. Bölüm827 kelime
- 21 21. Bölüm852 kelime
- 22 22. Bölüm713 kelime
- 23 23. Bölüm1.292 kelime
- 24 24. Bölüm1.311 kelime
- 25 25. Bölüm950 kelime
- 26 26. Bölüm1.070 kelime
- 27 27. Bölüm592 kelime
- 28 28. Bölüm1.409 kelime
- 29 29. Bölüm1.228 kelime
- 30 30. Bölüm882 kelime
- 31 31. Bölüm782 kelime
- 32 32. Bölüm737 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 33. Bölüm541 kelime
- 34 34. Bölüm705 kelime
- 35 35. Bölüm832 kelime
- 36 36. Bölüm727 kelime
- 37 37. Bölüm894 kelime
- 38 38. Bölüm706 kelime
- 39 39. Bölüm821 kelime
- 40 40. Bölüm747 kelime
- 41 41. Bölüm835 kelime
- 42 42. Bölüm1.424 kelime
- 43 43. Bölüm690 kelime
- 44 44. Bölüm940 kelime
- 45 45. Bölüm901 kelime
- 46 46. Bölüm1.026 kelime
- 47 47. Bölüm851 kelime
- 48 48. Bölüm1.084 kelime
- 49 49. Bölüm681 kelime
- 50 50. Bölüm1.467 kelime
- 51 51. Bölüm875 kelime
- 52 52. Bölüm968 kelime
- 53 53. Bölüm1.063 kelime
- 54 54. Bölüm1.139 kelime
- 55 55. Bölüm919 kelime
- 56 56. Bölüm1.103 kelime
- 57 57. Bölüm822 kelime
- 58 58. Bölüm1.752 kelime
- 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah uyandığımda içimde huzur yerine kocaman bir boşluk vardı.
Çünkü o yanımda değildi.
Dün gece, dudaklarının sıcaklığını hissederken uyuya kalmıştım. Ona bu kadar yakın olmak, hatta onun yanında uyumak bile bana yetmiyordu. Onun olmayı o kadar çok istiyordum ki bazen kendi hislerimden bile korkuyordum.
Ama o geri durmuştu.
Beni istemiyor muydu?
Yoksa benimle sadece vakit mi geçiriyordu?
Hayır...
Böyle olsaydı her şeye bu kadar özen göstermezdi.
Aşağıya indiğimde mutfaktan gelen kahve kokusu beni ondan önce karşıladı. Üzerinde gri bir tişört, saçları her zamanki gibi dağınıktı. Daha yeni uyanmış gibi görünmesine rağmen hâlâ fazlasıyla çekiciydi.
Tezgâha yaslanmış, kahvesini içiyordu.
Yanına yaklaştığımda elindeki fincanı bıraktı ve beni kendine çekti. Kollarının arasında birkaç saniye öylece kaldım. Saçlarımı okşarken içimdeki bütün kızgınlığın biraz olsun azalmasını bekledim.
Ama dayanamadım.
"Neden dün akşam bir şeylerin olmasına izin vermedin?"
Yüzüme baktı.
"Ama sana anlattım bebeğim. Seni sadece bir şeyler yaşamak için isteyen erkeklerden farkım kalmazdı."
"Beni istemiyor musun?"
Kaşları hafifçe çatıldı.
"Sen deli misin? Seni o kadar çok istiyorum ki... Ama kendimi frenlemem gerekiyor."
"Frenleme."
Sesim düşündüğümden daha kararlı çıkmıştı.
"Ne olacaksa olsun."
Bir süre yüzüme baktı. Sonra başını iki yana salladı.
"Bir gün beni anlayacaksın."
Dedi ve mutfaktan çıktı.
Beni öpmedi bile.
"Spor salonuna gidiyorum."
Cevap vermedim.
Birkaç dakika sonra dış kapının kapandığını, ardından arabasının çalıştığını duydum.
İşte o an içimde garip bir öfke yükseldi.
Ama öfkeden daha güçlü olan başka bir şey vardı.
Korku.
Onu kaybetme korkusu.
Başkasının onu benden alma korkusu.
Ne ara bu kadar bağlanmıştım?
Hem de onun olmayı isteyecek kadar...
"Ah Yasemin..."
Kendi kendime söylendim.
"Ya işler şimdiki gibi tozpembe gitmezse?"
Ya ayrılırsak?
Aynı evin içinde yaşamaya devam etmek zorunda kalırsak ne yapardım? Onu her gün görmek, bana iyi gelmek yerine yaralarımı daha da derinleştirmez miydi?
Başımı iki elimin arasına aldım.
"Neler düşünüyorsun sen? Daha ayrılmadan ayrılığı düşünmeye başladın."
Üniversite sınavı gibi düşünmem gereken çok daha önemli şeyler vardı.
Kendimi ders çalışmaya zorladım.
Ama olmadı.
Kitabı açıyor, birkaç soru çözüyor, sonra yine aynı düşüncelere dönüyordum.
Batuhan neredeydi?
Kimlerleydi?
Yanında kim vardı?
Bunları düşünmekten kendimi alamıyordum.
Spor salonuna gitmeyi bile düşündüm.
Sonra hemen vazgeçtim.
"Yok artık."
Kıskandığımı bu kadar belli edemezdim.
Akşama doğru üzerime rahat bir şort ve kısa bir üst geçirip aşağıya indim. Batuhan gelene kadar kitabımı okumaya karar verdim.
Sayfalar ilerliyor, satırlar bitiyordu.
Ama ben tek bir kelime bile anlamıyordum.
Gözlerim kitaptaydı.
Aklım ise bambaşka bir yerdeydi.
Derken havanın kararmasıyla birlikte dış kapı açıldı.
Gelenin kim olduğunu anlamak için bakmama bile gerek yoktu.
Batuhan.
Onu görmezden gelerek kitabıma daha fazla odaklanıyormuş gibi yaptım.
Yanıma gelip oturdu.
Birkaç saniye hiçbir şey söylemeden bana baktı.
Sonra çenemi hafifçe kaldırıp beni öptü.
Normalde karşılık vereceğim bu harekette bu kez geri çekildim.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Ne oldu?"
Cevap vermedim.
"Neden böyle yapıyorsun?"
"Asıl sen bu saate kadar neredeydin? Bir kere bile aramadın."
"Spor salonundaydım. Her zaman gittiğim yerdeydim ve her zamanki saatte geldim."
"Allah bilir kimlerleydin."
Yüzündeki ifade sertleşti.
"Ne demek istiyorsun sen? Açık konuş."
"Ben gayet açık konuşuyorum."
"Bana inanmıyorsun."
Sesi bu kez kırılmış gibiydi.
"Yasemin, gerçekten benim hakkımda böyle mi düşünüyorsun?"
Gözlerimi kaçırdım.
"Düşünmedim."
Sonra istemeden ekledim:
"Sadece kıskandım."
"Neden?"
"Orada bir sürü kadın var."
Bir an sustum.
"Sen bana bu kadar çekici gelirken... onlara nasıl gelmezsin?"
Yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"İsterse bir sürü kadın olsun. Sana sahip olduktan sonra neden umurumda olsun?"
Kalbim hızlandı.
Ama gururum yüzünden bunu belli etmek istemedim.
"Ben yukarı çıkıyorum. Uykum var."
Ayağa kalktım.
"Hayır."
Arkamdan gelen sesi duydum.
"Uykun falan yok. Gel buraya. Konuşacağız."
Kolumdan nazikçe tutup beni tekrar kanepeye oturttu.
Yüzüne bakmadım.
"Neden böyle davranıyorsun?"
Cevap vermedim.
"Böyle yapma Yasemin."
Sesi bu kez çok daha yumuşaktı.
"Beni görmezden gelmen gerçekten canımı acıtıyor."
Başımı başka tarafa çevirdim.
Aramızda birkaç saniyelik sessizlik oluştu.
Sonra Batuhan biraz daha yaklaştı.
"İlla seni kaybetmekten korktuğumu sana söylemem mi gerekiyor?"
Başımı kaldırıp ona baktım.
İlk kez yüzündeki o kendinden emin ifadeyi göremiyordum.
Yerine, gerçekten beni kaybetmekten korkan bir adam vardı.
"Ben de seni kaybetmekten korkuyorum."
Bu sözler ağzımdan çıktığı anda gözlerimi kaçırdım.
"Bu yüzden kıskanıyorum."
Batuhan bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra elimi tuttu.
"Ben seni bırakacakmışım gibi davranma."
Gözlerim doldu.
"Ya bir gün bırakırsan?"
"Bırakmayacağım."
"Ya fikrin değişirse?"
"Değişmeyecek."
Elimi biraz daha sıkı tuttu.
O an aramızdaki bütün öfkenin yerini başka bir şey aldı.
Sessizce birbirimize baktık.
Sonra bana yaklaşıp alnımı öptü.
Ben de başımı göğsüne yasladım.
Belki bütün korkularım bir anda geçmemişti.
Ama en azından o gece, onun da benim kadar korktuğunu anlamıştım.
Ve bazen insanın ihtiyacı olan tek şey, sevdiği kişinin gitmeyeceğini bilmekti.
Bölüm etkileşimi
