56. bölüm / 59
ÜVEY DEĞİLİZ54. Bölüm
Bölümler 59Şu an: 54. Bölüm
- 1 1. Bölüm929 kelime
- 2 2. Bölüm719 kelime
- 3 3. Bölüm974 kelime
- 4 4. Bölüm671 kelime
- 5 5. Bölüm538 kelime
- 6 6. Bölüm436 kelime
- 7 7. Bölüm821 kelime
- 8 8. Bölüm575 kelime
- 9 9. Bölüm941 kelime
- 10 10. Bölüm527 kelime
- 11 11. Bölüm1.336 kelime
- 12 12. Bölüm601 kelime
- 13 13. Bölüm1.029 kelime
- 14 14. Bölüm489 kelime
- 15 15. Bölüm1.167 kelime
- 16 16. Bölüm348 kelime
- 17 17. Bölüm1.042 kelime
- 18 18. Bölüm539 kelime
- 19 19. Bölüm844 kelime
- 20 20. Bölüm827 kelime
- 21 21. Bölüm852 kelime
- 22 22. Bölüm713 kelime
- 23 23. Bölüm1.292 kelime
- 24 24. Bölüm1.311 kelime
- 25 25. Bölüm950 kelime
- 26 26. Bölüm1.070 kelime
- 27 27. Bölüm592 kelime
- 28 28. Bölüm1.409 kelime
- 29 29. Bölüm1.228 kelime
- 30 30. Bölüm882 kelime
- 31 31. Bölüm782 kelime
- 32 32. Bölüm737 kelime
- 33 33. Bölüm541 kelime
- 34 34. Bölüm705 kelime
- 35 35. Bölüm832 kelime
- 36 36. Bölüm727 kelime
- 37 37. Bölüm894 kelime
- 38 38. Bölüm706 kelime
- 39 39. Bölüm821 kelime
- 40 40. Bölüm747 kelime
- 41 41. Bölüm835 kelime
- 42 42. Bölüm1.424 kelime
- 43 43. Bölüm690 kelime
- 44 44. Bölüm940 kelime
- 45 45. Bölüm901 kelime
- 46 46. Bölüm1.026 kelime
- 47 47. Bölüm851 kelime
- 48 48. Bölüm1.084 kelime
- 49 49. Bölüm681 kelime
- 50 50. Bölüm1.467 kelime
- 51 51. Bölüm875 kelime
- 52 52. Bölüm968 kelime
- 53 53. Bölüm1.063 kelime
- 54 54. Bölüm1.139 kelime · Okuduğun bölüm
- 55 55. Bölüm919 kelime
- 56 56. Bölüm1.103 kelime
- 57 57. Bölüm822 kelime
- 58 58. Bölüm1.752 kelime
- 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Artık yavaştan herkes Batuhan'a güvenmeye başlamıştı ve onu affetmeye başlamışlardı.
Sadece annem biraz direniyordu bu konuda ama o da artık bizim ne kadar mutlu olduğumuza alışmıştı.
Batuhan da bu güveni geri kazanmak için elinden geleni yapıyordu.
Hatta fazlasıyla yapıyordu.
Beni resmen başının tacı etmişti.
Bu aşırı yoğun ilgi ve sevgi beni çok fazla mutlu ediyordu. Uzun zamandır açık kalan yaralarım hızla kapanmaya başlıyor, ailem de yavaş yavaş toparlanıyordu.
Gün geçtikçe daha güzel haberler almaya devam ediyorduk.
Hayatımız gerçekten düzene girmişti sanırım.
Bugün akşam yemeği için annemi, Çağatay'ı ve Defne'yi davet etmiştim.
Defne daha önceden yardım etmek için geldi ama bana büyük bir sürprizi vardı.
İçeriye girer girmez koşarak boynuma sarıldı.
Sonra elindeki hamilelik testini bana gösterdi.
Testteki iki çizgiyi görünce gözlerim kocaman oldu.
"Yok artık!"
Sevinçten ben de ona sarıldım.
Çok mutlu olmuştum.
"Çağatay'ın haberi var mı?"
"Hayır. Bu gece sürpriz yapmayı düşünüyorum."
"Bu harika bir fikir! Çok mutlu olacak."
Hiç vakit kaybetmeden yemek hazırlığına başladık.
Bir yandan sohbet ediyor, bir yandan yemek yapıyorduk.
Ece bugün Batuhan'a emanetti.
Aslında evde kalıp bana yemek konusunda yardım etmek istemişti ama Defne'nin geleceğini söyleyince fikrini değiştirdi.
O da Çağatay'la birlikte dışarı çıkmıştı.
Son zamanlarda ikisi çok yakın arkadaş olmuşlardı.
Ne zaman birlikte dışarı çıksak ikisinin koyu muhabbetinden bize sıra gelmiyordu bile.
"Ay çok heyecanlıyım ya. Henüz çok yeni. Acaba hamilelik nasıl geçecek? Bu konuda tecrübelisin, bana biraz yardımcı olursun herhalde."
"Ay, gören de ben beş on çocuk getirdim zannedecek. Alt tarafı bir tane kızım var."
"O da bir şey sayılır canım. Hem artık Batuhan'la aranız düzeldiğine göre her an senden de bir hamilelik müjdesi alabiliriz."
Diyerek omzuma vurdu.
"Ay Defne, utanmasan yatak odanızda neler dönüyor diye soracaksın."
"Ay yok hayatım, kalsın."
Bir an durup gülümsedim.
"Hem daha yeni yeni hayatım düzene giriyor. Biraz daha işler yoluna girsin, ondan sonra bakarız."
"Tamam da tatlım, Ece artık yavaş yavaş büyüyor. Bir kardeşe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum."
"Defne..."
"Hem birlikte büyürler. Yeni bir bebek size daha da iyi gelir. Baksana, Ece sayesinde tekrar birbirinizi buldunuz. Kim bilir yeni doğacak bebek sayesinde neler olur."
"Sen yalnız bir hamilelik çekmek istemiyorsun."
"Biraz öyle."
"Ay kız dur. Biraz daha ısrar edersen bu gece halledeceğim o işi. Kafamı karıştırma şimdi."
"Ay lütfen hallet!"
"Sen manyaksın. Ruh hastası."
İkimiz de kahkahalara boğulduk.
---
Gün nasıl geçti anlamadım bile.
O kadar eğlenmiştim ki zaman su gibi akıp gitmişti.
Nihayet yemekler bitmiş, akşam yemeği saati gelmişti.
İlk önce annem geldi.
Elinde kocaman bir buket çiçek vardı.
Genelde çiçeği Batuhan'dan aldığım için annemden bu sefer çiçek almak bana biraz tuhaf gelmişti.
Onu karşılayıp salona geçtik.
Daha sonra Çağatay, Batuhan ve Ece geldi.
Hep birlikte biraz salonda oturduktan sonra yemek masasına geçtik.
Koyu bir sohbet dönüyordu.
Herkes kendi alemindeydi.
İlk defa bütün ailemi bu kadar mutlu bir şekilde görüyordum.
Ama bir anda aklıma Füsun ve babam geldi.
Uzun zamandır onları düşünmüyordum.
Onlar aklıma gelince otomatik olarak beş yıl öncesine gittim.
Güzel günlerde aynı evin içinde gerçekten güzel bir aile sayılırdık.
Zaten ne olduysa ikisi vefat ettikten sonra olmuştu.
Bazen düşünüyorum...
Belki onlar yaşasaydı bugün Batuhan'la evli olmayacaktık.
Belki hayatımız tamamen farklı olacaktı.
Ama yine de yaşamalarını isterdim.
Keşke şu an yanımızda olabilselerdi.
Keşke bu sofrada oturup bizim mutluluğumuzu görebilselerdi.
---
Yemek bitti ve tatlılara geçtik.
Defne ise sürprizini tatlı tabağının yanına saklıyordu.
Elindeki gebelik testini Çağatay'ın tabağının üzerine, tatlının hemen yanına bıraktı.
"İlahi Defne, hiç böyle şey mi olur?"
Diye dalga geçtim.
Beni hiç takmadı.
O kadar heyecanlıydı ki tabağı götürürken az kalsın düşürecekti.
Ben, annem ve Batuhan haberi biliyorduk.
Bir tek Çağatay bilmiyordu.
Ona çok büyük bir sürpriz olacaktı.
Çağatay yüzünde kocaman bir gülümsemeyle Defne'nin getirdiği tabağı aldı.
Ama üzerindeki testi ilk başta fark etmedi.
Tabağı önüne indirince gözleri teste takıldı.
Önce bize baktı.
Sonra tekrar teste baktı.
"Bu ne hayatım?"
"Neye benziyor sence hayatım?"
"Gebelik testi bu."
Biraz daha dikkatli baktı.
"Hem de çift çizgi."
Bir anda gözleri büyüdü.
"Bu pozitif anlamına geliyor, değil mi?"
"Evet."
"Yani bu demek oluyor ki..."
Cümlesini tamamlayamadan elindeki tabağı yere düşürdü.
"Ben şu anda baba mı oluyorum?"
"Evet Çağataycığım. Nihayet anlayabildin."
"Oha ya! Harika bir şey bu!"
Sevinçten ne yapacağını şaşırdı.
Hatta ilk yaptığı şey Batuhan'a sarılmak oldu.
Hepimiz bir an donup kaldık.
Sonra kahkahadan konuşamaz hale geldik.
Çağatay biraz kendine gelince Batuhan'ı bırakıp Defne'ye sarıldı.
Onu kucaklayıp bir tur döndürdü.
Sırayla hepimiz birbirimize sarıldık.
Bu haber hepimizi gerçekten çok mutlu etmişti.
Ece ise bana bakıp:
"Anne, bana kuzen mi geliyor?"
Dedi.
"Evet anneciğim, sana kuzen geliyor."
"Ama benim bir kardeşim olsun."
Defne yine patavatsızlığını konuşturdu.
"Bir tane de kardeşin olsun."
Bu sözü duyunca yüzüm kızardı.
Batuhan'la birbirimize baktık.
Sonra ikimiz de işi şakaya vurduk.
Gece bitene kadar bu haberin mutluluğunu yaşadık.
Gerçekten Ece'nin doğuşu bize çok fazla şey katmıştı.
Eminim bu bebek de ailemize çok güzel ve uğurlu gelecekti.
---
Geç saate kadar oturdular.
Onlar gittiklerinde Ece çoktan uyuya kalmıştı.
Batuhan onu odasına çıkarıp geldi.
Sonra beraber salonu ve mutfağı topladık.
Ben bulaşıkları sudan geçirirken o da makineye diziyordu.
Bana kocanın en sevdiğin huyu ne diye sorsalar sanırım bütün ev işlerinde bana yardım etmesi derim.
Sadece Ece'yle ilgilenmiyordu.
Ev işlerinde de bana çok yardımcı oluyordu.
Hem de her konuda.
O yüzden gerçekten çok şanslı olduğumu düşünüyordum.
Ellerimi kuruturken yavaşça yanıma geldi.
Arkadan belime sarıldı.
Dudaklarını boynuma bırakıp bir süre öylece durdu.
"Sanırım her şey yavaştan yoluna giriyor. Ha, ne dersin?"
"Evet. Fazlasıyla hem de."
"Çağatay'ın sevincini gördün değil mi?"
"E olacak o kadar canım."
Bir süre sustu.
Sonra kulağıma doğru eğildi.
"Hayatım, diyorum ki... Canım arkadaşımız Defne tek başına bir hamilelik geçirmese mi?"
"Aaa doğru söylüyorsun. Batuhan, tek başına olmaz ki."
"Yani bence ona yardımcı olalım."
"Olalım hayatım."
Bana döndü.
"Sen ciddi misin?"
"Evet, çok ciddiyim."
Gülümseyerek ekledim:
"Hemen hamile kalman lazım senin."
"Of Yasemin!"
Gülerek ona baktım.
"Ben de gerçekten ciddisin sandım."
"Oldu paşam. Başka emrin var mı?"
"Ya ne var? Kızımız ne güzel büyüyor. Bir kardeşi olsa fena mı olur?"
"Olmaz ama şimdi değil."
Ciddileştim.
"Ben hazır değilim."
Batuhan'ın yüzündeki gülümseme yumuşadı.
"Peki hayatım. Seni zorlamayacağım."
Elimi tuttu.
"Ne zaman istersen o zaman. Yeter ki sen kendini hazır hisset."
"Anlayışın için gerçekten teşekkür ederim."
"Ne demek bebeğim?"
Alnımdan öptü.
"Her şeyin en güzelini hak ediyorsun."
O an ona baktım.
Bazen bana verdiği değeri kelimelerle anlatmak gerçekten mümkün değildi.
Bir süre birbirimize sarıldık.
Sonra beni kucağına aldı.
"Nereye?"
"Yatak odasına."
Gülümseyerek boynuna sarıldım.
O gece birbirimize uzun zamandır özlediğimiz kadar yakın olduk.
Aramızdaki bütün özlem, bütün kırgınlıklar ve geçmişte yaşadığımız kötü günler bir süreliğine geride kaldı.
Odanın loş ışığında birbirimize sarıldık.
Batuhan gözlerimin içine bakıyordu.
Yüzünde yılların özlemi vardı.
"Vücudunun her santimini çok özledim."
Ben de ona sarıldım.
"Ben de seni çok özledim."
Saatler sonra yorgun bedenimi kollarının arasına aldı.
Sıcak nefesi ensemdeydi.
Başımı göğsüne yasladım.
Kalp atışlarını dinlerken gözlerimi kapattım.
Uzun zamandır ilk defa bu kadar huzurlu hissediyordum.
Ailem toparlanıyordu.
Ece yanımızdaydı.
Defne ve Çağatay bebek bekliyordu.
Batuhan yanımdaydı.
Ve yıllar sonra ilk defa geleceğe bakarken korkmuyordum.
Her şey gerçekten yavaş yavaş yoluna giriyordu.
Bölüm etkileşimi
