ÜVEY DEĞİLİZ kitap kapağı

23. bölüm / 59

ÜVEY DEĞİLİZ

23. Bölüm

Vaveyla Yazarı: ✨ valeriya ✨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 59Şu an: 23. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm929 kelime
  2. 2 2. Bölüm719 kelime
  3. 3 3. Bölüm974 kelime
  4. 4 4. Bölüm671 kelime
  5. 5 5. Bölüm538 kelime
  6. 6 6. Bölüm436 kelime
  7. 7 7. Bölüm821 kelime
  8. 8 8. Bölüm575 kelime
  9. 9 9. Bölüm941 kelime
  10. 10 10. Bölüm527 kelime
  11. 11 11. Bölüm1.336 kelime
  12. 12 12. Bölüm601 kelime
  13. 13 13. Bölüm1.029 kelime
  14. 14 14. Bölüm489 kelime
  15. 15 15. Bölüm1.167 kelime
  16. 16 16. Bölüm348 kelime
  17. 17 17. Bölüm1.042 kelime
  18. 18 18. Bölüm539 kelime
  19. 19 19. Bölüm844 kelime
  20. 20 20. Bölüm827 kelime
  21. 21 21. Bölüm852 kelime
  22. 22 22. Bölüm713 kelime
  23. 23 23. Bölüm1.292 kelime · Okuduğun bölüm
  24. 24 24. Bölüm1.311 kelime
  25. 25 25. Bölüm950 kelime
  26. 26 26. Bölüm1.070 kelime
  27. 27 27. Bölüm592 kelime
  28. 28 28. Bölüm1.409 kelime
  29. 29 29. Bölüm1.228 kelime
  30. 30 30. Bölüm882 kelime
  31. 31 31. Bölüm782 kelime
  32. 32 32. Bölüm737 kelime
  33. 33 33. Bölüm541 kelime
  34. 34 34. Bölüm705 kelime
  35. 35 35. Bölüm832 kelime
  36. 36 36. Bölüm727 kelime
  37. 37 37. Bölüm894 kelime
  38. 38 38. Bölüm706 kelime
  39. 39 39. Bölüm821 kelime
  40. 40 40. Bölüm747 kelime
  41. 41 41. Bölüm835 kelime
  42. 42 42. Bölüm1.424 kelime
  43. 43 43. Bölüm690 kelime
  44. 44 44. Bölüm940 kelime
  45. 45 45. Bölüm901 kelime
  46. 46 46. Bölüm1.026 kelime
  47. 47 47. Bölüm851 kelime
  48. 48 48. Bölüm1.084 kelime
  49. 49 49. Bölüm681 kelime
  50. 50 50. Bölüm1.467 kelime
  51. 51 51. Bölüm875 kelime
  52. 52 52. Bölüm968 kelime
  53. 53 53. Bölüm1.063 kelime
  54. 54 54. Bölüm1.139 kelime
  55. 55 55. Bölüm919 kelime
  56. 56 56. Bölüm1.103 kelime
  57. 57 57. Bölüm822 kelime
  58. 58 58. Bölüm1.752 kelime
  59. 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime

YASEMİN’İN AĞZINDAN…

O gün eve döndüğümde içimdeki ağırlık sadece bacağımdaki sızıdan ibaret değildi, hatta açıkçası dizimdeki acı artık neredeyse önemsiz kalmıştı çünkü kalbimin içinde dolaşan o garip, sıkıştırıcı his nefes almamı bile zorlaştırıyordu; sanki bir şeyler eksilmiş, bir şeyler yerinden sökülmüş ve ben o boşluğu neyle dolduracağımı bilmiyordum.

Kapıyı kapatıp içeri adım attığımda evin sessizliği üzerime çöker gibi oldu ve ben hiçbir şey düşünmeden odama gidip kendimi yatağa bırakmak isterken…

“Yasemin.”

Onun sesi.

Batuhan.

Olduğum yerde durdum.

Yavaşça salona döndüğümde beni izlediğini gördüm, öyle sıradan bir bakış değildi bu; sanki beni baştan aşağı inceliyor, sadece dışımı değil içimde sakladığım her şeyi de görüyormuş gibi, uzun ve dikkatli bir bakıştı.

“Bacağını göster.”

Sesi sakindi ama itiraz kabul etmeyecek kadar netti.

“İyiyim ben, gerçekten abartılacak bir şey yok—”

“Yasemin.”

Bu sefer sesinin tonu değişmişti; daha derin, daha ciddi ve garip bir şekilde… daha kişiseldi.

İstemeden yanına yaklaştım.

Elim kolum bağlı gibi.

Kolumdan tutup beni koltuğa oturttuğunda içimden “abartıyor” demek geçti ama o temas… o kısa, sert ama bir o kadar da dikkatli dokunuş… kalbimin ritmini yine bozdu.

Dizime baktı.

Parmakları buzun olduğu yere yaklaşırken o kadar yavaş hareket ediyordu ki sanki en ufak hatasında beni kıracakmış gibi temkinliydi.

“Şişmiş.”

Dedi kısaca ama kaşlarının çatılışı… bu durumdan hoşlanmadığını açıkça belli ediyordu.

“Farkındayım Batuhan, ben de görüyorum yani.”

Başını kaldırdı.

Göz göze geldik.

Ve o an… içimde bir şey kıpırdadı.

Çünkü bu sadece bakmak değildi.

Bu… çözmekti.

“Bugün iyi değildin.”

Dedi.

Öyle düz bir cümle gibi ama içinde saklı bir anlam vardı.

Yutkundum.

“İyiydim.”

“Hayır.”

Duraksadı.

Sonra daha alçak bir sesle, neredeyse sadece benim duyabileceğim şekilde devam etti:

“Efe’yi gördün.”

Kalbim o an resmen tekledi.

Gözlerim büyüdü.

Nasıl…?

“Lale’yle birlikteydi.”

Devam etti.

Kaçacak yerim kalmamıştı.

“Ve sen bütün ders boyunca kendini zorladın, dikkatin dağınıktı, adımların düzensizdi… düşeceğini belliydi.”

Sesinde yargı yoktu.

Ama her şeyi biliyor olması…

Canımı yaktı.

“Sen ne zamandan beri beni bu kadar gözlemliyorsun?”

Dedim, sesim istemsizce sertleşmişti ama aslında içimdeki şey öfke değil, yakalanmışlık hissiydi.

Cevap vermedi hemen.

Sadece baktı.

Uzun uzun.

Sonra elini dizimden çekmeden, hafifçe başını yana eğdi.

“Sen fark etmeden beri.”

Dedi.

Kalbim sıkıştı.

Bu cümle…

Normal değildi.

Hiç normal değildi.

O günden sonra Batuhan’ın varlığı evin içinde daha belirgin hale gelmişti; sadece aynı evde yaşayan biri gibi değil, sanki attığım her adımı, aldığım her nefesi fark eden biri gibi sürekli yakınımdaydı ve bu durum beni rahatsız etmekten çok… açıklayamadığım bir şekilde etkiliyordu.

Mutfakta su almaya gidiyorum, o orada.

Salonda oturuyorum, birkaç dakika sonra gelip karşıma geçiyor.

Hiçbir şey söylemese bile o bakışlar… üzerimde gezinen o dikkatli, sahiplenici bakışlar… beni huzursuz edecek kadar yoğun ama bir o kadar da… güven vericiydi.

Bir akşam dayanamadım.

“Beni sürekli izliyorsun.”

Dedim.

Gözlerini benden ayırmadan cevap verdi:

“Çünkü sen kendine dikkat etmiyorsun.”

“Bu senin sorunun değil.”

“Artık benim.”

Dedi.

Hiç düşünmeden.

Hiç duraksamadan.

Ve ben…

Ne diyeceğimi bilemedim.

Birkaç gün sonra kapımın önünde durdu.

“Hazırlan.”

“Niye?”

“Çıkıyoruz.”

“Canım istemiyor.”

Bir adım yaklaştı.

Aramızdaki mesafe neredeyse yok oldu.

“İstemesen de geliyorsun.”

Sesi sakindi ama o sakinliğin altında karşı gelinemez bir kararlılık vardı.

İtiraz edecek gücüm yoktu.

Ya da… etmek istemedim.

Arabada giderken camdan dışarı bakıyordum ama aslında hiçbir şeyi görmüyordum; aklım hâlâ okuldaydı, Efe’nin söylediği cümleler kulaklarımda yankılanıyordu ve Batuhan’ın bunu bilmesi… her şeyi fark etmesi… beni garip bir şekilde savunmasız hissettiriyordu.

“Onu unutmaya çalışma.”

Dedi aniden.

Başımı ona çevirdim.

“Ne?”

“Efe’yi.”

Kalbim sıkıştı.

“Unutmaya çalıştıkça daha çok düşünürsün.”

Gözlerimi kaçırdım.

“Ben sana böyle bir şey söylemedim.”

“Gerek yok.”

Dedi.

“Gözlerinden anlaşılıyor.”

Bu kadar açık olması…

Bu kadar net olması…

Dayanılmazdı.

Çarşıya geldiğimizde kalabalığın içine karışmak iyi gelmişti, en azından bir süreliğine düşüncelerimden kaçabiliyordum ama bu kaçış uzun sürmedi çünkü gözüm bir anda… hiç görmek istemediğim bir manzaraya takıldı.

Annem.

Bir pavyonun önünde.

Yanında bir adam.

Adamın ona dokunuşu… bakışları… duruşu…

Midemi bulandırdı.

Kalbim hızlandı.

Sonra…

Öfke.

Bir anda.

Kontrolsüz.

Arabadan indiğimi bile hatırlamıyorum.

Sadece koşuyordum.

“ANNE!”

Sesim titriyordu ama içindeki öfke her şeyi bastırıyordu.

Bana döndüğünde yüzündeki o şaşkın ifade… daha da sinirlendirdi beni.

“BU NE?!”

Bağırdım.

“BUNU MU SEÇTİN SEN?!”

“Yasemin sakin ol, lütfen—”

“SEN SAKİN OL DİYECEK SON İNSANSIN!”

Gözlerim doluyordu ama durmuyordum çünkü yıllardır içimde biriken ne varsa o an dışarı çıkıyordu.

“Beni ve babamı… bize ait olan o hayatı… o düzeni…”

Sesim kırıldı.

Ama devam ettim.

“BUNUN İÇİN Mİ BIRAKTIN?! BU ADAM İÇİN Mİ?! BU YER İÇİN Mİ?!”

Annem yaklaşmaya çalıştı.

Elini tuttum.

İttim.

“Dokunma bana!”

“Yasemin ben—”

“İNANAMIYORUM SANA!”

Sesim artık bağırmaktan çok… parçalanıyordu.

“Gerçekten inanamıyorum… bizi bırakıp… bunu seçtin…”

O an omzumda bir ağırlık hissettim.

Batuhan.

Hiçbir şey söylemeden yanıma gelmişti.

Ama varlığı…

Her şeyi değiştirdi.

“Yeter Yasemin.”

Dedi.

Sesi ne yüksek ne sertti ama içinde öyle bir kontrol vardı ki istemeden duraksadım.

“Neden karışıyorsun?!”

Dedim ama sesimdeki güç azalmıştı.

Bir adım daha yaklaştı.

Beni kendine doğru çekti.

“Çünkü bu şekilde kendine zarar veriyorsun.”

Fısıldar gibi.

Ama etkisi…

Çok büyüktü.

“Bak bana.”

Dedi.

Baktım.

Mecbur gibi.

“Burada çözülmez bu.”

Nefesim düzensizdi.

Gözlerim doluydu.

Ve ilk defa…

Güçsüz hissettim.

Annem arkamdan seslendi ama artık duymak istemiyordum.

Gerçekten istemiyordum.

Batuhan kolunu omzuma doladı.

Beni oradan uzaklaştırdı.

Bu sefer karşı koymadım.

Çünkü artık ayakta duracak gücüm kalmamıştı.

Arabaya bindiğim an içimde tuttuğum her şey patladı; gözyaşlarımı durdurmaya çalışmadım çünkü artık güçlü görünmek gibi bir derdim yoktu, sadece yorulmuştum, gerçekten çok yorulmuştum ve o an Batuhan’ın yanımda olması… garip bir şekilde beni ayakta tutan tek şeydi.

“Ben… böyle bir şey beklemiyordum…”

Dedim hıçkırıklar arasında.

“Bu kadar… vazgeçeceğini…”

Cümlemi tamamlayamadım.

Batuhan hiçbir şey söylemedi.

Ama bu sefer sessizliği boş değildi.

Elini omzuma koydu.

Yavaşça.

Sonra beni kendine çekti.

Başım onun omzuna yaslandığında bir an geri çekilmeyi düşündüm ama yapamadım çünkü o an ihtiyacım olan şey tam olarak buydu; birinin beni tutması, dağılmama izin vermemesi, parçalarımı toplamama yardım etmesi…

Parmakları saçlarımda gezindi.

Yavaş.

Sakin.

“Geçicek.”

Dedi.

Ama bu bir teselli cümlesinden çok…

Bir söz gibiydi.

Gözlerimi kapattım.

Ve ilk defa şunu düşündüm:

Belki de…

Ben fark etmeden…

En çok ihtiyacım olan kişi…

Hep yanımdaydı.
Eve dönene kadar bakışları her an üzerimdeydi bugün yaptığım şey ne ben kendimden bekliyordum ne de o benden bekliyordu ne olduğunu anlayamadım ama o manzarayı görünce içimde bir öfke patlaması oldu benim babamı ve bizim ona sunduğumuz mükemmel hayatı adam için elinin tersiyle etmişti.

Babamın beni bu halde görmesini istemiyorum ama o evde ve bir şekilde öğrenecek.

Salona geçtiğimizde batuhan'ın arkamda durması bana görünmez ve güç veriyordu sanki Füsun ve babam salonda oturmuş karşılıklı kahve içiyorlardı.

Bizi görünce gülümsedi açacak gülümsemesi birden içimi ısıtıverdi bir tarafta öz annem babamı aldatıp bir pavyon işletmecisi ile evlenen annem diğer tarafta ise üvey annem. İkisi arasında dağlar kadar fark var Füsun ve annemi asla aynı kefeye koymaz Füsun mükemmel bir kadın ayrıca babamı çok mutlu ediyor.

"İyi misin tatlım?"

Dedi yüzünde dolaşan endişe ile babamın bakışları da bana yönelmişti kaçmak istemiyorum yalan söylemek hoşuma gitmiyor yanlarına gidip oturdum Batuhan da geldi.

"Bir sorun mu var kızım?"

"Annemi gördüm pavyon un önünde o adamla"

"Orda ne işin vardı?"

Ben cevap vermeden Batuhan hemen araya girdi.

"Benim hatam çarşıya çıkalım dedim biraz vakit öldürürüz en azından ama böyle olacağını düşünmemiştim"

"Senin bir suçum yok"

Diyerek itiraz ettim hemen sonuçta öfkeme hakim olmam gerekiyordu.

"Gerçekten baba sizi tercih ettiği adama bak beş para etmez herifin teki "

Dedim daha da kötü olmuştum. Babamın desteği her zaman benimleydi bugün de olduğu gibi.

"Eminim aklına bile gelmiyoruzdur"

"Tamam bu kadar yeter böyle saçma bir konu için kendini üzecek değilsin o seçmini yaptı. Ben de seçimimi yaptım ve seçimimden oldukça memnunum Bizim hayatımız onun hayatından çok daha mükemmel onu düşünme tamam mı sadece derslerini okuluna odaklan bak üniversite sınavına çok bir şey kalmadı"

Şu an düşüneceğim en son şey üniversite sınavı ama ona odaklanmam gerekiyor son günlerde o kadar çok şey üst üste geldi ki aniden değişen Duygu hallerim bitti bilmeyen bir acı ama artık yeter ben bu Yasemin değilim ve bir daha hiç kimse beni bu halde görmeyecek.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.438okunma 50beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.