12. bölüm / 59
ÜVEY DEĞİLİZ12. Bölüm
Bölümler 59Şu an: 12. Bölüm
- 1 1. Bölüm929 kelime
- 2 2. Bölüm719 kelime
- 3 3. Bölüm974 kelime
- 4 4. Bölüm671 kelime
- 5 5. Bölüm538 kelime
- 6 6. Bölüm436 kelime
- 7 7. Bölüm821 kelime
- 8 8. Bölüm575 kelime
- 9 9. Bölüm941 kelime
- 10 10. Bölüm527 kelime
- 11 11. Bölüm1.336 kelime
- 12 12. Bölüm601 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13. Bölüm1.029 kelime
- 14 14. Bölüm489 kelime
- 15 15. Bölüm1.167 kelime
- 16 16. Bölüm348 kelime
- 17 17. Bölüm1.042 kelime
- 18 18. Bölüm539 kelime
- 19 19. Bölüm844 kelime
- 20 20. Bölüm827 kelime
- 21 21. Bölüm852 kelime
- 22 22. Bölüm713 kelime
- 23 23. Bölüm1.292 kelime
- 24 24. Bölüm1.311 kelime
- 25 25. Bölüm950 kelime
- 26 26. Bölüm1.070 kelime
- 27 27. Bölüm592 kelime
- 28 28. Bölüm1.409 kelime
- 29 29. Bölüm1.228 kelime
- 30 30. Bölüm882 kelime
- 31 31. Bölüm782 kelime
- 32 32. Bölüm737 kelime
- 33 33. Bölüm541 kelime
- 34 34. Bölüm705 kelime
- 35 35. Bölüm832 kelime
- 36 36. Bölüm727 kelime
- 37 37. Bölüm894 kelime
- 38 38. Bölüm706 kelime
- 39 39. Bölüm821 kelime
- 40 40. Bölüm747 kelime
- 41 41. Bölüm835 kelime
- 42 42. Bölüm1.424 kelime
- 43 43. Bölüm690 kelime
- 44 44. Bölüm940 kelime
- 45 45. Bölüm901 kelime
- 46 46. Bölüm1.026 kelime
- 47 47. Bölüm851 kelime
- 48 48. Bölüm1.084 kelime
- 49 49. Bölüm681 kelime
- 50 50. Bölüm1.467 kelime
- 51 51. Bölüm875 kelime
- 52 52. Bölüm968 kelime
- 53 53. Bölüm1.063 kelime
- 54 54. Bölüm1.139 kelime
- 55 55. Bölüm919 kelime
- 56 56. Bölüm1.103 kelime
- 57 57. Bölüm822 kelime
- 58 58. Bölüm1.752 kelime
- 59 59. Bölüm (final )1.710 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
AYNI BÖLÜM BATUHAN'IN AĞZINDAN
Sabah erken kalkmak zorunda olmak benim seçtiğim bir şey değildi ama yaptığım iş bunu gerektiriyordu.
Özel spor hocasıyım.
İnsanlar dışarıdan bakınca “spor yapıyorsun, para kazanıyorsun” diye düşünüyor ama işin aslı öyle değil. Herkesin derdi ayrı, egosu ayrı… sen hepsine sabır göstermek zorundasın.
O gün ilk müşterimden sonra normalde devam etmem gerekiyordu ama iptal oldu. Boşluk oluşunca eve döndüm.
Evde olmak bana iyi gelen bir şey değil ama dışarıda da duracak halim yoktu.
Salona geçtim, uzandım. Telefon elimdeydi ama hiçbir şeye odaklanamıyordum.
Kapı açıldı.
Yasemin.
Yanında bir arkadaşı vardı, daha önce hiç görmemiştim.
Göz ucuyla baktım sadece. Çok da umursamadım.
Ama o… yine aynı.
Beni tanıştırma ihtiyacı hissetti.
“Üvey abim Batuhan.”
Kıza döndü:
“Arkadaşım Defne.”
Yerimden kalkmadım.
“Memnun oldum.”
Kısa, net.
Zaten kızın bakışları yeterince açıklayıcıydı. Beni süzüyordu resmen.
Yasemin de bunu fark etmiş olacak ki kolundan tutup yukarı çıkardı.
İçimden güldüm.
Ne olduğunu ben de çözemedim ama bu kızın benimle bir derdi vardı.
Bir süre sonra üst kattan sesler gelmeye başladı. Ders çalışıyorlardı sözde.
Ben de müzik açtım.
Evet, biraz fazla açtım.
Sessizliği sevmiyorum.
Belki de… başka bir şeyden.
Çok geçmeden kapı açıldı.
Tahmin ettiğim gibi.
Yasemin.
Hiçbir şey demeden gelip müziğin fişini çekti.
Ciddiyim, direkt.
Sonra bana döndü:
“Görmüyor musun ders çalışıyoruz?”
Sakin kaldım.
“Burası benim odam.”
Geri adım atmadı.
“Saygısızlık yapıyorsun.”
Gülümsedim.
“Rahatsız oluyorsan aşağı in.”
Sinirlendi.
Gözlerinden belli.
Tehdit etti, çıktı.
Kapı kapandıktan sonra bir süre tavana baktım.
Garip bir kız.
Herkes gibi değil.
Bu da sinir bozucu.
Ertesi gün Kerem aradı.
“Dışarı çıkıyoruz, geliyorsun.”
Gitmek istemiyordum ama evde kalmak daha kötüydü.
Tamamen onların ısrarıyla çıktım.
Kafeye geçtik. Kerem’in yanında Aylin vardı. İkimizin de tanıdığı biri.
Oturduk, kahve söyledik.
Her şey normaldi.
Ta ki Kerem bir anda dışarıyı gösterene kadar.
“Olum şuna baksana…”
İsteksizce baktım.
Sonra donup kaldım.
Yasemin.
Ama bu sefer yalnız değildi.
Bir grup vardı yanında.
Eldivenler, çöp torbaları…
Kerem kaşlarını kaldırdı.
“Şu senin kardeşin değil mi?”
Gözümü ondan ayırmadan cevap verdim:
“Üvey kardeşim.”
Bakışlarım istemsizce grubun içinde dolaştı.
Sonra birine takıldı.
Bir çocuk.
Yasemin’le konuşuyordu.
Yakın.
Gereğinden fazla yakın.
Kim olduğunu bilmiyorum.
Ama hoşuma gitmedi.
Nedensiz.
Saçma bir şekilde.
Onlar içeri girdiğinde bakışımı kaçırmadım.
Yasemin de kaçırmadı.
Ama hiçbir şey olmamış gibi davrandı.
Bu daha sinir bozucu.
Ağzımdan düşünmeden çıktı:
“Tam kendine göre iş bulmuşsun.”
Yüzüme bile bakmadı.
Umursamadı.
Ya da öyle yaptı.
Bu daha kötü.
Bir süre sonra Kerem yerinden kalktı.
“Gidip konuşalım.”
Aylin de katıldı.
Ben oturdum.
Gitmek istemedim.
Ama birkaç dakika sonra geri geldiklerinde:
“Biz de katılıyoruz.”
Dediler.
Kaşlarımı çattım.
“Ciddi misiniz?”
Aylin bana baktı.
“Ne var bunda?”
Bir şey demedim.
Ama içimden söyleniyordum.
Nasıl oldu bilmiyorum ama…
Kendimi sahilde, eldiven takmış halde buldum.
Çöp topluyordum.
Normalde yapacağım son şey.
Ama oradaydım.
Ve en kötüsü…
Yasemin’le aynı gruptaydım.
“Torbayı düzgün aç.”
Dedim.
Hiç düşünmeden.
Sinirli bir şekilde baktı.
“Beğenmiyorsan kendin yap.”
Yaklaştım.
“Yaparım.”
Tartışma başladı.
Ama bu sefer farklıydı.
Sadece laf atma değildi.
Bir noktada…
Ciddileşti.
“Ben bunu övgü için yapmıyorum.”
Dedi.
Gözlerinin içine baktım.
Yalan söylemiyordu.
Devam etti.
İnsanların gerçekten bir şeyleri kalpten yapabileceğini anlattı.
Ben sustum.
İlk defa.
Çünkü söyleyecek bir şey bulamadım.
Ama aklım başka yerdeydi.
Sürekli.
O çocukta.
Yasemin’le konuşan çocukta.
Arada dönüp bakıyordum.
Gülüyorlardı.
Yakın duruyorlardı.
İçimde garip bir his oluştu.
Sinir gibi.
Ama tam olarak değil.
Akşam olduğunda herkes dağılmaya başladı.
Ben de Keremlerle birlikte ayrıldım.
Ama kafamda tek bir şey vardı:
Yasemin.
Ve…
Yanındaki o çocuk.
Kim olduğunu bilmediğim.
Ama nedense hiç hoşlanmadığım biri.
Yanlarından ayrılırken evin yakınlarındaki bir parkta adının efe olduğunu öğrendiğim çocuğa küçük bir dans gösterisi yapacaklarını duydum.
Neden bilmiyorum ama tuhaf bir kıskançlık var içimde sanırım yasemin efe den hoşlanıyor bu kötü neden kötü onu da bilmiyorum.
Bölüm etkileşimi
