6. bölüm / 18
KARABALBÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR
Bölümler 18Şu an: BÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR
- 1 BÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK1.395 kelime
- 2 BÖLÜM 2:PİKNİK1.627 kelime
- 3 BÖLÜM 3:BİR İSİM,BİR VEDA1.176 kelime
- 4 BÖLÜM 4:BİR EVDE EKSİLEN SES1.075 kelime
- 5 BÖLÜM 5: SAKLAMBAÇ1.568 kelime
- 6 BÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR1.198 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 BÖLÜM 7:YENİ İNSANLAR1.457 kelime
- 8 BÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?2.114 kelime
- 9 BÖLÜM 9:BU SEFER CİDDEN KÜSTÜM1.682 kelime
- 10 BÖLÜM 10:BİR GECE,BİR SÜPRİZ1.369 kelime
- 11 BÖLÜM 11:HER ŞEY ORTAYA ÇIKTI1.625 kelime
- 12 BÖLÜM 12:LUNAPARK1.499 kelime
- 13 BÖLÜM 13:YENİDEN1.485 kelime
- 14 BÖLÜM 14:İTİRAF1.802 kelime
- 15 BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK1.210 kelime
- 16 BÖLÜM 16:UZAKLAŞMAK1.799 kelime
- 17 BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ1.187 kelime
- 18 BÖLÜM 18: YANLIŞ ANLAMA1.257 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah gözlerimi açtığımda ilk düşündüğüm şey okuldu.
Yeni okul.
Yeni sınıf.
Yeni insanlar.
Ve maalesef… Alp.
Üniformamı giyip saçlarımı bugünlük açık bırakmaya karar verdim. Aynaya son kez bakıp çantamı aldım ve odadan çıktım.
Salona geldiğimde Alp çoktan hazırlanmıştı. Çantasını omzuna takmış, ayakkabılarını giymek için eğilmişti.
Beni görünce başını kaldırdı.
“Hazır mısın?”
“Hazırım.”
Birlikte evden çıktık.
Merdivenlerden inerken birkaç saniye sessiz kaldık. Benim içimde ise sabahtan beri söylemek istediğim bir şey vardı.
En sonunda dayanamadım.
“Alp.”
“Hı?”
“Okuldayken…”
Bana baktı.
“Ne?”
“Şey… herkese yine her zamanki gibi benim abim olduğunu söylememelisin.”
Kaşlarını kaldırdı.
“Ne dememi bekliyorsun?”
“Ne bileyim? Ben senin kardeşinim, sen de benim abimsin mi diyeceksin yine.”
Alp hafifçe iç çekti.
“Derin, ne diyeceğiz? Ben senin abinim.”
Bir anda sinirlendim.
“Benim abim falan değilsin!”
Alp durdu.
Ben de merdivenin ortasında ona döndüm.
“Herkes sana öyle dedi diye öyle olmak zorunda değilsin.”
“Derin…”
“Benim bir tane abim vardı.”
Sesim titremeye başlamıştı.
“Onun da nerede olduğunu ikimiz de şu an biliyoruz.”
Alp'in yüzü bir anda değişti.
Sanki söylediğim şey, yıllardır içinde tuttuğu bir yere dokunmuştu.
“Ben de zaten senin abin olmaya çok meraklı değilim.”
Bu kez onun sesi sertti.
“Demir’e verdiğim sözü yerine getiriyorum sadece.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Sonra öfkeyle gözlerimi sildim.
“O sözü Demir’e verdin. Bana değil.”
Arkamı dönüp merdivenlerden hızla aşağı indim.
Alp arkamdan bir şey söyledi ama duymamazlıktan geldim.
Okula kadar da tek kelime konuşmadık.
🖤🍯
Okulun bahçesine girdiğimde etrafımdaki herkes birbirini tanıyor gibiydi.
Gruplar oluşmuştu.
Kızlar kendi aralarında konuşuyor, bazıları eski arkadaşlarıyla sarılıyor, bazıları sınıflarını bulmaya çalışıyordu.
Ben ise elimdeki kâğıda bakıp duruyordum.
İlk gün olmasına rağmen kendimi sanki herkesin ortasında kaybolmuş gibi hissediyordum.
Sınıfımı buldum ama kitapların dağıtılacağı yeri bulamadım.
Koridorlarda birkaç kez dönüp aynı yere geldiğimi fark edince içimden söylenmeye başladım.
“Kitaplar nerede dağıtılıyor acaba?”
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
“Bir şey mi arıyorsun?”
Döndüm.
Karşımda uzun boylu bir çocuk vardı.
Siyah saçları düzgünce taranmıştı. Ela gözleri vardı. Elinde birkaç kitap ve defter taşıyordu.
“Evet,” dedim.
“Yeni misin?”
“Evet. İlk senem.”
“Kitapları mı arıyorsun?”
Başımı salladım.
“Evet ama nerede olduğunu bulamadım.”
Çocuk gülümsedi.
“Dur, ben yardım edeyim.”
Birlikte koridorun sonuna doğru yürüdük.
“Bu tarafta dağıtıyorlar. İlk gün herkes kayboluyor zaten.”
“Ben bayağı kayboldum.”
Güldü.
“Fark ettim.”
Kitapların dağıtıldığı yere geldiğimizde bana sırayı gösterdi.
“Buradan alacaksın.”
“Teşekkür ederim.”
“Ha, bu arada adını sormadım.”
“Derin.”
“Ben Emre. On ikinci sınıfım.”
“Son sınıf yani?”
“Aynen.”
Kitaplarımı alırken ona baktım.
“Tanıştığıma memnun oldum, Emre.”
“Ben de memnun oldum.”
Sonra eliyle koridorun diğer tarafını gösterdi.
“Bir sıkıntın olursa ya da yine bir yeri bulamazsan şu sınıftayım. Gelirsin.”
“Tamam. Teşekkür ederim.”
Tam o sırada aklıma bir şey geldi.
“Sen…”
Emre bana baktı.
“Alp’i tanıyor musun?”
Kelime ağzımdan çıkmak üzereydi.
Ama bir anda sabahki kavga geldi aklıma.
Ben senin abinim.
Benim abim falan değilsin.
Demir’e verdiğim sözü yerine getiriyorum.
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
“Boş ver.”
Emre şaşkınlıkla baktı.
“Tamam.”
“Ben sınıfıma gideyim.”
“Görüşürüz Derin.”
“Görüşürüz.”
Koridordan uzaklaşırken bir an arkamı dönüp baktım.
Emre hâlâ olduğu yerde duruyordu.
Ben ise onun neden bana öyle baktığını bilmiyordum.
🖤🍯
Okulun ilk günü sandığımdan daha yorucu geçti.
Dersler, yeni insanlar, öğretmenler…
Ama bütün gün aklımın bir köşesinde sabah Alp’le yaptığım tartışma vardı.
Okul çıkışı eve gitmek yerine başka bir yere gitmeye karar verdim.
Mezarlığa.
Demir’in yanına.
Mezarının başına oturduğumda okulda tuttuğum bütün gözyaşları bir anda boşaldı.
“Abi…”
Sesim titredi.
“Bugün okula başladım.”
Gözyaşlarımı sildim.
“Sen olsaydın… beni sen götürürdün, değil mi?”
Cevap yoktu.
Elimi mezar taşının üzerine koydum.
“Alp yine senin sözünü bahane ediyor.”
Bir süre sustum.
“Sen beni ölümden kurtardın abi…”
Sesim iyice kısıldı.
“Ama yalnızlıktan kurtaramadın.”
Başımı eğip ağlamaya devam ettim.
“Keşke burada olsaydın.”
Bir süre sonra ayağa kalktım.
Eve gitmem gerekiyordu.
Ama eve nasıl gideceğimi düşündüğüm anda yüzümdeki ifadeyi hatırladım.
Burnum kızarmıştı.
Gözlerim şişmişti.
“Annem görürse anlar…”
Sonra aklıma geldi.
“Bugün nöbeti vardı.”
Derin bir nefes aldım.
“Tamam. Eve git.”
🖤🍯
Anahtarı çıkarıp kapıyı açmaya çalıştım.
Ama ellerim titrediği için anahtarı kilide bir türlü denk getiremiyordum.
Tam o sırada asansörün sesi geldi.
Alp.
Başımı eğdim.
Burnumu çektim ve anahtarı tekrar çevirmeye çalıştım.
Asansör kapısı açıldı.
Alp birkaç saniye sonra yanıma geldi.
“Okulda seni hiç görmedim.”
Cevap vermedim.
“Derin?”
Yine sustum.
“Cevap verecek misin?”
Anahtarla uğraşmaya devam ettim.
Alp sonunda elini omzuma koyup beni kendisine çevirdi.
Bir anda yüzü değişti.
“Ne oldu sana?”
Hiçbir şey söyleyemedim.
Sadece ona sarıldım.
Ellerim tişörtünü sıktı.
Ve yeniden ağlamaya başladım.
Alp birkaç saniye ne yapacağını bilemedi.
Sonra refleksle bir elini sırtıma koydu, diğer eliyle başımı okşadı.
🖤🍯
Alp
Karşımda duran kızın gözleri kıpkırmızıydı.
Burnu da ağlamaktan kızarmıştı.
Bir an ne olduğunu anlayamadım.
Sonra hiçbir şey söylemeden bana sarıldı.
Tişörtümü öyle sıkıyordu ki bir şeylerin ters gittiği belliydi.
Küçükken de böyle yapardı.
Üzüldüğünde, korktuğunda ya da ağladığında eline ne geçerse tutardı.
Bazen tişörtümün kolunu.
Bazen elimden tutardı.
Şimdi de aynı şeyi yapıyordu.
Sanki yıllar geçmemiş gibiydi.
“İyi misin?”
Cevap vermedi.
Sadece ağladı.
Ben de ne yapacağımı bilemeden onu sakinleştirmeye çalıştım.
🖤🍯
Derin
Bir süre sonra kendimi toparlayıp geri çekildim.
Önce Alp’in göğsüne baktım.
Sonra yüzüne.
“Özür dilerim.”
Şaşkınlıkla bana baktı.
“Ne oldu?”
“Tişörtün…”
Kaşlarını çattı.
Sonra tişörtüne baktı.
Gözyaşlarımı silerken burnumu da çekmiştim.
Alp’in tişörtünde ikisinin de izi kalmıştı.
Bir an yüzüne baktı.
“Sen ne yaptın ya?”
İstemeden güldüm.
“Şaka mısın sen? Beni delirtmeye mi çalışıyorsun?”
“Cidden yıkarım.”
“Tabii yıkarsın.”
“Özür dilerim.”
“Tamam, tamam.”
Kapıyı sonunda açabildim.
İçeri girmeden önce dönüp ona baktım.
“Cidden kızma.”
Alp başını salladı.
“Git hadi.”
Gülümsedim.
Sonra içeri girdim ve kapıyı kapattım.
Kapı kapandıktan sonra Alp birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
En azından gülümsedi.
🖤🍯
Yaklaşık bir saat sonra annem eve geldi.
“Derin nerede?”
Alp salondan cevap verdi.
“Evde. Nerede olacak?”
Aylin çantasını bırakıp saatine baktı.
“Bugün cemre'nin nöbeti vardı. Kız aç mı kalsın?”
Sonra Alp’e döndü.
“Git çağır.”
Alp başını sallayıp koridora çıktı.
Kapımı çaldı.
“Derin?”
İçeriden ses gelmedi.
Bir kez daha vurdu.
“Derin, açsana.”
Kapı açıldı.
Karşısında beni görünce bir an durdu.
Duştan yeni çıkmıştım. Saçlarım hâlâ ıslaktı ve elimdeki havluyla saçlarımı kurutmaya çalışıyordum.
Alp birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
“Ne oldu?”
“Annem yemek hazırlamış.”
Bir an durdu.
“Cemre teyzen de bugün nöbeti vermiş. Annem çağırıyor.”
“Ha, tamam. Geliyorum.”
Havluyu omzuma attım ve kapıdan çıktım.
Alp bana baktı.
“Üstüne bir şey giymeyecek misin?”
“Nereye gidiyorum ki?”
“Yemek yemeye.”
“Şuradan şuraya gidiyorum. Ne giyeceğim?”
“Tamam, iyi.”
Birlikte eve girdik.
🖤🍯
Akşam yemeğinde herkes normalmiş gibi davranıyordu.
Ben de öyle yapmaya çalıştım.
Bir süre sonra annem ve Aylin teyze mutfakta konuşmaya başladı.
Ben de ayağa kalkıp eve dönmek için hazırlandım.
Kapının önüne geldiğimde Alp arkamdan seslendi.
“Derin.”
Döndüm.
“Ne?”
“Giderken…”
Bir an durdu.
“Küstüğümüzü deme.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Ben sana ne zaman küstüm ki?”
Alp cevap vermedi.
Sadece bana baktı.
Ben de omuz silkip kapıya yöneldim.
Ama o sırada onun yüzündeki ifadeyi görünce merak ettim.
Ne düşündüğünü bilmiyordum.
Ama Alp’in aklından geçenleri yıllar sonra öğrenecektim.
🖤🍯
Alp
Ben sana ne zaman küstüm ki?
Cevabı aslında biliyordum.
Çocukluğundan beri böyleydi.
Bir şeye kızardı.
Küserdi.
“Seninle konuşmuyorum,” derdi.
Sonra beş dakika geçmeden yanıma gelirdi.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
“Alp, gel.”
“Alp, oynayalım.”
“Alp, bak ne buldum.”
Şimdi büyümüştü.
Ama bazı şeyler hiç değişmemişti.
Belki de ben bunu unutmuştum.
Kapı kapanırken kendi kendime mırıldandım.
“Çocukken de böyleydin…”
Sonra sabahki tartışmamız aklıma geldi.
Yüzümdeki gülümseme kayboldu.
Demir’in sözünü hâlâ tutuyordum.
Ama artık Derin çocuk değildi.
Ben de bunu ilk kez gerçekten fark etmeye başlamıştım.
Bölüm etkileşimi
