1. bölüm / 18
KARABALBÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK
Bölümler 18Şu an: BÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK
- 1 BÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK1.395 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 BÖLÜM 2:PİKNİK1.627 kelime
- 3 BÖLÜM 3:BİR İSİM,BİR VEDA1.176 kelime
- 4 BÖLÜM 4:BİR EVDE EKSİLEN SES1.075 kelime
- 5 BÖLÜM 5: SAKLAMBAÇ1.568 kelime
- 6 BÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR1.198 kelime
- 7 BÖLÜM 7:YENİ İNSANLAR1.457 kelime
- 8 BÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?2.114 kelime
- 9 BÖLÜM 9:BU SEFER CİDDEN KÜSTÜM1.682 kelime
- 10 BÖLÜM 10:BİR GECE,BİR SÜPRİZ1.369 kelime
- 11 BÖLÜM 11:HER ŞEY ORTAYA ÇIKTI1.625 kelime
- 12 BÖLÜM 12:LUNAPARK1.499 kelime
- 13 BÖLÜM 13:YENİDEN1.485 kelime
- 14 BÖLÜM 14:İTİRAF1.802 kelime
- 15 BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK1.210 kelime
- 16 BÖLÜM 16:UZAKLAŞMAK1.799 kelime
- 17 BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ1.187 kelime
- 18 BÖLÜM 18: YANLIŞ ANLAMA1.257 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Demir, hadi oğlum!”
Cemre'nin sesi apartmanın önündeki küçük parka kadar ulaşmıştı.
“Demir!”
Beş yaşındaki Demir, elindeki kırmızı arabayı çimenlerin üzerinde sürmeye devam etti. Başını kaldırıp annesine baktıktan sonra tekrar oyuncağına döndü.
“Bir dakika anne!”
“Bir dakika dediğin on dakikadır zaten.”
Cemre elindeki kutuyu kaldırımın üzerine bıraktı ve derin bir nefes aldı.
“Zar zor taşınıyoruz zaten, bir de seni aramakla uğraşıyorum. Hadi oğlum, gel artık.”
Demir arabasını elinden bırakmadan ayağa kalktı.
“Ben taşımıyorum ki.”
“Evet, farkındayım.”
Cemre'nin yüzünde yorgun ama gülümseyen bir ifade oluştu.
“Sen sadece ortalıkta dolaşıp annesini yoruyorsun.”
“Ben yardım ediyorum.”
“Nasıl?”
Demir elindeki arabayı kaldırdı.
“Bunu taşıyorum.”
Cemre istemsizce güldü.
“Tamam. En büyük yardımcım sensin.”
Demir gururla başını salladı.
Tam o sırada sokağın başından Murat göründü.
“Hakan!”
Hakan, evin önünde taşıdığı koliyi yere bırakıp arkasını döndü.
“Murat?”
Murat hızlı adımlarla yanlarına geldi.
“Bekle demedim mi sana? Yardım edeceğiz dedik ya oğlum. Sen hâlâ kendi başına uğraşıyorsun.”
Hakan gülerek elini kaldırdı.
“Yahu ne yapayım? Siz zaten bir aydır buradasınız. Biz daha yeni geldik sayılır.”
“Yeni geldiniz diye arkadaşın seni yalnız mı bırakacak?”
Murat kolilerden birini aldı.
“Ver şunu.”
Hakan itiraz etmeye çalıştı.
“Murat, gerek yok.”
“Kesin sesini. Askerde de böyleydin. ‘Gerek yok’ derdin, sonra en ağır işi tek başına yapmaya çalışırdın.”
Hakan kahkaha attı.
“Sen hiç değişmemişsin.”
“Sen de.”
İki eski asker arkadaşı birkaç saniye birbirlerine bakıp gülümsediler.
İki ailenin yolları yıllar önce aynı kışlada kesişmişti. Sonrasında görev yerleri, şehirler ve hayatları onları farklı yönlere savurmuştu. Fakat dostlukları hiç kopmamıştı.
Şimdi ise yıllar sonra aynı şehirde, aynı apartmanda, hatta karşılıklı iki dairede yaşayacaklardı.
Kara ailesi yaklaşık bir aydır bu apartmandaydı.
Yalın ailesinin taşınma kararı ise Hakan'ın görev yerinin İzmir'e çıkmasıyla kesinleşmişti.
Karşı daire boşalır boşalmaz Hakan'ın aklına ilk gelen kişi Murat olmuştu.
Telefon açılmış, birkaç dakika içinde eski günler konuşulmuş, ardından ev tutulmuştu.
Böylece iki aile, farkında olmadan hayatlarının en uzun hikâyelerinden birinin ilk sayfasını açmıştı.
🖤🍯
Aylin, elinde iki bardak suyla apartmanın kapısından çıktı.
“Cemre, sen biraz otursana.”
Cemre başını salladı.
“Yok, daha çok iş var.”
“Sen hamilesin.”
Aylin, Cemre'nin karnına bakarak gülümsedi.
“Biraz dinlenmen lazım.”
Cemre elini karnının üzerine koydu.
“Biliyorum ama ev de kendi kendine yerleşmeyecek.”
Aylin yanına oturdu.
“Kaç aylık oldun?”
“Yedi.”
“Maşallah.”
Aylin gülümsedi.
“Cinsiyeti belli mi?”
“Belli.”
“Ne?”
Cemre'nin yüzüne küçük bir tebessüm yerleşti.
“Kız.”
Aylin'in gözleri parladı.
“Kız mı?”
“Evet.”
“Ah, çok güzel! İsmini düşündünüz mü?”
Cemre bir an sustu.
“Düşünüyoruz.”
“Bir isim vardır aklınızda.”
“Var birkaç tane ama henüz karar vermedik.”
Aylin başını salladı.
“Nasıl olsa daha zamanı var.”
Cemre gülerek karnına baktı.
“Demir de isim konusunda kendini oldukça yetkili sanıyor.”
Aylin kahkaha attı.
“Ne diyor?”
“Her gün başka bir isim buluyor.”
O sırada Demir annesinin yanına koşarak geldi.
“Anne!”
“Ne oldu?”
“Ben parka gidiyorum.”
Cemre kaşlarını kaldırdı.
“Tek başına mı?”
“Parkta oynayacağım.”
“Olmaz. Önce eşyaları taşıyalım.”
Demir dudaklarını büzdü.
“Ben sıkıldım.”
Aylin gülümseyerek çocuğun başını okşadı.
“Sen birazdan sıkılmayacaksın.”
“Niye?”
Murat araya girdi.
“Çünkü sana bir arkadaş buldum.”
Demir hemen babasına döndü.
“Kim?”
Murat apartmanın girişine doğru baktı.
“Bizim Kara oğlan.”
Hakan güldü.
“Alp'i mi diyorsun?”
Murat başını salladı.
“Başka Kara oğlan mı var?”
Hakan da gülerek cevap verdi.
“Aynen öyle.”
Demir merakla baktı.
“Kim o?”
“Bizim karşı dairede oturuyor. Senin yaşlarında sayılır.”
“Benimle oynar mı?”
“Git sor.”
Demir'in yüzü bir anda aydınlandı.
“Gerçekten mi?”
“Git oğlum.”
Murat eliyle parkı gösterdi.
“Alp oradadır.”
Demir daha babası cümlesini bitirmeden koşmaya başladı.
Hakan arkasından seslendi.
“Yavaş git!”
Ama Demir çoktan parka ulaşmıştı.
Murat, Hakan'ın yanına döndü.
“Bizimkiler de bizim gibi olur mu?”
Hakan bir süre oğlunun arkasından baktı.
“Olurlar, olurlar.”
“Bak görürsün.”
“İnşallah.”
İki adam yeniden kolilere yöneldi.
🍯🖤
Park, öğleden sonra güneşinin altında oldukça hareketliydi.
Çocukların sesleri, salıncakların gıcırtıları ve uzaktan gelen sokak sesleri birbirine karışıyordu.
Alp, kumların kenarında tek başına oturuyordu.
Elindeki küçük arabayı kuma gömüyor, sonra çıkarıyordu.
Demir birkaç adım uzakta durdu.
Bir süre Alp'i izledi.
Sonra yanına yaklaştı.
“Sen Alp misin?”
Alp başını kaldırdı.
“Evet.”
“Ben Demir.”
Alp arabasına baktı.
“Tamam.”
Demir birkaç saniye sustu.
“Ben senin karşı komşunum.”
Alp başını salladı.
“Biliyorum.”
“Babam söylemişti.”
“Gel oynayalım bende tek sıkılıyordum.”
Demir oturdu.
“Araban güzelmiş.”
Alp arabayı ona uzattı.
“Al.”
Demir şaşkınlıkla arabayı aldı.
“Ben mi oynayacağım?”
“Evet.”
Demir gülümsedi.
“Sen de oynayacak mısın?”
“Evet.”
Birkaç dakika sonra kumların üzerinde iki araba yarışmaya başlamıştı.
“Ben kazandım!”
“Hayır, benimki önce geldi.”
“Gelmedi.”
“Geldi.”
“Gelmedi!”
“Geldi!”
Demir kahkaha atmaya başladı.
“Bir daha!”
Alp de gülümsedi.
“Tamam.”
Oyun bir kez daha başladı.
Sonra bir kez daha.
Sonra bir kez daha.
Apartmanın önündeki taşınma telaşı devam ederken parkın içinde iki küçük çocuk birbirlerini tanımaya başlamıştı.
🖤🍯
Bir süre sonra Cemre uzaktan çocuklara baktı.
“Daha şimdiden kaynaştılar.”
Aylin de park tarafına baktı.
“Alp biraz sessiz bir çocuk galiba.”
“Demir onun konuşmasını sağlar.”
İki kadın gülümsedi.
Hakan, taşıdığı koliyi kapının yanına bırakıp çocuklara baktı.
“Demir!”
Demir dönmedi.
Hakan daha yüksek sesle seslendi.
“Oğlum!”
Demir sonunda başını kaldırdı.
“Ne?”
“Gel biraz yardım et.”
Demir Alp'e döndü.
“Ben gitmeliyim.”
Alp arabasını elinden aldı.
“Sonra oynarız.”
“Tamam.”
Demir koşarak babasının yanına gitti.
Alp de birkaç saniye parkta tek başına kaldı.
Murat yanına yaklaşarak eğildi.
“Ne yaptınız?”
“Oyun oynadık.”
“Güzel.”
Murat oğlunun omzuna dokundu.
“Demir iyi çocuk.”
Alp başını salladı.
“Evet.”
“Arkadaş olursunuz.”
Alp parkın diğer tarafında koliler taşıyan Demir'e baktı.
“Oluruz.”
Murat gülümsedi.
“İşte benim oğlum.”
🖤🍯
Akşamüstüne doğru taşınma telaşı biraz olsun azalmıştı.
Aylin mutfakta akşam yemeğini hazırlarken evin içini mis gibi yemek kokusu dolduruyordu.
Bir süre sonra kapıya yöneldi ve karşı dairenin kapısını çaldı.
Cemre kapıyı açtığında Aylin gülümseyerek karşısında duruyordu.
“Cemre, yemek hazırladım. Siz de gelin, beraber yiyelim.”
Cemre hemen itiraz etti.
“Yok Aylin, siz de bütün gün yoruldunuz.”
“Ne yorulması? Hem bugün taşınma gününüz. İlk akşamınızda yalnız bırakacak değiliz.”
Hakan içeriden seslendi.
“Bence gidelim.”
Cemre gülerek eşine baktı.
“Sen de hemen kabul ettin.”
Hakan omuz silkti.
“Murat'ın yemeklerine güveniyorum.”
Murat karşı taraftan seslendi.
“Benim yemeklerle ne alakam var?”
Aylin kahkaha attı.
“Ben yaptım Murat, sen sus.”
Murat ellerini kaldırdı.
“Tamam, tamam.”
Demir hemen araya girdi.
“Alp de gelecek mi?”
Aylin başını salladı.
“Bizim eve gidiyoruz zaten.”
Demir sevinçle Alp'e baktı.
“Yaşasın!”
Alp annesine baktı.
Aylin gülümseyerek başını salladı.
“Hadi oğlum yemeği yiyin sonra oynarsınız yine.”
Alp de sessizce ayakkabılarını giydi.
“Tamam.”
Biraz sonra iki aile Kara ailesinin evindeki sofranın etrafında toplanmıştı.
Demir, Alp'in yanına oturmuştu.
İki çocuk bütün gün oynadıkları oyunun nasıl devam edeceğini konuşurken büyükler de sohbet ediyordu.
Hakan, Murat'a bakıp gülümsedi.
“Yıllar sonra aynı şehirde olmak güzelmiş.”
Murat başını salladı.
“Daha güzeli karşı komşu olmak.”
Aylin tabaklara yemek koyarken Cemre'ye baktı.
“Sen de biraz fazla hareket etme. Bugün zaten yeterince yoruldun.”
“Tamam.”
Cemre elini karnının üzerine koydu.
“Biraz daha otururum.”
Demir bir anda annesine baktı.
“Anne, kardeşim ne zaman doğacak?”
Cemre gülümsedi.
“Daha birkaç ay var.”
“Ben onunla oynayacağım.”
“Önce doğsun bakalım.”
Demir ciddi bir ifadeyle başını salladı.
“Ben onu koruyacağım.”
Hakan gülerek oğluna baktı.
“Sen önce kendi oyuncaklarını koru.”
Masadaki herkes güldü.
Demir ise hiç şaka yapılmış gibi görünmeden cevap verdi.
“Ben abiyim.”
Murat başını salladı.
“Tamam, abi.”
Aylin ve Cemre birbirlerine bakıp gülümsediler.
O akşam iki aile aynı sofrada ilk kez birlikte yemek yedi.
Çocuklar masanın altında arabalarını yarıştırıyor, büyükler eski askerlik anılarını anlatıyor, kadınlar taşınma telaşından ve yeni evlerden konuşuyordu.
Kimse o günün ileride ne kadar önemli bir gün olacağını bilmiyordu.
Kimse parkta tanışan iki küçük çocuğun hayatlarının yıllar boyunca birbirine bağlı kalacağını bilmiyordu.
Kimse karşılıklı iki evin arasında kurulacak dostluğun bir gün büyük sevinçlere, büyük kayıplara ve unutulması zor hatıralara dönüşeceğini bilmiyordu.
O gün yalnızca iki aile taşınmıştı.
Bir evin kapısı kapanmış, diğerinin kapısı açılmıştı.
Ve iki küçük çocuk, parkta başlayan arkadaşlıklarını aynı sofraya taşımıştı.
🖤🍯
Gece olduğunda Demir yatağına uzandı.
Cemre battaniyesini üzerine çekti.
“Bugün yoruldun mu?”
“Hayır.”
“Hiç mi?”
Demir başını salladı.
“Alp'le oynadım.”
“Evet.”
“Yarın da oynayacağız.”
Cemre gülümsedi.
“İnşallah.”
Demir gözlerini kapatmadan önce annesine baktı.
“Anne?”
“Efendim?”
“Alp benim en yakın arkadaşım.”
Cemre oğlunun alnına bir öpücük kondurdu.
“Daha bugün tanıştınız.”
“Önemli değil.”
Demir gözlerini kapattı.
“Ben karar verdim.”
Cemre hafifçe güldü.
“Peki oğlum.”
Demir kısa süre sonra uykuya daldı.
Karşı dairede ise Alp de yatağında uyumaya hazırlanıyordu.
Murat kapının kenarında durup oğluna baktı.
“Bugün yeni bir arkadaş edinmişsin.”
Alp yorganın altından başını çıkardı.
“Demir.”
“Evet. Demir.”
Alp birkaç saniye düşündü.
“Yarın yine gelecek mi?”
Murat gülümsedi.
“Karşı dairede oturuyor oğlum. Nereye gidecek?”
Alp de gülümsedi.
“İyi.”
Murat ışığı kapattı.
İki evin ışıkları aynı saatlerde söndü.
Ama o gün başlayan dostluğun ışığı, yıllar boyunca hiç tamamen sönmeyecekti.
Çünkü bazı hikâyeler büyük olaylarla başlamaz.
Bazıları sadece bir taşınma günü, bir park ve iki küçük çocuğun “Arkadaş olalım mı?” demesiyle başlar.
Bölüm etkileşimi
