Bölümler 53Şu an: BÖLÜM 20: ÇOCUKLUKTAN KALAN
- 1 BÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK1.395 kelime
- 2 BÖLÜM 2:PİKNİK1.627 kelime
- 3 BÖLÜM 3:BİR İSİM,BİR VEDA1.176 kelime
- 4 BÖLÜM 4:BİR EVDE EKSİLEN SES1.075 kelime
- 5 BÖLÜM 5: SAKLAMBAÇ1.568 kelime
- 6 BÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR1.198 kelime
- 7 BÖLÜM 7:YENİ İNSANLAR1.457 kelime
- 8 BÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?2.114 kelime
- 9 BÖLÜM 9:BU SEFER CİDDEN KÜSTÜM1.682 kelime
- 10 BÖLÜM 10:BİR GECE,BİR SÜPRİZ1.369 kelime
- 11 BÖLÜM 11:HER ŞEY ORTAYA ÇIKTI1.625 kelime
- 12 BÖLÜM 12:LUNAPARK1.499 kelime
- 13 BÖLÜM 13:YENİDEN1.485 kelime
- 14 BÖLÜM 14:İTİRAF1.802 kelime
- 15 BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK1.210 kelime
- 16 BÖLÜM 16:UZAKLAŞMAK1.799 kelime
- 17 BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ1.187 kelime
- 18 BÖLÜM 18: YANLIŞ ANLAMA1.257 kelime
- 19 BÖLÜM 19:ESKİ PARK1.712 kelime
- 20 BÖLÜM 20: ÇOCUKLUKTAN KALAN1.305 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 BÖLÜM 21:BİR TELEFON KADAR YAKIN1.361 kelime
- 22 BÖLÜM 22: İSTANBUL1.360 kelime
- 23 BÖLÜM 23: YILLARDIR SAKLADIĞIM1.131 kelime
- 24 BÖLÜM 24: EMANET DEĞİLDİ1.105 kelime
- 25 BÖLÜM 25: KENDİ YOLU1.115 kelime
- 26 BÖLÜM 26: KALDIĞIMIZ YERDEN1.137 kelime
- 27 BÖLÜM 27: EVLİLİK TEKLİFİ1.124 kelime
- 28 BÖLÜM 28:BENİMLE EVLENİR MİSİN?1.102 kelime
- 29 BÖLÜM 29:BU SEFER BEN1.316 kelime
- 30 BÖLÜM 30:BİR GÜN BİZ DE1.168 kelime
- 31 BÖLÜM 31:SON ÖĞRENEN1.060 kelime
- 32 BÖLÜM 32: BİZİM DÜĞÜNÜMÜZ1.399 kelime
- 33 BÖLÜM 33: SALINCAK1.007 kelime
- 34 BÖLÜM 34: BİRLİKTE1.668 kelime
- 35 BÖLÜM 35: BÜYÜK HABER1.229 kelime
- 36 BÖLÜM 36:BEN NE ZAMAN DEDE OLACAĞIM932 kelime
- 37 BÖLÜM 37:DAHA FAZLA BEKLEMEYECEĞİM1.098 kelime
- 38 BÖLÜM 38:BİR ÖMÜR1.023 kelime
- 39 BÖLÜM 39:VERDİM GİTTİ1.004 kelime
- 40 BÖLÜM 40:EVİMİZİN İLK EŞYALARI967 kelime
- 41 BÖLÜM 41:BİR GÜNÜN HAYALİ874 kelime
- 42 BÖLÜM 42: DÜĞÜNE DOĞRU1.354 kelime
- 43 BÖLÜM 43:EVETT!1.515 kelime
- 44 BÖLÜM 44:BİR HAFTA1.207 kelime
- 45 BÖLÜM 45:EVE DÖNÜŞ915 kelime
- 46 BÖLÜM 46:BİZİM MİNİK909 kelime
- 47 BÖLÜM 47:BİR SÜRPRİZ DAHA832 kelime
- 48 BÖLÜM 48:İKİ MUTLULUK993 kelime
- 49 BÖLÜM 49:BİR GECE VAKTİ1.526 kelime
- 50 BÖLÜM 50:MAVİ1.408 kelime
- 51 BÖLÜM 51:BİR İSİM,BİR SIR1.872 kelime
- 52 BÖLÜM 52:ANNEN YANIMIZA GELİCEK1.278 kelime
- 53 BÖLÜM 53:KARABAL - FİNAL2.020 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yıllar Önce…
Bahçeden çocukların kahkahaları yükseliyordu.
Beş yaşındaki Derin, dokuz yaşındaki Alp'in peşinden koşuyor, Alp de arada dönüp ona bakarak yavaşlıyordu.
— Yakalayacağım seni!
Derin kahkahalarla kaçtı.
— Yakalayamazsın!
Alp biraz daha hızlandı.
— Yakaladım!
Derin'in omzuna hafifçe dokundu.
— Ebe!
Derin hemen arkasını dönüp itiraz etti.
— Olmaz!
— Niye?
— Çünkü ben daha hazır değildim.
Alp güldü.
— Ama seni yakaladım.
— Bir daha!
— Tamam.
Derin yeniden koşmaya başladı.
O sırada evin kapısında duran Hakan, ikisini izliyordu.
Bir süre sessizce baktı.
Sonra yüzünü buruşturdu.
Kızının sabahtan beri Alp'in peşinde koşmasından hiç memnun değildi.
İçeride oturan Murat, Hakan'ın bakışlarını fark edince sırıttı.
— Ne oldu?
Hakan gözlerini bahçeden ayırmadan cevap verdi.
— Bir şey olmadı.
Murat başını uzatıp bahçeye baktı.
— Hee… Anladım.
— Neyi anladın?
— Kıskanıyorsun.
Hakan hemen Murat'a döndü.
— Kızımı mı kıskanacağım?
Murat kahkaha attı.
— Aynen öyle.
— Saçmalama.
— Oğlum, kız sabahtan beri Alp'le oynuyor. Sen de kapının önünde nöbet tutuyorsun.
Hakan kaşlarını çattı.
— Ben sadece bakıyorum.
— Tabii.
Hakan birkaç saniye daha bahçeyi izledi.
Sonunda dayanamadı.
— Derin!
Derin koşmayı bırakıp babasına baktı.
— Efendim baba?
— Gel buraya kızım.
Derin Alp'e baktı.
Sonra babasına.
Yavaşça Hakan'ın yanına geldi.
Hakan eğilip kızının elinden tuttu.
— Gel, boş ver Alp'i. Benimle oynayalım.
Derin'in yüzü hemen düştü.
— Yok.
Hakan şaşırdı.
— Niye kızım?
Derin hiç düşünmeden cevap verdi.
— Ben Alp'le oynayacağım.
Murat arka taraftan gülmeye başladı.
Hakan ona ters ters baktı.
— Sen sus.
Sonra tekrar Derin'e döndü.
— Kızım, ben de seninle oynayabilirim.
Derin başını iki yana salladı.
— Ama Alp beni ebelemiyor.
Hakan:
— Ben de ebelemem.
— Ama sen yavaşsın.
Murat kahkahayı bastı.
— Ahahah! Hakan, geçmiş olsun.
Hakan dişlerini sıktı.
— Murat, sus.
Derin devam etti:
— Hem Alp istediğim oyunu oynuyor.
Hakan'ın yüzü biraz daha düştü.
— Ben de istediğini oynarım.
Derin ciddi ciddi düşündü.
— Ama Alp küssede oynuyor.
Hakan kaşlarını kaldırdı.
— Ne demek o?
— Bazen onu kızdırıyorum.
— Sen mi kızdıyorsun Alp'i?
Derin başını salladı.
— Evet.
— Sonra?
— Sonra küs oluyoruz.
Hakan gülümsedi.
— Eee?
Derin gayet normal bir şey anlatıyormuş gibi devam etti.
— Sonra yine oynuyoruz.
Murat bu kez kendini tutamayıp:
— Oğluma bak be!
dedi.
Hakan başını çevirip ona baktı.
— Sen de oğluna bakıp durma.
Murat sırıttı.
— Ne yapayım? Çocuk işini biliyor.
Hakan tekrar kızına döndü.
— Derin, hadi gel. Biraz da babanla oyna.
Derin yine başını salladı.
— Yok.
— Niye?
Derin Alp'i işaret etti.
— Çünkü Alp beni hep güldürüyor.
Hakan hafifçe iç çekti.
— Kızım, ben de seni güldüreceğim.
Derin bu kez gülümsedi.
— Ya off baba.
Murat kahkaha attı.
— Hakan, senin kız seni de eledi!
Hakan başını iki yana salladı.
— Allah'ım sabır…
Derin babasının elini bıraktı.
— Ben gidiyorum baba.
Hakan daha bir şey söyleyemeden Derin koşmaya başladı.
— Derin, yavaş!
Ama Derin çoktan Alp'in yanına ulaşmıştı.
Alp ona baktı.
— Baban ne istedi?
Derin nefes nefese:
— Seninle oynamayayım, onunla oynayayım dedi.
Alp şaşkınlıkla:
— Eee?
Derin omuzlarını silkti.
— Ben seninle oynayacağım dedim.
Alp gülümsedi.
— Neden?
Derin'in cevabı çok basitti.
— Çünkü sen istediğim oyunu oynuyorsun.
Alp başını salladı.
— Tamam. O zaman devam.
Derin sevinçle:
— Ebelemece!
— Yine mi?
— Evet!
Alp kaçmaya başladı.
Derin de arkasından koştu.
Kapının önünde kalan Hakan, kızının arkasından baktı.
Murat yanına gelip omzuna dokundu.
— Hakan…
— Ne var?
— Biz harbi dünür olacağız galiba.
Hakan yavaşça Murat'a döndü.
— Murat.
— Efendim?
— Bir daha söylersen seni gerçekten evden kovarım.
Murat kahkahayla uzaklaşırken:
— Tamam dünür!
— MURAT!
Bahçeden Derin'in kahkahası yükseldi.
Hakan istemese de gülümsedi.
Kızına baktı.
Derin, Alp'in peşinden koşuyordu.
Ve Hakan o an sadece bir babaydı.
Kızının büyüdüğünü düşünmek bile istemeyen, onun hep böyle küçük kalmasını isteyen bir baba…
— Derin! Fazla uzaklaşmayın!
Derin uzaktan bağırdı:
— Tamam baba!
Alp de arkasından:
— Merak etme amca!
Hakan kaşlarını çattı.
— Sen karışma Alp!
Murat yine güldü.
O gün kimse bilmiyordu…
Oyun diye başlayan şeylerin, yıllar sonra bu kadar büyük bir hikâyeye dönüşeceğini.
---
Şimdi…
Derin, ağacın önünde birkaç saniye daha öylece durdu.
Parmaklarını gövdenin üzerindeki eski harflerin üzerinden geçirdi.
D + A.
Çocukken çizilmiş küçücük iki harf…
Yıllar geçmişti.
Ama bazı şeyler hâlâ aynıydı.
Derin hafifçe gülümsedi.
— Küçükken ne kadar saçmaymışız…
Alp yanında duruyordu.
— Sen saçmaydın.
Derin hemen ona döndü.
— Ben mi?
— Evet.
— Asıl sen saçmaydın.
Alp hafifçe güldü.
— Ben dokuz yaşındaydım. Senden büyüktüm.
— Ne olmuş?
— Her şeyi benden bekliyordun.
Derin dudaklarını büktü.
— Çünkü yapıyordun.
Alp ona baktı.
Derin'in sesi bu kez daha yumuşaktı.
— Hep yapıyordun.
Alp cevap vermedi.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Derin başını kaldırdı.
— Eve gidelim mi?
— Gidelim.
Arabaya doğru yürüdüler.
Yol boyunca ikisi de fazla konuşmadı.
Ama bu sessizlik, eskisi gibi rahatsız edici değildi.
Sanki yıllardır aralarında duran bir duvar biraz olsun çatlamıştı.
Eve geldiklerinde herkes salondaydı.
Atlas koltuğun bir köşesinde oturmuş telefonuna bakıyordu.
Efe ile Emre bir şey tartışıyordu.
Esma ise masanın üzerinde duran dosyalara göz atıyordu.
Derin içeri girince Cemre hemen başını kaldırdı.
— Geldiniz mi kızım?
— Geldik anne.
Derin ayakkabılarını çıkarıp salona geçti.
Cemre kızına dikkatlice baktı.
— Yoruldun mu?
— Biraz.
— Hadi otur.
Derin koltuğa oturdu.
Alp de biraz ilerisine geçti.
Murat ikisine bakıp gülümsedi ama bu kez bir şey söylemedi.
Derin bir süre sessiz kaldıktan sonra annesine döndü.
— Anne…
— Efendim kızım?
— Ben yarın gideceğim.
Cemre'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Yarın mı?
— Evet.
— Kızım, daha yeni geldin.
— Biliyorum ama…
Derin ellerini birbirine geçirdi.
— Sınavlar var. Derslere yetişmem gerekiyor.
Cemre iç çekti.
— Biraz daha kalsan olmaz mı?
— Anne, zaten bir haftalığına geldim. Babam'ın durumunu öğrendiğim için geldim. Şimdi de dönmem lazım.
Hakan o sırada sessizce kızını izliyordu.
— Kızım…
Derin babasına baktı.
— Efendim?
— Daha dün geldin.
— Biliyorum baba.
— Bir gece daha kal.
Derin başını eğdi.
— Kalmak istiyorum.
Bu cümleyi duyunca Hakan'ın yüzü yumuşadı.
— O zaman kal.
Derin başını kaldırdı.
— Ama gerçekten sınavlarım var.
Cemre kızının saçlarını okşadı.
— Tamam. Sen bilirsin.
— Kızma anne.
— Sana niye kızayım?
— Gitmek istiyorum diye.
Cemre gülümsedi.
— Sen artık büyüdün kızım.
Derin'in yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
— Büyümek hiç güzel değilmiş.
Murat uzaktan konuştu.
— Daha dün beş yaşındaydın, Alp'in peşinden koşuyordun.
Derin'in gözleri büyüdü.
— Amca!
Murat kahkaha attı.
— Ne var? Doğru söylüyorum.
Hakan hemen Murat'a döndü.
— Başlama yine.
Murat ellerini kaldırdı.
— Tamam tamam.
Derin utangaçça başını eğdi.
Alp ise hiçbir şey söylemeden onu izliyordu.
Gece ilerledi.
Herkes yavaş yavaş odalarına çekildi.
Derin de odasına geçti.
Valizini hazırlarken bir an durdu.
Masasının üzerinde eski bir fotoğraf vardı.
Küçük Derin…
Yanında da Alp.
Fotoğrafa bakarken yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Sonra fotoğrafı dikkatlice valizin yanına koydu.
---
Ertesi Sabah…
İzmir'in sabahı henüz tam aydınlanmamıştı.
Derin valizini kapının yanına koydu.
Atlas da kendi çantasını omzuna aldı.
Cemre sarılıp kızının saçlarını düzeltti.
— Kendine dikkat et.
— Ederim anne.
Hakan da yanına geldi.
Derin babasına sarıldı.
— Sen de dikkat et.
— Ederim kızım.
— Bir şey olursa hemen haber ver.
— Tamam.
— Söz mü?
Hakan gülümsedi.
— Söz.
Derin geri çekildi.
Tam kapıya yönelecekken arkasından bir ses geldi.
— Derin.
Durdu.
Alp.
Derin ona döndü.
Alp birkaç adım yaklaştı.
Bir an ne söyleyeceğini düşünür gibi sustu.
Sonra:
— Bu sefer…
Derin bekledi.
— Telefonu aç.
Derin hafifçe gülümsedi.
— Açacağım.
Alp gözlerini ondan ayırmadan devam etti.
— Özletme kendini.
Derin'in gülümsemesi bir anlığına kayboldu.
Sanki o iki kelime, yıllar öncesinden gelen bir cümleyi yeniden hatırlatmıştı.
“Ben seni hep bulurum.”
Derin başını hafifçe salladı.
— Tamam.
Sonra Atlas'la birlikte kapıdan çıktı.
Alp ise olduğu yerde kaldı.
Kapı kapandığında gözlerini birkaç saniye daha kapıya dikti.
Bu kez Derin uzaklaşırken arkasından gitmedi.
Sadece içinden geçirdi:
Belki de bazı insanları yanında tutmanın yolu, onları bırakmamayı değil… geri dönmeleri için bir yer bırakmayı öğrenmekti.
Bölüm etkileşimi
