8. bölüm / 18
KARABALBÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?
Bölümler 18Şu an: BÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?
- 1 BÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK1.395 kelime
- 2 BÖLÜM 2:PİKNİK1.627 kelime
- 3 BÖLÜM 3:BİR İSİM,BİR VEDA1.176 kelime
- 4 BÖLÜM 4:BİR EVDE EKSİLEN SES1.075 kelime
- 5 BÖLÜM 5: SAKLAMBAÇ1.568 kelime
- 6 BÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR1.198 kelime
- 7 BÖLÜM 7:YENİ İNSANLAR1.457 kelime
- 8 BÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?2.114 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 BÖLÜM 9:BU SEFER CİDDEN KÜSTÜM1.682 kelime
- 10 BÖLÜM 10:BİR GECE,BİR SÜPRİZ1.369 kelime
- 11 BÖLÜM 11:HER ŞEY ORTAYA ÇIKTI1.625 kelime
- 12 BÖLÜM 12:LUNAPARK1.499 kelime
- 13 BÖLÜM 13:YENİDEN1.485 kelime
- 14 BÖLÜM 14:İTİRAF1.802 kelime
- 15 BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK1.210 kelime
- 16 BÖLÜM 16:UZAKLAŞMAK1.799 kelime
- 17 BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ1.187 kelime
- 18 BÖLÜM 18: YANLIŞ ANLAMA1.257 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derin
Sabah alarm çaldığında gözlerimi zor açtım.
Bugün yarışma günüydü.
Normalde okul için hazırlanırken pek düşünmezdim ama bugün içimde garip bir heyecan vardı.
Yatağımdan kalkıp dolabımı açtım.
Bugün okul formamın yerine spor kıyafetlerimi giyecektim.
Gri bir şort, ince beyaz bir üst ve beyaz spor ayakkabılarımı hazırladım.
Saçlarımı da uzun zamandır yapmadığım şekilde at kuyruğu yaptım.
Aynada kendime baktım.
“Tamam…”
Çantamı alıp kapıya çıktım.
Tam o sırada karşı kapı açıldı.
Alp.
O da spor kıyafetlerini giymişti. Üzerinde siyah bir eşofman takımı vardı.
Beni görünce birkaç saniye durdu.
Ben de ayakkabımın bağcığını bağlarken başımı kaldırıp ona baktım.
“Başka bir renk giysen şaşırırdım.”
Alp kaşını kaldırdı.
“Siyahta bir renk işte.”
“Senin için bütün renkler siyah zaten.”
“Aynen.”
Sonra gözlerini üzerimde gezdirdi.
“Sen niye spor kıyafeti giydin?”
“Turnuva var ya.”
“Sen katılıyor musun?”
Sesindeki tedirginliği fark etmemiş gibi yaptım.
“Yok.”
“Emin misin?”
“Giymek yasak değil sonuçta. Herkes serbest geliyor.”
Alp birkaç saniye sustu.
“Ya sen…”
“Ben ne?”
“Sen katılıyor musun diye soruyorum.”
“Ha…”
Omuz silkti.
“Evet. Emre ve Efe'yle koşuya katıldık.”
Bir an yüzüne baktım.
Alp'in yüzündeki ifade değişmişti.
“Ha.”
Sadece bunu söyledim.
“Tamam.”
Ben de başımı salladım.
“Tamam.”
Alp birkaç saniye bana baktı.
Sonra sanki aklına bir şey gelmiş gibi:
“Emre'yle nasıl tanıştın?"
Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
“Ne?”
Ama Alp bir anda sustu.
Birkaç saniye yüzüme baktı.
“Yüzümde bir şey mi var?”
“Yok.”
“Emin misin?”
“Dalmışım.”
Sonra kapıyı işaret etti.
“Hadi gidelim."
“Tamam.”
Birlikte merdivenlerden inmeye başladık.
Ama bu kez ikimizin de aklında başka şeyler vardı.
🖤🍯
Okula vardığımızda turnuva alanına doğru ilerledik.
Bir süre sonra herkes kendi grubunun yanına ayrıldı.
Ben Ceyda ve Esma'nın yanına gittim.
Ceyda beni görünce:
“Hazır mısın?”
“Hazırım.”
Sonra Esma'ya baktım.
“Siz?”
İkisi aynı anda:
“Evet!”
Güldüm.
Bir an etrafa baktım.
Alp nerede diye gözlerim istemsizce kalabalığın arasında dolaştı.
Sonra onu gördüm.
Efe, Alp'i kolundan tutmuş bir yere doğru sürüklüyordu.
“Ne yapıyorlar acaba?”
Esma bana baktı.
“Ne oldu?”
“Dalımışım ya. Bir şey yok.”
Tam o sırada karşı taraftan Emre'nin bana doğru geldiğini gördüm.
“Hazır mısın?”
“Evet. Sen?”
“Ben hazırım da…”
Gülerek başını iki yana salladı.
“Efe tuvaletim geldi diye tutturdu. Alp'i de yanına sürükledi.”
İstemeden güldüm.
“Ciddi misin?”
“Maalesef.”
“İlk siz yarışıyorsunuz sanırım.”
“Evet.”
“Kolay gelsin.”
“Teşekkür ederim. Sana da başarılar.”
Emre gülümsedi.
Tam o sırada hoparlörden bir anons yükseldi.
“Dokuzuncu sınıflar, koşu için yerlerinize!”
Emre geri çekildi.
“Ben gideyim.”
“Tamam.”
“Başarılar.”
“Teşekkür ederim, sana da.”
Emre gülümseyip kendi yerine geçti.
Ben de derin bir nefes aldım.
Yarış sırası gelmişti.
🖤🍯
Alp
Efe sonunda tuvaletten çıktı.
“Şükür.”
Efe yanıma geldi.
“Ne bağırıyorsun oğlum?”
“Kaç dakikadır bekliyorum.”
“Ne yapayım, midem gitti dedim ya.”
Başımı iki yana salladım.
“Bir de yarışacaksın. Hadi oğlum, hızlı başla şimdi.”
Efe tam yanımdan geçerken bana döndü.
“Oğlum elini yıkasana, pislik.”
“Ne?”
“Tuvaletten çıktın.”
Efe bir an durdu.
Sonra alnına vurdu.
“Ha, unuttum ya.”
“Ya sen…”
“Hadi hadi, kafamı şişirme.”
“Yürü.”
Efe gülerek uzaklaştı.
Ben de tribünlerin olduğu tarafa geçtim.
Kalabalığın arasında gözlerim istemsizce pistte dolaştı.
Sonra bir anda onu gördüm.
Derin.
Karşı taraftaydı.
Bana oldukça uzaktı.
Seslensem duymazdı.
Hem zaten seslenmem doğru olmazdı.
Kaşlarımı çattım.
Ne işi var burada?
Sabah “katılmıyorum” demişti.
Ama şimdi yarışmaya hazırlanıyordu.
Efe yanıma geldi.
“Kim?”
“Ne kim?”
“Birine bakıyorsun.”
“Önemli bir şey değil.”
Sonra tekrar piste baktım.
“Bu oyunu durdurabiliyor muyuz?”
Efe bana şaşkınlıkla baktı.
“Ne diyorsun oğlum?”
“Yarışmayı.”
Efe güldü.
“Düdük çaldı artık. Durduramazsın.”
Çenemi sıktım.
Daha sabah konuştuk.
Ne yapıyor bu kız?
Tam o sırada yarışmacılar yerlerine geçti.
İlk koşacak kişi Esma'ydı.
Düdük çaldı.
Esma koşmaya başladı.
Kalabalıktan sesler yükseldi.
Ben ise birkaç saniye sonra gözlerimi Derin'in bulunduğu tarafa çevirdim.
Sırasını bekliyordu.
Yanında Ceyda vardı.
Derin'in yüzünde biraz gerginlik vardı.
Dikkatli ol.
Bunu içimden söyledim.
Ne olur dikkatli ol.
🖤🍯
İlk koşucu bitişe ulaştı.
Sıra Derin'e geldi.
Dokuzuncu sınıfların isimleri anons edildi.
Derin çizgiye doğru ilerledi.
Kalabalığın içinden onu izliyordum.
Bir anda yıllar önceki hâli gözümün önüne geldi.
Küçük Derin.
Koşarken saçları savrulan, kahkahası bütün parkı dolduran küçük kız.
Gözlerimi kırptım.
Hayır.
Şimdiki zamana döndüm.
Esma kendi sırasına geçti.
Düdük çaldı.
Esma koşmaya başladı.
Derin bekliyordu.
Bir süre sonra esma ona yetişti.
Elini Derin'in eline vurdu.
Sıra ondaydı.
Derin bir anda koşmaya başladı.
“Dikkatli ol…”
Sesim çıkmadı.
Sadece izledim.
Derin koşuyordu.
Adımları önce düzgündü.
Sonra hızlandı.
Biraz daha.
Biraz daha.
Ben gözlerimi ondan ayıramıyordum.
Ceyda karşı tarafta bekliyordu.
Derin ona yaklaşırken bir anda sendeledi.
Ama toparlandı.
Koşmaya devam etti.
“Haydi…”
Dudaklarımın arasından fark etmeden çıktı.
Derin elini Ceyda'nın eline vurdu.
Ceyda koşmaya başladı.
Derin ise kenara doğru yürümeye başladı.
Bir adım.
İki adım.
Sonra…
Bir anda olduğu yere yığıldı.
Gözlerim büyüdü.
“Derin!”
Kalabalığın arasından çıkıp koşmaya başladım.
Aynı anda Emre de koşuyordu.
🖤🍯
Emre
Derin yere düştüğü anda ne olduğunu anlayamadım.
“Derin!”
Yanına çöktüm.
“İyi misin?”
Cevap vermedi.
“Derin?”
O sırada Alp de yanımıza geldi.
“Ne oldu?”
“Bilmiyorum.”
Alp hemen yanına çömeldi.
Yüzündeki bütün ifade değişmişti.
“Derin…”
Sonra ayağa kalkıp etrafa baktı.
“Sağlık görevlisi!”
Birkaç saniye içinde görevliler geldi.
Derin'e müdahale etmeye başladılar.
Bir süre sonra onu sağlık odasına götürdüler.
Ben de peşlerinden gittim.
Alp de arkamızdaydı.
🖤🍯
Sağlık görevlisi gerekli kontrolleri yaptı.
Derin hâlâ kendinde değildi.
Bir süre sonra sıvı desteği verildi ve dinlenmesi için yatağa yatırıldı.
Görevli etrafa baktı.
“Aranızda ailesini tanıyan var mı?”
Görevli onlara döndü.
“Ailesine haber vermemiz gerekiyor.”
“Ben haber verebilirim.”
Emre araya girdi.
“Ben öğrenip geleyim.”
Alp ona baktı.
“Nereden?”
“Müdürün odasında öğrenci bilgileri vardır. Oradan ailesinin numarasını öğrenip haber verebilirim.”
Alp birkaç saniye düşündü.
“Tamam.”
Emre kapıya yöneldi.
“Sen başında bekle.”
“Tamam.”
Emre çıktı.
Alp ise Derin'in yanına oturdu.
Ve o anda…
Yıllar önce yaşadığı bir gün aklına geldi.
🖤🍯
Alp — Yıllar Önce
“Alp!”
Başımı çevirdim.
Derin elinde küçük bir top ile bana bakıyordu.
“Hadi oyun oynayalım!”
“Yok.”
“Hadi ama.”
“Canım istemiyor.”
Derin dudaklarını büzdü.
“Hadi oyun oynayalım.”
“Hayır dedim ya.”
O sırada yanımıza başka bir çocuk geldi.
“Derin.”
Derin ona döndü.
“Can!”
Can gülümsedi.
“Alp oynamıyorsa biz oynarız.”
Derin hemen:
“Tamam!”
Bunu duyunca içimde garip bir öfke oluştu.
Hemen başkasıyla oynamaya gidiyor.
Demek benimle oynamak o kadar da önemli değil.
Hiçbir şey söylemeden parktaki banka gidip oturdum.
Derin ve Can koşmaya başladılar.
Can onu yakalamaya çalışıyordu.
Derin kahkahalarla kaçıyordu.
Sarı saçları koşarken arkasında dalgalanıyordu.
Güneş saçlarına vurduğunda rengi daha da açılıyordu.
Kahkahası parkın içinde yankılanıyordu.
Ben ise bankta oturmuş onu izliyordum.
Can sonunda Derin'i yakaladı.
“Yakaladım!”
“Olmaz!”
Derin gülerek elinden kurtulmaya çalıştı.
“Şimdi sıra sende!”
Bu kez Derin Can'ın peşinden koşmaya başladı.
Koştu.
Koştu.
Sonra bir anda yavaşladı.
Eğildi.
“Yavaş…”
Can dönüp güldü.
“Hadi ya!”
Derin doğrulmaya çalıştı.
Ama bir anda…
Yere düştü.
Gülümsemem yüzümden silindi.
“Derin!”
Banktan fırlayıp yanına koştum.
Yanına diz çöktüm.
“Derin?”
Cevap vermedi.
“Derin, iyi misin?”
Can korkuyla yanıma geldi.
“Ne oldu?”
“Git!”
“Ama…”
“Git, annemlere haber ver!”
Can koşarak uzaklaştı.
Ben Derin'in başında kaldım.
O gün ilk kez gerçekten korkmuştum.
Çok geçmeden büyükler geldi.
Derin hastaneye götürüldü.
Ben de ne olduğunu anlamadan peşlerinden gittim.
Koridorda beklerken Hakan amcanın doktorla konuştuğunu duydum.
O zaman öğrendim.
Derin'in kalbiyle ilgili bir rahatsızlığı vardı.
Ve ben bunu hiç bilmiyordum.
Saatler sonra Derin'in yanına girdiğimde onu yatağın üzerinde gördüm.
Üzerinde hastane kıyafetleri vardı.
Elinde serum vardı.
Yüzü yorgundu ama gözlerini açmıştı.
Beni görünce:
“Alp…”
dedi.
Yanına gittim.
“Buradayım.”
“Niye kızgınsın?”
“Değilim.”
“Yalan söylüyorsun.”
Bir süre sustum.
Sonra başımı eğdim.
“Bir daha böyle koşma.”
“Niye?”
“Çünkü…”
Cümleyi tamamlayamadım.
O gün ilk kez içimde çok büyük bir korku oluşmuştu.
Demir gitti.
Ya Derin de gitseydi?
Ben ne yapardım?
O günden sonra onu daha fazla kollamaya başladım.
Belki de Demir'in sözünü bu kadar ciddiye almamın nedeni buydu.
🖤🍯
Alp — Şimdi
Gözlerimi kırptım.
Karşımda yine Derin vardı.
Yıllar önce parkta yere düşen küçük kız…
Şimdi önümde bir hastane yatağında yatıyordu.
İçim sıkıştı.
Yine.
Yine aynı korku.
Başımı ellerimin arasına aldım.
“Annen öğrenirse ne yapacağız seninle?”
Kendi kendime söylendim.
“Bana da haber vermedin.”
Bir süre sonra kapı açıldı.
Hakan amca içeri girdi.
“Ne oldu?”
Beni görünce şaşırdı.
“Alp?”
Ayağa kalktım.
“Hakan amca…”
“Derin nerede?”
“Burada.”
Hakan hemen kızının yanına gitti.
“Ne oldu buna?”
“Yarışmaya katılmış.”
Hakan'ın yüzü bir anda ciddileşti.
“Yarışmaya mı?”
“Evet.”
“Ben bir konuşayım.”
Tam o sırada kapı tekrar açıldı.
Emre geldi.
“Hakan amca?”
Hakan ona döndü.
“Sen kimsin?”
“Emre. Derin'le aynı okuldayız.”
Sonra olanları anlattı.
“Yanındaydım. Koşudan sonra bir anda yere düştü. Ben de buraya getirilmesine yardım ettim.”
Hakan'ın yüzü yumuşadı.
“Sağ ol oğlum.”
Sonra Derin'e baktı.
“Sen iyi misin?”
Derin yavaşça gözlerini açtı.
“Baba…”
Hakan hemen yanına eğildi.
“Kızım.”
Derin etrafa baktı.
“Ben neredeyim?”
“Sağlık odasındasın.”
Sonra Hakan'ın sesi biraz sertleşti.
“Ben sana demedim mi kızım? Seni uyarmadık mı?”
Derin başını çevirdi.
“Baba…”
“Niye yaptın bunu?”
Derin cevap vermedi.
Hakan sonra Emre'ye döndü.
“Sen yanında olmuşsun. Yardım etmişsin. Sağ ol oğlum.”
“Rica ederim.”
Derin de Emre'ye baktı.
“Teşekkür ederim.”
Emre gülümsedi.
“Önemli değil.”
“Ben çıkayım.”
Hakan başını salladı.
“Tamam oğlum.”
Emre odadan çıktı.
Derin ve babası yalnız kaldı.
🖤🍯
Derin
Babam yatağın kenarına oturdu.
“Şimdi bana anlat.”
Başımı eğdim.
“Arkadaşlarım…”
“Ne olmuş arkadaşlarına?”
“İlk kez biri benimle arkadaş olmak istedi.”
Babam sustu.
“Ceyda ve Esma.”
Bir an durdum.
“Ben… bunun bu kadar kötü olacağını bilmiyordum.”
“Derin.”
“Gerçekten bilmiyordum.”
Babam derin bir nefes aldı.
“Senin durumunu biliyorsun.”
“Biliyorum.”
“Koşunun sana iyi gelmeyeceğini de biliyorsun.”
“Biliyorum.”
Sonra başımı kaldırdım.
“Ama bir kere de arkadaşlarım olsun istedim.”
Babam sustu.
“Bir kere de normal bir şey yapmak istedim.”
“Senin zaten Alp'in var.”
Kaşlarımı çattım.
“Ne demek o?”
“Başka arkadaşına neden gerek duyuyorsun?”
“Baba…”
“Alp seni yıllardır koruyor.”
“Evet.”
“Yanında.”
“Biliyorum.”
“E daha ne istiyorsun?”
İçimde biriken her şey bir anda ağzımdan çıktı.
“Bir tek Alp'le mi olacak bu iş?”
Babam sustu.
“Benim başka arkadaşlarım olmasın mı?”
“Derin…”
“Alp'in bir sürü arkadaşı var.”
Sesim titredi.
“Onun Emre'si var, Efe'si var. Başka insanlarla konuşuyor, gülüyor, dışarı çıkıyor.”
Babam cevap vermedi.
“Ben neden sadece Alp'le kalmak zorundayım?”
Odaya sessizlik çöktü.
🖤🍯
Kapı açıldı.
Alp içeri girdi.
Yüzü hâlâ gergindi.
Bana baktı.
“Senin amacın neydi?”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Ne?”
“Sabah sana sordum.”
Sesi yükselmişti.
“Bir yere katılacak mısın dedim.”
“Alp…”
“Yok dedin.”
Babam araya girmek istedi.
“Alp, sakin ol.”
Ama Alp durmadı.
“Sonra burada yarışıyorsun.”
“Bir şey olmadı.”
“Bir şey olmadı mı?”
“Evet.”
“Ya sana bir şey olsaydı?”
O cümleyle sustum.
Ya sana bir şey olsaydı?
Sanki odadaki herkes bir anda sustu.
Alp gözlerini benden ayırmadan devam etti.
“Sabah sordum sana.”
Hakan amcaya döndü.
“Ben sabah sordum. Bir yere katılacak mısın diye sordum.”
Sonra tekrar bana baktı.
“Hayır dedin.”
“Alp…”
“Bu yaptığın ne?”
Hakan amca elini kaldırdı.
“Tamam Alp. Sakin ol.”
Sonra hafifçe iç çekti.
“Ben bile bu kadar kızmadım.”
Alp birkaç saniye sustu.
Ben ise hâlâ o cümleyi düşünüyordum.
Ya sana bir şey olsaydı?
Bir anda sinirlendim.
“Ne yapmamı istiyorsun?”
Alp cevap vermedi.
“Bir şey olmadı.”
“Derin…”
“Öldüm ya sanki!”
Babam hemen:
“Derin!”
“Ben burada yatıyorum.”
Gözlerim doldu.
“Ben ne haldeyim, senin yaptığın tek şey beni azarlamak.”
Alp'in yüzü değişti.
Bir şey söylemek istedi ama söylemedi.
Birkaç saniye bana baktı.
Sonra arkasını dönüp odadan çıktı.
🖤🍯
Alp
Koridorda yürürken ellerimi cebime soktum.
Öfkem geçmemişti.
Ama artık neye kızdığımı da bilmiyordum.
Derin'e mi?
Kendime mi?
Korkuma mı?
Belki hepsine.
Ya sana bir şey olsaydı?
Yıllar önceki hastane koridoru gözümün önüne geldi.
Demir'in yokluğu.
Küçük Derin'in hastane yatağında yatışı.
O gün hissettiğim korku.
Hepsi yeniden karşıma çıkmıştı.
Ama bu kez daha kötüydü.
Çünkü artık Derin büyümüştü.
Ve ben onu her an koruyamayacağımı ilk kez gerçekten anlamıştım.
🖤🍯
Hakan, Derin'in yanına geri döndü.
“Kızım.”
Derin yüzünü çevirdi.
“Eve gidelim.”
“Tamam.”
Hakan çantasını aldı.
Derin yavaşça yataktan kalktı.
Bir süre sonra hastaneden ayrılıp eve gittiler.
🖤🍯
Derin
Eve geldiğimde hiçbir şey söylemeden odama girdim.
Yatağıma uzandım.
Tavanı izledim.
Aklımda hâlâ Alp'in sesi vardı.
Ya sana bir şey olsaydı?
Gözlerimi kapattım.
Sonra içimden:
“Ne olacaktı sanki?”
diye geçirdim.
Ama nedense bu kez kendi söylediğime ben bile inanmadım.
Bir süre sonra uyuyakaldım.
🖤🍯
Alp
Ben de eve geldiğimde doğrudan odama geçtim.
Çantamı bir kenara bıraktım.
Yatağın üzerine oturdum.
Telefonumu elime aldım.
Derin'in numarasına baktım.
Mesaj yazmadım.
Aramak da istemedim.
Sadece ekranı kapattım.
Başımı yatağa yasladım.
Bu kez gözlerimi kapattığımda çocukluğumdaki park geldi aklıma.
Sonra hastane.
Sonra bugünkü yarış.
Ve Derin'in yerde yatışı.
İçimden tek bir cümle geçti.
Bir daha seni böyle görmek istemiyorum.
Ama bunu ona söylemeyecektim.
Henüz.
🖤🍯
Ertesi sabah kapımı açtığımda Derin çoktan hazırlanmıştı.
Merdivenlerden aşağı indiğimde onu kapının önünde gördüm. Çantasını omzuna takmış, ayakkabılarını giyiyordu.
“Derin.”
Sesimi duyunca durdu.
Yavaşça bana döndü.
Göz göze geldik.
Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.
Sonra Derin bakışlarını kaçırdı.
“Alp…”
“Efendim?”
Derin derin bir nefes aldı.
“Mümkünse bir süre konuşmayalım.”
Kaşlarım havaya kalktı.
“Ne?”
“Bir süre.”
“Niye?”
“Çünkü…”
Bir an sustu.
“Çünkü sana gerçekten kızgınım.”
İstemeden gülümsedim.
“Tamam, küstün yani?”
Derin bu kez doğrudan yüzüme baktı.
“Evet.”
Sonra çantasını düzeltti.
“Bu sefer cidden küstüm.”
Bir an sustum.
Sonra başımı iki yana sallayıp hafifçe güldüm.
“Hadi yavrum…”
Derin kaşlarını çattı.
“Ne?”
“Sen yapamazsın.”
“Ne yapamam?”
“Bana küsemezsin.”
“Göreceğiz.”
Kapıyı açtı.
Ve arkasına bile bakmadan çıktı.
Ben kapının önünde öylece kaldım.
Bu kez arkasından gitmedim.
Çünkü ilk defa…
Derin gerçekten küsüyordu.
Bölüm etkileşimi
