KARABAL kitap kapağı

2. bölüm / 53

BÖLÜM 2:PİKNİK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 53Şu an: BÖLÜM 2:PİKNİK
  1. 1 BÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK1.395 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2:PİKNİK1.627 kelime · Okuduğun bölüm
  3. 3 BÖLÜM 3:BİR İSİM,BİR VEDA1.176 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4:BİR EVDE EKSİLEN SES1.075 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: SAKLAMBAÇ1.568 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR1.198 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7:YENİ İNSANLAR1.457 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?2.114 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9:BU SEFER CİDDEN KÜSTÜM1.682 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10:BİR GECE,BİR SÜPRİZ1.369 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11:HER ŞEY ORTAYA ÇIKTI1.625 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12:LUNAPARK1.499 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13:YENİDEN1.485 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14:İTİRAF1.802 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK1.210 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16:UZAKLAŞMAK1.799 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ1.187 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: YANLIŞ ANLAMA1.257 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19:ESKİ PARK1.712 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: ÇOCUKLUKTAN KALAN1.305 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21:BİR TELEFON KADAR YAKIN1.361 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: İSTANBUL1.360 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: YILLARDIR SAKLADIĞIM1.131 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: EMANET DEĞİLDİ1.105 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: KENDİ YOLU1.115 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: KALDIĞIMIZ YERDEN1.137 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: EVLİLİK TEKLİFİ1.124 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28:BENİMLE EVLENİR MİSİN?1.102 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29:BU SEFER BEN1.316 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30:BİR GÜN BİZ DE1.168 kelime
  31. 31 BÖLÜM 31:SON ÖĞRENEN1.060 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32: BİZİM DÜĞÜNÜMÜZ1.399 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33: SALINCAK1.007 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34: BİRLİKTE1.668 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35: BÜYÜK HABER1.229 kelime
  36. 36 BÖLÜM 36:BEN NE ZAMAN DEDE OLACAĞIM932 kelime
  37. 37 BÖLÜM 37:DAHA FAZLA BEKLEMEYECEĞİM1.098 kelime
  38. 38 BÖLÜM 38:BİR ÖMÜR1.023 kelime
  39. 39 BÖLÜM 39:VERDİM GİTTİ1.004 kelime
  40. 40 BÖLÜM 40:EVİMİZİN İLK EŞYALARI967 kelime
  41. 41 BÖLÜM 41:BİR GÜNÜN HAYALİ874 kelime
  42. 42 BÖLÜM 42: DÜĞÜNE DOĞRU1.354 kelime
  43. 43 BÖLÜM 43:EVETT!1.515 kelime
  44. 44 BÖLÜM 44:BİR HAFTA1.207 kelime
  45. 45 BÖLÜM 45:EVE DÖNÜŞ915 kelime
  46. 46 BÖLÜM 46:BİZİM MİNİK909 kelime
  47. 47 BÖLÜM 47:BİR SÜRPRİZ DAHA832 kelime
  48. 48 BÖLÜM 48:İKİ MUTLULUK993 kelime
  49. 49 BÖLÜM 49:BİR GECE VAKTİ1.526 kelime
  50. 50 BÖLÜM 50:MAVİ1.408 kelime
  51. 51 BÖLÜM 51:BİR İSİM,BİR SIR1.872 kelime
  52. 52 BÖLÜM 52:ANNEN YANIMIZA GELİCEK1.278 kelime
  53. 53 BÖLÜM 53:KARABAL - FİNAL2.020 kelime

Aradan birkaç hafta geçmişti.

Kara ve Yalın ailelerinin aynı apartmana taşınmasının üzerinden çok zaman geçmemişti ama sanki yıllardır aynı binada yaşıyor gibiydiler.

Karşılıklı açılan iki kapıdan artık sürekli birileri girip çıkıyordu.

Bazen Aylin, Cemre'ye bir tabak yemek götürüyor, bazen Cemre elinde yaptığı tatlıyla Kara ailesinin kapısını çalıyordu. Hakan ile Murat ise fırsat buldukları her anda eski askerlik günlerinden konuşuyor, aynı hikâyeyi defalarca anlatmalarına rağmen yine de gülüyorlardı.

Çocuklar içinse durum daha basitti.

Demir ile Alp artık ayrılmaz ikili olmuştu.

Sabahları birbirlerini pencereden görür, öğleden sonra parka koşar, akşam olunca da birbirlerinden ayrılmak istemezlerdi.

O gün de iki aile birlikte piknik yapmaya karar vermişti.

Sabahın erken saatlerinde apartmanın önünde bir hareketlilik vardı.

Hakan, piknik sepetlerini bagaja yerleştirirken Murat elinde büyük bir çanta ile yanına geldi.

“Sen onları oraya nasıl sığdırdın?”

Murat bagaja bakıp gururla gülümsedi.

“Tecrübe.”

“Tecrübe mi?”

“Sen askerde yanına üç günlük eşya alırdın, ben bir haftalık.”

Hakan güldü.

“Senin yüzünden çantalarla evleniyorduk neredeyse.”

“Bak hâlâ işe yarıyor.”

Hakan başını iki yana salladı.

“Hiç değişmemişsin.”

“Sen de.”

O sırada Demir koşarak apartmandan çıktı.

“Baba!”

Hakan arkasını döndü.

“Ne oldu oğlum?”

“Topumu aldın mı?”

“Bagajda.”

“Arabam?”

“Yanında.”

“Su?”

“Çantada.”

Demir birkaç saniye düşündü.

“Alp?”

Murat kahkaha attı.

“Onu da mı bagaja koyacağız?”

Demir ciddi ciddi düşündü.

“Olur.”

Hakan gülmeye başladı.

“Git, arkadaşını çağır.”

Demir hemen apartmana yöneldi.

“Alp!”

Bir saniye sonra Kara ailesinin kapısı açıldı.

Alp elinde küçük bir sırt çantasıyla dışarı çıktı.

“Buradayım.”

Demir onun kolundan tuttu.

“Hadi.”

Alp annesine baktı.

Aylin kapının önünde durmuş gülümsüyordu.

“Git oğlum. Babanla geleceğiz.”

Alp başını salladı.

“Tamam.”

Demir çoktan merdivenlerden inmeye başlamıştı.

“Çabuk gel!”

“Geliyorum.”

🖤🍯

Piknik alanı şehrin biraz dışında, ağaçların arasında geniş ve yeşil bir yerdi.

Güneş gökyüzünde parlıyor, ağaçların yapraklarının arasından süzülen ışıklar yere küçük gölgeler bırakıyordu.

Kuş sesleri uzaktan duyuluyor, hafif rüzgâr ağaçların dallarını sallıyordu.

Çocuklar arabadan iner inmez koşmaya başladı.

“Demir, fazla uzaklaşmayın!”

Cemre'nin sesi arkalarından geldi.

“Tamam anne!”

“Gözüm üstünüzde!”

Demir elini havaya kaldırdı.

“Tamam!”

Alp ile Demir topu alıp ağaçların arasındaki açıklığa doğru koştular.

Hakan onları izleyip başını salladı.

“Bunlar birbirlerini buldu.”

Murat gülerek cevap verdi.

“Bize de rahat yüzü göstermeyecekler.”

Cemre piknik örtüsünü sererken Aylin yardımına geldi.

“Sen otur, ben yaparım.”

“Yok, yardım edeyim.”

“Senin yardımın bana yeter zaten. Biraz dinlen.”

Cemre gülümseyerek elini karnına götürdü.

“İyiyim ben.”

Aylin ona baktı.

“Bebeğin de bugün pikniğe geldi.”

Cemre hafifçe güldü.

“Evet. Şimdiden bizimle her yere geliyor.”

Murat, kadınların konuşmasını duyup yanlarına geldi.

“Bizim kız da alışsın.”

Cemre kaşlarını kaldırdı.

“Bizim kız mı?”

“Tabii.”

Murat eliyle Cemre'nin karnını işaret etti.

“Daha doğmadan aileden oldu.”

Hakan hemen araya girdi.

“Daha doğmamış çocuğu bile sahiplenmeye başladın.”

Murat gülerek omuz silkti.

“Ne yapayım? Benim kızım sayılır.”

Hakan kahkaha attı.

“Senin şu Kara oğlan da kız olsaydı var ya…”

Murat ona baktı.

“Ne olsaydı?”

Hakan yüzünde muzip bir ifadeyle devam etti.

“Şu Kara oğlan kız olsaydı, ne güzel dünür olurduk.”

Murat bir an durdu.

Sonra kahkahayı bastı.

“Sen hâlâ onu mu düşünüyorsun?”

“Düşünürüm tabii.”

“Bak daha çocuklar oynuyor.”

“Ne var?”

Hakan eliyle parkın diğer tarafını gösterdi.

“Senin Alp de kız olsaydı, benim Demir'le evlendirirdik.”

Murat hemen karşılık verdi.

“Önemli değil.”

Hakan şaşkınlıkla baktı.

“Ne önemli değil?”

“Senin kızla Alp olursa da dünür oluruz.”

Hakan'ın yüzündeki gülümseme bir anda değişti.

“Lan bir yürü git.”

Murat kahkaha atmaya başladı.

“Ne oldu?”

“Uzak dur kızımdan.”

“Daha doğmadı bile.”

“Hiç fark etmez.”

Murat gülerken Hakan ciddi bir ifadeyle devam etti.

“Benim kızıma daha doğmadan göz diktin.”

Cemre konuşmayı duyup başını kaldırdı.

“Hakan!”

Hakan eşine döndü.

“Efendim?”

Cemre şaşkınlıkla kocasına baktı.

“Daha doğmamış çocuğumu kıskanıyorsun, inanamıyorum sana.”

Murat gülmekten kendini zor tutuyordu.

Hakan ellerini iki yana açtı.

“Ne yapayım? Benim kızım.”

Cemre başını salladı.

“Daha doğmadan sahiplenmeye başladın.”

Hakan karnına baktı.

“Sus. Benim kızımla arama kimse giremez.”

Cemre gülümseyerek başını salladı.

“O senin bir tanen tabii.”

“Evet.”

Hakan bir an düşündü.

“Benim prensesim.”

Murat hemen araya girdi.

“Daha dünür olamadık diye böyle yapıyorsun.”

“Sen hiç konuşma.”

Aylin kahkaha atarak sofrayı hazırlamaya devam etti.

“İkiniz de daha çocuklarınız büyümeden evlendirdiniz.”

Hakan hemen cevap verdi.

“Ben evlendirmiyorum.”

Murat kaşlarını kaldırdı.

“Az önce benim oğlanı kızına damat yapıyordun.”

“Fikir değiştirdim.”

“Çok geç.”

Cemre gülerek başını iki yana salladı.

“Allah size akıl versin.”

🖤🍯

Bir süre sonra Demir ile Alp koşa koşa geri geldi.

Demir'in elinde top vardı.

“Anne!”

Cemre ona döndü.

“Efendim?”

“Acıktım.”

Aylin gülerek sofrayı gösterdi.

“Daha yemek hazır değil.”

Demir hemen babasına baktı.

“Baba.”

“Efendim?”

“Yemek ne zaman?”

Hakan oğlunun başını okşadı.

“Birazdan.”

Demir iç çekti.

“Çok acıktım.”

Alp yanında sessizce duruyordu.

Murat ona baktı.

“Sen aç mısın?”

Alp başını salladı.

“Biraz.”

“Demek ikiniz de açsınız.”

Demir hemen atıldı.

“Ben daha çok açım.”

Alp ona baktı.

“Ben daha çok açım.”

“Hayır, benim karnım gurulduyor.”

“Benimki de.”

İki çocuk birbirine bakıp gülmeye başladı.

Hakan başını salladı.

“Bunlar birbirlerinden yarışmayı da öğrenmiş.”

Cemre gülümsedi.

“Bırak yarışsınlar.”

Bir süre sonra yemekler hazırlandı.

Herkes örtünün üzerine oturdu.

Demir ile Alp yan yana oturmuştu.

Çocuklar bir yandan yemek yerken bir yandan da topu kimin daha uzağa atacağını konuşuyorlardı.

Hakan ile Murat ise karşı tarafta sohbet ediyordu.

“İşler nasıl gidiyor?” diye sordu Hakan.

Murat omuzlarını kaldırdı.

“Yoğun. Son zamanlarda özellikle gece görevleri arttı.”

“Bizde de aynı.”

“İzmir'e alışabildin mi bari?”

Hakan etrafına baktı.

“Alışıyorum. Ama burası güzel.”

Murat gülümsedi.

“En azından artık aynı şehirdeyiz.”

“Onu seviyorum.”

Hakan bir an durdu.

“Seninle tekrar aynı yerde olmak güzel.”

Murat başını salladı.

“Ben de aynı şeyi düşünüyordum.”

Aylin konuşmaya katıldı.

“İkiniz de yıllardır aynı şeyi söylüyorsunuz ama hâlâ askerlik anılarınızı bitiremediniz.”

Hakan güldü.

“Bazı şeyler anlat anlat bitmez.”

Cemre de gülümseyerek eşine baktı.

“Yeter ki güzel şeyler olsun.”

Hakan'ın bakışları kısa süreliğine Cemre'nin karnına kaydı.

“Olacak.”

Sonra tekrar çocuklara baktı.

“Daha güzel günlerimiz olacak.”

🖤🍯

Yemekten sonra Demir ile Alp yeniden ayağa kalktı.

“Top oynayalım.”

“Olur.”

İki çocuk topu alıp biraz ilerideki boş alana gitti.

Demir topu Alp'e attı.

“Tut!”

Alp topu yakaladı.

“Yakaladım.”

“Şimdi bana at.”

Alp topu ona doğru attı.

Demir topu kaçırdı.

“Of!”

Alp güldü.

“Yakalayamadın.”

“Bir daha at.”

“Tamam.”

Bu kez Demir topu yakaladı.

“Gördün mü?”

“Gördüm.”

“Ben senden daha iyiyim.”

“Değilsin.”

“Öyleyim.”

“Değilsin.”

İki çocuk yeniden tartışmaya başladı.

Fakat birkaç saniye sonra tartışmayı unutup başka bir oyuna geçtiler.

Ağaçların arasına saklanıyor, birbirlerini bulmaya çalışıyorlardı.

Bir süre sonra Demir nefes nefese Alp'in yanına geldi.

“Alp.”

“Ne?”

“Sana bir şey söyleyeceğim.”

“Ne?”

Demir etrafına bakıp sesini biraz alçalttı.

“Benim kardeşim doğacak.”

Alp başını salladı.

“Biliyorum.”

“Ben abi olacağım.”

“Ben de biliyorum.”

Demir gururla göğsünü kabarttı.

“Ben onu koruyacağım.”

Alp birkaç saniye düşündü.

“Kimden?”

Demir'in yüzü ciddileşti.

“Bilmiyorum.”

Sonra gülümsedi.

“Her şeyden.”

Alp başını salladı.

“Ben de yardım ederim.”

Demir ona baktı.

“Sen de mi?”

“Evet.”

Demir elini uzattı.

“Tamam.”

Alp onun elini tuttu.

“Tamam.”

İki çocuk küçük parmaklarını birbirine kenetledi.

“Biz arkadaşız.”

“En yakın arkadaş.”

“En yakın.”

🖤🍯

Öğleden sonra güneş biraz daha yükselmişti.

Aileler çaylarını içerken çocuklar hâlâ oynuyordu.

Cemre bir ara oğluna seslendi.

“Demir!”

Demir uzaktan bağırdı.

“Efendim anne?”

“Buraya gel.”

Demir koşarak yanlarına geldi.

“Ne oldu?”

Cemre saçlarını düzeltti.

“Biraz dinlen.”

“Dinlenmek istemiyorum.”

“Çok koştun.”

“Alp de koştu.”

Aylin gülümseyerek Alp'e baktı.

“Alp, sen de biraz otur.”

Alp başını salladı.

“Tamam.”

İki çocuk örtünün kenarına oturdu.

Demir annesinin karnına baktı.

“Anne?”

“Efendim?”

“Kardeşim beni duyuyor mu?”

Cemre gülümsedi.

“Belki.”

Demir karnına biraz yaklaşarak fısıldadı.

“Ben Demir.”

Herkes gülmeye başladı.

Demir ciddi ciddi devam etti.

“Ben senin abinim.”

Cemre'nin gözleri dolu dolu oldu ama gülümsemeye devam etti.

“Biliyorum oğlum.”

Demir tekrar karnına baktı.

“Ben seni koruyacağım.”

Hakan oğluna baktı.

“Aferin benim oğluma.”

Murat da gülerek başını salladı.

“Bak hele bizim Demir'e.”

Demir gururla oturdu.

“Ben iyi abi olacağım.”

Hakan elini oğlunun omzuna koydu.

“Olacaksın.”

Sonra bir an durdu.

“Ama…”

Demir babasına baktı.

“Ama ne?”

Hakan göz ucuyla Murat'a baktı.

“Şu Kara oğlandan kardeşini koruyacaksın.”

Demir'in kaşları çatıldı.

“Niye ki baba?”

Murat hemen kahkahayı bastı.

“Başladık yine.”

Hakan ciddiyetini bozmadan devam etti.

“Çünkü bizim elimizden alıp evlenmesin.”

Demir şaşkın şaşkın babasına baktı.

“Evlenmek ne?”

Aylin kahkahasını tutamadı.

Cemre de başını iki yana salladı.

“Hakan, çocuğun kafasını karıştırma.”

Ama Hakan devam etti.

“Büyüyünce anlarsın.”

Demir düşünmeye başladı.

“Alp kardeşimi alacak mı?”

Murat araya girdi.

“Belki.”

Hakan hemen döndü.

“Sen sus!”

Demir ciddi bir ifadeyle Alp'e baktı.

“Sen benim kardeşime bir şey yapacak mısın?”

Alp ne diyeceğini bilemedi.

“Hayır.”

Demir başını salladı.

“İyi.”

Sonra babasına döndü.

“Tamam baba.”

Hakan gülümsedi.

“Ne tamam?”

“Ben kardeşimi herkesten koruyacağım.”

Hakan oğlunun saçlarını karıştırdı.

“Aferin benim oğluma.”

Murat gülerek başını salladı.

“Daha çocuk doğmadan koruma ekibi kuruldu.”

Cemre kahkaha attı.

“Benim oğlum da kardeşine sahip çıkıyor işte.”

Demir gururla gülümsedi.

O sırada Alp de Demir'e baktı.

“Ben de korurum.”

Demir ona döndü.

“Sen de mi?”

Alp başını salladı.

“Ben de.”

Demir birkaç saniye düşündü.

“Tamam.”

Sonra elini uzattı.

“Sen de koru.”

Alp onun elini tuttu.

“Tamam.”

İki küçük çocuk yine sözleşmişti.

Ne üzerine sözleştiklerini, bu sözün yıllar sonra ne kadar ağır bir anlam taşıyacağını ikisi de bilmiyordu.

🖤🍯

Akşamüstüne doğru piknik sona ermeye başlamıştı.

Örtüler toplandı, boş tabaklar çantalara yerleştirildi.

Çocuklar ise hâlâ son dakikaya kadar oynamaya çalışıyordu.

“Demir, hadi oğlum!”

“Geliyorum baba!”

Demir koşarak Alp'in yanına gitti.

“Yarın oynar mıyız?”

“Evet.”

“Parkta?”

“Olur.”

“Sabah?”

“Sabah.”

Demir elini uzattı.

“Tamam.”

Alp elini onun eline vurdu.

“Tamam.”

Hakan uzaktan oğlunu çağırdı.

“Demir!”

“Geliyorum!”

Demir arabaya binmeden önce bir kez daha Alp'e baktı.

“Yarın görüşürüz.”

“Görüşürüz.”

İki aile arabalarına doğru ilerlerken Murat ile Hakan yan yana yürüyordu.

Hakan gülerek başını salladı.

“Bugün de kızımı evlendirdin.”

Murat kahkaha attı.

“Daha dünür olmaya çalışıyordun.”

“Ben vazgeçtim.”

“Geç kaldın.”

İki adamın kahkahaları piknik alanında yankılandı.

Biraz ileride ise Cemre elini karnının üzerine koymuş, oğlunu izliyordu.

Demir arabanın camından Alp'e el sallıyordu.

Alp de ona el salladı.

İki küçük el, iki ayrı arabadan birbirine uzanıyordu.

Ve iki aile, bunun sadece sıradan bir piknik olduğunu düşünüyordu.

Oysa bazı günler, insan hayatının en önemli anlarına sessizce dönüşür.

Henüz kimse bilmiyordu.

Henüz hiçbirinin haberi yoktu.

Ama o gün, doğmamış bir kızın adı bile henüz konmamışken, onun hayatına girecek insanların yolları yavaş yavaş örülüyordu.

🖤🍯

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

122okunma 9beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…