KARABAL kitap kapağı

15. bölüm / 18

KARABAL

BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK

Vaveyla Yazarı: Leydi Leydi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK

“Ben sanırım sana aşığım.”

Alp, duyduğu cümlenin ardından birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.

Sanki odadaki bütün sesler bir anda kesilmişti.

Derin karşısında duruyor, gözlerini ondan ayırmadan cevap bekliyordu.

Alp ise sadece ona bakıyordu.

Ne?

Beyninden geçen ilk kelime buydu.

Sonra istemsizce kaşlarını çattı.

Şaka mı yapıyor?

Derin'in yüzüne baktı. Şaka yapıyor gibi değildi. Hatta yüzündeki ciddiyet, Alp'in içini daha da huzursuz etmişti.

Ama başka bir açıklaması olmalıydı.

Derin böyle bir şey söyleyemezdi.

Ya da söylememeliydi.

Alp birkaç saniye daha sustu.

Sonra aklına Hakan amcası geldi.

Cemre teyzesi geldi.

Ve en sonunda Demir geldi.

Onu yıllardır emanet etmişlerdi.

Ama bu emanetin anlamını Alp hiçbir zaman yanlış anlamamıştı.

Derin ona ait değildi.

Hiçbir zaman olmayacaktı.

Hakan amcası da, Cemre teyzesi de bunu defalarca söylemişti zaten. Alp'in görevi Derin'e sahip olmak değil, gerektiğinde yanında olmaktı.

Onu korumak.

Onun canı yandığında yanında durmak.

Düştüğünde kaldırmak.

Ama hepsi buydu.

Değil mi?

Alp gözlerini birkaç saniyeliğine yere indirdi.

Sonra tekrar Derin'e baktı.

“Ne anlatıyorsun sen?”

Derin'in gözleri doldu.

“Anlamıyor musun?”

Alp cevap vermedi.

Derin derin bir nefes aldı.

“Seviyorum işte.”

Alp'in yüzündeki ifade değişmedi.

“Ne duymak istiyorsun benden?”

Derin'in kaşları çatıldı.

“Senin için çalıştım.”

Alp ilk kez biraz şaşırdı.

Derin devam etti.

“Bu kadar ders çalışmamın bir sebebi vardı. Zeki kızları seviyorsun diye düşündüm. İlkokulda bile ‘Ben uslu kızları severim.’ demiştin ya... O günden beri derslerde konuşmamaya çalışıyorum.”

Alp'in gözleri hafifçe büyüdü.

“Yanına başka bir kız geldiğinde sinirim bozuluyor. Sen başka biriyle konuştuğunda kıskanıyorum. Sürekli kavga etsek bile sen üzülünce ben de üzülüyorum. Sana bir şey olduğunda içim rahat etmiyor.”

Sesi titremeye başlamıştı.

“Anlıyor musun?”

Alp başını iki yana salladı.

“Hayır.”

Derin'in yüzündeki umut biraz daha söndü.

“Anlamıyorum.”

“Yanılıyorsun.”

Derin birkaç saniye ona baktı.

Alp devam etti.

“Bu aşk değil, Derin. Alışkanlık.”

Derin'in gözlerinden yaş süzüldü.

“Duygularımı benden daha iyi mi bileceksin?”

Alp sustu.

“Bana sadece cevap ver.”

“Ne cevabını duymak istiyorsun sen?”

“Senin duygunu.”

Alp'in sesi bu kez daha sert çıktı.

“Benim duygum falan yok.”

Derin olduğu yerde kaldı.

Sanki o cümle yüzüne çarpmıştı.

Gözleri doldu.

“Yalan söylüyorsun, değil mi?”

Alp cevap vermedi.

Derin'in sesi iyice küçüldü.

“Abim yüzünden... Senin de beni sevdiğini biliyorum.”

“Alakası yok.”

“Var.”

Derin bir adım yaklaştı.

“Ben küçükken ağlardım, sen bana masal okurdun. Hastalanırdım, başımdan ayrılmazdın. Düşerim diye endişelenirdin. Bir kere bile değişmedi bunlar.”

Alp'in çenesi gerildi.

“Abim sana söz verdirdi diye böyle düşünüyorsun.”

“Ben biliyorum.”

Derin ağlayarak konuşuyordu artık.

“Demir sana bir şey demez. Biliyorum.”

Alp'in bakışları sertleşti.

“Abinin ne deyip demeyeceğini konuşmak sence konu?”

Derin birkaç saniye sustu.

“Ne o zaman?”

Alp derin bir nefes aldı.

“Sandığın şey aşk değil. Alışkanlık.”

Derin'in yüzü düştü.

“Birincisi bu. İkincisi... Sana iyi davranan herkes sana aşık olmuyor.”

Alp'in sesi soğuktu.

“Ben sana söz verdim. Abine söz verdim. O yüzden yanındayım.”

Derin gözyaşlarının arasından ona baktı.

“Yoksa sürekli ağlayan, sürekli başıma bela açan birine niye katlanayım ki?”

Derin'in dudakları titredi.

“Cidden böyle mi düşünüyorsun?”

Alp gözlerini kaçırdı.

“Bunu hâlâ sorarak kendini kandırma, Derin.”

Uzun bir sessizlik oldu.

Derin başını öne eğdi.

Sonra eliyle gözyaşlarını sildi.

“Değil.”

Alp ona baktı.

“Anladım.”

Derin zorla nefes aldı.

“Kusura bakma. Bunca yaşıma kadar sana zahmet ettirmişim.”

Alp'in yüzündeki sertlik bir anlığına kırıldı.

Ama Derin devam etti.

“Bundan sonrasına da gerek yok.”

“Derin...”

“Abime ben anlatırım.”

Başını kaldırdı.

“O sözünü tuttu. Ben daha fazlasını istedim.”

Bir an sustu.

“İyi günler. Hoşça kal.”

Arkasını döndü.

Alp yerinden kıpırdamadı.

“Derin, nereye?”

Derin cevap vermedi.

Kapıyı açıp çıktı.

Koridorda Emre'yle karşılaştı.

“Derin?”

Emre'nin sesi şaşkındı.

“Ne oldu?”

Derin başını bile çevirmedi.

Emre arkasından birkaç adım attı.

“Derin, konuşabilir miyiz?.”

Ama Derin hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti.

Binadan çıktı.

Dışarı çıktığında soğuk hava yüzüne çarptı.

Yürüdü.

Nereye gittiğini bilmiyordu.

Sadece uzaklaşmak istiyordu.

Bir süre sonra Alp'in söyledikleri yeniden zihninde yankılanmaya başladı.

“Bu aşk değil, alışkanlık.”

“Sana iyi davranan herkes sana aşık olmuyor.”

“Sürekli ağlayan, başıma bela açan birine niye katlanayım ki?”

Derin durdu.

Başını öne eğdi.

Bir an boyunca kendini tutmaya çalıştı.

Ama başaramadı.

Yolun kenarına çömeldi ve yüzünü ellerinin arasına kapatıp ağlamaya başladı.

Saatlerce dışarıda kaldı.

Bazen yürüdü.

Bazen bir bankta oturdu.

Bazen hiçbir yere bakmadan dakikalarca aynı yerde durdu.

Akşam olduğunda eve döndü.

Kapıyı açtığında ailesi yemek masasındaydı.

Cemre hemen ona baktı.

“Derin, neredeydin kızım?”

“Biraz dolaştım.”

Derin sandalyesine oturdu.

Yemekten birkaç lokma aldıktan sonra çatalını bıraktı.

“Size bir şey söyleyeceğim.”

Hakan ona baktı.

“Ne oldu kızım?”

“Ben ne yapsam arkamdasınız, değil mi?”

Hakan hiç düşünmeden cevap verdi.

“Tabii kızım.”

Derin derin nefes aldı.

“Ben tercihlerimi şehir dışından yapacağım.”

Cemre şaşkınlıkla ona baktı.

“Neden kızım?”

“Bir nedeni yok.”

Derin gözlerini masaya indirdi.

“Başka bir şehir görmek istiyorum. Ceyda'yla ev tutarız. Ben sadece sizin de izninizi almak istedim.”

Masada kısa bir sessizlik oldu.

Cemre ile Hakan birbirlerine baktılar.

Hakan'ın yüzündeki şaşkınlık yerini düşünceli bir ifadeye bıraktı.

“Emin misin kızım?”

Derin başını salladı.

“Evet baba.”

Hakan birkaç saniye daha düşündü.

“Peki kızım. O zaman.”

Derin hafifçe başını eğdi.

“Teşekkür ederim.”

Yemeğini bitirmeye çalıştı.

“Ben yatacağım. Çok yoruldum.”

Ayağa kalkıp odasına geçti.

Kapı kapanırken Alp'in sesi yeniden aklına geldi.

Ama bu kez ağlamadı.

Sadece gözlerini kapattı.

---

Alp

Derin çıktıktan sonra odada uzun süre öylece kaldım.

Emre içeri girdiğinde başımı kaldırmadım.

“Derin'e seslendim. Cevap vermedi.”

Bir süre bana baktı.

“Yüzün çok donuk. Aranızda bir şey mi geçti?”

“Hayır.”

Emre birkaç saniye sustu.

“Emin misin?”

“Evet.”

Sonra ayağa kalktım.

“Ben bugün eve gideceğim.”

Emre şaşırdı.

“Neden?”

“İşim var.”

Başka bir şey söylemeden çıktım.

Eve geldiğimde karşı dairenin önünden geçerken gözüm istemsizce kapının önündeki ayakkabılığa takıldı.

Derin'in ayakkabıları.

Demek eve gelmemişti.

Ben de içeri girdim.

Bir süre sonra asansörün kapısının sesi geldi.

Dürbünden baktım.

Derin karşı daireye giriyordu.

Başımı kapıdan çektim.

Sanki hiçbir şey olmamış gibi içeri geçtim.

Akşam yemeğinde annem konuştu.

“Cemre akşam bizi çağırdı. Oraya gidiyoruz. Geliyor musun Alp?”

“Yok anne. İşlerim var.”

Babam tabağından başını kaldırdı.

“Bizim bal kız da bugün iyi bir puan almış.”

Elimdeki çatal havada kaldı.

“Derin mi?”

Babam gülümsedi.

“Evet. Bugün beni görünce sarıldı. Uzun zaman sonra onu bu kadar mutlu gördüm.”

Bir an sustu.

“Tabii çalıştı, kazandı. Ben ona bir hediye alayım diyorum. Neyi daha çok sever?”

“Ne bileyim baba.”

Babam güldü.

“Yeme oğlum beni. İkimiz de biliyoruz bildiğini.”

Bir an düşündü.

“Kolye al. Sever o.”

“Tamam oğlum, sağ ol.”

Babamın söyledikleri içimde garip bir yere dokundu.

“Selam söyle Hakan amcayla Cemre teyzeye.”

“Tamam.”

Ben odama geçtim.

Onlar akşam Derinlerin evine gittiler.

---

Gece yarısına doğru kapı açıldı.

Annem içeri girdi.

“Oğlum, sen biliyor muydun?”

Başımı kaldırdım.

“Neyi anne?”

“Derin'in şehir dışına gideceğini.”

Bir an donup kaldım.

“Ne şehir dışı?”

Annem şaşkınlıkla bana baktı.

“Sen bilmiyor muydun?”

Ardından babamın sesi geldi.

“Aylin, dedim bizim oğlan bilmiyordur diye.”

Babam kapının yanında duruyordu.

“Yoksa Derin'in gitmesine izin verir miyim? Bizim oğlan hemen özler.”

Kimseye cevap vermedim.

Sadece yatağın kenarında oturup boşluğa baktım.

Şehir dışı.

Başka şehir.

Tek başına.

Derin burada okuyacaktı.

Hani burada kalacaktı?

Ne oldu?

Sonra aklıma bugün söyledikleri geldi.

“Kusura bakma. Bunca yaşıma kadar sana zahmet ettirmişim.”

“Bundan sonrasına da gerek yok.”

“Abime ben anlatırım.”

Bir anda içim sıkıştı.

Ne oldu?

Bugün ne söyledim ben?

Annemle babam odadan çıkınca telefonumu elime aldım.

Derin'in sohbetini açtım.

Bir mesaj yazdım.

Derin.

Göndermek için bastım.

Gitmedi.

Engellemişti.

Bir süre ekrana baktım.

Sonra telefonu yatağın yanına bıraktım.

Yatağa uzandım.

Gözlerimi kapattım.

Ama uyuyamadım.

Çünkü aklımda tek bir şey vardı.

Derin'in bugün bana söylediği cümle.

“Ben sanırım sana aşığım.”

Ve ilk defa, o cümlenin şaka olmasını dilemediğimi fark ettim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.