KARABAL kitap kapağı

17. bölüm / 18

KARABAL

BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ

Vaveyla Yazarı: Leydi Leydi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ

Sabah uyandığımda odanın içine vuran güneş yüzüme geliyordu.

Bir süre tavana baktım.

Sonra dışarıdan gelen sesleri duydum.

Evde normalden fazla insan vardı.

Yataktan kalkıp üzerime bir şeyler geçirdim ve salona çıktım.

Cemre teyze ile Hakan amca bizdeydi.

Annem mutfakta bir şeyler hazırlıyordu.

“Günaydın.”

Hakan amca bana baktı.

“Günaydın oğlum.”

Gözlerim istemsizce etrafta gezindi.

Sonra aklıma geldi.

“Derin nerede?”

Cemre teyze ile Hakan amca birbirlerine baktılar.

Hakan amca kaşlarını kaldırdı.

“Senin haberin yok mu oğlum?”

“Neyden?”

Tam o sırada annem elindeki telefonu masaya bıraktı.

“Babanla bana da yazmıştı. Sana da yazmıştır belki. Telefonuna bak.”

Telefonumu çıkardım.

Ekrana baktığımda gerçekten de babamdan ve annemden gelen mesajların arasında bir mesaj vardı.

Derin.

Açtım.

Kısa bir mesajdı.

“Ben İstanbul'a gidiyorum. Üniversite için. Kendinize iyi bakın.”

Bir süre ekrana baktım.

Hiçbir şey söylemeden gitmişti.

Gerçekten gitmişti.

Tek kelime etmeden.

İçimden bir nefes çıktı.

“Diyeceğini dedi zaten kız.”

Sesim sakin çıkmıştı.

Ama içimde öyle değildi.

Hakan amca:

“Üniversitesini kazandı. Ceyda'yla aynı yerde okuyacaklar.”

Başımı salladım.

“Biliyorum.”

Cemre teyze bana dikkatlice baktı.

“Sen iyi misin?”

“İyiyim.”

Her zamanki gibi.

---

Sonraki günlerde Derin'le konuşmaya birkaç kez çalıştım.

Telefonundan engelliydim.

Ama annesinin telefonundan bazen konuştuğunu biliyordum.

Bir gün Cemre teyze mutfakta Derin'le konuşuyordu.

Ben de salondan geçerken sesini duydum.

“İyiyim anne.”

O kadar.

Sesini duymak bile garipti.

İstanbul'daydı.

Benden yüzlerce kilometre uzaktaydı.

Ama sesi hâlâ aynıydı.

Bir süre sonra Cemre teyze:

“Alp de burada.”

Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Derin:

“Nasıl?”

Cemre teyze telefonu bana uzatacak gibi oldu.

Ama ben bir şey demeden geri çekildim.

“İyi.”

Birkaç saniye sonra telefon kapandı.

Cemre teyze bana baktı.

“Konuşmadınız?”

“Yoğunum.”

Böyle söyledim.

Ama aslında ikimiz de biliyorduk.

Konuşmamıştık.

---

Günler geçti.

Haftalar geçti.

Derin bazen ailesiyle konuşuyordu.

Ben onun sesini başka bir odadan duyuyordum.

Bazen annesine:

“Dersler nasıl?”

“Ceyda nasıl?”

“Yemek yiyor musun?”

gibi şeyler sorduğunu duyuyordum.

Ama bana hiçbir şey sormuyordu.

Bir ay neredeyse böyle geçti.

Bir akşam yine Cemre teyzenin telefonundan Derin'in sesi geldi.

“Anne, nasılsın?”

Cemre teyze gülümsedi.

“İyiyim kızım.”

Sonra telefonu bana uzattı.

“Derin seninle konuşmak istiyor.”

Telefonu aldım.

“Merhaba.”

Karşıdan kısa bir sessizlik geldi.

“Alp...”

“Efendim?”

“Nasılsın?”

“İyiyim.”

“Ben de—”

Telefon kapandı.

Ekrana baktım.

Arama bitmişti.

Cemre teyzenin telefonu hemen ardından mesaj sesi verdi.

Mesaj Derin'dendi.

“Anne arkadaşım geldi. Sonra ararım. Bu ay sınavlar var, çok konuşamayız.”

Mesajı görmüştüm.

Telefonu Cemre teyzeye verdim.

Bir şey söylemedim.

Ama içimden geçen tek şey şuydu:

Demek gerçekten hayatına devam ediyor.

Ben ise hâlâ o günün içinde kalmıştım.

---

İki gün sonra telefonum çaldı.

Hakan amcanın kaza geçirdiğini öğrendim.

Ciddi bir şey olmadığını söylediler.

Ama ayağında sorun oluşmuştu.

Bir süre tekerlekli sandalye kullanması gerekecekti.

En önemlisi ise Hakan amca tek bir şey istemişti.

Derin'e haber verilmeyecekti.

“Dersleri var,” demişti.

“Şimdi kızımı buraya çağırmayın.”

Ama birkaç gün sonra Derin bunu annesinden öğrendi.

O gece Cemre teyzenin sesi evin içinde yankılandı.

“Baban rahatsızlandı kızım.”

Telefonun diğer ucundan Derin'in sesi geldi.

“Ne?”

“Bir kaza geçirdi.”

“Bana neden söylemediniz?”

“Baban istemedi.”

“Nasıl söylemezsiniz bana?”

Sesi titriyordu.

“Ben onun kızıyım.”

Cemre teyze:

“Baban senin sınavlarının olduğunu düşündü.”

“Benim sınavımdan önemli mi?”

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Derin:

“Yarın geliyorum.”

---

Ertesi gün Derin uçak biletini aldı.

Ceyda ne kadar yanında kalmak istese de Derin kararından dönmedi.

Küçük bir valiz hazırladı.

Gece boyunca uyuyamadı.

Sabah dersine bile girmeden havaalanına gitti.

Ben ise onun geleceğini bilmiyordum.

---

Havaalanına neden gittiğimi ben de tam olarak bilmiyordum.

Hakan amcanın durumu için geleceğini sonradan öğrenmiştim.

“Alp, havaalanına gidip Derin'i alabilir misin?”

Annem böyle söylemişti.

Ben sadece başımı sallamıştım.

Terminalin çıkışında bekledim.

İnsanlar birer birer çıkıyordu.

Sonra onu gördüm.

Derin.

Yanında uzun boylu bir çocuk vardı.

Bir an durdum.

Derin beni görünce doğrudan bana doğru yürüdü.

“Alp abi, sen niye geldin?”

“Seni almaya.”

Başını salladı.

Yanındaki çocuk bana doğru elini uzattı.

“Merhaba. Ben Atlas. Derin'in üniversitesinden arkadaşıyım.”

Elini sıktım.

“Ben de Alp.”

Atlas gülümsedi.

“Memnun oldum.”

“Arabaya geçin.”

Derin bir şey söylemeden yürüdü.

Arka koltuğa oturdu.

Atlas da yanına geçti.

Ben öne geçtim.

Aracı çalıştırdım.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Atlas cebinden bir paket peçete çıkardı.

Derin'e uzattı.

“Yeter Derin. İçine attın zaten. Gideceğiz babana.”

Derin peçeteyi aldı.

“Sağ ol.”

Ben dikiz aynasından ikisine baktım.

Birbirlerini ne kadar tanıyorlardı?

Atlas onun yanında ne zamandır vardı?

Derin bana anlatmadığı şeyleri ona anlatmış mıydı?

Hiçbirini sormadım.

---

Evin önüne geldiğimizde Derin indi.

Atlas da indi.

Derin ona döndü.

“Atlas, gel.”

Atlas başını salladı.

Ben arabadan çıkmadım.

Bir süre sonra Derin yukarı çıktı.

Ben de birkaç dakika sonra eve girdim.

Kapının zili çaldı.

Hakan amca içeride oturuyordu.

Kapı açıldığında Derin'i görünce yüzündeki şaşkınlığı gördüm.

Ama Derin ona sarılınca hiçbir şey söyleyemedi.

“Baba!”

Hakan amca kızına sarıldı.

“İyiyim kızım.”

“Niye söylemediniz bana?”

“Zamanla düzelecek dediler.”

“Bana haber vermeliydiniz.”

Hakan amca kızının saçlarını okşadı.

“Biliyorum.”

Sonra gözleri Atlas'a kaydı.

“Bu kim?”

Atlas hemen kendini tanıttı.

“Merhaba Hakan amca. Ben Atlas. Derin'in üniversiteden arkadaşıyım.”

“Derin'i tek göndermek istemedim. Çok üzgündü. O yüzden beraber geldim.”

“Bugün başka yerde kalırım.”

Derin hemen araya girdi.

“Başka nerede kalacaksın? Tanıdığın biri yok.”

“Burada kal.”

Hakan amca:

“Atlas, burada kalabilirsin.”

Ben de:

“Akşam Murat amca ile Aylin teyze de gelecek. Ev kalabalık olacak.”

Derin başını salladı.

“Tamam.”

Sonra odasına geçti.

---

Hakan amca Atlas'a döndü.

“Nerelisin oğlum?”

“Ankara.”

“Annen baban?”

Atlas cevap verdi.

“Annem öğretmen. Babam da kendi işini yapıyor.”

Hakan amca bir süre onu süzdü.

“İyi, iyi.”

Sonra gülümsedi.

“Derin'i tek göndermediğin için sağ ol oğlum.”

Atlas:

“Önemli değil Hakan amca.”

Hakan başını salladı.

“Sağ ol.”

---

Akşam olduğunda bizimkiler de geldi.

Murat amca, annem, Cemre teyze...

Ev yeniden kalabalıklaşmıştı.

Annem Derin için bir sürü şey getirmişti.

“Şunları da aldım.”

“Anne, gerek yoktu.”

“Olur mu kızım? İstanbul'da lazım olur.”

Yemek masasında herkes konuşuyordu.

Ben ise mümkün olduğunca sessizdim.

Derin arada bana bakıyordu.

Ben de ona.

Ama ikimiz de hiçbir şey söylemiyorduk.

Murat amca bir süre sonra Atlas'ı fark etti.

“Bu kim?”

Derin hemen:

“Arkadaşım.”

Murat:

“Erkek arkadaşın mı?”

Atlas'ın boğazına su kaçtı.

Öksürmeye başladı.

Murat şaşkın şaşkın baktı.

“Yanlış bir şey mi dedim?”

Hakan hemen:

“Murat, konuşma. Başıma ağrı giriyor bak.”

Murat ellerini kaldırdı.

“Aman be, bir şey demedim.”

Herkes gülmeye çalıştı.

Derin ise başını öne eğdi.

Hakan Atlas'a baktı.

“Atlas bugün sizde kalsın.”

Murat:

“Tamam.”

---

Akşam boyunca Derin'i göz ucuyla izledim.

Çay içerken...

Annesiyle konuşurken...

Babasıyla ilgilenirken...

Atlas'la birkaç kelime konuşurken...

Onu uzun zamandır ilk kez bu kadar yakından görüyordum.

Ama bana yine uzaktı.

Gece herkes kendi evine geçmek için hazırlanmaya başladı.

Atlas:

“İyi geceler Derin.”

“İyi geceler.”

Sonra karşı daireye geçtiler.

Murat amca daha kapıdan girer girmez Atlas'a dönüp soru sormaya başladı.

“Nasıl tanıştınız?”

Atlas gülümsedi.

“Derin'i ilk gün gördüm. Yanına gittim. Sonra arkadaş olduk.”

“Ne kadar oldu?”

“Birkaç ay.”

“Annen baban ne iş yapıyor?”

Atlas soruları tek tek cevapladı.

Ben ise sessizce izliyordum.

Sonra gece odalara geçildi.

Atlas benim odamda kalacaktı.

Işıkları kapatmadan önce dayanamadım.

“Derin yemek yiyor mu?”

Atlas bana baktı.

“Yiyor.”

“İyi mi?”

“İyi.”

“Çok hastalanıyor mu?”

“Hayır.”

Atlas bir an durdu.

“Sen onunla konuşmuyor musun ki bunları bilmiyorsun?”

Sustum.

Atlas da sustu.

Sonra:

“Yanlış bir şey mi dedim?”

“Hayır.”

Telefonumu elime aldım.

“İyi geceler.”

“İyi geceler.”

Işıkları kapattık.

Ama ben uyuyamadım.

Karanlık tavana bakarken aklımdan tek bir soru geçiyordu.

Derin artık hayatında beni nereye koyuyordu?

Ve daha da kötüsü...

Ben onu hâlâ hayatımın neresinde tuttuğumu kendime bile söyleyemiyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.