14. bölüm / 18
KARABALBÖLÜM 14:İTİRAF
Bölümler 18Şu an: BÖLÜM 14:İTİRAF
- 1 BÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK1.395 kelime
- 2 BÖLÜM 2:PİKNİK1.627 kelime
- 3 BÖLÜM 3:BİR İSİM,BİR VEDA1.176 kelime
- 4 BÖLÜM 4:BİR EVDE EKSİLEN SES1.075 kelime
- 5 BÖLÜM 5: SAKLAMBAÇ1.568 kelime
- 6 BÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR1.198 kelime
- 7 BÖLÜM 7:YENİ İNSANLAR1.457 kelime
- 8 BÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?2.114 kelime
- 9 BÖLÜM 9:BU SEFER CİDDEN KÜSTÜM1.682 kelime
- 10 BÖLÜM 10:BİR GECE,BİR SÜPRİZ1.369 kelime
- 11 BÖLÜM 11:HER ŞEY ORTAYA ÇIKTI1.625 kelime
- 12 BÖLÜM 12:LUNAPARK1.499 kelime
- 13 BÖLÜM 13:YENİDEN1.485 kelime
- 14 BÖLÜM 14:İTİRAF1.802 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK1.210 kelime
- 16 BÖLÜM 16:UZAKLAŞMAK1.799 kelime
- 17 BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ1.187 kelime
- 18 BÖLÜM 18: YANLIŞ ANLAMA1.257 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derin'in önünde artık koskoca bir yıl vardı.
Ama o bir yılı düşünmek istemiyordu.
Çünkü bir yılı düşünürse, gözünün önüne yüzlerce konu, binlerce soru ve hiç bitmeyecekmiş gibi duran kitaplar geliyordu.
O yüzden sadece ilk günü düşünüyordu.
Bugün.
Dershanenin kapısından içeri girdiğinde çantasının askısını düzeltti.
Esma ve Ceyda yanındaydı.
Üçü birlikte sınıfların yazılı olduğu panonun önüne geldiler.
Esma listedeki isimleri ararken heyecanla konuştu.
"İnşallah aynı sınıftayız."
Ceyda parmağını listede gezdirdi.
"Burada."
Derin yaklaştı.
Üçünün de adı aynı sınıftaydı.
Derin istemsizce gülümsedi.
"En azından yalnız değilim."
Esma koluna girdi.
"Zaten seni yalnız bırakmayacağız."
Ceyda güldü.
"Önce şu sınıfa girelim de."
Sınıfa girdiklerinde Derin arka taraflardan bir sıraya oturdu.
Önüne defterini koydu.
Kalemini çıkardı.
Öğretmen içeri girdiğinde herkes sustu.
Derin'in kalbi biraz hızlı atıyordu.
İlk ders başladı.
İlk konu anlatıldı.
Sonra soru çözüldü.
Derin bazı sorulara bakıp hiçbir şey anlamadı.
Bazılarını ise çözdüğünde yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Ders bitiminde öğretmen:
"Bu sene düzenli çalışırsanız bulunduğunuz seviyenin çok üstüne çıkabilirsiniz."
dedi.
Derin bu cümleyi uzun süre düşündü.
Bulunduğun seviyenin üstüne çıkabilirsin.
Belki gerçekten çıkabilirdi.
---
İlk hafta zor geçti.
İkinci hafta daha da zor.
Derin okuldan çıkıyor, dershaneye gidiyor, eve geldiğinde yorgunluktan gözlerini zor açık tutuyordu.
Bir gece kitabını açtı.
Beş dakika sonra başını masaya koydu.
"Ben yapamayacağım."
Sonra başını kaldırdı.
Kitaba baktı.
"Hayır."
Tekrar kalemi eline aldı.
"Yapacağım."
İlk defa kendisiyle böyle konuşuyordu.
Kimse onu zorlamıyordu.
Kimse başında beklemiyordu.
Ama Derin artık kendi kendine söz vermişti.
Bir ay sonra ilk deneme yapıldı.
Sonuçlar açıklandığında Derin kâğıdı eline aldı.
Netleri hâlâ istediği gibi değildi.
Ama ilk sınavdan biraz daha yüksekti.
Esma:
"Bak, yükselmiş."
Derin kâğıda baktı.
"Biraz."
Ceyda:
"Biraz bile olsa yükselmiş."
Derin başını salladı.
"Bir dahaki ay daha fazla olacak."
---
Aylar böyle geçmeye başladı.
Bir ay...
Sonra bir ay daha...
Derin'in masasındaki kitaplar çoğaldı.
Defterlerinin sayfaları doldu.
Duvarına küçük notlar asmaya başladı.
Bugün yapamadığını yarın tekrar dene.
Bir soru yüzünden bütün günü bırakma.
Başladığın şeyi yarım bırakma.
Bazen gece yarısına kadar çalıştı.
Bazen sabah erkenden kalkıp birkaç soru çözdü.
Bazen hiçbir şey anlamadı ve sinirlenip kitabı kapattı.
Ama ertesi gün yeniden açtı.
Çünkü artık pes etmektense yeniden başlamayı öğrenmişti.
---
Bir akşam Alp eve geldiğinde Derin salonda oturuyordu.
Masada küçük bir defter vardı.
Alp yanından geçerken göz ucuyla baktı.
Defterin üzerinde şiir ve edebiyatla ilgili kısa notlar vardı.
Alp birkaç saniye durdu.
"Ne yapıyorsun?"
Derin başını kaldırdı.
"Ders."
"Bu?"
"Edebiyat."
Alp deftere tekrar baktı.
"Sen gerçekten çalışıyor musun?"
Derin kaşlarını çattı.
"Ne demek o?"
"Hiç."
"Alay mı ediyorsun?"
"Hayır."
Derin defteri kapattı.
"Ben çalışıyorum."
Alp hafifçe gülümsedi.
"Biliyorum."
Sonra hiçbir şey söylemeden odasına geçti.
Ama kapıyı kapattığında yüzündeki gülümseme hâlâ duruyordu.
Çünkü Derin'i çocukluğundan beri tanıyordu.
Bir şeyi gerçekten istediğinde nasıl değiştiğini de biliyordu.
Ve bu kez Derin gerçekten istiyordu.
---
Bir başka gün...
Alp, Derin'i dershaneden almaya gitmişti.
Akşam olmuştu.
Sınıfların çoğu boşalmıştı.
Koridorda ilerlerken Derin'i sınıfta gördü.
Başını kitabın üzerine koymuştu.
Uyuyakalmıştı.
Alp kapının önünde durdu.
Bir süre onu uyandırmadı.
Masasında açık bir kitap, yanında kalem ve yarım kalmış notlar vardı.
Alp içeri girdi.
"Derin."
Derin kıpırdamadı.
Alp biraz daha yüksek sesle:
"Derin."
Derin gözlerini açtı.
"Ne?"
"Uyuyakalmışsın."
Derin başını kaldırdı.
"Kaç oldu?"
"Geç."
"Ben daha çalışacaktım."
"Yarın çalışırsın."
Derin kitabına uzandı.
"Hayır."
Alp kitabı kapattı.
"Bugünlük yeter."
Derin ona baktı.
"Sen anlamıyorsun."
"Neyi?"
"Yetiştirmem gereken çok şey var."
Alp birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra sakin bir sesle:
"Her şeyi bir gecede yetiştiremezsin."
Derin sustu.
Alp devam etti.
"Bir yılın var."
Derin başını eğdi.
"Ben o bir yılı boşa geçirmek istemiyorum."
Alp'in yüzündeki ifade yumuşadı.
"Geçirmeyeceksin."
Derin ona baktı.
"Nasıl bu kadar eminsin?"
"Çünkü seni tanıyorum."
Derin birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra kitabını çantasına koydu.
"Tamam."
Birlikte çıktılar.
---
Aynı zamanlarda üniversitede de başka bir mücadele vardı.
Alp, Emre ve Efe'nin şirket fikri artık sadece bir fikir değildi.
Henüz şirket kurulmamıştı.
Ama her hafta toplantı yapıyorlardı.
Hangi alanda çalışacaklarını belirliyor, yazılım fikirleri geliştiriyor, maliyet hesaplıyorlardı.
Bir gün Emre masaya birkaç kâğıt bıraktı.
"Babamla konuştum."
Alp başını kaldırdı.
"Ne dedi?"
"Başlangıç için destek olabileceğini söyledi."
Efe şaşkınlıkla baktı.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
Alp birkaç saniye sessiz kaldı.
"Ben de ailemle konuşacağım."
Efe:
"Benimkiler de destek olur."
Üçü birbirine baktı.
Bu kez konu gerçekten ciddiydi.
Alp dosyayı açtı.
"Tamam."
Emre:
"Tamam ne?"
"Başlıyoruz."
Efe'nin yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
Henüz ofis yoktu.
Tabela yoktu.
Çalışan yoktu.
Şirket adı bile kesinleşmemişti.
Ama üç arkadaş artık ilk adımı atmıştı.
Ailelerinden alacakları maddi destekle bilgisayar, yazılım, gerekli ekipmanlar ve başlangıç giderlerini hesaplamaya başladılar.
Bazen derslerden sonra saatlerce bununla uğraşıyorlardı.
Bazen fikirleri birbirine uymuyordu.
Bazen tartışıyorlardı.
Ama her tartışmanın sonunda aynı masaya geri dönüyorlardı.
Çünkü bu şirketi tek başlarına değil, üçü birlikte kurmak istiyorlardı.
---
Zaman ilerledikçe başka bir şey daha değişti.
Efe ile Esma'nın arasındaki ilişki.
Önce daha sık konuşmaya başladılar.
Sonra birlikte vakit geçirmeye.
Ceyda bunu ilk fark eden kişi oldu.
Bir gün Derin'e eğilip fısıldadı:
"Bir şey söyleyeceğim."
"Ne?"
"Esma ile Efe..."
Derin ikisine baktı.
Efe bir şey anlatıyor, Esma da gülüyordu.
Derin gülümsedi.
"Anladım."
Ceyda kaşlarını kaldırdı.
"Ne zaman oldu?"
"Bilmem."
Bir süre sonra Efe ile Esma gerçekten birlikte olmaya başladılar.
Grubun dengesi değişmişti.
Ama arkadaşlıkları değişmedi.
Sadece artık Efe'nin Esma'nın yanında daha fazla zaman geçirmesiyle herkes bununla dalga geçmeye başlamıştı.
Alp bir gün Efe'ye:
"Senin çalışma saatlerin azaldı."
Efe:
"Hayır."
Emre:
"Azaldı."
Efe:
"Ben hâlâ çalışıyorum."
Alp:
"Esma geldiğinde bilgisayarı kapatıyorsun."
Efe güldü.
"İnsan sevgilisiyle de konuşur."
Alp ve Emre aynı anda ona baktı.
Efe:
"Tamam, tamam. Bir şey demedim."
---
Derin'in hayatında ise sınav yaklaşmaya devam ediyordu.
Aylar geçtikçe deneme sonuçları yükseldi.
İlk seviyeden bir üst seviyeye geçti.
Sonra bir üstüne.
Her sonuç açıklandığında Esma ve Ceyda onunla birlikte seviniyordu.
Derin artık eskisi gibi değildi.
Bir zamanlar bir kitabı açmak bile ona zor gelirken, şimdi çözemediği sorunun başında dakikalarca oturup yeniden deniyordu.
Bir gün eve geldi.
Hakan:
"Nasıl geçti?"
"İyi."
"Kaç net?"
Derin söyledi.
Hakan'ın gözleri büyüdü.
"Sen miydin o?"
Derin güldü.
"Benim."
Hakan kızına sarılmadan önce saçlarını karıştırdı.
"Sen gerçekten çalışmışsın."
Derin gülümsedi.
"Çalıştım."
Cemre mutfaktan seslendi:
"Benim kızım!"
Derin gülerek odasına çıktı.
Ama kapıyı kapattığında gülümsemesi biraz duruldu.
Masasına oturdu.
Önündeki kâğıda baktı.
Henüz yeterli olmadığını düşünüyordu.
Daha fazlasını yapmalıydı.
Çünkü Derin artık sadece bir üniversite kazanmak istemiyordu.
Kendisine bir şey kanıtlamak istiyordu.
Zeki olabileceğini.
Başarabileceğini.
Ve en önemlisi...
Kendisinin düşündüğünden çok daha fazlasını yapabileceğini.
---
Sonunda sınav günü geldi.
Sabah erkenden uyandı.
Ev sessizdi.
Derin hazırlanıp mutfağa geçti.
Hakan onu görünce ayağa kalktı.
"Bugün büyük gün."
Derin başını salladı.
"Heyecanlıyım."
"Olabilir."
"Ya yapamazsam?"
Hakan kızının karşısına geçti.
"Sonuç ne olursa olsun, sen bu noktaya gelmek için elinden geleni yaptın."
Derin babasına baktı.
"Bu bana yetmiyor."
Hakan şaşırdı.
"Ne?"
"Ben bu sınavı kazanmak istiyorum."
Hakan gülümsedi.
"O zaman git ve elinden geleni yap."
Derin başını salladı.
---
Sınav salonundan çıktığında hava sıcaktı.
Derin birkaç saniye kapının önünde durdu.
Ellerini birbirine kenetledi.
Bitti.
Aylarca çalıştığı sınav bitmişti.
Esma ve Ceyda yanına geldi.
"Nasıl?"
Derin derin bir nefes aldı.
"Hiçbir şey bilmiyorum."
Ceyda güldü.
"Bu ne demek?"
"Gerçekten bilmiyorum."
Esma ona sarıldı.
"Artık bitti."
Derin başını salladı.
"Evet."
Ama onun için henüz bitmemişti.
Çünkü sonuçları beklemek vardı.
---
Sonuçların açıklanmasına yaklaşık bir ay vardı.
Bu süreçte Alp, Emre ve Efe şirket hazırlıklarına daha fazla zaman ayırmaya başladı.
Bir akşam üçünün de üniversiteden çıkıp boş bir sınıfta oturduğu sırada Emre sessizce:
"Alp."
dedi.
Alp bilgisayardan başını kaldırdı.
"Ne oldu?"
"Seninle konuşmam gereken bir şey var."
Efe onları fark edip ayağa kalktı.
"Ben dışarı çıkayım."
Emre:
"Gerek yok."
Efe birkaç saniye ikisine baktı.
"Ben yine de çıkıyorum."
Kapıyı kapatıp gitti.
Sınıfta yalnızca Alp ve Emre kaldı.
Alp sandalyesinde geriye yaslandı.
"Ne oldu?"
Emre bir süre konuşmadı.
Sonunda:
"Derin hakkında."
Alp'in yüzündeki ifade değişti.
"Ne olmuş?"
Emre derin bir nefes aldı.
"Ben Derin'den hoşlanıyorum."
Alp birkaç saniye sessiz kaldı.
Emre devam etti.
"Uzun zamandır."
Alp'in bakışları Emre'nin üzerindeydi.
"Ne zamandır?"
"Bir süredir."
"Derin biliyor mu?"
"Hayır."
Alp başını hafifçe eğdi.
Emre:
"Önce sana söylemek istedim."
"Neden?"
"Çünkü siz çocukluktan beri birbirinizi tanıyorsunuz."
Bir süre sessizlik oldu.
Emre ellerini birleştirdi.
"Ben ona şimdi bir şey söylemek istemiyorum."
Alp:
"Neden?"
"Çünkü daha liseyi bitirmedi."
Alp başını salladı.
Emre devam etti.
"Önünde sınavı var. Tercihleri var. Üniversitesi var. Ben onun kararlarını etkilemek istemiyorum."
Alp dikkatle dinliyordu.
"Ne zaman söyleyeceksin?"
"Okulunu bitirdikten sonra."
Alp birkaç saniye düşündü.
"Ve benden ne istiyorsun?"
"Bir şey istemiyorum."
Emre gözlerini Alp'ten ayırmadı.
"Sadece bunu bilmeni istedim."
Alp sessizce:
"Ben zaten fark etmiştim."
Emre şaşırdı.
"Nasıl?"
Alp hafifçe omuz silkti.
"Bakışlarından."
Emre kısa bir gülümseme gösterdi.
"Demek o kadar belliymiş."
"Biraz."
Emre derin bir nefes aldı.
"Senin için sorun olur mu?"
Alp'in yüzündeki ifade ciddileşti.
"Derin'in ne istediğine bağlı."
Emre başını salladı.
"Ben de bunu söylüyorum."
Alp devam etti.
"Onun tercihlerini etkileyecek hiçbir şey yapma."
"Yapmam."
"Önce okulunu bitirsin."
"Tamam."
Alp birkaç saniye sustu.
"Sonrası sana kalmış."
Emre başını salladı.
"Teşekkür ederim."
İkisi de daha fazla konuşmadı.
Ama o konuşmayla birlikte bazı şeyler artık eskisi gibi değildi.
---
Bir ay sonra...
Sonuçlar açıklandı.
Derin telefonunun ekranına bakarken elleri titriyordu.
Sonuç belgesi açıldı.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Tekrar baktı.
Sonra bir daha.
Gözleri büyüdü.
Bu kez yanlış görmüyordu.
Sonuç beklediğinden çok daha yüksekti.
Derin'in gözleri doldu.
"Ben yaptım."
Telefonu eline aldı.
İlk aradığı kişi Alp oldu.
Telefon çaldı.
Açılmadı.
Bir daha aradı.
Yine açılmadı.
Derin birkaç saniye düşündü.
Sonra çantasını aldı.
Doğrudan şirkete gitti.
---
Şirketin girişinde bu kez kimse onu durdurmadı.
Çünkü artık herkes onu tanıyordu.
Asansöre bindi.
Tam kapılar kapanacakken biri içeri girdi.
Emre.
Derin onu görünce gülümsedi.
"Emre."
"Derin?"
"Alp nerede?"
"Toplantıda."
"Ne zaman çıkar?"
"Bilmem."
Derin birkaç saniye düşündü.
"Benim ona söylemem gereken çok önemli bir şey var."
Emre ona baktı.
"Ne oldu?"
"Önce onunla konuşayım."
Emre başını salladı.
"Tamam."
Asansör kapıları açıldı.
Birlikte dışarı çıktılar.
Derin Alp'in ofisinin önüne geldi.
Toplantının bitmesini beklemeye başladı.
Dakikalar geçti.
Sonunda kapı açıldı.
Alp dışarı çıktı.
Derin'i görünce durdu.
"Ne işin var burada?"
Derin gülümsedi.
"Sonuçlar açıklandı."
Alp'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Nasıl?"
Derin telefonu ona uzattı.
Alp ekrana baktı.
Bir süre konuşmadı.
Sonra Derin'e baktı.
"Bu çok iyi."
Derin'in gözleri doldu.
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
Alp'in yüzünde gururlu bir ifade vardı.
"Sen yapmışsın."
Derin gülümsedi.
"Yaptım."
"Demek akıllıymışsın."
Derin güldü.
"Sen demin bana laf mı soktun?"
"Hayır."
"Çünkü?"
"Çünkü bunu zaten biliyordum."
Derin birkaç saniye sustu.
Sonra:
"Benim sana söyleyeceğim başka bir şey daha var."
Alp'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Ne?"
Derin cevap vermeden önce kapıya baktı.
Sonra tekrar Alp'e döndü.
Alp de ona baktı.
"Benim de sana söylemem gereken çok önemli bir şey var."
Derin şaşırdı.
"Ne?"
Alp cevap vermedi.
Bir an için ikisi de sustu.
Koridordaki sesler uzaklaşmış gibiydi.
Derin'in kalbi hızlandı.
Çünkü uzun zamandır içinde taşıdığı bir şeyi artık saklamak istemiyordu.
Ne kadar korksa da...
Ne kadar zor olsa da...
Artık söylemesi gerekiyordu.
Alp gözlerini ondan ayırmadan:
"Önce sen söyle."
dedi.
Derin derin bir nefes aldı.
Dudaklarını araladı.
Ve sonunda, aylardır kendi içinde anlamlandırmaya çalıştığı o duyguyu kelimelere döktü.
"Ben sanırım..."
Bir an durdu.
Alp'in bakışları hâlâ üzerindeydi.
Derin gözlerini kaçırmadan devam etti.
"Ben sanırım sana aşığım."
Bölüm etkileşimi
