Bölümler 53Şu an: BÖLÜM 44:BİR HAFTA
- 1 BÖLÜM 1:İKİ EV,BİR DOSTLUK1.395 kelime
- 2 BÖLÜM 2:PİKNİK1.627 kelime
- 3 BÖLÜM 3:BİR İSİM,BİR VEDA1.176 kelime
- 4 BÖLÜM 4:BİR EVDE EKSİLEN SES1.075 kelime
- 5 BÖLÜM 5: SAKLAMBAÇ1.568 kelime
- 6 BÖLÜM 6: AYNI OKUL, FARKLI HAYATLAR1.198 kelime
- 7 BÖLÜM 7:YENİ İNSANLAR1.457 kelime
- 8 BÖLÜM 8:YA SANA BİR ŞEY OLSAYDI?2.114 kelime
- 9 BÖLÜM 9:BU SEFER CİDDEN KÜSTÜM1.682 kelime
- 10 BÖLÜM 10:BİR GECE,BİR SÜPRİZ1.369 kelime
- 11 BÖLÜM 11:HER ŞEY ORTAYA ÇIKTI1.625 kelime
- 12 BÖLÜM 12:LUNAPARK1.499 kelime
- 13 BÖLÜM 13:YENİDEN1.485 kelime
- 14 BÖLÜM 14:İTİRAF1.802 kelime
- 15 BÖLÜM 15: BU AŞK DEĞİL,ALIŞKANLIK1.210 kelime
- 16 BÖLÜM 16:UZAKLAŞMAK1.799 kelime
- 17 BÖLÜM 17 :GERİ DÖNÜŞ1.187 kelime
- 18 BÖLÜM 18: YANLIŞ ANLAMA1.257 kelime
- 19 BÖLÜM 19:ESKİ PARK1.712 kelime
- 20 BÖLÜM 20: ÇOCUKLUKTAN KALAN1.305 kelime
- 21 BÖLÜM 21:BİR TELEFON KADAR YAKIN1.361 kelime
- 22 BÖLÜM 22: İSTANBUL1.360 kelime
- 23 BÖLÜM 23: YILLARDIR SAKLADIĞIM1.131 kelime
- 24 BÖLÜM 24: EMANET DEĞİLDİ1.105 kelime
- 25 BÖLÜM 25: KENDİ YOLU1.115 kelime
- 26 BÖLÜM 26: KALDIĞIMIZ YERDEN1.137 kelime
- 27 BÖLÜM 27: EVLİLİK TEKLİFİ1.124 kelime
- 28 BÖLÜM 28:BENİMLE EVLENİR MİSİN?1.102 kelime
- 29 BÖLÜM 29:BU SEFER BEN1.316 kelime
- 30 BÖLÜM 30:BİR GÜN BİZ DE1.168 kelime
- 31 BÖLÜM 31:SON ÖĞRENEN1.060 kelime
- 32 BÖLÜM 32: BİZİM DÜĞÜNÜMÜZ1.399 kelime
- 33 BÖLÜM 33: SALINCAK1.007 kelime
- 34 BÖLÜM 34: BİRLİKTE1.668 kelime
- 35 BÖLÜM 35: BÜYÜK HABER1.229 kelime
- 36 BÖLÜM 36:BEN NE ZAMAN DEDE OLACAĞIM932 kelime
- 37 BÖLÜM 37:DAHA FAZLA BEKLEMEYECEĞİM1.098 kelime
- 38 BÖLÜM 38:BİR ÖMÜR1.023 kelime
- 39 BÖLÜM 39:VERDİM GİTTİ1.004 kelime
- 40 BÖLÜM 40:EVİMİZİN İLK EŞYALARI967 kelime
- 41 BÖLÜM 41:BİR GÜNÜN HAYALİ874 kelime
- 42 BÖLÜM 42: DÜĞÜNE DOĞRU1.354 kelime
- 43 BÖLÜM 43:EVETT!1.515 kelime
- 44 BÖLÜM 44:BİR HAFTA1.207 kelime · Okuduğun bölüm
- 45 BÖLÜM 45:EVE DÖNÜŞ915 kelime
- 46 BÖLÜM 46:BİZİM MİNİK909 kelime
- 47 BÖLÜM 47:BİR SÜRPRİZ DAHA832 kelime
- 48 BÖLÜM 48:İKİ MUTLULUK993 kelime
- 49 BÖLÜM 49:BİR GECE VAKTİ1.526 kelime
- 50 BÖLÜM 50:MAVİ1.408 kelime
- 51 BÖLÜM 51:BİR İSİM,BİR SIR1.872 kelime
- 52 BÖLÜM 52:ANNEN YANIMIZA GELİCEK1.278 kelime
- 53 BÖLÜM 53:KARABAL - FİNAL2.020 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıkları perde aralığından içeri süzülürken Derin gözlerini yavaşça açtı.
İlk birkaç saniye nerede olduğunu anlamaya çalıştı.
Sonra başını çevirdi.
Yanında Alp vardı.
Bir anda dün geceyi hatırladı.
Düğün…
Nikâh…
İlk dansları…
Arabada uyuyakalması…
Ve şimdi…
Gerçekten evliydi.
Derin’in yüzünde istemsizce bir gülümseme oluştu.
Bir süre Alp’i izledi.
Dün geceden kalan yorgunluk yüzüne vurmuştu. Derin biraz daha yaklaştı ve sessizce yanına sokuldu. Başını göğsüne yaslayıp ona iyice sarıldı.
Alp uykusunda hafifçe kıpırdandı ama uyanmadı.
Derin gözlerini kapatıp bir süre öylece kaldı.
Sonra Alp’in kolunun arasından çıkmaya çalışırken Alp gözlerini açtı.
“Uyandın mı?”
Derin hemen gülümsedi.
“Evet.”
Alp uykulu gözlerle ona baktı.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Derin birkaç saniye sustu.
Sonra kaşlarını çattı.
“Beni niye uyandırmadın?”
Alp ne dediğini anlamaya çalışarak baktı.
“Neden uyandıracaktım?”
“Dün gece beni eve taşıdın, ayakkabılarımı çıkardın, saçımı açtın… Bir de beni uyandırmadın.”
Alp gülümsedi.
“Kıyamadım.”
Derin’in yüzündeki kızgınlık bir anda dağıldı.
“Yine de uyandırsaydın.”
“Yorgundun.”
“Sen de yorgundun.”
“Ben dayanırım.”
Derin ona bakıp gözlerini devirdi.
“Çok havalısın.”
“Biliyorum.”
Derin gülerek yastığı ona doğru itti.
“Şımarma.”
Alp yastığı yakalayıp kenara bıraktı.
“Sen de sabah sabah kavga çıkarmaya çalışma.”
“Ben kavga çıkarmıyorum.”
“Öyle mi?”
“Evet.”
“Daha uyanalı beş dakika oldu.”
Derin gülümsedi.
“Benim için yeterli.”
Alp başını iki yana salladı.
“İyi ki evlendik.”
“Niye?”
“Çünkü bundan sonra her sabah böyle olacağını biliyorum.”
Derin biraz daha ona sokuldu.
---
Bir hafta izinleri vardı.
Düğünün yorgunluğu biraz üzerlerinden geçince Antalya'ya gitmeye karar verdiler.
Sabah erkenden yola çıktılar.
Derin arabaya biner binmez müziği açtı.
Alp direksiyona geçti.
“Ne açtın?”
“Benim listem.”
“Yandık.”
“Beğenmezsen dinleme.”
Birkaç dakika sonra Derin şarkıya eşlik etmeye başladı.
Önce sessizce söylüyordu.
Sonra kendini kaptırdı.
Alp arada bir ona bakıp gülümsüyordu.
Derin bir noktada şarkının en sevdiği kısmına gelince sesini iyice yükseltti.
“Derin.”
“Ne?”
“Arabayı kullanıyorum.”
“Ee?”
“Sen böyle bağırınca dikkatimi dağıtıyorsun.”
“Ben bağırmıyorum, söylüyorum.”
“Şarkıcı mı oldun?”
“Evet.”
“Peki.”
Derin tekrar söylemeye başladı.
Bir süre sonra Alp de eşlik etti.
Derin şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen biliyor muydun?”
“Her gün yanımda dinliyordun.”
“Beni dinliyormuşsun yani.”
“İstemeden öğrendim.”
Derin gülerek başını cama yasladı.
“Yalancı.”
Yol boyunca konuştular.
Bazen sessiz kaldılar.
Bazen şarkı söylediler.
Bazen de sırf birbirlerini güldürmek için saçma sapan şeyler anlattılar.
Saatler sonra Antalya'ya vardılar.
Otele yerleştikten sonra ilk iş deniz kenarına indiler.
Derin denizi görünce çocuk gibi sevindi.
“Alp!”
“Ne?”
“Bak!”
“Görüyorum.”
“Çok güzel.”
“Sen denizi daha önce görmedin mi?”
“Gördüm.”
“O zaman?”
“Şimdi başka.”
Alp gülümsedi.
“Niye?”
“Çünkü ilk kez tek seninle geldim.”
---
Ertesi gün sabah erkenden sahile indik.
Güneş tepede değildi ama hava sıcaktı. Deniz sakin, sahil ise kalabalıktı.
Derin hazırlanıp yanıma geldiğinde birkaç saniye ona baktım.
Sonra gözlerimi başka tarafa çevirdim.
Bazen onu hâlâ ilk kez görüyormuşum gibi oluyordu.
Derin denize doğru yürürken saçları arkasından savruluyordu. Güneş saçlarının arasına vurdukça rengi daha da açılıyor, yürürken rüzgâr saçlarını yüzüne getirip tekrar geriye savuruyordu.
Ben de havlunun üzerinde oturmuş onu izliyordum.
Ta ki etraftaki birkaç kişinin bakışlarını fark edene kadar.
Özellikle birkaç genç çocuk gözlerini Derin'den ayırmıyordu.
Çenem istemsizce sıkıldı.
Derin ise hiçbir şeyin farkında değildi.
Denize doğru koşuyordu.
Saçları arkasından uçuşuyor, arada bir dönüp bana bakarak gülüyordu.
Benim ise bütün keyfim bir anda kaçmıştı.
“Alp! Hadi!”
Elimi kaldırdım.
“Geliyorum.”
Ama gözüm hâlâ etraftaydı.
Derin suya girip bana tekrar el salladı.
“Alp!”
Bu kez kalktım.
Üzerimdeki gömleği çıkardım ve yanına doğru yürüdüm.
Derin beni görünce kaşlarını kaldırdı.
“Sen niye çıkardın?”
“Ne?”
“Gömleğini. Gömlekle girsene.”
“Niye?”
“Bilmiyorum. Sen çıkardın diye sordum.”
Gülümseyerek ona baktım.
“Ne oldu? Bebek miyim, saracaksın beni?”
Derin bana öyle bir baktı ki ne diyeceğimi şaşırdım.
Sonra bir anda avuçladığı suyu üzerime attı.
“Al sana!”
“Derin!”
Ben de hemen ona doğru su attım.
Derin kahkaha atarken suyun bir kısmı boğazına kaçtı.
Öksürmeye başladı.
“Yavaş hayvan!”
Hemen yanına gittim.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
“Ben sana yavaş dedim.”
“Sen başlattın.”
“Sen attın.”
“Sen de attın.”
“Tamam.”
Derin hâlâ gülüyordu.
Ben de istemeden gülümsedim.
Tam o sırada sahilin diğer tarafındaki birkaç kızın bana baktığını fark ettim.
Derin onların bakışlarını fark etmemişti.
Ama ben fark etmiştim.
Bir saniye sonra Derin yanıma gelip koluma sarıldı.
“Hadi gidelim.”
“Nereye?”
“Şuraya.”
“Niye?”
“Gidelim işte.”
Ne olduğunu anlamamış gibi yaptım.
Derin ise hâlâ etrafa bakmadan beni kendine doğru çekiyordu.
Gülümsememi engelleyemedim.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Alp.”
“Efendim?”
“Niye gülüyorsun?”
“Çünkü kıskanınca çok tatlı oluyorsun.”
Derin bir anda durdu.
“Ben mi kıskanmışım?”
“Evet.”
“Ben kimseyi kıskanmadım.”
“Tabii.”
“Gerçekten.”
“Peki.”
Derin gözlerini kıstı.
“Bunu bana sen mi söylüyorsun?”
“Evet.”
“Sen kıskanmadın yani?”
“Hayır.”
Derin birkaç saniye bana baktı.
Sonra bir anda,
“İyi, git o zaman. Ben burada duracağım,” dedi.
Dönüp birkaç adım attı.
Ben ise etraftaki bakışları tekrar fark ettim.
Derin hâlâ hiçbir şeyden habersizdi.
Başımı iki yana salladım.
Sonra birkaç adımda yanına yetiştim.
Bir anda onu kucağıma aldım.
“Ne yapıyorsun be?”
“Karımı taşıyorum.”
Derin şaşkınlıkla bana baktı.
“Karın mıyım?”
Gülümseyerek ona baktım.
“Yok, askerlik arkadaşımısın.”
Bir saniye sustu.
Sonra yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
“Çok komiksin.”
“Biliyorum.”
Derin kahkaha atmaya başladı.
“Bırak beni!”
“Birlikte gitmeyeceksek niye gideyim?”
“Alp!”
“Efendim?”
“Sen gerçekten delisin.”
“Seninle evlenen benim.”
“Ben de seni seçtim.”
“İşte o yüzden şanslıyım.”
Derin gülümseyerek başını omzuma yasladı.
Ben de onu suya doğru götürdüm.
---
Günün geri kalanında bütün kıskançlıkları unutup çocuklar gibi eğlendik.
Bazen birbirimize su attık.
Bazen denizin içinde yarış yaptık.
Derin yine benden önce kıyıya çıkıp koşmaya çalıştı.
“Alp! Yakala beni!”
“Kaçma.”
“Yakalayamazsın."
---
Akşamüstü sahilden ayrılıp otele döndük.
Derin bütün günün yorgunluğuyla yatağa uzandı.
“Ben bugün çok yoruldum.”
Yanına oturdum.
“Daha ikinci gün.”
“Ben tatilde dinlenmiyorum ki.”
“Ne yapıyorsun?”
“Eğleniyorum.”
“Arada dinlen.”
Derin gözlerini kapattı.
“Yarın yine denize gideceğiz.”
“Gideceğiz.”
“Sonra tekne.”
“Tekne de var.”
“Sonra akşam yemek.”
“Evet.”
“Sonra yürüyüş.”
Gülmeye başladım.
“Sen tatil planı değil, askeri operasyon hazırlamışsın.”
Derin gözlerini açıp bana baktı.
“Bir haftamız var.”
“Tamam. Hepsini yaparız.”
Derin gülümsedi.
“İyi ki geldik.”
“İyi ki.”
---
Günler hızla geçti.
Bir gün tekne turunda saatlerce denizi izledik.
Bir gün çarşıda dolaşıp birbirimize gereksiz şeyler aldık.
Bir akşam sahil boyunca yürüdük.
Derin kumların üzerinde ayakkabılarını çıkarıp koşmaya başladı.
“Derin, düşeceksin.”
“Düşmem!”
Birkaç adım sonra ayağı kuma takılınca sendeledi.
Yanına gittim.
“Ne demiştim?”
Derin gülerek bana baktı.
“Bir şey olmadı.”
“Olmadı tabii.”
“Ben artık büyüdüm.”
Gülümsedim.
“Bunu çocukluğundan beri söylüyorsun.”
Derin elimi tuttu.
“Ama artık gerçekten büyüdüm.”
Parmaklarımı onun parmaklarının arasına geçirdim.
“Biliyorum.”
Bir süre el ele yürüdük.
Sonra Derin başını omzuma yasladı.
“Biliyor musun?”
“Ne?”
“Bu bir haftanın bitmesini hiç istemiyorum.”
“Ben de.”
“Eve dönünce yine işler başlayacak.”
“Başlayacak.”
“Ofis…”
“Şirket…”
“Koşturmaca…”
“Evet.”
Derin iç çekti.
“Ama artık eve döndüğümüzde yine beraber olacağız.”
Gülümsedim.
“En güzel kısmı o.”
---
Bir haftanın sonunda dönüş yolu geldi.
Arabaya bindiğimizde Derin camdan dışarı bakıyordu.
“Antalya'yı özleyeceğim.”
“Daha çıkalı beş dakika oldu.”
“Ben böyleyim.”
“Biliyorum.”
Derin telefonundan yine müzik açtı.
“Son kez şarkı söyleyeceğim.”
“Son kez mi?”
“Bu yolculukta.”
“İyi.”
Derin şarkıya eşlik etmeye başladı.
Bu kez ben de ona katıldım.
İkimiz bir süre aynı anda şarkı söyledik.
Sonra Derin gülmeye başladı.
“Senin sesin gerçekten kötü.”
“Ben sana eşlik ediyorum.”
“Etme.”
“Bir daha etmiyorum.”
“Tamam.”
İki dakika sonra Derin bana baktı.
“Alp?”
“Efendim?”
“Bir daha söylesene.”
Gülerek başımı iki yana salladım.
“Seninle uğraşılmaz.”
Derin gülümsedi.
“Artık uğraşmak zorundasın.”
“Niye?”
“Çünkü evliyiz.”
Ona kısa bir bakış attım.
Sonra yeniden yola döndüm.
“Doğru.”
Derin elini uzatıp benim elimi tuttu.
“Bir ömür.”
Elini sıktım.
“Bir ömür.”
Ve Antalya'nın geride kalan ışıklarıyla birlikte, yeni hayatımıza doğru yola devam ettik.
Bu kez ayrı ayrı değil.
Aynı evin kapısına, aynı hayalin içine ve aynı ömre doğru.
Bölüm etkileşimi
