42. bölüm / 47
GÖRÜCÜ USULÜ EVLILIKBölüm 42
Bölümler 47Şu an: Bölüm 42
- 1 BÖLÜM 13.260 kelime
- 2 Bölüm 22.220 kelime
- 3 Bölüm 32.224 kelime
- 4 Bölüm 42.738 kelime
- 5 Bölüm 51.477 kelime
- 6 Bölüm 61.889 kelime
- 7 Bölüm 72.128 kelime
- 8 Bölüm 82.110 kelime
- 9 Bölüm 91.542 kelime
- 10 Bölüm 101.677 kelime
- 11 Bölüm 11798 kelime
- 12 Bölüm 121.328 kelime
- 13 Bölüm 132.053 kelime
- 14 Bölüm 141.320 kelime
- 15 Bölüm 151.636 kelime
- 16 Bölüm 161.690 kelime
- 17 Bölüm 171.778 kelime
- 18 Bölüm 181.424 kelime
- 19 Bölüm 191.692 kelime
- 20 Bölüm 201.476 kelime
- 21 Bölüm 211.170 kelime
- 22 Bölüm 222.140 kelime
- 23 Bölüm 231.671 kelime
- 24 Bölüm 242.562 kelime
- 25 Bölüm 251.515 kelime
- 26 Bölüm 261.432 kelime
- 27 Bölüm 271.547 kelime
- 28 Bölüm 281.262 kelime
- 29 Bölüm 291.496 kelime
- 30 Bölüm 302.563 kelime
- 31 Bölüm 311.233 kelime
- 32 Bölüm 322.317 kelime
- 33 Bölüm 331.721 kelime
- 34 Bölüm 341.051 kelime
- 35 Bölüm 35664 kelime
- 36 Bölüm 361.943 kelime
- 37 Bölüm 371.970 kelime
- 38 Bölüm 381.416 kelime
- 39 Bölüm 392.619 kelime
- 40 Bölüm 402.716 kelime
- 41 Bölüm 414.101 kelime
- 42 Bölüm 42808 kelime · Okuduğun bölüm
- 43 Bölüm 431.117 kelime
- 44 Bölüm 442.172 kelime
- 45 Bölüm 452.455 kelime
- 46 Bölüm 463.632 kelime
- 47 Bölüm 476.415 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eski evin içinde kimse konuşmuyordu.
Dışarıdaki ayak sesleri giderek yaklaşıyordu.
Mert, Elif'in elini bırakmıyordu.
Emir ve Melike kapının iki yanında bekliyordu.
Ahmet ise gözlerini kapıya dikmişti.
Kerem'in yüzündeki ifade değişmişti.
Artık sakin değildi.
Mert bunu fark etti.
“Kerem.”
Kerem ona baktı.
“Ne?”
“Selim'den neden korkuyorsun?”
Kerem birkaç saniye sustu.
“Çünkü Selim geldiğinde hiçbir şey tesadüf değildir.”
Tam o anda kapının önünde bir gölge belirdi.
Kapı yavaşça açıldı.
Selim içeri girdi.
Üzerinde koyu renk bir mont vardı.
Yüzünde sakin bir ifade bulunuyordu.
Ama gözleri doğrudan Ahmet'e bakıyordu.
“Uzun zaman oldu.”
Ahmet:
“Senin burada ne işin var?”
Selim:
“Bunu sormana şaşırdım.”
Mert öne çıktı.
“Bize söyleyeceklerin varsa söyle.”
Selim'in bakışları Mert'e döndü.
Sonra elindeki küçük dosyayı masanın üzerine bıraktı.
“Önce bunu oku.”
Mert dosyaya baktı.
“Ne bu?”
“Senin doğduğun günün kaydı.”
Ahmet:
“Selim, yapma.”
Selim başını Ahmet'e çevirdi.
“Artık oğlundan saklayamazsın.”
Mert dosyayı aldı.
İlk sayfada bir tarih vardı.
12 Eylül.
Altında ise kısa bir kayıt:
“Kuzgun operasyonu – özel dosya.”
Mert'in gözleri satırlarda ilerledi.
Sonra bir isim gördü.
Ahmet.
Altında:
Kerem.
Bir satır daha...
Selim.
Mert:
“Üçünüz birlikte miydiniz?”
Selim:
“Evet.”
“Peki dördüncü kişi kimdi?”
Selim sustu.
Mert:
“Kerem söyledi.”
Selim'in bakışları Kerem'e döndü.
“Sen hâlâ yaşıyor musun?”
Kerem:
“Gördüğün gibi.”
Selim acı bir şekilde gülümsedi.
“Keşke görmeseydim.”
Mert:
“Dördüncü kişi kim?”
Selim cevap vermedi.
Elif sessizce Mert'in yanında duruyordu.
Selim'in bakışları Elif'e kaydı.
Bir an durdu.
Sonra:
“Senin burada olmaman gerekiyordu.”
Mert hemen Elif'in önüne geçti.
“Onun hakkında konuşurken dikkatli ol.”
Selim:
“Ben onu tehdit etmiyorum.”
“Öyle görünüyorsun.”
Selim başını salladı.
“Hayır.”
Sonra Elif'e baktı.
“Tam tersine, onu korumaya çalışıyorum.”
Elif şaşkınlıkla:
“Beni neden koruyasınız?”
Selim:
“Çünkü senin hakkında bilmediğin bir şey var.”
Mert:
“Yeter.”
Selim:
“Bunu öğrenmek istemiyor musun?”
Mert:
“Öğreneceğiz.”
Selim:
“Hayır.”
Dosyayı işaret etti.
“Önce babanın gerçeğini öğrenmelisin.”
Ahmet:
“Selim.”
Selim:
“Ahmet, yıllarca bu günü bekledin.”
Ahmet:
“Ben oğlumu bu işin dışında tutmaya çalıştım.”
Selim:
“Başaramadın.”
---
Mert dosyanın sayfalarını çevirdi.
Bir rapor vardı.
Tarih: 12 Eylül.
Saat: 03.15
Yer: İstanbul.
Kayıt:
“Hedef güvenli bölgeye ulaştırıldı.”
Mert kaşlarını çattı.
“Hedef kim?”
Selim:
“Bunu sen söyle.”
Mert:
“Bilmiyorum.”
Kerem:
“Ben biliyorum.”
Mert ona döndü.
“Kim?”
Kerem:
“Sen.”
Mert'in yüzü dondu.
“Ben mi?”
Kerem:
“Evet.”
Elif şaşkınlıkla Mert'e baktı.
Mert:
“Ben o zaman yenidoğandım.”
Kerem:
“Tam olarak.”
Mert:
“Beni neden Kuzgun'un dosyasına koymuşlar?”
Ahmet sonunda konuştu.
“Çünkü seni kullanmak istediler.”
Mert:
“Ne için?”
Ahmet:
“Kuzgun'un bazı isimlere ulaşabilmesi için.”
Mert:
“Ben çocuktum.”
“Evet.”
“Bunun nasıl bir bağlantısı olabilir?”
Ahmet:
“Senin kim olduğunla değil…”
Bir an durdu.
“Kimlerin o gün peşinde olduğuyla ilgiliydi.”
Mert:
“Kimlerin?”
Selim cevap verdi.
“Elif'in ailesinin.”
Elif'in yüzü değişti.
Mert hemen ona döndü.
Elif:
“Benim ailem mi?”
Selim:
“Evet.”
Elif:
“Neden?”
Selim:
“Çünkü yıllar önce babanın…”
Elif bir anda:
“Babamın?”
Selim sustu.
Ahmet araya girdi.
“Bunu burada konuşmayacağız.”
Elif ilk kez Ahmet'e sertçe baktı.
“Benim hayatımla ilgili bir şey konuşuluyorsa, benim de bilmeye hakkım var.”
Ahmet sustu.
Elif devam etti:
“Yıllardır herkes bir şey biliyor.”
“Ben bilmiyorum.”
“Beni korumak için sustunuz.”
“Peki bu sessizlik beni gerçekten korudu mu?”
Mert Elif'in yanına geçti.
“Artık kimse senden bir şey saklamayacak.”
Ahmet gözlerini yere indirdi.
Selim ise sessizce onları izledi.
---
Dışarıdan bir araç daha geçti.
Melike pencereye baktı.
“Bir araç daha var.”
Emir:
“Bizi takip ediyor olabilirler.”
Selim:
“Hayır.”
Emir ona döndü.
“Sen nereden biliyorsun?”
Selim:
“Çünkü o araç benim.”
Emir:
“Ne?”
Selim:
“Buraya yalnız gelmedim.”
Mert:
“Kim var?”
Selim:
“Kimse.”
Mert:
“Buna inanmamı bekleme.”
Selim:
“İnanıp inanmaman önemli değil.”
Sonra dosyadan bir fotoğraf çıkardı.
Masaya bıraktı.
Mert fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta...
Yıllar önce çekilmiş bir toplantı vardı.
Ahmet.
Kerem.
Selim.
Ve birkaç kişi daha.
Mert fotoğrafın arka tarafındaki bir kadına baktı.
Bir an durdu.
Kadın tanıdık geliyordu.
Mert fotoğrafı Elif'e uzattı.
Elif baktı.
Yüzü bir anda değişti.
“Bu…”
Mert:
“Tanıyor musun?”
Elif fotoğrafa daha yakından baktı.
“Bu kadın…”
Sesi titredi.
“Annem.”
Odadaki herkes sustu.
Ahmet gözlerini kapattı.
Kerem başını eğdi.
Selim ise sadece:
“Artık gerçeğin kapısı açıldı.”
Elif'in gözleri doldu.
“Annem neden sizin yanınızda?”
Selim:
“Çünkü o da bu hikâyenin içindeydi.”
Mert Elif'in elini tuttu.
“Ne olursa olsun…”
Elif:
“Biliyorum.”
Mert:
“Yanındayım.”
Elif başını onun omzuna yasladı.
Selim onlara baktı.
Sonra:
“İşte Kuzgun'un yıllardır anlamadığı şey de buydu.”
Mert:
“Neymiş?”
Selim:
“İnsanları korkutarak birbirlerinden ayırabileceklerini sandılar.”
“Fakat siz…”
Selim kısa bir süre sustu.
“Birbirinizi seçtiniz.”
Ahmet:
“Selim, asıl meseleyi söyle.”
Selim'in yüzü ciddileşti.
“Tamam.”
Masaya bir zarf daha bıraktı.
“Bu, yıllar önce Kerem'in kaybolduğu geceye ait.”
Kerem'in yüzü gerildi.
Selim:
“Ve içinde, Mert ile Elif'in neden yıllar sonra bir araya getirildiğini açıklayan bilgi var.”
Mert zarfı aldı.
Elif onun yanında durdu.
Mert zarfı açmak üzereyken...
Selim bir anda:
“Fakat bunu okuduğunuzda…”
Durdu.
“Artık hiçbiriniz eskisi gibi olamayacaksınız.”
Mert zarfı açtı.
İçinden tek bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafın arkasında bir tarih vardı.
“İlk karşılaşmalarından 19 yıl önce.”
Mert fotoğrafa baktı.
Elif de baktı.
İkisi aynı anda dondu.
Çünkü fotoğrafta...
Mert'in doğduğu gün, Ahmet'in yanında Elif'in annesi vardı.
Ve fotoğrafın arkasında yalnızca dört kelime yazıyordu:
“Bu bir tesadüf değildi.”
Bölüm etkileşimi
