36. bölüm / 47
GÖRÜCÜ USULÜ EVLILIKBölüm 36
Bölümler 47Şu an: Bölüm 36
- 1 BÖLÜM 13.260 kelime
- 2 Bölüm 22.220 kelime
- 3 Bölüm 32.224 kelime
- 4 Bölüm 42.738 kelime
- 5 Bölüm 51.477 kelime
- 6 Bölüm 61.889 kelime
- 7 Bölüm 72.128 kelime
- 8 Bölüm 82.110 kelime
- 9 Bölüm 91.542 kelime
- 10 Bölüm 101.677 kelime
- 11 Bölüm 11798 kelime
- 12 Bölüm 121.328 kelime
- 13 Bölüm 132.053 kelime
- 14 Bölüm 141.320 kelime
- 15 Bölüm 151.636 kelime
- 16 Bölüm 161.690 kelime
- 17 Bölüm 171.778 kelime
- 18 Bölüm 181.424 kelime
- 19 Bölüm 191.692 kelime
- 20 Bölüm 201.476 kelime
- 21 Bölüm 211.170 kelime
- 22 Bölüm 222.140 kelime
- 23 Bölüm 231.671 kelime
- 24 Bölüm 242.562 kelime
- 25 Bölüm 251.515 kelime
- 26 Bölüm 261.432 kelime
- 27 Bölüm 271.547 kelime
- 28 Bölüm 281.262 kelime
- 29 Bölüm 291.496 kelime
- 30 Bölüm 302.563 kelime
- 31 Bölüm 311.233 kelime
- 32 Bölüm 322.317 kelime
- 33 Bölüm 331.721 kelime
- 34 Bölüm 341.051 kelime
- 35 Bölüm 35664 kelime
- 36 Bölüm 361.943 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 Bölüm 371.970 kelime
- 38 Bölüm 381.416 kelime
- 39 Bölüm 392.619 kelime
- 40 Bölüm 402.716 kelime
- 41 Bölüm 414.101 kelime
- 42 Bölüm 42808 kelime
- 43 Bölüm 431.117 kelime
- 44 Bölüm 442.172 kelime
- 45 Bölüm 452.455 kelime
- 46 Bölüm 463.632 kelime
- 47 Bölüm 476.415 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Elif Anlatıyor)
Mert'in elindeki fotoğrafa baktığımda içimde tuhaf bir ürperti oluştu.
Fotoğraftaki adamı daha önce defalarca görmüştüm.
Ahmet Amca...
Mert'in babası.
Ama bu kez yüzündeki ifade farklıydı.
Yorgundu.
Sakindi.
Ve sanki bir şey anlatmak ister gibiydi.
Fotoğrafın arkasındaki cümleyi tekrar okudum.
"Oğlum, beni bulmaya çalışma. Önce Elif'i koru."
Başımı kaldırıp Mert'e baktım.
"Bu yüzden mi?"
"Ne yüzden?"
"Babandan uzun süredir haber alamadığın için bu kadar huzursuzdun."
Mert cevap vermedi.
Sadece fotoğrafı elinde sıktı.
Emir dosyayı aldı.
"Fotoğrafın nerede çekildiğini araştırıyorum."
Melike hemen yanına geçti.
"Arka plandaki binayı büyütebilir miyiz?"
Emir telefonu çıkarıp fotoğrafın dijital kopyasını açtı.
Bir süre herkes sessizce görüntüyü inceledi.
Ben ise Mert'in yüzüne bakıyordum.
Onun için bu sadece bir operasyon değildi.
Bu...
Babasıydı.
---
"Elif."
Mert'in sesi beni düşüncelerimden çıkardı.
"Evet?"
"Bu işin içine seni daha fazla sokmak istemiyorum."
Kaşlarımı çattım.
"Beni korumak için benden uzaklaşacağını mı düşünüyorsun?"
"Ben sadece..."
"Sakın."
Sözünü tamamlamasına izin vermedim.
"Biz birbirimize 'iyi günde ve kötü günde' diye söz verirken sadece güzel günleri kastetmedik."
Mert sustu.
"Senin başına bir şey geldiğinde yanında oldum."
"Sen de benim yanımda oldun."
"Şimdi bana 'sen evine git, ben hallederim' deme."
Gözlerimin içine baktı.
Uzun bir sessizlikten sonra başını eğdi.
"Haklısın."
Elimi tuttu.
"Özür dilerim."
"Ben de senden bir şey isteyeceğim."
"Ne?"
"Bir daha beni korumak bahanesiyle benden gerçekleri saklama."
Mert birkaç saniye düşündü.
"Tamam."
---
Gece ilerledikçe herkes yavaş yavaş evine gitmeye hazırlanıyordu.
Emir dosyayı yanında götürmek için çantasına koydu.
"Sabah ilk iş bunu araştıracağım."
Melike ona baktı.
"Ben de geleceğim."
Emir gülümsedi.
"Senin de dinlenmen gerekiyor."
Melike kaşlarını kaldırdı.
"Sen de aynı şeyi Mert'e söylemiştin."
Emir sustu.
Ben kahkaha attım.
"Yakalandın."
Melike de gülümsedi.
---
Herkes gittikten sonra ev sessizleşti.
Mert salonda tek başına oturuyordu.
Yanına gittim.
"Uyumayacak mısın?"
"Birazdan."
"Ne düşünüyorsun?"
"Babamı."
Yanına oturdum.
"Onu bulacağız."
"Ya bulamazsak?"
Bu cümleyi ilk kez bu kadar açık söylemişti.
Elini tuttum.
"Bulacağız."
"Ya..."
"Hayır."
Sözünü kestim.
"Bu kez kötü ihtimalleri konuşmayacağız."
"Çünkü ben senin yanında olacağım."
Mert bana baktı.
"Sen gerçekten çok güçlüsün."
"Sen de."
"Ben mi?"
"Evet."
"Ben sadece korkuyorum."
"Ben de korkuyorum."
"Ama korkmak..."
"...yanında birinin olmadığı anlamına gelmez."
Mert'in yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
Başını omzuma yasladı.
Bir süre öylece oturduk.
---
Ertesi sabah...
Mert'in annesi erkenden kahvaltıyı hazırlarken kapı çaldı.
Gelen kişi Melike'ydi.
Elinde büyük bir dosya vardı.
"Elimde yeni bilgi var."
Mert hemen ayağa kalkmaya çalıştı.
Ben refleksle kolundan tuttum.
"Yavaş."
Melike gülümsedi.
"Doktorun sözünü dinleyen tek kişi Elif galiba."
Mert homurdandı.
"Tamam."
Melike dosyayı masaya koydu.
"Fotoğrafın arka planındaki yapıyı bulduk."
Herkes sustu.
"Eski bir taş konak."
"Uzun süredir kullanılmıyor."
"Konum?"
Melike haritayı açtı.
"Kars'ın dışında."
Mert'in gözleri fotoğrafa kilitlendi.
"Kars..."
Ben elini tuttum.
Bu kez hiçbirimiz konuşmadık.
Çünkü artık babasının nerede tutulduğuna dair ilk gerçek iz ortaya çıkmıştı.
Ama Melike dosyanın son sayfasını açtığında yüzündeki ifade değişti.
"Bir şey daha var."
"Neymiş?"
"Bu konak..."
"...Kuzgun'un eski bağlantılarından biriyle ilişkili."
Mert'in yüzü sertleşti.
Emir kapıya geldi.
"Demek sonunda iz bıraktılar."
Mert ona döndü.
"Babamı orada tutuyor olabilirler."
Emir başını salladı.
"Olabilir."
"Ama hemen gitmeyeceğiz."
Şaşkınlıkla Mert'e baktım.
"Neden?"
"Çünkü babam özellikle 'beni bulmaya çalışma' demiş."
"Bu bir tuzak olabilir."
Mert gözlerini kapattı.
Sonra bana baktı.
"Bu kez acele etmeyeceğim."
"Önce seni ve ailemi güvenceye alacağız."
"Sonra babamı kurtaracağız."
Elini tuttum.
"Birlikte."
Mert gülümsedi.
"Birlikte."
Ve o sabah...
Hepimiz aynı şeyi biliyorduk.
Önümüzdeki günler kolay olmayacaktı.
Ama bu kez...
Aşkımız da ailemiz de bizi birbirimizden ayıracak kadar kolay değildi.
(Mert Anlatıyor)
Masadaki haritaya bakarken içimde iki farklı duygu birbirine karışıyordu.
Bir yanım hemen Kars'a gitmek istiyordu.
Babamı bulmak...
Onu oradan çıkarmak...
Aylarca süren bu kabusu bitirmek...
Diğer yanım ise Elif'in elini tutuyordu.
Babamın mesajındaki cümle hâlâ zihnimdeydi.
"Önce Elif'i koru."
Babam beni tanıyordu.
Beni neyin harekete geçireceğini de biliyordu.
Ama neden özellikle Elif'i işaret etmişti?
Bu sorunun cevabını bulmadan hiçbir yere gitmeyecektim.
---
Emir dosyaları masanın üzerine yaydı.
"Konakla ilgili elimizde çok az bilgi var."
Melike hemen ekledi.
"Tapu kayıtlarında yıllardır kullanılmadığı görünüyor."
"Ancak son birkaç ay içinde çevresindeki güvenlik kameralarında hareketlilik tespit edilmiş."
"Kim?"
"Bilmiyoruz."
"Plaka?"
"Henüz çıkaramadık."
Kaşlarımı çattım.
"Demek ki biri orayı kullanıyor."
Emir başını salladı.
"Muhtemelen."
Elif sessizce bizi dinliyordu.
Bir süre sonra konuştu.
"Babam..."
Durdu.
"Ahmet Amca oradaysa neden fotoğraf bıraksın?"
Herkes ona baktı.
Haklıydı.
Ben de aynı şeyi düşünüyordum.
"Belki bizi uyarmak için."
"Ya da..."
Melike cümleyi tamamladı.
"Birinin fotoğrafı bulmasını istedi."
Odadaki hava bir anda değişti.
---
Emir ayağa kalktı.
"Ben emniyete dönüyorum."
"Önce konakla ilgili bütün eski dosyaları çıkaracağım."
Melike de ayağa kalktı.
"Ben de geliyorum."
Mert'e baktı.
"Sen dinleneceksin."
"Melike..."
"Hayır."
"Doktorun sözünü dinle."
Emir gülerek araya girdi.
"İlk defa biri seni benden daha iyi susturdu."
Mert kaşlarını çattı.
"Çok komiksiniz."
Melike kapıya yönelirken durdu.
"Bu arada..."
Mert ona baktı.
"Elif'i sana emanet ediyoruz."
Mert'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Elif bana emanet değil."
Elif şaşkınlıkla Mert'e baktı.
Mert devam etti.
"Elif benim hayat arkadaşım."
"Onu korumak benim görevim değil."
"Onun yanında olmak benim seçimim."
Melike'nin yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
"İşte şimdi doğru cevap."
---
Emir ve Melike çıktıktan sonra ev sessizleşti.
Annem mutfağa geçti.
Babaannem de onun peşinden gitti.
Ben ve Elif salonda yalnız kaldık.
Elif yanıma oturdu.
"Bir şey söyleyeceğim."
"Söyle."
"Seninle ilk tanıştığımda..."
"...böyle bir hayat yaşayacağımı hiç düşünmemiştim."
"Ben de."
"Görücü usulü tanışacağız..."
"Sonra birbirimize âşık olacağız..."
"Sonra baban kaçırılacak..."
"...ve biz onun peşinden gideceğiz."
İkimiz de gülmeye çalıştık.
Ama gülüşümüz kısa sürdü.
Elif başını omzuma yasladı.
"Yine de..."
"Evet?"
"Her şeye rağmen seni seçerdim."
Elimi onun elinin üzerine koydum.
"Ben de."
---
Öğleden sonra Elif'in üniversiteye gitmesi gerekiyordu.
Onu kapıya kadar geçirdim.
"Akşam seni alırım."
"Hayır."
"Neden?"
"Daha yeni taburcu oldun."
"Ben iyiyim."
"Senin 'iyiyim' demen artık hiçbir şey ifade etmiyor."
Gülerek başımı salladım.
"Tamam."
"Emir seni getirsin."
"Anlaştık."
Elif birkaç adım attıktan sonra geri döndü.
"Unutmadan..."
"Evet?"
"Bugün akşam annem seni yemeğe çağırdı."
"Yine mi?"
"Yine."
"Sanırım artık o evde benden daha çok sen varsın."
Elif gülümsedi.
"Alış."
"Çünkü yakında..."
Bir an durdu.
"Yakında ne?"
"Hiç."
Gülerek arabasına bindi.
Ben arkasından bakarken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
---
Akşam üzeri Emir aradı.
"Mert."
"Evet."
"Yeni bilgi geldi."
Ses tonu ciddiydi.
"Nedir?"
"Konakla ilgili eski bir kamera kaydı bulduk."
"Ne kadar eski?"
"Üç gün."
Kalbim hızlandı.
"Kim var görüntüde?"
Emir birkaç saniye sustu.
"Bir adam."
"Yüzü?"
"Net değil."
"Başka?"
"Yanında bir araç var."
"Plaka?"
"Parçalı ama..."
"Ne?"
"Son üç haneyi seçebildik."
"Ne?"
Emir plakanın rakamlarını söyledi.
Telefonu kapattığımda hemen bilgisayarın başına geçtim.
Plaka sorgusunu yaptığımızda sonuç geldi.
Araç...
Mert'in babası Ahmet Yılmaz'ın kaçırıldığı gece kullanılan araçlardan biriyle bağlantılıydı.
Sandalyeden doğruldum.
"Bulduk..."
Ama tam o sırada telefonum yeniden çaldı.
Bu kez arayan Elif'ti.
Telefonu açtım.
"Elif?"
Karşıdan birkaç saniye ses gelmedi.
"Elif?"
Sonunda sesi geldi.
Ama sesi titriyordu.
"Mert..."
"Ne oldu?"
"Üniversiteden çıktım."
"Evet?"
"Arabaya doğru yürüyordum."
"Sonra?"
"Bir adam..."
"Peşimden geliyor."
Kalbim duracak gibi oldu.
"Şu an neredesin?"
"Fakültenin önündeyim."
"Kalabalık bir yerde misin?"
"Evet."
"İçeri geri gir."
"Kapıya doğru yürüyorum."
"Telefonu kapatma."
Tam o sırada Elif'in nefesi hızlandı.
"Mert..."
"Buradayım."
"Adam durdu."
"Ne yapıyor?"
"Hiçbir şey."
"Elif, sakın arkanı dönme."
"Tamam."
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra Elif'in sesi fısıltıya dönüştü.
"Adam telefonunu çıkardı."
"Birine mesaj atıyor."
Kalbim daha da hızlandı.
"Elif..."
"Evet?"
"Oradan hemen uzaklaş."
"Ben geliyorum."
"Hayır, sen..."
"Elif."
Sesim sertleşti.
"Bu kez sözümü dinle."
"Tamam."
Telefonu kapatmadım.
Aynı anda Emir'i aradım.
"Emir."
"Ne oldu?"
"Elif takip ediliyor."
Emir'in sesi bir anda değişti.
"Konumunu gönder."
Gönderdim.
"Ben de geliyorum."
Telefonu cebime koyarken annem kapıya çıktı.
"Mert?"
"Anne..."
"Ne oldu?"
Elif'in adını duyunca yüzü değişti.
"Bir şey mi oldu?"
"Henüz bilmiyorum."
Montumu aldım.
Annem kolumu tuttu.
"Yaran..."
"Anne, Elif yalnız."
Bir saniye bile düşünmeden dışarı çıktım.
Çünkü artık mesele sadece babam değildi.
Sevdiğim kadın tehlikedeydi.
Ve bu kez...
Onu korumak için beklemeyecektim.
(Mert Anlatıyor)
Arabanın kapısını açarken göğsümdeki yara yeniden sızladı.
Bir an durdum.
Doktorun uyarısı aklıma geldi.
Ama birkaç saniye sonra Elif'in titreyen sesi kulaklarımda yeniden yankılandı.
"Mert... bir adam peşimden geliyor."
Motoru çalıştırdım.
Telefonu hoparlöre aldım.
"Emir, konumunu gördün mü?"
"Evet."
"Elif'in bulunduğu yerin yakınındayım."
"Ben de geliyorum."
"Polis ekiplerini yönlendir."
"Çoktan yönlendirdim."
Bir an sustuk.
Sonra Emir'in sesi sertleşti.
"Mert, sakın tek başına müdahale et."
"Elif'i orada bırakmam."
"Bırak demiyorum."
"Ekibi bekle."
Telefonu kapatmadım.
---
(Elif Anlatıyor)
Kalbim deli gibi atıyordu.
Fakültenin girişinde onlarca öğrenci vardı.
Normalde kendimi güvende hissedeceğim bir yerdi.
Ama bugün...
Her şey farklı görünüyordu.
Telefonu kulağımda tutuyordum.
"Mert..."
"Buradayım."
"Adam hâlâ orada."
"Onu görebiliyor musun?"
"Arkası dönük."
"Yanına gitme."
"Tamam."
Bir grup öğrenci yanımdan geçti.
Ben de onların arasına karıştım.
Adam bir anda başını çevirdi.
Göz göze gelmedik.
Ama beni aradığını anladım.
Telefonum titredi.
Mert:
"Sakın yalnız kalma."
Mesajı okudum.
Tam cevap yazacakken...
Arkamdan bir ses geldi.
"Elif Hanım?"
Döndüm.
Sivil giyimli bir polis memuru duruyordu.
"Ben Komiser Emir'in ekibindenim."
İçim biraz olsun rahatladı.
"Emir mi gönderdi?"
"Evet."
"Buradan çıkmamız gerekiyor."
Başımı salladım.
Tam birlikte yürümeye başladığımız sırada...
Sivil polis bir anda durdu.
Elini beline götürdü.
"Ne oldu?"
"Bir şey yok."
Ama yüzündeki ifade değişmişti.
"Şu adam..."
İşaret ettiği yere baktım.
Takip ettiğini düşündüğüm adam artık görünmüyordu.
---
(Mert Anlatıyor)
Fakültenin önüne geldiğimde birkaç polis aracı çoktan bölgeyi çevirmişti.
Arabadan iner inmez Emir yanıma koştu.
"İyi misin?"
"Ben iyiyim."
"Yaran?"
"Sonra."
"Elif nerede?"
"Ekibimiz onunla."
Birlikte fakültenin içine girdik.
Birkaç dakika sonra Elif'i gördüm.
Koşarak yanına gittim.
"Elif!"
Beni görünce yüzündeki korku yerini rahatlamaya bıraktı.
"Mert..."
Yanıma geldi.
"İyi misin?"
"Evet."
"Bir şey yaptı mı?"
"Hayır."
"Dokundu mu?"
"Hayır."
Derin bir nefes aldım.
Sonra onu kollarımın arasına aldım.
Elif birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra başını göğsüme yasladı.
"Çok korktum."
"Ben de."
"Bir daha böyle bir şey olursa..."
"Olmayacak."
"Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?"
"Çünkü bundan sonra yalnız değilsin."
---
Emir yanımıza geldi.
"Adamı bulamadık."
Mert'in yüzü sertleşti.
"Nasıl kayboldu?"
"Kalabalığa karışmış."
"Üzerinde kamera görüntüsü var mı?"
"Var."
"İnceliyoruz."
Melike de yanımıza geldi.
"Bir şey daha var."
"Nedir?"
"Elif'i takip eden adamın telefonundan bir mesaj tespit edildi."
"Ne yazıyor?"
Melike telefonunu gösterdi.
Mesaj tek cümleydi:
"Kız güvende. Oğul geldi."
Kanım dondu.
"Demek amaç Elif'i kaçırmak değildi."
Emir başını salladı.
"Hayır."
"Senin oraya gelmeni istediler."
---
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra Elif sessizce yanıma geldi.
"Mert..."
"Evet?"
"Bu babanla mı ilgili?"
Fotoğrafa baktım.
Sonra mesajı düşündüm.
"Muhtemelen."
Melike araya girdi.
"Bir ihtimal daha var."
"Nedir?"
"Belki de seni izliyorlar."
"Ve Elif'i kullanarak ne kadar hızlı harekete geçeceğini ölçtüler."
Emir başını salladı.
"Bu yüzden bundan sonra çok daha dikkatli olacağız."
---
Akşam eve döndüğümüzde annem kapıda bizi bekliyordu.
Elif'i görünce hemen ona sarıldı.
"İyi misin kızım?"
"İyiyim."
Annem gözlerini kapattı.
"Allah'ım şükür."
Sonra Mert'e döndü.
"Senin de yaran var."
"Anne..."
"Hiçbir şey söyleme."
"Bir daha böyle bir şeye tek başına gitmeyeceksin."
Mert başını eğdi.
"Tamam."
Babaannem de yanımıza geldi.
"Bugün hepimiz korktuk."
Sonra Elif'in elini tuttu.
"Ama artık bu kız bizim ailemiz."
"Kimse ona zarar veremez."
Elif'in gözleri doldu.
"Teşekkür ederim."
---
Gece herkes uyuduktan sonra salonda yalnız kaldım.
Elif yanıma geldi.
"Uyumadın."
"Uyuyamadım."
Yanıma oturdu.
"Ben de."
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra Mert bana döndü.
"Elif..."
"Evet?"
"Bugün seni kaybetme ihtimali..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Elini tuttum.
"Ben buradayım."
"Gitmiyorum."
Gözlerime baktı.
"Ben seni görücü usulüyle tanıdım."
"Başlangıçta bunun bir görev gibi olduğunu düşündüm."
"Sonra..."
"...sen benim hayatım oldun."
Gözlerim doldu.
"Mert..."
"Şunu bil."
"Ne olursa olsun..."
"Seni korumak için değil..."
"Seninle aynı hayatı paylaşmak için yanında olacağım."
Başımı omzuna yasladım.
"Ben de."
O gece ilk kez...
İkimiz de korkunun içinden geçerek birbirimize daha sıkı tutunduk.
---
Tam uyumak üzereyken Mert'in telefonu çaldı.
Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
Mert açtı.
Karşıdan birkaç saniye sessizlik geldi.
Sonra boğuk bir erkek sesi duyuldu.
"Ahmet'i görmek istiyorsan..."
Mert doğruldu.
"Sen kimsin?"
"...Kars'a gel."
"Babam nerede?"
Karşıdaki adam cevap vermedi.
Sadece son bir cümle söyledi.
"Bu kez Elif'i de yanında getir."
Telefon kapandı.
Mert'in yüzündeki ifade değişti.
Ben onun elini tuttum.
İkimiz de aynı şeyi anlamıştık.
Kars yolculuğu artık kaçınılmazdı.
Ama bu yolculuk...
Sadece Mert'in babasını bulma yolculuğu olmayacaktı.
Bizi ayırmak isteyenlerle...
Ailemizi korumak isteyenlerin savaşı başlayacaktı.
Devam edecek...
Bölüm etkileşimi
