34. bölüm / 47
GÖRÜCÜ USULÜ EVLILIKBölüm 34
Bölümler 47Şu an: Bölüm 34
- 1 BÖLÜM 13.260 kelime
- 2 Bölüm 22.220 kelime
- 3 Bölüm 32.224 kelime
- 4 Bölüm 42.738 kelime
- 5 Bölüm 51.477 kelime
- 6 Bölüm 61.889 kelime
- 7 Bölüm 72.128 kelime
- 8 Bölüm 82.110 kelime
- 9 Bölüm 91.542 kelime
- 10 Bölüm 101.677 kelime
- 11 Bölüm 11798 kelime
- 12 Bölüm 121.328 kelime
- 13 Bölüm 132.053 kelime
- 14 Bölüm 141.320 kelime
- 15 Bölüm 151.636 kelime
- 16 Bölüm 161.690 kelime
- 17 Bölüm 171.778 kelime
- 18 Bölüm 181.424 kelime
- 19 Bölüm 191.692 kelime
- 20 Bölüm 201.476 kelime
- 21 Bölüm 211.170 kelime
- 22 Bölüm 222.140 kelime
- 23 Bölüm 231.671 kelime
- 24 Bölüm 242.562 kelime
- 25 Bölüm 251.515 kelime
- 26 Bölüm 261.432 kelime
- 27 Bölüm 271.547 kelime
- 28 Bölüm 281.262 kelime
- 29 Bölüm 291.496 kelime
- 30 Bölüm 302.563 kelime
- 31 Bölüm 311.233 kelime
- 32 Bölüm 322.317 kelime
- 33 Bölüm 331.721 kelime
- 34 Bölüm 341.051 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 Bölüm 35664 kelime
- 36 Bölüm 361.943 kelime
- 37 Bölüm 371.970 kelime
- 38 Bölüm 381.416 kelime
- 39 Bölüm 392.619 kelime
- 40 Bölüm 402.716 kelime
- 41 Bölüm 414.101 kelime
- 42 Bölüm 42808 kelime
- 43 Bölüm 431.117 kelime
- 44 Bölüm 442.172 kelime
- 45 Bölüm 452.455 kelime
- 46 Bölüm 463.632 kelime
- 47 Bölüm 476.415 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah erkenden uyandım.
Göğsümdeki yara hâlâ hafif hafif sızlıyordu.
Doktorun verdiği ilaçları içip salona indim.
Annem kahvaltıyı hazırlıyordu.
Babaannem her zamanki yerinde oturmuş dua ediyordu.
Beni görünce gülümsedi.
"Gel bakalım yiğidim."
Sandalyeye oturdum.
Annem çayımı önüme koydu.
"Bugün önemli bir gün."
"Neden?"
Babaannem söze girdi.
"Bugün Elif'in annesine gideceğiz."
"Artık iki aile olarak bundan sonrasını konuşmanın zamanı geldi."
İçimde tatlı bir heyecan oluştu.
Çünkü artık bu ilişki sadece Mert ile Elif'in değildi.
İki aile de bu mutluluğun bir parçası olmuştu.
---
Kahvaltıdan sonra Emir ile Melike de geldi.
Melike elindeki tatlı kutusunu masaya bıraktı.
"Bunu annem gönderdi."
"Boş gitmeyelim dedi."
Annem gülümsedi.
"Çok ince düşünmüş."
Emir bana dönüp omzuma vurdu.
"Hazır mısın?"
"Operasyona çıkarken bu kadar heyecanlanmıyordum."
Melike kahkaha attı.
"Çünkü bu, kalp operasyonu."
Hepimiz güldük.
---
Öğleden sonra Elif'in evinin kapısını annesi açtı.
"Hoş geldiniz."
"Hoş bulduk."
Annem ve Elif'in annesi sarıldılar.
Babaannem de sevgiyle elini tuttu.
"Nasılsın kızım?"
"İyiyim çok şükür."
Ev mis gibi börek ve çay kokuyordu.
Bir süre herkes günlük hayattan konuştu.
Ben ise gözümle Elif'i arıyordum.
Birkaç dakika sonra odasından çıktı.
Üzerinde sade, krem rengi bir elbise vardı.
Saçlarını doğal hâliyle omuzlarına bırakmıştı.
Beni görünce hafifçe gülümsedi.
Ben de gülümsedim.
Hiç konuşmadan...
Yine birbirimizi anlamıştık.
---
Çaylar dağıtıldıktan sonra salonda kısa bir sessizlik oldu.
Annem fincanını masaya bıraktı.
"Allah'ın izniyle..."
"Bugün burada çocuklarımızın geleceğini konuşmak istiyoruz."
Elif'in annesi gözleri dolarak başını salladı.
"Ben de bunu çok isterim."
Sonra bana baktı.
"Mert."
"Buyurun."
"Kızımın yüzünü uzun zamandır bu kadar gülerken görmemiştim."
Bu söz beni derinden etkiledi.
"Söz veriyorum."
"Elimden geldiğince onu mutlu edeceğim."
Elif bana baktı.
Gözlerinde hem mutluluk hem de heyecan vardı.
---
Babaannem yavaşça söze girdi.
"Biz eskiden görücü usulüyle evlendik."
"Başta birbirimizi hiç tanımıyorduk."
"Ama saygıyla başlayan bir yuva..."
"Sevgiyle büyüdü."
Annem de devam etti.
"Biz çocuklarımızın da aynı saygıyı ve sevgiyi taşımasını istiyoruz."
Elif'in annesi gülümsedi.
"Benim tek isteğim..."
"Kızımın değer görmesi."
Hiç düşünmeden cevap verdim.
"O benim için emanet değil."
"Hayat arkadaşım."
Salondaki herkes birkaç saniye sessiz kaldı.
Elif'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
---
Tam o sırada gözüm duvardaki aile fotoğrafına takıldı.
İçim burkuldu.
Babamın burada olmasını çok isterdim.
Bunu fark eden annem elimi tuttu.
"Ahmet de bugün burada olmayı çok isterdi."
Başımı eğdim.
"Biliyorum."
"Onu bulacağız."
Annem kararlı bir sesle konuştu.
"İnşallah."
Elif'in annesi de söze katıldı.
"O gün geldiğinde..."
"...ilk davet edeceğimiz kişi o olacak."
İlk kez içimde buruk bir umut hissettim.
Babam yanımızda değildi.
Ama onun yokluğu...
Bu ailenin sevgisini eksiltmiyordu.
---
Sohbet ilerledikçe düğün hazırlıkları konuşulmaya başlandı.
Babaannem gülerek,
"Önce söz..."
"Sonra nişan..."
"Sonra da düğün."
dedi.
Melike heyecanla Elif'e döndü.
"Ben senin yanında olacağım."
Elif gülümsedi.
"Bunu duymak bana güç veriyor."
Emir de gülerek,
"Ben de Mert'i kaçırıp düğüne geç kalmasını engellerim."
deyince salonda kahkahalar yükseldi.
Uzun zamandır ilk kez...
Herkes aynı hayali kuruyordu.
Bir düğün...
Bir yuva...
Ve mutlu bir gelecek.
Ben Elif'e baktım.
O da bana bakıyordu.
İçimden sessizce bir dua ettim.
"Allah'ım...
Babamı sağ salim bize kavuştur.
Ve bu mutluluğu ona da göster."
Çünkü biliyordum...
O gün geldiğinde...
Bu sofrada bir sandalye daha dolacaktı.
(Elif Anlatıyor)
Salondaki sohbet, ilk heyecanın ardından daha sıcak bir hâl almıştı.
Annem çayları tazelerken, Mert'in annesi mutfağa yardım etmek için ayağa kalktı.
"Olmaz, siz misafirsiniz." dedi annem.
Mert'in annesi gülümseyerek başını salladı.
"Bugünden sonra misafir değiliz."
"Allah nasip ederse akraba olacağız."
Annemin gözleri doldu.
"İnşallah..."
İki kadın birbirine sarıldı.
O an içimde tarifsiz bir huzur oluştu.
Sanki iki aile değil...
Tek bir aile olmaya başlamıştık.
---
Ben salondan çıkıp balkona geçtim.
Biraz nefes almaya ihtiyacım vardı.
Kalbim hâlâ heyecandan hızlı atıyordu.
Balkondaki sardunyalara dalmışken arkamdan hafif bir ses duydum.
"Kaçıyor musun?"
Arkamı döndüm.
Mert...
Yavaş adımlarla yanıma gelmişti.
"Göğsün..."
"İyiyim."
"Doktor dinlen demişti."
"Dinleniyorum."
"Senin yanına gelmek dinlenmeye engel değil."
İstemsizce gülümsedim.
Balkon korkuluğuna yan yana yaslandık.
Bir süre konuşmadık.
Mahalleden çocuk sesleri geliyordu.
Karşı apartmanın balkonunda yaşlı bir teyze çiçeklerini suluyordu.
Hayat bütün sıradanlığıyla akıp gidiyordu.
Mert sessizliği bozdu.
"İlk tanıştığımız günü hatırlıyor musun?"
"Unutur muyum?"
"O kadar heyecanlıydın ki çay bardağını iki kez yanlış yere bırakmıştın."
Utanarak güldüm.
"Sen de sürekli saatine bakıyordun."
"Fark ettin mi?"
"Tabii ki."
"Ben de heyecanlıydım."
Başımı ona çevirdim.
"Hiç belli etmiyordun."
"Polis olmanın tek faydası."
İkimiz de güldük.
Sonra yüzü ciddileşti.
"Elif..."
"Evet?"
"İlk tanıştığımız gün sana bir söz verememiştim."
"Neden?"
"Çünkü seni tanımıyordum."
"Ama şimdi verebilirim."
Merakla yüzüne baktım.
"Söz veriyorum..."
"Hayatın boyunca seni dinleyen biri olacağım."
"Sadece konuşan değil..."
"Seni gerçekten anlayan biri."
Gözlerim doldu.
Ben de yavaşça onun elini tuttum.
"Ben de sana söz veriyorum."
"Ne sözü?"
"Senin omzundaki yükü paylaşacağım."
"Mutlu günlerinde de..."
"Zor günlerinde de..."
"Yanında olacağım."
Mert'in gözlerinde tarifsiz bir huzur vardı.
Bu kez birbirimize büyük vaatlerde bulunmuyorduk.
Sadece...
Gerçekçi sözler veriyorduk.
---
İçeriden Emir'in sesi geldi.
"Kaybolan çift!"
"Herkes sizi bekliyor."
Gülerek salona döndük.
Melike bizi görünce kaşlarını kaldırdı.
"Beş dakika diye çıktınız."
"On beş dakika oldu."
Emir de gülerek ekledi.
"İyi ki doktor sana koşmayı yasaklamış."
"Yoksa Elif'i alıp kaçacaktın."
Herkes kahkahaya boğuldu.
---
Sohbet yeniden koyulaştı.
Bu kez konu düğün hazırlıklarına geldi.
Mert'in annesi çantasından küçük bir defter çıkardı.
"Ben birkaç not aldım."
Hepimiz merakla baktık.
"Düğünü sade ama güzel yapalım."
"Kalabalık olsun diye değil..."
"Herkes mutlu olsun diye."
Annem de başını salladı.
"Ben de aynı fikirdeyim."
Babaannem söze karıştı.
"Bir de geleneklerimizi unutmayalım."
"Kına gecesi olacak."
"Dualar okunacak."
"Büyüklerimizin hayır duası alınacak."
Melike heyecanla bana döndü.
"Kınanda seni ben hazırlayacağım."
Gülümseyerek elini tuttum.
"Çok mutlu olurum."
Emir de hemen araya girdi.
"Benim görevim ne?"
Babaannem hiç düşünmeden cevap verdi.
"Damadı düğüne zamanında getirmek."
Salondaki kahkahalar bu kez daha uzun sürdü.
---
Akşam hava kararmaya başlamıştı.
Artık kalkma vakti gelmişti.
Mert ayağa kalkarken hafifçe yüzünü buruşturdu.
Göğsündeki yara hâlâ tam iyileşmemişti.
Hemen yanına gittim.
"İyi misin?"
"Biraz sızladı."
"Daha dikkatli ol."
Merdivenlere kadar onlara eşlik ettik.
Kapının önünde kısa bir sessizlik oldu.
Mert bana baktı.
"Yarın seni görebilecek miyim?"
"Üniversiteden sonra."
"Söz mü?"
"Söz."
Gülümsedi.
"O zaman yarını beklemeye değer."
Arabaya binmeden önce annesi bana sarıldı.
"Kendine iyi bak kızım."
"Sen de oğluma iyi bak."
Hepimiz güldük.
"Merak etmeyin."
"Birlikte bakacağız."
Mert camı açıp bana son kez baktı.
Elini hafifçe kaldırdı.
Ben de aynı şekilde karşılık verdim.
Araba yavaşça sokağın sonuna doğru ilerlerken içimde tek bir duygu vardı.
Bu evlilik...
Bir günde kurulmamıştı.
Görücü usulüyle başlayan bir tanışma...
Sabırla, güvenle ve sevgiyle büyümüştü.
Şimdi ise...
İki insanın değil,
İki ailenin ortak hikâyesine dönüşüyordu.
Ve ben...
Bu hikâyenin her satırını yaşamaya hazırdım.
Devam edecek...
Bölüm etkileşimi
