Bölüm 39

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: Bölüm 39

Kars'ın gecesi sessizdi.

Ama o sessizliğin içinde herkes aynı şeyi hissediyordu.

Bir şey bitmemişti.

Tam tersine…

Yeni başlamıştı.

Mert, istasyonun önünde birkaç saniye boyunca hareketsiz durdu. Gözleri karanlık sokaklarda dolaşıyor, az önce kendilerini izleyen kişinin nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Emir hemen yanına geldi.

“Bir şey gördün mü?”

Mert başını iki yana salladı.

“Hayır.”

Melike de istasyonun diğer tarafını kontrol etti.

“Burada fazla uzun kalamayız.”

Ahmet, oğlunun yanında duruyordu.

Yıllardır hayalini kurduğu anın gerçekleşmiş olması gerekiyordu.

Oğluna kavuşmuştu.

Fakat bunun mutluluğunu yaşayacak zaman bile bulamıyordu.

Çünkü Kuzgun hâlâ peşlerindeydi.

Elif, Mert'in yanına geldi.

“İyi misin?”

Mert ona baktı.

Bir anlığına çevresindeki her şey sustu.

Kars'ın soğuğu…

İstasyondaki tehlike…

Babası…

Kuzgun…

Hepsi uzaklaştı.

Sadece Elif vardı.

Mert başını hafifçe salladı.

“Şimdi iyiyim.”

Elif kaşlarını çattı.

“Bundan emin misin?”

Mert onun elini tuttu.

“Sen yanımdasın.”

Elif gülümsedi.

“Bu cevabı artık bahane olarak kullanıyorsun.”

Mert ilk kez hafifçe güldü.

“Çünkü işe yarıyor.”

Elif de gülümsedi.

Tam o sırada Ahmet onları izliyordu.

Mert bunu fark etti.

“Baba?”

Ahmet başını kaldırdı.

“Efendim?”

Mert bir an durdu.

Bu kelimeyi söylemek bile ona garip gelmişti.

Baba…

Yıllardır sadece özlemle söylediği bir kelimeydi.

Şimdi karşısındaydı.

Mert yavaşça konuştu.

“İstanbul'a dönmemiz gerekiyor.”

Ahmet başını salladı.

“Evet.”

Emir araya girdi.

“Güvenli bir yere geçmeliyiz.”

Melike telefonuna baktı.

“Ulaşım ayarlanabilir.”

Ahmet hemen başını salladı.

“Normal bir araç kullanmayın.”

Emir ona baktı.

“Neden?”

“Çünkü bizi buraya kadar takip ettiler.”

Mert'in yüzü gerildi.

“Aracımızı da biliyorlar.”

Ahmet:

“Büyük ihtimalle.”

Mert birkaç saniye düşündü.

Sonra Emir'e döndü.

“Başka bir plan yapalım.”

Emir başını salladı.

“Tamam.”

Elif sessizce Mert'in yanında duruyordu.

Mert onun yüzüne baktı.

“Senin üniversiten…”

Elif şaşırdı.

“Şimdi onu mu düşünüyorsun?”

“Düşünmem gerekiyor.”

“Niye?”

“Çünkü hayatımız sadece bu olaylardan ibaret değil.”

Elif'in yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.

“Bunu senden duymak güzel.”

Mert kaşlarını kaldırdı.

“Ne demek istiyorsun?”

“Son zamanlarda sürekli görev, Kuzgun, baban…”

Bir an durdu.

“Bazen normal bir hayatımız olabileceğini unutuyorum.”

Mert onun elini tuttu.

“Olacak.”

“Gerçekten mi?”

“Gerçekten.”

Elif başını omzuna yasladı.

“Ben de bunu istiyorum.”

Mert gözlerini kapattı.

“Ben de.”

Ahmet bu konuşmayı duydu.

Oğluna baktı.

Mert'in gözlerindeki değişimi ilk kez bu kadar net görüyordu.

Eskiden oğlu her şeyi tek başına çözmeye çalışan biriydi.

Şimdi ise yanında hayatını paylaşmak istediği biri vardı.

Ahmet hafifçe gülümsedi.

“İşte bu yüzden seni korumak zorundayım.”

Mert ona döndü.

“Baba…”

Ahmet ciddi bir ifadeyle konuştu.

“Beni dinle.”

“Dinliyorum.”

“Kuzgun sadece seni hedef almıyor.”

Mert'in yüzü değişti.

“Biliyorum.”

“Hayır.”

Ahmet başını iki yana salladı.

“Henüz bilmiyorsun.”

Elif dikkat kesildi.

Ahmet devam etti.

“Kuzgun insanların en zayıf noktalarını bulur.”

Mert:

“Benim zayıf noktam Elif mi?”

Ahmet başını salladı.

“Hayır.”

Mert'in yüzü sertleşti.

“Değil.”

Ahmet oğluna baktı.

“Senin zayıf noktan Elif değil.”

Mert sustu.

“Senin zayıf noktan, sevdiğin insanları kaybetme korkun.”

Mert'in gözleri doldu.

Ahmet devam etti:

“Onlar bunu kullanmaya çalışacaklar.”

Elif Mert'in elini tuttu.

“Ben korkmuyorum.”

Mert ona baktı.

Elif sakin bir sesle konuştu.

“Çünkü bu kez yalnız değilsin.”

Mert'in yüzündeki gerginlik biraz olsun dağıldı.

“Evet.”

Emir hafifçe gülümsedi.

“Bence artık yola çıkalım.”

Melike ona baktı.

“Sen de romantikleşmeye başladın.”

Emir güldü.

“Ben sadece herkesin hayatta kalmasını istiyorum.”

Melike başını salladı.

“Tabii.”

Emir:

“Ne?”

“Hiç.”

Mert ikisine baktı.

“İkiniz de garip davranıyorsunuz.”

Melike hemen cevap verdi.

“Sen önce kendi ilişkine bak.”

Elif gülmeye başladı.

Mert şaşkınlıkla:

“Ben ne yaptım?”

Emir:

“Hiçbir şey.”

Melike:

“Daha da kötüsü, hiçbir şey yapmadığını sanıyorsun.”

Mert başını salladı.

“Tamam. İstanbul'a dönünce hepinizden hesap soracağım.”

Elif gülerek:

“Ben de var mıyım?”

Mert ona baktı.

“Sen hariç.”

Elif:

“Niye?”

“Sen benim tarafımdasın.”

Elif başını eğip gülümsedi.

“Belki değilim.”

Mert şaşkınlıkla ona baktı.

“Ne?”

Elif göz kırptı.

“Şaka yaptım.”

Mert'in yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

Ahmet onları izlerken içinden bir şey geçti.

Yıllarca Kuzgun'un karanlığında yaşamıştı.

İnsanların korkularını, kayıplarını, çaresizliklerini görmüştü.

Ama şimdi karşısında başka bir şey vardı.

Sevgi.

Ve sevginin insanı ne kadar güçlü yapabileceğini yeniden hatırlıyordu.

---

Saatler sonra…

Kars'tan ayrılmak için yola çıktılar.

Ahmet arka koltukta oturuyordu.

Mert direksiyondaydı.

Elif onun yanındaydı.

Emir ve Melike ise başka bir araçla arkalarından geliyordu.

Yol boyunca kar yağmaya devam etti.

Dağların arasından ilerlerken Mert'in zihni durmuyordu.

Babası yıllarca neden susmuştu?

Kuzgun neyin peşindeydi?

Elif neden hedef haline gelmişti?

Ve en önemlisi…

İstanbul'a döndüklerinde ne olacaktı?

Elif bir süre sessizce dışarı baktı.

Sonra Mert'e döndü.

“Bir şey düşünüyorsun.”

Mert:

“Çok şey.”

“Baban mı?”

“Evet.”

Elif onun eline dokundu.

“Onu buldun.”

Mert başını salladı.

“Evet.”

“Bu güzel bir şey.”

“Güzel.”

Bir süre sustu.

“Fakat onu bulduğuma sevinemeden yeni bir savaşın içine girdik.”

Elif sakin bir şekilde:

“Belki de hayat böyledir.”

Mert ona baktı.

“Nasıl?”

“Bazen bir kapı açılır.”

Elif dışarıdaki karları izledi.

“Arkasında ne olduğunu bilmezsin.”

Sonra Mert'e döndü.

“Ama o kapıdan geçip geçmemeye sen karar verirsin.”

Mert gülümsedi.

“Sen geçtin mi?”

Elif ne demek istediğini anlamıştı.

“İlk başta mı?”

“Evet.”

Elif hafifçe düşündü.

“İlk başta seni tanımak istememiştim.”

Mert güldü.

“Biliyorum.”

“Sonra seni tanıdım.”

“Ve?”

Elif ona baktı.

“Ve keşke daha önce tanısaydım dedim.”

Mert'in yüzündeki gülümseme büyüdü.

“Ben de.”

Elif elini onun elinin üzerine koydu.

“Bizim hikâyemiz başkalarının kararıyla başladı.”

Mert:

“Ama bizim kararımızla devam etti.”

Elif başını salladı.

“Tam olarak.”

Arka koltukta oturan Ahmet, bu sözleri sessizce dinliyordu.

Sonra gözlerini kapattı.

Belki de yıllardır aradığı şey tam olarak buydu.

Oğlunun mutlu olduğunu görmek.

---

Gece yarısına doğru telefon çaldı.

Mert ekrana baktı.

Bilinmeyen numara.

Açmadı.

Telefon tekrar çaldı.

Bu kez Ahmet öne doğru eğildi.

“Ver bana.”

Mert telefonu uzattı.

Ahmet ekrana baktığı anda yüzü değişti.

“Bu numara…”

Mert:

“Tanıyor musun?”

Ahmet başını salladı.

“Evet.”

“Kim?”

Ahmet birkaç saniye sustu.

Sonra tek bir isim söyledi.

“Selim.”

Mert kaşlarını çattı.

“Kim Selim?”

Ahmet'in yüzü gerildi.

“Kuzgun'un en eski adamlarından biri.”

Mert telefonu eline aldı.

Arama hâlâ devam ediyordu.

Mert sonunda açtı.

“Konuş.”

Karşı taraftan sakin bir erkek sesi geldi.

“Sonunda.”

Mert:

“Sen kimsin?”

Adam güldü.

“Baban seni tanıtmadı mı?”

Mert'in sesi sertleşti.

“Ben soru sordum.”

“Adım Selim.”

Ahmet arkadan fısıldadı.

“Kapama.”

Mert telefonu kulağında tutmaya devam etti.

“Ne istiyorsun?”

Selim:

“Hiçbir şey.”

Mert:

“Buna inanmıyorum.”

“İnanıp inanmaman önemli değil.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Selim:

“Sana bir haber vermek için aradım.”

Mert:

“Neymiş?”

“Babanın dönüşü…”

Selim'in sesi alçaldı.

“…Kuzgun'un hoşuna gitmedi.”

Mert'in eli direksiyonda sıkılaştı.

“Bundan korkmamı mı bekliyorsun?”

“Hayır.”

“Peki?”

“Hazırlıklı olmanı.”

Mert:

“Neye?”

Selim cevap vermedi.

Birkaç saniye sonra telefon kapandı.

Mert ekrana baktı.

Arama sona ermişti.

Elif:

“Ne dedi?”

Mert cevap vermeden önce Ahmet'e baktı.

Ahmet'in yüzü bembeyaz olmuştu.

Mert:

“Baba?”

Ahmet gözlerini kapattı.

“Selim…”

“Evet.”

“Onu tanıyorum.”

“Ne kadar tehlikeli?”

Ahmet cevap vermedi.

Mert tekrar sordu.

“Ne kadar?”

Ahmet oğluna baktı.

“Onu yıllar önce durdurmaya çalıştım.”

“Ve?”

“Başaramadım.”

Mert'in yüzü sertleşti.

“Bu sefer başaracağız.”

Ahmet:

“Mert…”

“Ne?”

Ahmet, Elif'e baktı.

“Selim sadece insanları öldürmekle ilgilenmez.”

Elif'in yüzündeki ifade değişti.

“Peki ne yapar?”

Ahmet'in cevabı ağır oldu.

“İnsanların hayatlarını değiştirir.”

Mert sessiz kaldı.

Ahmet devam etti.

“Onları birbirlerine düşürür.”

“Bizi de mi?”

“Evet.”

Mert Elif'in elini tuttu.

“Başaramaz.”

Ahmet:

“Bundan emin misin?”

Mert Elif'e baktı.

Sonra babasına döndü.

“Evet.”

“Nasıl?”

Mert'in cevabı netti.

“Çünkü Elif'e güveniyorum.”

Elif de ona baktı.

“Ben de sana.”

Ahmet ilk kez rahat bir nefes aldı.

Fakat kimsenin bilmediği bir şey vardı.

Selim, telefonu kapattıktan sonra başka bir numarayı aramıştı.

Karşı taraf açtığında sadece tek bir cümle söyledi:

“Ahmet oğluyla birlikte İstanbul'a dönüyor.”

Karşıdaki kişi:

“Peki Mert?”

Selim:

“Elif'le.”

Kısa bir sessizlik.

Sonra karşıdaki kişi:

“Güzel.”

“Plan değişiyor mu?”

“Hayır.”

“Emin misin?”

Karşıdaki kişi soğuk bir sesle cevap verdi.

“Tam tersine.”

Bir süre sustu.

“Artık onları ayırmaya çalışmayacağız.”

Selim:

“Ne yapacağız?”

Karşıdaki kişinin cevabı tek cümleydi.

“Onları evliliğe götüren yolu kullanacağız.”

Selim şaşırdı.

“Ne demek istiyorsun?”

“Bırak birbirlerine daha çok bağlansınlar.”

Selim sustu.

Karşıdaki kişi devam etti:

“Çünkü insanın en güçlü olduğu yer…”

Bir an durdu.

“…en çok sevdiği kişidir.”

Telefon kapandı.

---

Sabahın ilk ışıkları İstanbul'un üzerine düşerken Mert'in aracı şehre girdi.

Elif yorgundu.

Ahmet sessizdi.

Mert ise gözlerini yoldan ayırmıyordu.

İstanbul'a dönmüşlerdi.

Ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Çünkü artık Ahmet yanlarındaydı.

Kuzgun'un geçmişi onların peşindeydi.

Ve Mert ile Elif'in önünde sadece bir aşk hikâyesi değil…

Bir hayat vardı.

Mert, Elif'in elini tuttu.

“Eve gidelim.”

Elif gülümsedi.

“Eve.”

Mert'in yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.

Fakat birkaç kilometre ötede, onları uzaktan takip eden siyah bir araç vardı.

Aracın içindeki kişi telefonunu kaldırdı.

Ekranda Mert ve Elif'in fotoğrafı vardı.

Fotoğrafın altında tek bir not yazıyordu:

“Düğün hazırlıkları başlasın.”

Ve İstanbul'un kalabalığı içinde…

Kuzgun yeniden harekete geçti.

Mert'in telefonu yeniden çaldığında İstanbul'un sabah trafiğine girmişlerdi.

Ekranda Emir'in adı vardı.

Mert hemen açtı.

“Ne oldu?”

Emir'in sesi ciddi geliyordu.

“Arkanızda bir araç var.”

Mert'in yüzü bir anda değişti.

“Ne zamandır?”

“Kars'tan beri.”

Mert dikiz aynasından baktı.

Siyah araç hâlâ uzaktaydı.

“Plaka?”

Emir plakayı söyledi.

Mert birkaç saniye düşündü.

“Bizi takip ettiğinden emin misin?”

“Eminim.”

Melike'nin sesi arkadan geldi.

“Üç kez yön değiştirdik. O da değiştirdi.”

Mert'in eli direksiyonda sıkılaştı.

Elif hemen ona baktı.

“Yine mi?”

Mert başını salladı.

“Evet.”

Elif'in yüzündeki endişeyi görünce Mert sakinleşmeye çalıştı.

“Elif, merak etme.”

“Merak etmiyorum.”

Mert ona baktı.

Elif hafifçe gülümsedi.

“Çünkü sen yanımdasın.”

Mert de gülümsedi.

“Ama bu sefer dikkatli olacağız.”

Arka koltukta Ahmet sessizce oturuyordu.

Bir süre sonra konuştu.

“Onları evinize götürmeyin.”

Mert hemen cevap verdi.

“Zaten götürmeyeceğim.”

Ahmet şaşırdı.

“Nereye gideceksin?”

“Önce güvenli bir yere.”

Emir telsizden konuştu.

“Ben bir yer ayarlıyorum.”

Mert:

“Tamam.”

Telefon kapandı.

Elif bir süre sessiz kaldı.

Sonra Mert'e döndü.

“Annem merak edecek.”

Mert başını salladı.

“Biliyorum.”

“Onu aramam lazım.”

“Arayabilirsin.”

Elif telefonunu çıkardı.

Annesini aradı.

Telefon birkaç saniye sonra açıldı.

“Efendim kızım?”

Elif sesini normal tutmaya çalıştı.

“Anne, biz İstanbul'a geldik.”

Karşı taraftaki ses bir anda rahatladı.

“Çok şükür! Mert yanında mı?”

“Elbette.”

“Peki…”

Annesinin sesi bir anda duraksadı.

“Ahmet de sizinle mi?”

Elif Mert'e baktı.

Sonra Ahmet'e.

“Evet.”

Telefonun diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu.

Elif:

“Anne?”

Annesinin sesi titredi.

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

“Ahmet yaşıyor mu?”

Ahmet başını eğdi.

Elif'in gözleri doldu.

“Yaşıyor.”

Telefonun diğer ucunda ağlama sesi duyuldu.

“Allah'ım…”

Elif'in de gözleri doldu.

“Anne, eve geldiğimizde her şeyi anlatacağız.”

“Tamam kızım.”

Bir süre sonra annesi:

“Mert'e söyle…”

Elif:

“Ne söyleyeyim?”

“Babasına kavuştuğu için onun adına çok mutluyum.”

Elif gülümsedi.

“Söylerim.”

Telefon kapandı.

Elif Mert'e döndü.

“Annem senin için çok mutlu.”

Mert'in gözleri doldu.

“Ben de onun için.”

Ahmet arkadan sessizce konuştu.

“Bunca yıl sonra…”

Mert aynadan babasına baktı.

“Eve gideceğiz.”

Ahmet hafifçe gülümsedi.

“Evet.”

---

Bir saat sonra güvenli bir binaya ulaştılar.

Emir ve Melike çoktan oradaydı.

Mert araçtan indi.

Sonra Elif'in kapısını açtı.

Elif dışarı çıktı.

Ahmet de yavaşça araçtan indiğinde Emir birkaç saniye ona baktı.

Yıllardır sadece dosyalarda gördüğü adam karşısındaydı.

“Ahmet amca…”

Ahmet ona baktı.

“Emir.”

Emir şaşırdı.

“Beni tanıyor musunuz?”

Ahmet gülümsedi.

“Mert senden çok bahsetti.”

Emir'in yüzü yumuşadı.

“Ben de sizi yıllardır arıyordum.”

Ahmet başını salladı.

“Biliyorum.”

Melike de yaklaştı.

“Ben Melike.”

Ahmet ona baktı.

“Mert'in kuzeni.”

Melike gülümsedi.

“Evet.”

Ahmet onun üniformasına baktı.

“PÖH.”

Melike başını salladı.

“Evet.”

Ahmet:

“Güçlü bir kızsın.”

Melike hafifçe gülümsedi.

“Öyle olmak zorundayım.”

Emir ona baktı.

“Ben de aynı şeyi söylüyorum.”

Melike Emir'e döndü.

“Sen çok konuşuyorsun.”

Emir:

“Sen de çok sertsin.”

Mert araya girdi.

“Daha yeni babamla tanıştınız, kavga etmeye başlamayın.”

Elif gülmeye başladı.

Melike:

“Biz kavga etmiyoruz.”

Emir:

“Kesinlikle.”

Mert ikisine şüpheyle baktı.

“Tabii.”

Ahmet onları izlerken ilk kez gerçekten gülümsedi.

Sonra Mert'in omzuna elini koydu.

“Oğlum.”

Mert döndü.

“Efendim?”

“Senin iyi insanların var.”

Mert çevresine baktı.

Elif…

Emir…

Melike…

Sonra babasına döndü.

“Evet.”

Ahmet:

“Onları koru.”

Mert:

“Koruyacağım.”

Elif hemen araya girdi.

“Bir dakika.”

Mert ona baktı.

Elif:

“Ben korunacak biri değilim.”

Mert gülümsedi.

“Biliyorum.”

“Öyle konuşma.”

“Tamam.”

Mert onun elini tuttu.

“Yanında olacağım.”

Elif'in yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.

“İşte bu daha güzel.”

Ahmet onları izledi.

Sonra Emir'e dönüp sessizce:

“Bunlar evlenecek mi?”

Emir gülümseyerek:

“İnşallah.”

Mert hemen döndü.

“Ne konuşuyorsunuz?”

Emir:

“Hiç.”

Melike:

“Düğünü konuşuyoruz.”

Mert şaşırdı.

“Daha şimdi mi?”

Elif:

“Niye? Korktun mu?”

Mert ona baktı.

“Hayır.”

Elif:

“Emin misin?”

Mert:

“Seninle evlenmekten mi?”

Elif başını salladı.

Mert hiç düşünmeden cevap verdi.

“Hayatımda verdiğim en kolay karar.”

Elif'in gözleri doldu.

“Gerçekten mi?”

“Gerçekten.”

Mert onun elini tuttu.

“Çünkü bu kez kararı kimse bizim yerimize vermiyor.”

Elif başını salladı.

“Biz veriyoruz.”

“Biz.”

Ahmet bu sözleri duyunca derin bir nefes aldı.

Belki de oğlunun hayatındaki en önemli şey buydu.

Bir zamanlar ailelerin tanıştırdığı iki genç…

Şimdi kendi hayatlarını kendileri seçiyordu.

---

Öğleden sonra…

Mert, Elif'i eve bırakmaya karar verdi.

Emir ve Melike başka bir araçla onları takip ediyordu.

Bu kez siyah araç görünmüyordu.

Mert eve geldiğinde Elif'in annesi kapıda bekliyordu.

Kapı açılır açılmaz gözleri Mert'in arkasındaki Ahmet'e takıldı.

Kadın birkaç saniye olduğu yerde kaldı.

Ahmet de aynı şekilde.

Yıllar sonra birbirlerini görmenin şaşkınlığı vardı.

Kadının gözleri doldu.

“Ahmet…”

Ahmet başını eğdi.

“Merhaba.”

Kadın gözyaşlarını sildi.

“Sen…”

Sesi titredi.

“Yaşıyorsun.”

Ahmet:

“Evet.”

Kadın birkaç adım yaklaştı.

“Bunca yıl…”

Ahmet:

“Biliyorum.”

Kadın gözlerini kapattı.

“Çok bekledik.”

Ahmet'in sesi kısıldı.

“Ben de sizi düşündüm.”

Mert annesinin yanına geçti.

“Anne…”

Kadın oğluna baktı.

Sonra Ahmet'e.

“İçeri gelin.”

Ahmet başını salladı.

“Sağ ol.”

Hep birlikte içeri girdiler.

Salonun içinde yıllardır eksik olan bir şey vardı.

Bir aile büyüğü.

Bir baba.

Bir eş.

Bir geçmiş.

Ama artık o geçmiş kapıdan içeri girmişti.

Elif, Mert'in yanına oturdu.

Mert'in yüzüne baktı.

“Mutlu musun?”

Mert ona döndü.

“Evet.”

“Gerçekten?”

Mert babasına baktı.

“Babam burada.”

Sonra Elif'e döndü.

“Sen de buradasın.”

Elif gülümsedi.

“Ben zaten buradaydım.”

Mert:

“Biliyorum.”

Elif:

“Peki şimdi ne olacak?”

Mert:

“Ne anlamda?”

“Düğün.”

Mert güldü.

“Sen gerçekten düğünü düşünüyorsun.”

Elif:

“Tabii.”

“Daha Kuzgun meselesi var.”

Elif omuz silkti.

“Onu da çözeceğiz.”

“Çok kolay söylüyorsun.”

“Çünkü sana güveniyorum.”

Mert sustu.

Elif devam etti.

“Bir de…”

“Nedir?”

“Bizim bir hayatımız var.”

Mert başını salladı.

“Evet.”

“Elimizden alamazlar.”

Mert onun elini tuttu.

“Alamayacaklar.”

Tam o sırada kapı çaldı.

Emir ve Melike gelmişti.

Emir içeri girer girmez:

“Size haber var.”

Mert ayağa kalktı.

“Ne oldu?”

Emir telefonunu gösterdi.

“Siyah aracın plakasını araştırdık.”

Mert:

“Kim?”

Emir:

“Resmî kaydı var.”

Mert kaşlarını çattı.

“Ne?”

“Bir devlet kurumuna ait görünüyor.”

Odada sessizlik oldu.

Ahmet'in yüzü bir anda değişti.

“Bu mümkün değil.”

Emir:

“Ben de öyle düşündüm.”

Mert:

“Aracın kime ait olduğunu buldun mu?”

Emir başını salladı.

“Evet.”

Telefonunu Mert'e uzattı.

Mert ekrana baktı.

Sonra yüzündeki ifade değişti.

“Bu isim…”

Ahmet hemen yanına geldi.

Ekrana baktı.

Birkaç saniye konuşamadı.

Mert:

“Tanıyor musun?”

Ahmet yavaşça başını salladı.

“Evet.”

“Kim?”

Ahmet'in cevabı odadaki herkesin nefesini kesti.

“Benim Kuzgun'a sızdığım dönemde…”

Bir an sustu.

“Beni koruyan kişiydi.”

Emir:

“Kim?”

Ahmet ekrana baktı.

“Komiser Selim Aras.”

Mert'in gözleri büyüdü.

“Selim mi?”

Ahmet başını salladı.

“Evet.”

Mert'in telefonu titredi.

Yeni bir mesaj gelmişti.

Mesajda yalnızca bir fotoğraf vardı.

Mert fotoğrafı açtı.

Fotoğrafta…

Mert ile Elif'in evin önünde çekilmiş görüntüsü vardı.

Fotoğrafın altında tek bir cümle yazıyordu:

“Düğününüze ben de davetliyim.”

Mert'in yüzü buz kesti.

Elif yanına geldi.

“Ne oldu?”

Mert telefonu ona vermedi.

“Hiç.”

Elif onun gözlerine baktı.

“Bana yalan söyleme.”

Mert birkaç saniye sustu.

Sonra telefonu ona uzattı.

Elif fotoğrafı görünce sessiz kaldı.

Melike hemen yanına geldi.

“Bu fotoğraf ne zaman çekilmiş?”

Emir:

“Az önce.”

Mert:

“Demek ki bizi eve kadar takip ettiler.”

Ahmet gözlerini kapattı.

“Hayır.”

Mert ona döndü.

“Ne?”

Ahmet'in sesi çok sakindi.

“Bizi takip etmediler.”

Mert:

“Peki?”

Ahmet:

“Bizi bulmaları gerekiyordu.”

Mert:

“Neden?”

Ahmet oğluna baktı.

“Çünkü Kuzgun artık saklanmıyor.”

Odada herkes sessizleşti.

Ahmet devam etti:

“Bize yaklaşmaya başladılar.”

Mert'in yüzünde kararlı bir ifade oluştu.

“Yaklaşsınlar.”

Elif onun elini tuttu.

“Birlikte karşılarız.”

Mert ona baktı.

“Birlikte.”

Tam o sırada dışarıdan bir araç sesi duyuldu.

Herkes sustu.

Emir pencereye yöneldi.

Perdeyi hafifçe araladı.

Sokağın karşısında siyah bir araç duruyordu.

Emir'in yüzü sertleşti.

“Buradalar.”

Melike ayağa kalktı.

Mert Elif'in önüne geçmek istedi.

Elif hemen onun kolunu tuttu.

“Hayır.”

Mert ona baktı.

“Ne?”

“Ben senin arkanda saklanmayacağım.”

Mert bir an sustu.

Elif elini onun eline geçirdi.

“Yanında duracağım.”

Mert başını salladı.

“Tamam.”

Ahmet onları izledi.

Sonra pencereye baktı.

“Artık oyun değişti.”

Mert:

“Ne yapacağız?”

Ahmet'in gözleri karanlıklaştı.

“Bu kez biz onları bulacağız.”

Mert'in yüzünde kararlı bir ifade oluştu.

“Başlayalım.”

Ve İstanbul'un sessiz bir sokağında…

Kuzgun ile Mert'in savaşı artık uzaktan yürütülen bir takip olmaktan çıkmıştı.

İki taraf da birbirinin kim olduğunu biliyordu.

Ama hiçbiri henüz bilmiyordu…

Bu savaşın sonunda sadece Kuzgun'un değil,

Mert ile Elif'in geleceğinin de değişeceğini.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

140okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18