TUTSAK kitap kapağı

17. bölüm / 41

TUTSAK

Yetenek

Vaveyla Yazarı: lemonkoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: Yetenek

Peri yemeğimiz bittiğinde beni elimden çekerek kulübenin arkasındaki bahçeye çıkardı. Andre'nin üzerimizdeki gözlerine aldırış etmeden onu takip ettim. Kulübenin arkasındaki yaşlı ağacın altına oturduk. Parmaklarım ağacın çatlamış sert kabuklarının üzerinde gezindi.
"Anlat bakalım. Başımız ne kadar dertte?" dedi kafasını ağaca yaslarken.
"Tılsımını görene kadar öldüğüne ikna olmuştum." diye başladım. "Hayatta olduğunu anladığımda ise seni bulmak zorunda olduğumu biliyordum. Şehirdeki bir satıcı bana dryadların kalesinde bir yön bulucu olduğundan bahsedince onu çalmaya karar verdim ama işler pek yolunda gitmedi. Bataklığa geldiğimde çevremi sardılar. Nöbetçileri atlatmamın bir imkânı yoktu o yüzden tılsımları bir oyuğa sakladım. Ağaçlarda gizlenerek bataklıkta ilerledim ve geçitin altındaki kanaldan kaleye girdim. Beni bulduklarında bir dolaba saklanmıştım."
Dikkatle beni dinliyordu. Gözleri çakmak çakmak aydınlanmıştı. Daha fazla detay vermek istemiyordum ama onu içine attığım tehlikeyi bilmeyi hakkediyordu.
"Beni bir kafese koydular. Aslında neredeyse pes etmek üzereydim." dedim kısa bir nefes alarak. Tatsız anılar yeniden zihnimde canlanmıştı. Sıkıntılı kısımları atlamaya karar verdim. "Ama nerede ve nasıl olduğunu bilmiyordum. Belirsizlik... dayanılır gibi değildi." Dikkatimi dağıtma ihtiyacıyla parmaklarımla toprağın üzerinde anlamsız şekiller çizmeye başladım.
"Peki ya sonra?" Devam etmem için beni teşvik etti.
"Seni bulmak için Andre'yle bir anlaşma yaptım. Seni bulmama yardım ederse ona tılsımı vereceğime söz verdim."
Peri bunun anlamını biliyordu. Yine de hiçbir şey söylemedi. Yalnızca başını sallamakla yetindi. Tılsımı başkasının eline geçen bir ligefr köleden başka bir şey değildi.
"Ama işler sonradan biraz karıştı." dedim onu kendime doğru çekerken.
"Bunun abayı yakmış olmanla bir ilgisi var mı?" dedi bilmiş bir sesle.
"Sen hala duyguları hissedebiliyor musun?" diye sordum şaşkınlıkla.
Bir elini boynumdaki tılsımın üzerine koydu. "Bunca zaman sonra bir daha olmaz sanmıştım ama şimdi bu kadar yakın olunca bazı şeyler geri dönüyor."
Gözlerim tılsıma kaydı. "Senin tılsımın olduğunu bilmiyorlar, bilmelerini istemiyorum."
Peri anlayışlı bir şekilde kafa salladı.
"Onun," kararsızlıkla durdum. "Onun benim hakkımda ne hissettiğini biliyor musun?"
"Neden bunu ona sormuyorsun." Parlak gözleri alaycıydı. Gücenmiş bir sesle saldırıya geçtim. "Senin benim tarafımda olman gerekir!"
Ellerini savunmaya geçer gibi kaldırdı. "Ben sadece olması gerekeni söylüyorum."
Kafamı sallarken gülümsememe engel olamadım. Bunca zaman sonra onunla hiç bir şey olmamış gibi konuşabilmek harika bir histi. Hikayenin kalanını anlattığımda "Neden savaşçılar peşine düşsün anlamıyorum." dedi düşünceli bir sesle.
Bunu ben de merak ediyordum. Kollarımı ona doladım. "Bir daha kimsenin sana zarar vermesine izin vermeyeceğim."
"Tek başına savaşamazsın." dedi aniden. "Beni bulmak için kendi hayatını tehlikeye attıktan sonra olmaz."
"Bunu tartışmayalım. Seni eve götürmenin bir yolunu bulmamız gerek."
"Sensiz gitmeyeceğim. Bunu biliyorsun." dedi inatçı bir ifadeyle. Gözlerim yeniden dolmuştu. Yaşların süzülmesine izin vermedim.
"Özür dilerim" dedim sesimi kontrol etmeye çalışıyordum ama zaten ne hissettiğimi biliyordu. "Eğer burada huzuru bulduğunu bilseydim, seni asla tehlikeye atmazdım."
"Özür dileme. Ne olursa olsun burada olduğun için mutluyum." dedi, başını kucağıma yasladı.
Kucağımdaki saçlarını okşarken başımı ağacın sert kabuğuna dayadım. İkimizi de içine soktuğum bu tehlikeden kurtarmak için bir yol aradım.
"Askerler beni öğrendiği zaman, sence beni de kafese mi koyarlar?" diye sordu usulca.
Tüm vücudum gerildi. "Buna izin vermeyeceğim." dedim kendimden emin bir sesle. Peri'yi orda görmektense ölmeyi tercih ederdim.
Orada ne kadar kaldığımızı bilmiyorum. Hava iyice soğuduğunda yeniden içeri geçtik. Kulübenin köşesine iki adet yatak açılmıştı. Andre kulübenin penceresine yaslanmış, dışarıyı izliyordu. Zhmir şöminenin yanında elindeki maşayla ateşi dağıtıyordu. Peri'yi soldaki ufak yatağa yerleştirip başucuna çöktüm.
Birden kendimi çok yorgun ve tükenmiş hissettim. "Onu eve götürmem gerek." dedim bakışlarımı Andre'ye çevirerek. Zhmir kafasını ateşten kaldırmadı ama onun da beni net bir şekilde duyduğunu biliyordum.
İki kardeşten de ses gelmedi.
Andre'nin hayatını kurtarmış olmam, yıllardır süren bu amansız savaşta düşmanın iki kızını kaleden salmaya yetecek miydi?
***
Sabahın ilk ışıkları ile yeniden yola çıktığımızda tek düşünebildiğim Andre'nin gitmemize izin verip vermeyeceğiydi. Hiçbir şey söylememişti ama kafasının karıştığını görebiliyordum.
Aylin Peri'nin ayrılmasına karşı çıksa da onu dinlemeyeceğinin farkındaydı. Yapabileceği bir şey yoktu. Kısa bir vedalaşma oldu.
Kaleye uzanan kayalık yola girdiğimizde ormanın içinde sessizce ilerlemeye başladık. Peri benden birkaç adım ilerde yürüyen Zhmir'in yanında gitti. Konuşmalarını duyacak kadar yakındaydım.
"Nasıl bir şey?" diye sordu ilgili bir sesle.
"Ne nasıl?"
"Dryad olmak, şu devasa yaratık olayı yani."
Onunla nasıl bu kadar rahat konuşabildiğini anlayamıyordum.
Zhmir başta bir şey söylemedi. Sonra beni şaşırtarak ona cevap verdi. "Tüm duyularının aynı anda tetiklenmesi gibi. Daha özgür...ve daha güçlü hissettiriyor."
Peri başını salladı. "Ne zaman değişim geçirdin?"
"Hatırlamayacak kadar küçüktüm." Omzunu silkti. "Başta korkutucuydu ama sanırım bunun bir gün olacağını zaten biliyordum."
"Bu acıtıyor mu?" dedi Peri. "Değişim geçirmek?"
Zhmir bir an tereddüt etti. "Sonradan alıştığın garip bir his sadece."
"Benim için tüm vücudumu saran bir elektiriklenme gibi. Ama iyi anlamda. O hissi özlüyorum." dedi buruk bir gülümsemeyle.
Zhmir cevap vermedi.
"Seninkini merak ediyorum." dedi Peri ansızın. "Rengi neye benziyor?"
Zhmir'in verdiği tepkiyi görünce aniden dondum. Peri'nin yanına uzun kızıl tüylü bir yaratık duruyordu.
Peri ışıl ışıl gözlerle yaratığa yaklaştı ve elleriyle tüylerine dokundu. Yüzünde bilmiş bir gülümseme vardı. "Kızıl olacağını tahmin etmiştim."
"Devam edelim mi?" diye böldüm sanki yürümüyormuşuz gibi. Sesimdeki sertlik Peri'nin kaşlarının çatılmasına neden oldu. Andre ile göz göze geldik.
Yaratık kararsız bir şekilde geri çekildi. Zhmir'in birkaç metre ileride yeniden insan olmasını izledim. Peri bana ters ters bakıp yürümeye devam etti.
Akşam çöktüğünde nehir kenarında geceyi geçirmek için kamp kurduk. Andre Zhmir ile birlikte ateş için odun taşırken Peri'yle birlikte otlardan bir şilte hazırlıyorduk. "Ona yaklaşmanı istemiyorum." dedim Zhmir'in olduğu tarafa bakarak.
Peri kollarını önünde kavuşturdu. "Daha kavuşalı iki gün oldu ama şimdiden bana sınır mı çiziyorsun?" diye çıkıştı. Sıkıntıyla ne kadar inatçı bir kız olduğunu hatırladım. Bu tavır Peri'yi kışkırtmaktan başka bir şeye yaramazdı.
Sadece anlamasını istiyordum. "Ona güvenmiyorum." diyebildim yüzümü asarak.
"Bak ne diyeceğim, onunla ilgili ne hissedeceğime bırak kendim karar vereyim." dedi inatla. Ardından ayaklarını vura vura uzaklaştı.
Ateşi yaktığımızda Andre ilk kez Peri ile konuştu. "O gece seni kimin kaçırdığını hatırlıyor musun?"
Peri bir an düşündü. Başını hayır anlamında salladı. "Tek hatırladığım at arabasının arkasında gözlerimi açtığım."
"Peki ya tılsımın?" diye sordu Andre.
Andre'ye keskin bir bakış fırlattım. Peri'nin cevabını beklerken beni görmezlikten geldi.
"Üzerimde değildi."
Zhmir'in bakışları Peri'nin üzerinde dolaştı. Beni gördüğünde kafasını çevirdi. Ona yaklaşması bir kenara, bakması bile beni huzursuz ediyordu.
"Burada bir şeyler doğru değil." dedi Andre sıkıntıyla başını sallayarak.
"Sorun ne?" diye sordu Peri.
Çok sakin konuşuyordu ama ben göründüğünün aksine öyle olmadığını düşündüm. "Sarayın küçük kızı kaçırılıp dryadların bölgesine satılıyor. Büyük kızın peşindeyse öldürmekte uzmanlaşmış Ligefr askerleri var." Dalgın gözleri ortadaki ateşin üzerinde gezindi. "Birileri özellikle burada ölmenizi istiyor sanki."
"Demek istediğim o değil, neden korkuyorsun?"
Bu kadar açık olmak zorunda mıydı? Kafamı salladım.
Andre önce şaşkınlıkla Peri'ye, ardından bir açıklama beklerken bana baktı. Tek kaşı istemsizce havalanmıştı.
"Peri," dedim sıkılgan bir tavırla, "Duyguları hissedebiliyor."
Aramıza derin bir sessizlik çöktü. "Ne hissettiğimizi anlıyor musun yani?" Soru Zhmir'den geldi.
"Evet," dedi omzunu silkerek. "Yeterince yoğun olursa."
"Benimle ilgili de bir şey hissettin mi?" Zhmir tedirgin görünüyordu.
"Evet," dedi Peri sakin bir sesle. "Benden hoşlanıyorsun."
Zhmir'den boğulmaya benzer bir homurdanma çıktı. Andre ile ben ise şok içinde önce Peri'ye, ardından Zhmir'e baktık.
Temiz hava alma ihtiyacıyla ayağa kalktım. "Ben nehire gideceğim." Andre'nin arkamdan geldiğini bilmek için bakmama gerek yoktu.
Yeterince uzaklaştığımızda "Liya," dedi yetişmeye çalışarak. Adımı seslendiğini işitmek bir kez daha kanıma garip bir hissin karışmasına neden oldu. "Yavaşla biraz."
Nehrin kenarında bana yetişti. Belimden tutup kendine çevirdi. Yoğun bakışları yüzümde dolaştı. "Neden bu kadar kızgınsın?"
"Ona daha yeni kavuştum çünkü!" Sesim öyle yüksekti ki aramızdaki boşlukta çınladı. "Yıllarca öldüğünü düşündüm. Sonra yaşadığını öğrendim ama nerede ve nasıl olduğunu bilmiyordum. Ona ulaşabilmek için tılsımımdan vazgeçtim ben. Eve dönebilmek için iki dudağının arasına bakıyorum ve şimdi de bu mu?" Elimle ateşin olduğu yeri gösterdim. "Onu bir de kızıl bir yaratıktan mı kaçırmak zorundayım?"
Gözleri anlayışla derinleşti. Ardından hiç beklemediğim, ilginç bir şey oldu. Beni kendine çekti ve sıkıca sarıldı. Başını kafamın üstüne koyduğunda neden bilmiyorum, sanki içimdeki bir şey çözüldü. Göz yaşları kendiliğinden akarken hareket etmedim. Bir eliyle sıkıca belime sarılmışken diğeriyle usulca ıslak yanağımı sevdi. Gözlerimi yumdum. Ne kadar olduğunu bilmediğim bir süre hareket etmeden öyle kaldık. Nihayet sakinleştiğimde geri çekildi, kampın olduğu açıklığa doğru geri dönerken sessizce onu takip ettim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.