TUTSAK kitap kapağı

21. bölüm / 41

TUTSAK

Pazarlık

Vaveyla Yazarı: lemonkoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: Pazarlık

"Hey," dedim rahatsız bir sesle. "İçeriye girebileceğini söylemedim."

Önce pencerenin hemen kenarına ilişmiş Peri'ye, ardından ilgiyle bana baktı. Yüzünde gözlerine kadar ulaşmayan yırtıcı bir gülümseme vardı. "Ben Eva," dedi gözlerini süzerek. "Andre ile uzun bir geçmişimiz var."

"Sahi mi? Gecenin bir vakti buraya gelebileceğini sana düşündüren nedir peki?" Sesim de en az hislerim kadar düşmancaydı.

"Pek sevecen biri olmadığını tahmin etmiştim." dedi hiç istifini bozmadan.

"Bunu söylemeye mi geldin?"

"Sana bir iyilik yapmaya geldim." Eva'nın tuhaf yeşil gözleri odada gezindi. Dikkatimi çekmeyi başardığını kabul etmeliyim. Bakışları yeniden benimle buluştuğunda "Dediğim gibi Andre'yle uzun bir mazimiz var ve ihtiyaçları konusunda ona yardımcı olmaktan hep keyif almışımdır." dedi.

Sinirlerimi bozuyordu ama bunu yapmıyormuş gibi görünerek kaşlarımı çattım ve ona doğru bir adım attım. "Her ne söyleyeceksen vaktin dolmaya başladı."

Eva'nın bir kaşı havalandı. "Pekala, herneyse. Benden valedrian zehrini iyileştirecek ve ya yavaşlatacak bir ilaç bulmamı istedi ve bunun ona bahsettiğim şu iki yabancı ile ilgisi olduğuna eminim." Ardından elinde tuttuğu ufak keseyi bana fırlattı.

Elimdeki keseye bakarken afalladım. Neden buna ihtiyacı var? Ansızın içime bir korku salındı. Aptal dryad. Peşlerine düşmeyi mi planlıyor? "Bunu neden bana veriyorsun?" dedim şaşkınlıkla.

Derin bir iç çekti. "Kabul etmeliyim ki bu yaptığım şey pek hoşuna gitmeyecek." Bakışları Peri'nin arkasındaki pencereye kaydı. "ama her ne yapmayı planlıyorsa bu gece yapacak ve beni dinleyeceğini pek sanmıyorum."

"Sana ne zamana kadar vakit verdi?"

"Gece yarısına kadar." dedi gözleri duvardaki saate kayarken. On beş dakika kalmıştı. "Nasıl bir ilişkiniz var bilmiyorum ama bunca zahmete girdiğine göre önemli olmalısın." Bir an kararsızlıkla durdu. "Aptalca bir şey yapmadan önce acele etsen iyi olur."

Aptal dryad!

Koridorun sonundaki odanın kapısını gürültülü sayılabilecek bir şekilde çaldım. Andre şaşkın bir yüzle kapıyı açtığında hissettiğim rahatlamayı belli etmemeye çalıştım. Zaten kontrolsüz bir şekilde burnumdan soluyordum. Zhmir odanın gerisinden yanıma geldi. "Bir şey mi oldu?" Gözleri bizim odamızın olduğu tarafa kaymıştı.

"Zhmir," dedim sesimi mümkün olduğunca sakin tutmaya çalışarak. "Hiç bir şey olmadı ama Andre ile konuşmak istiyorum. Bu arada yalnız kalmaması için Peri ile ilgilenir misin?"

Herhalde başka hiç bir şeyi bu kadar kolay kabul etmezdi. İkiletmeden az önce çıktığım odaya yöneldi.

Kapı kapandığında Andre meraklı bir suratla beni inceledi. Duştan yeni çıkmış gibi saçları ıslaktı ve akan damlalar üzerindeki soluk gömlekte koyu lekeler bırakıyordu. Yüz yüze gelecek şekilde aradaki mesafeyi kapattı. "Hayrola, biri kuyruğuna mı bastı senin?" Kibirli dudakları usulca kıvrıldı.

Ona koyu kirpiklerimin altından öfkeli bakışlar attım. “Sana bir şey soracağım ve bilgin olsun yalan söylersen canını yakarım.”
Söylediklerim onu eğlendirmiş gibi çarpık bir gülümseme takınırken kulaklarımdan kaçmış bir saç tutamını avucunun içine aldı ve parmaklarıyla oynadı. Yüzünde dalgın bir ifade vardı.
“Sor bakalım.”
“İyi ozaman, bir yere mi gidiyorsun?”
Bir kaşı havalandığında elimdeki keseyi arkamdaki masaya fırlattım. Yüz ifadesi belli etmese de çenesi hafifçe kasıldı.
“Bana hesap sormaya mı geldin?”
“Bu bir cevap değil.”
“Değil.” dedi beni onaylayarak. Saçımı bırakan eli hafifçe yanağımı okşadı. Derin, koyu gözleri benimle buluştuğunda elini çenemin altına koydu ve yüzümü nazikçe ona doğru kaldırdı. Aramızda o kadar az mesafe vardı ki nefesini hissedebiliyordum. Yüzüm gibi vücudumda ısınırken tatlı, uyuşturucu bir duygu beni etkisi altına aldı. Kulaklarımda hafif bir uğultu başladığında oraya neden geldiğimi unutmak üzereydim. Aceleyle bir adım çekilip aramızdaki garip yakınlığı kesmeyi denedim. “Yaklaşma” derken sesim boğuk bir fısıltı gibi çıktı.
Kısa bir an ne düşündüğümü anlamaya çalışır gibi kafasını hafifçe eğip beni inceledi. “Neden?”
Yalan söyleyebilecek durumda değildim. “Düşünmemi engelliyorsun,” derken kısık bir nefes aldım. “ve hala soruma cevap vermedin.” Ellerimi destek almak için hemen arkamdaki masaya attım.
Gözleri hafifçe kısıldı. “Öyle mi?” Resmen keyif alıyordu.
“Beni kızdırmak hoşuna mı gidiyor?” diye sordum ters ters.
“Evet.” dedi yüzündeki kibirli sırıtış yayılırken. “Kızdığında garip bir şekilde sevimli oluyorsun.”
Aramızdaki mesafeyi tamamen kapattığından içgüdüsel bir şekilde masanın üzerine oturmuştum. Ne kadar perişan göründüğümü tahmin bile edemiyordum. Nefes almayı kendime hatırlatmam gerekti. Beni çıldırtacak bir yavaşlıkta kaçabileceğim hiç bir alan bırakmayarak ellerini iki yanımdan masaya dayadı. Kafasını bana doğru hafifçe eğdi. Az öncekinin aksine yüzünde kırılgan bir ifade belirdi. “ve bu beni deli ediyor.” derken benden çok kendisiyle konuşuyor gibiydi.
Yoğun koyu gözlerine yeniden bakmak çözülmeme yetti. Uzanıp bir elimi yanağına koydum ve usulca aramızdaki mesafeyi kapatırken dudaklarımı onunkilere bastırdım. Hiç tereddüt etmeden ellerini belime sardı. Beni kollarının arasına çekti. Tanıdık hoş bir koku etrafımı çevrelerken dudakları benimkilerin üzerine kapandı. Arzu o kadar yoğundu ki kontrolü tamamen devraldı. Garip bir elektriklenme tüm vücudumda dolaştı. Parmaklarımı saçlarının arasına geçirdim ve onu bir ihtiyaçla kendime çektim. Dudaklarının arasından keyifli bir mırıltı kaçtı. Beni hiç acele etmeden baştan ayağa titrememe neden olacak bir arzuyla ve nefesimi kesecek bir yoğunlukta öptü.
Nefes nefese geri çekildiğinde gözleri yarı aralıktı. Alnını benimkine dayadı ve bir eliyle usulca alt dudağımı okşadı. “Liya,” dedi adımı okşuyormuş gibi.
“Gitme.” dedim usulca.
Derin bir nefes aldı. Gözleri benimkilerle buluştu. İçlerindeki savaşı görebiliyordum. “Bu onları hazırlıksız yakalamak için tek şansım olabilir.”
“Tek başına olmaz.” Belki Zhmir ile… Hayır, o zaman bile çok tehlikeliydi ama Zhmir’i daha o söylemeden yanına almayacağını biliyordum. Bizi korumasız bırakmazdı. “Kaleye dönmeyi bekle. O zaman dryadlarla peşlerine düşebilirsin.” dedim iantçı bir sesle.
“O zaman yerlerini kaybetmiş olacağım.” Kararlı bakışları tedirginliğimi daha da artırdı. Ne olursa olsun tek düşünebildiğim, oraya yalnız başına gitmesine izin veremeyeceğimdi.
Kollarımı boynuna doladım ve ayaklarımı belinin etrafına sardım. Bakışları değişirken yüzüne içimi ısıtan bir gülümseme yayıldı. “Beni kalmak için ikna etmeye mi çalışıyorsun?” Sesi neredeyse suçlayıcıydı.
“Sanırım,” dedim aldırmaz görünmeye çalışarak. Oysa hislerim kontrolden çıkmıştı.
“Öyleyse işe yarıyor.” Bir eli belimden tuttuğu gibi beni kaldırdığında ufak bir çığlık attım. Beni arkadaki tek kişilik yataklardan pencereye bitişik olanına bıraktı ve bir elinden destek alarak üzerime eğildi. Bu tanıdık görüntü altında garip duygular hissederken ona gülümsedim. Benimle aynı anıyı hatırlamış olacak ki gözleri endişeyle elime kaydı.
“Bu sefer bıçak yok.” dedim.
Boştaki eliyle elimi sıkıca kavrayıp yatağa bastırdı. “Ben işimi garantiye alayım da.”
Ağzımdan bir kahkaha kaçtı. Gülüşümü izlerken yüzü rahatladı ve gözleri o sevdiğim erimiş çikolata rengine döndü. Öyle rahatlatıcı bir andı ki… Yüzünü ellerimin arasına alıp onu yeniden öpmek istedim. O hiçbir şey yapmasa bile olur. Bütün kötü anları, korkuları ve endişeleri unutturacak bir kaç öpücük. Yanakları, gülen dudakları, parfüm değil de ten kokan boynu. Sadece nefes alışlar ve yumuşacık sesi, sıcacık. Andre elimi tutan parmaklarını parmaklarımın arasından geçirdi. İsteğimi duymuş gibi uzanıp beni usulca öperken baş parmağı nazikçe avucumda gezindi.
Kendini zorlukla benden ayırdığında gitmesini istemediğim için onu yatağa geri çektim. Bir an durdu sonra yanıma uzanarak kolunu belime doladı. Ne kadar süre o şekilde kaldık bilmiyorum. Andre’nin kolları arasında uykuya dalmadan önce düşündüğüm son şey daha önce hiç bu kadar mutlu olmadığımdı.
Ne var ki mutluluğum uzun sürmedi. Gece gözlerimi açtığımda derin bir endişe ve tarifsiz bir korku başka hiç bir duyguya yer bırakmayacak şekilde tüm kalbimi sardı. Andre gitmişti. Eva’nın verdiği kahrolası kese de öyle…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.