TUTSAK kitap kapağı

39. bölüm / 41

TUTSAK

Fedakarlık

Vaveyla Yazarı: lemonkoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: Fedakarlık

“Sakin ol.” Dedim göz temasını hiç bozmadan usulca yaklaşarak.

Gözleri avına kitlenmiş bir yırtıcı gibi üzerimde gezindi. “Kızın sonu rahibe benzesin istemiyorsan daha fazla yaklaşma.” Elindeki bıçağın ucu Peri’nin boğazında ince bir iz bırakmıştı. Direnmiş olmalıydı. Bahir sayısız zafer kazanmış, en iyi savaşçılardan biriydi. Özellikle şimdi Ligefr güçlerinden yoksunken Peri’nin onun karşısında hiç bir şansı yoktu.

Olduğum yerde kaldım. Onu sakinleştirmek isteyerek ellerimi teslim olur gibi havaya kaldırdım. Arkamdaki ayak sesleri çoğalıyordu. Aynı anda iki şey birden oldu.

Peri “Kaç!” Diye bağırırken Bahir kilit mekanizmasını bastı. Hemen arkamdaki kapı büyük bir gürültüyle mühürlendi. Artık bir çıkış yoktu.

“Bunu yapmak zorunda değilsin.” Sakin kalmak için kendimi zorluyordum.

“Yoksa ne olur?” Nefesini verirken neşesiz bir şekilde güldü. “Kaybedecek hiç bir şeyim kalmadı.”

O sırada arkamızdaki duvardan bir gürültü geldi. Muhafızlar içeri girmeye çalışıyordu.

Peri’nin tılsımının yerini tespit edebilmeyi diledim ama gözlerimi ondan bir saniye bile ayıramazdım. “Ona zarar vermenin sana bir faydası olmaz.” Tane tane konuşmaya gayret ettim. “Ne istiyorsan sana sağlayabilirim.”

Peri’yi kendiyle beraber tapınağın üzerine yapıldığı kayalığın kenarına doğru çekti. Kaynağın odaya döküldüğü taştan oyuğun iki yanı sapa bir uçurumdu.

“Tek istediğim o lanet Dryad’ın ölmesi. Bunu sağlayabilir misin?” Dedi yüzünde nefretle karışık bir tiksintiyle.

Zaman kazanmak zorundaydım. “Andre’yi mi istiyorsun?” Dedim sakin kalmaya çalışarak. “Buraya gelmesini sağlayabilirim.” Onu yeterince oyalayabilirsem muhafızlar kapıdaki mühürü kırabilirdi. Oda arkamızdan gelen gürültüyle sallandı. Bahir bir adım daha uçuruma yaklaştı.

“Beni aptal mı sanıyorsun?”

“Biz senin düşmanın değiliz.” Dedim her bir kelimeyi vurgulayarak. “Bıçağı indir. Hala çok geç değil.”

“Öyle mi?” dudaklarına alaycı bir gülüş yayıldı. “Şunu görüyor musun?” Yüzündeki derin kesiyi gösterdi. “Bunu bir Ligefr yaptı.”

“Önce onu bırak.” Onlara doğru bir adım attım.

Bıçağın ucunu kanamasına neden olacak şekilde Peri’nin boğazına soktu. Adımım havada dondu. “İkinci kez uyarmayacağım.” Dedi duygusuz bir sesle. Adeta kanım çekildi.

“Kaç Liya!” Peri’den boğulmayla karışık bir hıçkırık çıktı.

“Lanet olsun!” Sesim tapınağın içinde yankılandı. Bedenim titremeye başlamıştı. Çaresizce Peri’nin boğazından akan sızıntı şeklinde kana baktım. “Bunu neden yapıyorsun?” Boğuluyor gibi hissediyordum.

“Benim için artık çok geç. Onun da acı çekmesini istiyorum. Benim çektiğim gibi.” Sesinde akli melikelerini yitirmişlere özgü bir delilik vardı.

Bir çıkış yolu olmalıydı. Bizi buradan sağ çıkaracak herhangi bir şey… Gözlerim odada gezindi. Arkamızdan yeniden bir gürültü duyuldu.

Bu yalnızca odadaki gerilimi daha da tırmandırdı. Bahir bir adım daha uçuruma yaklaştı. Asla zamanında yetişemeyeceklerdi. “Öyleyse onu bırak, beni al.” Dedim çaresizce. Ne kadar ciddi olduğumu görmesi için tılsımı kavradığım gibi ona doğru uzattım.

“Hayır!” Peri karşı koymaya çalıştı ancak Bahir onu kolayca etkisiz hale getirmeyi başardı. Gözleri benimle avucumdaki tılsım arasında gidip geliyordu. Niyetimden emin değilmiş gibi gözleri kuşkuyla kısıldı.

“Acı çekmesini istemiyor musun?” Dedim sözlerini tekrar ederek. “Peri’yi öldürmen hiç bir işe yaramaz. Yaşamasına izin verirsen onunla yer değiştireceğim.”

Peri yeniden karşı koymaya çalıştı ancak tek yaptığı işleri daha kötü hale getirmekti çünkü Bahir bıçağı biraz daha batırdı. Artık nefes alamıyordu.

“Peyker seni küçümsemiş.” Dedi eğlenen bir ses tonuyla. “O kadar da korkak değilmişsin.”

“Onu bırakırsan sana tılsımımı atacağım.” Peri’nin zorlukla nefes alan yüzüne bakarken tek düşünebildiğim onu ne pahasına olursa olsun oradan çekip alabilmekti. “Söz veriyorum.”

Bahir’in yüzüne gaddar bir gülümseme yayıldı. “Anlaştık.” Bundan dönemeyeceğimi biliyordu.

Gözlerim Bahir’den Peri’ye kaydı. Her yanı kana bulanmış, soluk gri gözleri fal taşı gibi açılmıştı. “Üzgünüm.” Dedim usulca beni affedebilmesini dileyerek. Saf bir dehşetle beni izliyordu. Ne olursa olsun bir kez daha ölmesine izin veremezdim. Bu şekilde asla. Hele yaşadığı onca şeyden sonra… Beni asla affetmeyeceğini bildiğim halde bu onun için yapabileceğim son şey olacaktı.

Tılsımı Bahir’e savurduğum gibi Peri’nin ayakta zar zor duran bedenine bir tekme yapıştırdı. Peri aramızdaki kaynağa doğru savruldu ancak dengesini korumaya çalışmak yerine eliyle havadaki tılsımıma hamle yaptı. Ben Peri’ye Bahir de tılsıma doğru fırladı. Üçümüz birden kaynağa yuvarlandık.

Peri’nin bedenini yakaladım ama kafamı sunağın kaynakla buluştuğu yere çarptığım için bir an gözlerim karardı. O sırada Bahir Peri’yle boğuşuyordu. Kucağımdaki bedenden kalbimi parçalayan bir inilti çıktığında sersemlikten kurtuldum. Onu kaynağın dışına çekmeyi başardım. Az sonra Bahir de nefes nefese karşı tarafa çıktı. “Seni nalet sürtük!” Gözleri Peri’nin üzerindeydi. Elinden tılsıma ait zincir sarkıyordu.

Tek istediğim Peri’yi ondan uzaklaştırmak olduğu için onu odanın diğer tarafına doğru sürükledim. Bana direnmedi. Belki de direnecek kadar bile enerjisi kalmamıştı. Tüm oda büyük bir sarsıntıyla sallanırken arkamızdaki kapıdan patlama sesi duyuldu. Muhafızlar her an içeri dalabilirdi.

Bahir adım adım uçuruma doğru gerilerken yüzüne soğuk bir gülümseme yayıldı. “Vedalaşmak için doğru zaman.” dedi buz gibi sesiyle.

Sonumu kabullenerek Peri’ye baktım. Üzgün değildim. Hiç değilse bir hiç için ölmeyecektim. Çok sevdiğim biri için ölecektim. Peri bayılmak üzere gibi görünüyordu. “Benim için üzülme,” dedim yüzünü ellerimin arasına alarak. “Bunu yaptığım için pişman değilim.” Göz yaşları arasında bana gülümserken “Ben de öyle.” dedi cılız bir sesle ve ben ne demek istediğini anlayamadan kendinden geçti.

“Peri!” Tamamen kendinden geçmişti ama ben seslenmekten vazgeçemedim. Kafası usulca kucağıma düştü. Tek yapabildiğim yüzünü sevmekti. Göz yaşlarım kontrolden çıkmıştı ve sel gibi akıyordu. O sırada Peri’nin kolu yana düştü ve parmaklarının arasından bir zincir süzüldü. Gördüğüm şeyin ne olduğunu algılamam zaman aldı. Bu benim tılsımımdı! Tılsımları değiştirmişti!

Kafamı hızla Bahir’e çevirdim. Çok ama çok geç kalmıştım. Bıçağın havada süzüldüğünü gördüm. Kendini uçurumdan atmadan önce elindeki tılsıma saplandı. Peri’nin tılsımına. Ağzımdan bir feryat kaçtı. Tüm odayı mavi bir ışık doldurdu. Tılsım içindeki gücü salarak paramparça oldu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.