8. bölüm · Şans Oyunu 1

8. Bölüm – Aynadaki Gölge

ASLI KENÇEKOL .

Bölümler
1 1. Bölüm-Geceyi Yırtan Ses 2 2. Bölüm – Kanın Hatırlattığı 3 3. Bölüm – Kayıp Harfler 4 4. Bölüm – Güvenin Çöküşü 5 5. Bölüm – Karanlıkta Saklanan Sesler 6 6. Bölüm – Karanlığın İçinden 7 7. Bölüm – İhanetin Kıyısında 8 8. Bölüm – Aynadaki Gölge 9 9. Bölüm – Yalanın Rengi 10 10. Bölüm – Kül Rengi Anılar 11 11. Bölüm – Sessizlikten Gelen Kadın 12 12. Bölüm – Gölgelerin Arkasında 13 13. Bölüm – Sistemin Kalbi 14 14. Bölüm – Sayacın Gölgesinde 15 15. Bölüm – Kapanış Perdesi 16 16. Bölüm – Karanlıkta Işık 17 17. Bölüm – Gölgelerin İçinden 18 18. Bölüm – Sessizlikten Önce 19 19. Bölüm – Yüzleşme 20 20. Bölüm – Kırılma Noktası 21 21. Bölüm – Kadının Gölgesi 22 22. Bölüm – Gözlerin İçinden Geçtim 23 23. Bölüm – Seçimin Bedeli 24 24. Bölüm – Sıfır Noktası 25 25. Bölüm – Dönüşü Olmayan Yol 26 26. Bölüm – Gölgeler Konuşur 27 27. Bölüm – Hafıza Kapanı 28 28. Bölüm – Karanlıkta Yankı 29 29. Bölüm – Aynaların Ardında 30 30. Bölüm – Gözler Üstümüzde 31 31. Bölüm – İlk Zaman 32 32. Bölüm – Küllerinden 33 33. Bölüm – Sessizlikten Sonra 34 34. Bölüm – Küller Arasında Yeni Bir Yol 35 35. Bölüm – Karanlığın Ötesi 36 36. Bölüm – Kırılma Noktası 37 37. Bölüm – Çürümüş Hafıza 38 38. Bölüm – Sınır Çizgisi 39 39. Bölüm – Kodun İçindeki Kız 40 40. Bölüm – Gölgelerin Ardındaki Gerçek 41 41. Bölüm – Kaçış Yok, Savaş Var 42 42. Bölüm – KODX’in Gölgesi 43 43. Bölüm – KODX ile Yüzleşme 44 44. Bölüm – Küllerinden Doğuş 45 45. Bölüm – Karanlığın İçinden Yükseliş 46 46. Bölüm – Gölgenin Sırrı 47 47. Bölüm – Karanlıkta Kayıp 48 48. Bölüm – Kırılma Noktası 49 49. Bölüm – Son Hamle 50 50. Bölüm – Kaderin Son Perdesi 51 Özel Bölüm – Leyla’nın Gecesi

Gece sarkıyordu penceremin ucundan, içeriye sessizce sinsice sızan bir karanlık gibi.
Elimdeki dosyayı defalarca okudum. Her satırı, her ismi, her tarihi ezberledim.
Ceylan hâlâ kayıptı.
Ateş sessizliğe gömülmüştü.
Ve ben… aynada kendi gözlerime bile güvenemez hâle gelmiştim.

---

Sabah olduğunda, bir karar almıştım.
Tek başıma gidecektim.
Dosyada işaret edilen adrese...
Ceylan oradaysa, onu çıkaracaktım.
Yoksa... en azından S.O.’nun bir katmanını daha söküp atacaktım.

Sırt çantamı hazırladım.
Çelik saplı bıçak, not defteri, bir flaş bellek ve o eski mektup.
Babamın el yazısıyla yazdığı son şeyleri her zaman yanımda taşımam gerekiyordu.
Bu bir savaş değil sadece. Bu… bir hatırlatma.

---

Adres, şehrin dışında terk edilmiş bir fabrika kompleksiymiş.
Yıllar önce tekstil üretimi yapılırmış.
Şimdiyse… sessizlik üretmekten başka bir şey yapmıyordu.

Beton duvarları yosun tutmuş, paslı kapılar küf kokuyordu.
Ama içeride bir şeyler vardı.
Korku...
Ve belki de cevaplar.

---

Sessizce arka girişten girdim.
Her adımım yankı yaptı boşlukta.
İçerideki hava ağırdı.
Ne toz, ne kir… başka bir şey…
Sanki yıllarca burada bekleyen hayaletler nefes alıyordu.

Bir koridorun sonunda, bir ışık gördüm.
Zor da olsa adımlarımı sabit tuttum.
Titrememeliydim.
Beni izliyor olabilirlerdi.

---

Işık gelen odada, eski bir masa vardı.
Üzerinde... Ceylan’ın kolyesi.

Kalbim sıkıştı.
Onu çocukken annesi takmıştı. Ceylan, onu hiç çıkarmazdı.
Eğer buradaysa… canlı olmalıydı.
Eğer kolye buradaysa ama Ceylan yoksa...

---

Masanın kenarına iliştirilmiş bir not vardı:

> “Doğru izdesin.
Ama doğru kişilerle değil.”

Bir kamera sesi duyuldu.
Yukarı baktım — köşeye gizlenmiş bir güvenlik kamerası vardı.
Beni izliyorlardı.

Aklımdan ilk geçen:
Ateş.
İkinci: Selim.
Üçüncü: Babam mı da izlenmişti böyle?

---

Arkamdan bir tıkırtı geldi.
Aniden döndüm.
Kimse yoktu.
Ama o an, artık yalnız olmadığımı hissettim.

Çantamdan bıçağı çıkardım, yavaşça adımladım.
Eski bir merdiven vardı. Yukarı çıkan ama yarısı çökmüş.
Basamaklara bastıkça demirler inledi.
Zirveye vardığımda, paslı bir kapı…
Ve ardında... nefes sesi.

---

Kapıyı ittim.
İçerisi loştu.
Ve orada... sandalyeye bağlanmış biri.
Ceylan!

Koşup yanına gittim.
Ama tam o anda, arkamdan biri tuttu kolumu.
Bıçak yere düştü.
Bir çırpınma anı, sonra karanlık...

---

Gözlerimi açtığımda beton bir odaydaydım.
Ceylan hâlâ karşımdaydı. Ama konuşamıyordu.
Ağzı bantlı, gözleri kan çanağına dönmüş.

Yanımda bir ses yankılandı.
O tanıdık ses.
“Leyla.
Bu bir son değil.
Bu, ikinci perde.”

---

Kapı açıldı.
İçeri giren kişi…
Selim.

Yüzünde suçlu bir ifade yoktu.
Tam tersine... sakin, soğuk ve emin adımlarla yürüdü.
“Buraya seni kurtarmaya geldim,” dedi.
Ama gözlerindeki o gölge... beni ürpertti.

“Sen mi kaçırdın Ceylan’ı?” dedim.
Güldü.
“Hayır. Ama onu kurtaramayan bendim.
Ve seni… koruyamayan da.”

“Bana oyun mu oynadın?”
“Hayır Leyla. Bu oyunu sen başlattın.
Ben sadece izledim.”

---

Ceylan ağlamaya başladı.
Ben yerimden doğrulmaya çalışırken Selim cebinden bir anahtar çıkardı.

“İçeri girmek kolaydı,” dedi.
“Çıkmaksa... başka bir şans oyununa bağlı.”

Kapıyı açtı.
Arkasında… siyah ceketli iki adam duruyordu.
S.O. işareti, yakalarında işlenmişti.

---

“Ne istiyorsunuz bizden?” dedim.

Birisi yaklaştı, göz hizama indi.
“Senden bir seçim.
Ya Ceylan’ı alıp buradan çıkarsın…
Ya da bu defteri tamamlayıp gerçeği öğrenirsin.”

Elime eski bir günlük uzattı.
Babamın defteri.

---

Kafamda bir uğultu başladı.
Gözüm Ceylan’da…
Elimde babamın geçmişi…
Kapıda S.O.
Ve ben,
bir kararın tam ortasında.

---

> Şimdi Leyla,

Ya sevdiklerini kurtaracaksın…

Ya da gerçeği.

Ama ikisi birden mümkün değil.

---

Bitmedi.
Henüz değil.
Çünkü... benim adım Leyla Kara.
Ve bu, benim oyunum.

---