18. bölüm · Şans Oyunu 1
18. Bölüm – Sessizlikten Önce
Kapı, arkamızdan kapandığında ses duvarlara çarpıp yankılandı.
Bir anlık sessizlik oldu.
Karanlık, üzerimize kalın bir perde gibi indi.
Birbirimize baktık ama hiçbirimiz konuşmadı.
Sanki kelimeler boğazımıza düğümlenmişti.
Gözlerimiz alışmaya çalışırken, odanın köşesindeki zayıf ışık titredi.
Sanki o da bizim gibi korkuyordu.
Nefesim sıklaştı.
Göğsümde bir ağırlık vardı, sanki görünmeyen bir el bastırıyordu.
Ama bu korku değildi.
Bu… geçmişti.
Babamın bu odada neler yaşadığını düşündükçe, her şey içimde bir yangına dönüyordu.
Bu oda, onun son sığınağıydı.
Ve şimdi ben buradaydım.
Duvara yaslandım, gözüm odadaki tozlu raflara kaydı.
Sarı sayfalar, eski dosyalar, kurumuş mürekkep kokusu…
Hepsi bana bir şeyler anlatmak ister gibiydi.
Ama en çok da defter.
Masada, tam ortada duran, kapkara deri kaplı bir defter.
Alya ona doğru yürüdü ama ben daha hızlı davrandım.
Elimle deftere uzandım.
Soğuktu.
Ama alışık olduğum bir soğuk…
Babamın ellerini hatırladım o an.
Sert ama güvenli.
Defteri açtım.
İlk sayfada sadece bir cümle vardı:
“Güvendiğin herkes, sana karşı birer kurşun olabilir.”
İçim ürperdi.
Ateş ve Ceylan’a bir an baktım.
Söyleyecek hiçbir şey yoktu.
Herkes o cümleyi okudu, kimse itiraz etmedi.
Çünkü hepimiz biliyorduk:
Babam haklıydı.
Sayfaları çevirdikçe, bilgiler su yüzüne çıkıyordu.
S.O.’nun iç yapısı, üyeler, kod isimler…
Ve bir isim:
BİR
Sadece bu kadar yazıyordu.
Ne adı, ne cinsiyeti, ne yüzü…
Sadece “BİR”.
Hepsini yöneten kişi.
S.O.’nun görünmeyen lideri.
Ateş elini alnına koydu, “Bu gerçek olamaz,” dedi fısıltıyla.
Ceylan, deftere parmağını bastırdı,
“Bu kişi hâlâ örgütü yönetiyor olabilir mi?”
Ben sessizce ayağa kalktım.
Kalbim deli gibi çarpıyordu.
Babam bu bilgileri saklamıştı çünkü onu ‘BİR’ tehdit etmişti.
Ve şimdi ben o gerçekle baş başaydım.
Tam o sırada tavandaki ışık titredi.
Kapının dışından ayak sesleri gelmeye başladı.
Hafif, dikkatli, temkinli…
Ama yaklaşan.
Alya, nefesini tuttu,
“Bizi buldular.”
Ateş hızla silahını çıkardı, Ceylan duvara yaslandı, ben ise defteri göğsüme bastırdım.
O an anladım.
Babam sadece bu bilgileri saklamamıştı.
Beni buna hazırlamıştı.
Kendimi, geçmişimi, düşmanımı tanımam için…
Kapı yavaşça aralanmaya başladı.
Herkes tetikteydi.
Ve ben ilk defa korkmuyordum.
Çünkü artık sadece kaçan değil, yüzleşen kişiydim.
“Gelin,” dedim fısıltıyla.
“Bu oyunu ben bitireceğim.”
---
