30. bölüm · Şans Oyunu 1

30. Bölüm – Gözler Üstümüzde

ASLI KENÇEKOL .

Bölümler
1 1. Bölüm-Geceyi Yırtan Ses 2 2. Bölüm – Kanın Hatırlattığı 3 3. Bölüm – Kayıp Harfler 4 4. Bölüm – Güvenin Çöküşü 5 5. Bölüm – Karanlıkta Saklanan Sesler 6 6. Bölüm – Karanlığın İçinden 7 7. Bölüm – İhanetin Kıyısında 8 8. Bölüm – Aynadaki Gölge 9 9. Bölüm – Yalanın Rengi 10 10. Bölüm – Kül Rengi Anılar 11 11. Bölüm – Sessizlikten Gelen Kadın 12 12. Bölüm – Gölgelerin Arkasında 13 13. Bölüm – Sistemin Kalbi 14 14. Bölüm – Sayacın Gölgesinde 15 15. Bölüm – Kapanış Perdesi 16 16. Bölüm – Karanlıkta Işık 17 17. Bölüm – Gölgelerin İçinden 18 18. Bölüm – Sessizlikten Önce 19 19. Bölüm – Yüzleşme 20 20. Bölüm – Kırılma Noktası 21 21. Bölüm – Kadının Gölgesi 22 22. Bölüm – Gözlerin İçinden Geçtim 23 23. Bölüm – Seçimin Bedeli 24 24. Bölüm – Sıfır Noktası 25 25. Bölüm – Dönüşü Olmayan Yol 26 26. Bölüm – Gölgeler Konuşur 27 27. Bölüm – Hafıza Kapanı 28 28. Bölüm – Karanlıkta Yankı 29 29. Bölüm – Aynaların Ardında 30 30. Bölüm – Gözler Üstümüzde 31 31. Bölüm – İlk Zaman 32 32. Bölüm – Küllerinden 33 33. Bölüm – Sessizlikten Sonra 34 34. Bölüm – Küller Arasında Yeni Bir Yol 35 35. Bölüm – Karanlığın Ötesi 36 36. Bölüm – Kırılma Noktası 37 37. Bölüm – Çürümüş Hafıza 38 38. Bölüm – Sınır Çizgisi 39 39. Bölüm – Kodun İçindeki Kız 40 40. Bölüm – Gölgelerin Ardındaki Gerçek 41 41. Bölüm – Kaçış Yok, Savaş Var 42 42. Bölüm – KODX’in Gölgesi 43 43. Bölüm – KODX ile Yüzleşme 44 44. Bölüm – Küllerinden Doğuş 45 45. Bölüm – Karanlığın İçinden Yükseliş 46 46. Bölüm – Gölgenin Sırrı 47 47. Bölüm – Karanlıkta Kayıp 48 48. Bölüm – Kırılma Noktası 49 49. Bölüm – Son Hamle 50 50. Bölüm – Kaderin Son Perdesi 51 Özel Bölüm – Leyla’nın Gecesi

Tünelin içindeki o boğucu sessizlik, şimdi yerini kalp atışlarımıza bıraktı. Tavanın üstünden gelen ayak sesleri artık belirgindi. Birileri oradaydı. Ve yakındı.
Çok yakındı.

Ceylan'ın eli elimde titriyordu. Ateş sessizce silahını çıkardı; babamdan kalan eski, ama sağlam tabanca.
Kapının önünde durduk.
Ben nefes almıyordum, ya da aldığımı hissetmiyordum.
Sanki içimden geçen her hava, GRİ’nin gözetleyen gözleri tarafından çalınıyordu.

“Hazır olun,” dedim, sesim kısıktı ama net. “Artık kaçmak yok.”

Tavan arasındaki metal levha gıcırdadı. Sonra bir tok ses...
Birisi aşağı atladı.

Karanlıkta belirdi önce.
Gözleri... o gözleri tanıdım.
Ama ismini hatırlayamadım.

Simsiyah giysiler, geceye karışmış siluet... yüzünde maske yoktu.
Sadece gözleri açıktaydı.

“Leyla,” dedi fısıltı gibi, ama tehdit dolu bir sesle, “seninle konuşmak istiyorum.”

Ateş öne atıldı, silahını kaldırdı.
“Bir adım daha atarsan, konuşamazsın!”

Adam gülümsedi.
Bir adım daha attı.
Ama ellerini havaya kaldırarak.

“Ben size zarar vermeye gelmedim. Henüz değil.”

Henüz mü?

Bu kelime beynimde yankılandı.
Dudaklarım kurudu.
“Seni tanıyorum,” dedim. “Beni... yıllardır izleyen gözler sendin. Kim olduğunu söyle.”

Adam başını eğdi.
“Beni GRİ yetiştirdi. Tıpkı seni hazırladıkları gibi. Ama fark şu; ben seçildim. Sen direndin.”

“Direndim çünkü ben oyuncu değilim. Bu oyunun kurbanı da değilim. Hesap soracağım.”

Adamın gözleri parladı.
“İşte bu yüzden seni seviyorlar. Güçlü olanı sever GRİ. Direniş onların en büyük testi.”

Ateş dayanamadı, silahı adamın kafasına doğrulttu.
“Ne istiyorsunuz bizden? Hepimizi deney faresine çevirdiniz. Artık bitti!”

“Hayır,” dedi adam. “Yeni aşama daha başlıyor.”

O anda arkamızdaki monitörlerden biri parladı.
Sistemde hâlâ açık bir yayın vardı.
Kameranın gösterdiği görüntü:
Bir başka laboratuvar. İçeride... çocuklar.

Küçük.
Kimi 8 yaşında, kimi 10.
Kablolara bağlı, sessizce uyuyan, belki de uyuyormuş gibi yapılan çocuklar.

Gözlerim doldu.
Ceylan ağlamaya başladı.
“Bu... bu gerçek olamaz.”

“GRİ hiçbir zaman tek bir kuşakla çalışmaz,” dedi adam.
“Siz ilk değilsiniz. Son da olmayacaksınız. Bu çocuklar sizin yerinize geliyor.”

Hayır.
Bu böyle bitemezdi.
Babam bizi korumak için her şeyini verdi.
Ve biz şimdi başka çocukların izlenmesine, sömürülmesine sessiz mi kalacaktık?

“Onları oradan çıkaracağım,” dedim. “Nerede olduklarını söyle.”

Adam başını iki yana salladı.
“Ancak bir şartla.”

Ateş tetiğe yaklaştı.
“Şart mı? Şart koyacak durumda değilsin!”

Adam bir adım geri çekildi, gözleri beni izliyordu.

“Leyla, sen bizim prototipimizdin. Senin kararların, sistemin geleceğini belirleyecek. Eğer bu çocukları kurtarmak istiyorsan... kendini GRİ’ye teslim edeceksin.”

Tüm dünya sessizleşti.
Ateş’in sesi bile çıkmadı.
Ceylan’ın nefesi tutuldu.
Sadece ben vardım o anda, adamın gözlerinde.
Sadece ben.

Korkuyordum.
Ama öfkem, korkumu bastırıyordu.

“Tam yerlerini söyle,” dedim, “sonrasına bakarız.”

Adam bir cihaz çıkardı. Elimdeki eski fenerin ışığında cihaz parladı.
Harita gibi bir şeydi.

“Kuzey bölgesindeki terk edilmiş termik santral. Çocuklar orada tutuluyor. Ama koruma altındalar. Ve sadece senin yüz tanımanla içeri girilebilir.”

Her şey planlıydı.
Benim gitmem gerekiyordu.

Ama bu bir tuzaktı, biliyordum.
Yine de... o çocuklar...
O gözler...

“Leyla, hayır,” dedi Ceylan. “Bu delilik. Gidemezsin. Yalnız gidemezsin.”

“Yalnız gitmeyeceğim,” dedim. “Siz olmadan hiçbir yere gitmem.”

Ateş gözlerimin içine baktı.
“Eğer bu tuzaksa, seni orada kaybedersek... ben kendimi affetmem.”

“Ben de,” dedim. “Ama biz buraya kadar birlikte geldik. Devamını da birlikte yapacağız.”

Adam yavaşça geri çekildi.

“Üç gününüz var. Sonra o çocuklar... kaybolur.”

Ve karanlıkta gözden kayboldu.

---

Tünelden çıkarken tek bir cümle yankılanıyordu içimde:

“Bizi izliyorlar. Hep izlediler.”

---