26. bölüm · Şans Oyunu 1
26. Bölüm – Gölgeler Konuşur
Gece, yutulmuş bir çığlık gibi üzerimize çökmüştü.
Sanki karanlık, sadece gökyüzünde değil, içimizde de ağır ağır yer ediyordu.
Ceylan ateşin başında oturuyordu.
Ateş biraz ötede, bir kabloyu tamir ediyordu.
Ben… elimde eski bir fotoğrafla, kulübenin köşesinde oturuyordum.
Fotoğrafta babam vardı.
Yanında tanımadığım bir adam.
Yüzü flu ama gözleri... ürkütücüydü.
Gözüm o yüze her takıldığında içimde garip bir ürperti oluyordu.
Sanki o gözlerle geçmişte değil, şimdi bakıyordu bana.
“Leyla.”
Ateş’in sesiyle irkildim.
“Bu dosyada bir şey buldum. Görmen lazım.”
Yaklaştım.
Ekrana bir isim yansımıştı:
> "KOD ADI: GRİ"
“Bu da ne?” dedim.
Ateş gözlerini kısmıştı.
“İşte garip olan bu. Sistem sıfırlanmadan önce bir güvenlik dosyası açılmış. Sadece belirli zamanlarda aktif olan bir protokol… Ve bu isim hep orada geçiyor. Ama kim olduğu bilinmiyor.”
Ceylan hemen atladı.
“Yani? Ne demek bu?”
Ateş ekrana tıkladı.
“Şu demek: ‘GRİ’ kod adlı biri tüm bu sürecin arkasında olabilir.
Babana emir veren, BİR sisteminin yönünü değiştiren…
Ve hâlâ aktif olabilir.”
Sessizlik.
Sonra ben sordum:
“Peki nasıl buluruz?”
Ceylan elindeki eski cihazı çıkardı.
“BİR'in gölge ağları yeraltında hâlâ aktif olabilir. Şifreli sinyaller, eski bağlantılar… Deneyeceğim.”
Ateş bana döndü.
“Leyla… Bu kişi gerçekten varsa, seni izliyor olabilir.
Ve sen artık onun hedefisin.”
Başımı yavaşça salladım.
“Ben artık kimseden kaçmayacağım.”
---
Gece yarısı olmuştu.
Ceylan bir sinyal yakaladı.
Bozulmuş ama hâlâ nabız gibi atan bir veri akışı.
“Sinyal sabit,” dedi. “Ama konumu yok.
Sadece bir ses dosyası gönderiyor. Aralıklarla.”
Ateş dosyayı açtı.
Kulaklıktan gelen ses önce boğuktu, sonra netleşti:
> “Leyla…
Sen kararını verdin.
Şimdi sıra bizde.
Baban sadece bir parça.
Satrançta asıl oyun piyonlarla değil, gölgelerde oynanır.”
Kelimeler buz gibi üzerimize döküldü.
Ceylan sessizdi.
Ateş yumruğunu sıktı.
Ben… sadece gözümü kırpmadan dinledim.
“GRİ,” dedim fısıltıyla.
“Kim olduğunu bilmiyorum ama seni bulacağım.”
---
Ertesi sabah, Derya geri döndü.
Yüzünde endişeli bir ifade vardı.
“Elimde yeni bilgiler var,” dedi.
“GRİ, bir kişi değil. Bir oluşum.
BİR sistemini geliştiren çekirdek ekipten ayrılan bir fraksiyon.
Yıllardır yeraltında, görünmez ama her yerde.
Ve şimdi aktifler.”
Ateş hemen sordu:
“Leyla’nın babası onlardan biri miydi?”
Derya gözlerini kaçırdı.
“Hayır. Ama bir dönem onlara çalıştı.
Sonra her şeyi bırakıp seni korumayı seçti, Leyla.
Bu yüzden hedef oldu.”
Kalbim sıkıştı.
Bir kez daha, geçmiş bana yeni bir yumruk atmıştı.
“Peki şimdi ne olacak?” dedim.
Derya derin bir nefes aldı.
“Siz artık sadece geçmişin izini sürenler değilsiniz.
Şimdi yeni bir sistemin karşısındasınız.
Ve bu sistem... hiçbir kural tanımıyor.”
---
Gece, yeniden çöktü.
Ama bu kez uyumadık.
Ateş, elindeki planlara gömülmüştü.
Ceylan, sinyal yakalamaya çalışıyordu.
Ben… sessizce eski kayıtları izliyordum.
Babamın sesi, yine bir kayıttan yükseldi:
> “Leyla…
Gücün sadece elindeki bilgilerde değil, kalbindeki seçimlerde.
Unutma, her gölgenin bir kaynağı vardır.
Ve her karanlık, bir ışığın peşinden gelir.”
Gözlerimi kapattım.
Derin bir nefes aldım.
Ve içimde yükselen sesi duydum:
> “Ben karanlıktan korkmayacağım.
Çünkü artık ben de bir gölgeyim.”
---
