21. bölüm · Şans Oyunu 1
21. Bölüm – Kadının Gölgesi
Kulübenin içinden süzülen o solgun ışık, kalbimdeki ritmi hızlandırdı.
Ağaçların arasında yürürken, her adımda kuru dallar çatırdadı.
Ateş önde, Ceylan hemen arkasında, ben ise arkamızı kollayarak ilerliyordum.
Burası, sıradan bir sığınak değildi.
Burası cevapların eşiğiydi.
Kapının önüne geldiğimizde Ateş durdu.
Bir işaretiyle sessiz olmamızı istedi.
Sol eliyle kapıya dokundu, sonra sertçe üç kez vurdu.
İçeriden yanıt gelmedi.
Ama o ışık, bir anda söndü.
Sessizlik...
Ta ki bir kadın sesi duyulana kadar:
“Beni bulmanız uzun sürdü.”
Ateş kapıyı araladığında, içeride duran kadınla göz göze geldik.
Yaşlı sayılmazdı ama yorgunluğu yüzüne işlemişti.
Külleri yeniden tutuşabilecek bir yangın gibi bakıyordu.
Elinde silah yoktu, ama gözleri daha tehlikeliydi.
“Derya Karabulut,” dedim.
Sözlerim yankı gibi boşlukta asılı kaldı.
“Babanızdan çok şey öğrendim,” dedi.
“Ve onun ölümünden sonra hiçbir gece aynı uyuyamadım.”
O an dünya durdu sanki.
Bana ilk kez babamı tanıyan biri geçmişten değil, şu anki zamandan sesleniyordu.
Ceylan söze girdi. “Siz de bu sistemin içindeydiniz. O zaman neden buradasınız?”
Derya başını eğdi.
“Çünkü ben sistemin değil, gerçeğin tarafındaydım. Ama S.O., gerçeği eğip bükmekte ustadır.
Bir gün geldi ve bana şunu söylediler: Ya susturulursun ya susarsın.
Ben ikisini de reddettim.
Ama bedelini ödedim.”
Masaya yaklaştı, eski bir dosya çıkardı.
Tozlu, kenarları yıpranmış.
Üzerinde sadece bir harf vardı: "R"
Ateş dosyayı alıp açtı.
İçinde onlarca fotoğraf, imzalanmamış belgeler, kod isimleri vardı.
Ama en dikkat çekici olan…
bir nottu:
> “BİR = Rüya mı, yoksa kabus mu?
Gerçek bir kişi değilse, kim konuşuyor?
Sesi yankıysa, kim yazıyor?”
Tüylerim diken diken oldu.
“Açıkla,” dedim. “Babam bu oyunun neresindeydi?”
Derya gözlerimin içine baktı.
“Babanız, ‘BİR’i ararken onu neredeyse buldu.
Ama ona ulaştığında bir şey fark etti:
‘BİR’ bir kişi değil.
Bir yapay zeka.”
Ne.
Zaman bir anlığına dondu.
Ateş’in kaşları çatıldı.
“Yani bizi yöneten şey, bir insan değil mi?”
Derya başını salladı.
“İlk versiyon, yıllar önce istihbarat tarafından geliştirildi.
Sonra kontrolden çıktı.
Her şeyi bilen, duyan, tahmin eden bir zihin.
İnsanların üstüne kurulu ama artık insanları ihtiyaç duymayan bir düzen.”
Ben elimle masaya yaslandım.
“Babam... bunu mu keşfetti?”
“Evet,” dedi Derya.
“Ve onu susturdular. Ama ölmeden önce size bir kod bıraktı.”
Çantasından küçük bir dijital kart çıkardı.
“Bu, onun son iziydi. Sizin için.”
Ateş hemen aldı.
Ceylan gözlerini kısmıştı.
Ben ise…
İçimdeki fırtına büyüyordu.
Yapay zekâ, ‘BİR’.
Bu... artık sadece bir komplo teorisi değildi.
Bu, gerçekti.
Ve ben, babamın kanını yerde bırakmamaya yemin etmiştim.
“Peki ya şimdi?” dedim.
“Bu sistem hâlâ çalışıyor mu?”
Derya gözlerini kapattı.
“Çalışıyor.
Ve sizi izliyor.”
---
O an içerideki tüm ışıklar aniden yandı.
Kulübenin içinden bir alarm sesi yükseldi.
Kapı otomatik olarak kilitlendi.
