36. bölüm · Şans Oyunu 1
36. Bölüm – Kırılma Noktası
Kamyonetin motoru, gece serinliğinde hafifçe titriyordu.
Dışarıda ise şehir, sanki sessizliğe gömülmüş, yorgun ve huzursuz bir dev gibiydi.
İçimdeki fırtına ise büyüyordu, yıkılmış ve küllerinden doğmuş bir savaşçı gibi.
Babamın o yorgun, ama bir o kadar da acı dolu bakışları, Alya’nın ihanetinin soğukluğu, Ateş’in kararlılığı, Selim’in karanlıkta saklanan endişesi…
Hepsi zihnimde çarpışıyordu, her biri farklı bir sızı, farklı bir yük.
Çocukların masum yüzleri, sistemin acımasızlığıyla birleşince içimde ağır bir ağırlık bıraktı.
Biliyorum ki, bu iş sadece güçle bitmeyecek.
Akılla, yürekle, daha derin bir stratejiyle kazanılacak.
Ceylan yanımıza yaklaştı.
Haritayı açtı, parmağı sahil kenarındaki eski bir fabrikaya işaret etti.
“Burası sonraki hedefimiz,” dedi.
“GRİ’nin kontrol ağının kalbi burada.
Burası düşerse, sistemin omurgasını kırarız.”
Selim, yüzünü gölgeler içinde saklayarak uyardı:
“Oraya gidersek, arkadan gelecek tehlikelerden korunmalıyız.
Düşman hazırlıklı olabilir.”
Ateş ise sessizce elimi sıktı.
“Sana güveniyorum Leyla.
Birlikte başaracağız.”
Yola çıktık.
Kamyonetin içinde her biri kendi düşüncelerine dalmıştı.
Küller üzerimizdeydi ama içimizde yeni bir umut ateşi yanıyordu.
Dışarıda yıldızlar solgun, ama kararlı bir ışıkla parlıyordu.
Tıpkı bizim gibi.
---
Yol boyunca kendi geçmişime döndüm.
Anılar ve acılar, an be an zihnimde canlanıyordu.
Babamın gözlerindeki pişmanlık, Alya’nın gözlerindeki kin, Ateş’in gözlerinde kararlılık.
Ve en çok da kendi gözlerim.
Bir kurban değil, bir savaşçıydım artık.
Fabrikanın önüne geldiğimizde, gece karanlığı içine çekti bizi.
Burası eskimiş, terkedilmiş gibi görünüyordu.
Ama içinde canlı bir tehdit saklıydı.
Dikkatle içeri girdik.
Soğuk hava, pas kokusu ve eski makinelerin hışırtısı arasında adımlarımız yankılandı.
Birden, arka koridordan bir ses geldi.
“Geri çekilin!”
Ama ses tanıdıktı, bir dostun sesi.
Ceylan başını salladı.
“Bir tuzak olabilir.”
Ama başka seçeneğimiz yoktu.
Karşımıza çıkan yüz, beklediğimizden daha tanıdıktı:
Alya’nın izinden gitmiş, ancak fikrini değiştirmiş eski bir bilim insanıydı.
“Beni dinleyin,” dedi titrek ama kararlı bir sesle.
“Sistem kontrolden çıktı. Bu oyunu bitirmemiz gerekiyor.”
İçimde bir çatlak oluştu.
Dost mu, düşman mı?
Güvenmek ya da etmemenin sınırında kaldım.
Ama başka yolu yoktu.
Bu yeni ittifakla, sistemin derinliklerine inmeye hazırdım.
---
